Yapıradar Satın Alma Talepleri ve Projeler
Ana SayfaRöportajlar‘’Çimento Sektörü Neredeyse Enerji Sektörü Gibi’’

‘’Çimento Sektörü Neredeyse Enerji Sektörü Gibi’’

Türkiye Çimento Sanayicileri Birliği (TÜRKÇİMENTO) CEO’su Volkan Bozay, enerji maliyetlerinden en fazla etkilenen sektörün çimento sektörü olduğunu söyledi. 

Türkiye Çimento Sanayicileri Birliği CEO’su Volkan Bozay, Maliyetlerin yükselmesi nedeniyle çimento sektörünün güneş enerjisi, atık ısı geri kazanımı, temiz yakıt teknolojileri gibi alternatif çözümlerin peşine düştüğünü söyledi. Enerji Günlüğü’nden Sabiha Kötek’in sorularını yanıtlayan Bozay, merak edilenleri ele aldı. 

Volkan Bozay ile gerçekleştirilen röportaj şu şekilde:

Çimento-enerji ilişkisini sorsak…

Bir sanayi sektörü gibi görünse de aslında çimento üreticileri birer enerji firması gibi çalışıyor. Pandemi sonrası enerji kriziyle birlikte enerjinin toplam maliyetler içindeki payı çok hızlı arttı. 1.5 sene önce çimento sektöründe enerjinin üretim maliyetlerindeki payı yüzde 70’lerdeyken şu anda yüzde 80’ler, yüzde 90’lar düzeyinde. Dolayısıyla biz neredeyse enerji sektörü gibiyiz.

Bu benzerliğin size etkileri neler?

Enerji sektörü hangi gelişmeden ne kadar etkileniyorsa biz de o kadar etkileniyoruz. Çünkü üretim için taşı alıyorsunuz, 30 santigratla başlıyor, çeşitli aşamalardan geçirip 1000 dereceye kadar ısıtıyorsunuz, sonra fırında yaklaşık 1450 derecede eritiyorsunuz. Bunun için de 2000 derecelik ısıya ihtiyacınız var. O arada da tamamen enerji kullanıyorsunuz.

Ana enerji kaynağınız ne?

Ana kaynak kömür ve petrokok. Çimento üretimi kalorifik değeri çok yüksek kömürlerle yapılabiliyor, taşkömürü ile yapılabiliyor. Linyitle buna ulaşmanız çok zor. 6 bin-7 bin kalorilik kömürleri kullanıyorsunuz, belli standartlarda. Son dönemde bunu bulmak da zor. Son dönemde alternatif yakıtları değerlendirmeye çalışıyoruz. Çünkü maliyetler çok fazla arttı. Ayrıca Rusya-Ukrayna krizinden sonra tedarik sorunları da başladı.

Kömür tedariki neden zorlaştı peki?

Savaş dönemine göre fiyatlar biraz geriye doğru geldi ama şimdiki sıkıntı şu: Eskiden piyasayı takip ediyordunuz, ona göre bir fiyat vardı, şu anda fiyatı anlık alıyorsunuz işlemi hemen bitirmeniz gerekiyor. Krizden önce kömür 80 dolar/ton civarındaydı, savaş döneminde 420 dolar/ tona kadar çıktı, şimdi 300 dolar/ton civarında gidiyor. Ama bazen öyle oluyor ki, 200 dolara da bulabiliyorsunuz. Bağlantı yaptınız, ertesi gün 300 dolarlar civarında bulabiliyorsunuz. Fiyatlar o kadar çok dalgalı ki…

Bunun sizin üretiminize, satışınıza etkileri ne?

Diyelim ki siz belli bir fiyattan aldınız, bir süre sonra daha düşük fiyattan yakıt tedarik eden rakibiniz varsa rekabet avantajınızı kaybediyorsunuz. Sektördeki dinamikler ona göre değişiyor. Hatta son dönemde ihracat fiyatlarını da olumsuz etkiliyor. Maliyet hesabı yapmak zorlaşıyor. Şu anda en büyük sıkıntı bu.

Yaşananlar sizin maliyetinizi ne kadar artırdı?

Enerji maliyetlerimiz geçen yılın aynı dönemine göre ithal kömür yaklaşık altı kat artmış durumda. İthal kömürde yüzde 600 fiyat farkı var. Bu çok büyük bir fark. Petrokok alternatif bir çözüm, onu kullanan fabrikalar da var ama her tesis kullanamıyor. Onda da maliyetler yaklaşık üç kat artmış durumda. Alternatif yakıtlarda da çok artış oldu, yerli linyitte de fiyatlar yaklaşık iki kat artmış durumda. Elektrikte de öyle.

Maliyeti kurtarmayan üretimi durduruyor öyleyse…

Üretimi durdurmayı sektör çok tercih etmiyor. Bir şekilde bir yöntem bulundu ama işin kötüsü iç piyasada da üretim yavaşladığı için satışlarda düşüş var. Üretim ister istemez yavaşladı. Maliyet yapamama endişesi var. Bugün yaptınız maliyetin yarın ucuz mu pahalı mı kalacağını bilemiyorsunuz. Fiyatlardaki dalgalanma nedeniyle öngöremiyorsunuz.

Az önce alternatif yakıtlar dediniz, nedir onlar?

En önemli alternatif atık ısı geri kazanımı. Şu anda yaklaşık 141,5 MW’lık bir yatırım yapılmış durumda. 570 bin konutun günlük tüketimini karşılayacak kadar atık ısıdan geri kazanımımız mevcut. Yaklaşık 16 fabrikada 25 hatta bu sağlanıyor. Aslında toplam 320 MW’lık bir potansiyel var. Önümüzdeki dönemde bu yatırımların artabileceğini düşünüyoruz. Hele cezbedici bir devlet teşviki gelirse bu potansiyelin rahatlıkla değerlendirileceğini düşünüyoruz. Bu konuda kamuyla görüşmeler sürüyor.

Atık ısı dışında neler var?

Yenilenebilir kaynaklardan, güneş enerjisinden de yararlanıyoruz. Mevzuatla ilgili bazı ufak tefek sorunlar olsa da pek çok yerde güneş enerjisi ile üretim yapmaya başladık. Sektörün kullanabileceği 120-150 MW’lık bir güneş potansiyeli var. Şu anda devreye alınan kurulu güç 24,5 MW. Fizibilite aşamasındaki toplam kurulu güç de 210 MW. Yatırım aşamasındaki toplam güç ise yaklaşık 79 MW. Bir de atıktan türetilmiş yakıt (ATY) var. Bunların kalorifik değerleri çok yüksek.

Hangileri onlar?

Ömrünü tamamlamış lastiklerde 7000 kaloriye kadar çıkabiliyorsunuz. Ama oradaki sıkıntı ayrıştırmanın iyi yapılıp yapılmadığı. Normalde düşük karbonlu çimento üretimi için yurtdışında, özellikle emisyonu düşürmek için atık kullanılıyor. AB’de de böyle. AB’yi baz aldığımızda ülkemizde de atıktan türetilmiş yakıtın yüzde 50 civarında kullanılabileceğini düşünüyoruz. Şu anda bu oran yüzde 8’ler düzeyinde. Yani çok büyük bir potansiyel var. ATY petrokok ithalatını önleyebilir. 

Sourceyapiradar
RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments