Bankalar Caddesi’nin 1911 tarihli simge yapısı L’Union Han, kapsamlı restorasyonun ardından IHG Hotels & Resorts’un Vignette Collection markasıyla İstanbul’da yeni bir otel deneyimi olarak hizmet vermeye başladı.
İstanbul’un tarihi merkezlerinden Bankalar Caddesi, uzun yıllara yayılan bir restorasyonun ardından önemli bir dönüşüme sahne oldu.

20. yüzyılın başında inşa edilen ve kent hafızasında özel bir yere sahip olan yapı, artık L’Union Han İstanbul adıyla konaklama dünyasına yeniden kazandırıldı. IHG Hotels & Resorts’un Vignette Collection markasının İstanbul’daki ilk oteli olarak hayata geçirilen yapı, geçmişin mimari mirasını çağdaş konaklama anlayışıyla bir araya getiriyor. Çok katmanlı estetik yaklaşımıyla dikkat çeken proje, tarihi dokuyu koruyarak modern bir deneyim alanı oluşturuyor.

Bir asırlık yapı yeniden kent yaşamında
1905 yılında Osmanlı’nın ilk sigorta şirketlerinden biri için temelleri atılan ve 1911’de tamamlanan yapı, 1. Ulusal Mimarlık akımının izlerini taşıyor. Art Nouveau ve Art Deco etkilerinin birlikte görüldüğü bina, turkuaz çinileri, sivri kubbeleri ve detaylı cephe işçiliğiyle Bankalar Caddesi’nin en dikkat çekici yapılarından biri olarak öne çıkıyor.
Restorasyon süreci, yapının tarihi kimliğini korurken aynı zamanda onu bugünün şehir yaşamına entegre eden bir yaklaşım üzerine kuruldu.

Hikayeyi değiştiren keşif: bir bavulun içinden çıkan arşiv
Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri, restorasyon sürecinde ortaya çıkan tarihi arşiv oldu. Mimar Kıymet Aşık Yarkın ve Ka Line Mimarlık tarafından yürütülen çalışmalarda, bir sahafta bulunan bavul içinde Edoardo De Nari’ye ait yüzlerce çizim, fotoğraf ve mektup keşfedildi. Uzun yıllar Giulio Mongeri’ye atfedilen yapının mimarisi, bu belgelerle birlikte yeniden yorumlandı ve De Nari ile ilişkilendirildi. Arşivin günümüze ulaşmasında ise onun kızı Lydia’nın belgeleri yıllarca saklaması belirleyici oldu.
Bu hikâyeyi temsil eden en özel parçalardan biri ise otel içinde sergilenen “Rebel” adlı heykel oldu. Lydia’nın hikâyesini ve arşivin yolculuğunu simgeleyen eser, yapının hafızasını mekânın içine taşıyor.
Geçmişi koruyan değil, yaşatan restorasyon
L’Union Han İstanbul’da yürütülen çalışmalar yalnızca bir yenileme süreci olarak değil, geçmişi bugünün deneyimine dönüştüren bir yaklaşım olarak kurgulandı. Orijinal merdivenler, ahşap ve pirinç detaylar korunurken, cephedeki turkuaz çiniler iç mekân tasarımında yeniden yorumlandı.
Arşivden çıkan eskizler, tekstil ve yüzey tasarımlarında kendine yer bulurken, mekânın farklı bölümlerine yerleştirilen belgeler yapının tarihsel katmanlarını görünür kılıyor. Bengisu Yazıcı’nın üçüncü kattan başlayan enstalasyonu ise Bankalar Caddesi’nin ticaret ve hareketliliğini mekânın içine taşıyan sanatsal bir yorum olarak dikkat çekiyor.

Banca Unione: iki mutfağın buluşma noktası
Otel bünyesinde yer alan Banca Unione, Türk ve İtalyan mutfaklarını bir araya getiren özel bir gastronomi alanı olarak tasarlandı. Solid Consulting Group vizyonu ve Şef Tolga Atalay imzası taşıyan menü, günün farklı saatlerine göre değişen bir deneyim sunuyor.
Sabah saatlerinde kahvaltı ve fırın ürünleriyle başlayan servis, gün içinde kahve ve pastane seçenekleriyle devam ediyor, akşam ise daha güçlü bir gastronomi deneyimine dönüşüyor. Erhan Sağır’ın tasarladığı bar alanı ise İtalyan aperitivo kültürünü yerel tatlarla birleştiriyor.
İsmin taşıdığı anlam: birlik ve buluşma
L’Union ismi, yalnızca bir marka değil aynı zamanda yapının felsefesini de yansıtıyor. Birlik, buluşma ve farklı hikâyelerin aynı çatı altında bir araya gelmesi fikrinden yola çıkan yapı, İstanbul’un çok katmanlı kimliğiyle bütünleşiyor.
L’Union Han İstanbul, tarihi mirası korurken onu bugünün deneyim dünyasıyla birleştiren yaklaşımıyla Bankalar Caddesi’ne yeni bir kimlik kazandırıyor.
Kaynak: Turizm Ajansı

