Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olan inşaat sektörü son yıllarda önemli bir sorunla karşı karşıya. Konutlardan köprülere, hastanelerden okullara kadar hayatımızın her alanında gördüğümüz yapıların arkasındaki en büyük güç insan emeği. Ancak bugün sektörün en çok şikâyet ettiği konu ne çimento fiyatları ne de demir maliyetleri. Asıl sorun, işini bilen nitelikli eleman bulmakta yaşanan zorluk.
İnşaat firmaları uzun zamandır kalifiye usta, kalıpçı, demirci, sıvacı, kaynakçı, vinç operatörü ve tesisatçı bulamamaktan yakınıyor. Bir çok firma iş almasına rağmen işi zamanında tamamlayacak yetişmiş personel bulamadığı için sıkıntı yaşıyor. Özellikle büyük şehirlerde bu sorun daha da belirgin hale gelmiş durumda.
Eskiden mahallelerde çıraklık kültürü vardı. Gençler küçük yaşlarda bir ustanın yanında işe başlar, yıllar içinde meslek öğrenirdi. Çırak, kalfa olur, ardından usta seviyesine yükselirdi. Bugün ise bu sistem büyük ölçüde zayıflamış durumda. Gençlerin önemli bir bölümü masa başı işlerde çalışmayı tercih ediyor. İnşaat sektöründe çalışmak isteyenlerin sayısı her geçen yıl azalıyor.
Bu durumun birçok nedeni bulunuyor. Öncelikle inşaat işleri fiziksel güç gerektiriyor. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda çalışmak kolay değil. Gençler daha rahat çalışma koşullarına sahip mesleklere yöneliyor. Ayrıca aileler de çocuklarının üniversite okumasını ve beyaz yakalı işlerde çalışmasını istiyor. Oysa her üniversite mezununun iş bulabildiğini söylemek de mümkün değil.
Sektör temsilcileri, meslek liselerinin ve mesleki eğitim merkezlerinin daha etkin hale getirilmesi gerektiğini belirtiyor. Çünkü inşaat sektörünün ihtiyacı olan şey yalnızca diploma sahibi insanlar değil, işi uygulamalı olarak bilen çalışanlar. Bir binanın sağlam yapılması için teorik bilginin yanında ciddi bir saha deneyimi de gerekiyor.
Nitelikli eleman eksikliği yalnızca firmaları değil, vatandaşları da etkiliyor. Çünkü yetişmiş usta sayısı azaldıkça işçilik maliyetleri yükseliyor. Bu da doğrudan konut fiyatlarına ve kiralara yansıyor. Bugün bir ev yaptırmak isteyen vatandaşın karşılaştığı maliyetlerin önemli bir bölümünü işçilik giderleri oluşturuyor.
Bazı bölgelerde ustaların günlük ücretleri oldukça yüksek seviyelere ulaşmış durumda. Bunun temel nedeni işini iyi yapan çalışan sayısının az olması. Ekonominin temel kurallarından biri arz ve talep dengesidir. Bir mesleğe olan ihtiyaç artarken çalışan sayısı azalırsa ücretlerin yükselmesi kaçınılmaz hale gelir.
Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda sorunun daha da büyüyebileceği konusunda uyarıyor. Çünkü mevcut ustaların önemli bir bölümü orta yaş ve üzeri grupta bulunuyor. Emeklilik yaşına yaklaşan çalışanların yerini dolduracak genç kuşak yeterli sayıda yetişmiyor. Bu durum gelecekte inşaat sektöründe ciddi bir iş gücü açığı oluşturabilir.
Öte yandan teknolojinin gelişmesiyle birlikte inşaat sektöründe kullanılan ekipmanlar da değişiyor. Modern makineleri kullanabilen, teknik çizimleri okuyabilen ve yeni yapı tekniklerine hakim çalışanlara ihtiyaç artıyor. Artık yalnızca beden gücü değil, teknik bilgi de önem kazanıyor. Bu nedenle mesleki eğitim yatırımları daha da kritik hale geliyor.
Sorunun çözümü için devlet, özel sektör ve eğitim kurumlarının ortak hareket etmesi gerekiyor. Meslek liselerinin cazibesinin artırılması, öğrencilere staj imkanlarının sunulması ve başarılı gençlerin bu alanlara yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca toplumdaki “herkes üniversite okumalı” anlayışının da yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü güçlü ekonomiler yalnızca mühendislerle değil, yetişmiş ustalarla da ayakta duruyor.
Almanya, Japonya ve birçok gelişmiş ülkede meslek eğitimi oldukça değerli kabul ediliyor. Bu ülkelerde iyi bir kaynakçı, tesisatçı veya elektrik ustası yüksek gelir elde edebiliyor. Türkiye’de de benzer bir anlayışın güçlenmesi gerekiyor. Çünkü kaliteli üretimin ve sağlam yapıların temelinde nitelikli insan gücü bulunuyor.
Sonuç olarak inşaat sektöründeki nitelikli eleman sorunu yalnızca sektörün değil, tüm ekonominin meselesidir. Yapılan her konut, okul, hastane veya fabrika yetişmiş insanların emeğiyle ortaya çıkmaktadır. Eğer bugün gerekli adımlar atılmazsa yarın çok daha büyük iş gücü sıkıntılarıyla karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. Türkiye’nin büyümesi, şehirlerinin gelişmesi ve güvenli yapıların inşa edilmesi için meslek sahibi gençlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. İnşaat sektörünün geleceği, beton ve demir kadar nitelikli insan gücüne de bağlıdır.
Kaynak: www.baretdergisi.com

