Ana Sayfa Blog Sayfa 20

Söğütlüçeşme Tren İstasyonu, Açık Hava Pazarına Dönüşüyor

0

Kadıköy, Söğütlüçeşme’de, metrobüsle yüksek hızlı tren istasyonunun bulunduğu alan, Akfen Grubu ile birlikte önemli bir dönüşüm sürecine girdi.

Önceden güvenlik açısından sıkıntılı bir bölge olarak bilinen Söğütlüçeşme, artık vatandaşlar için keyifli bir yaşam alanı haline geliyor.

Kelebek’ten Mehmet Üstündağ’ın yazısına göre yaklaşık iki yıldır devam eden değişimle birlikte, Söğütlüçeşme çevresindeki açık alanlar ve yeşillikler, Avrupa’nın en büyük yeme içme ve açık hava pazarı alanına dönüşüyor.

Projenin geçmişi incelendiğinde, Akfen Grubu’nun Devlet Demiryolları’na ait olan istasyona viyadük yapımı karşılığında çevre düzenlemesini üstlendiği ortaya çıkıyor.

Projenin geliştirilme sürecinde Akfen’in patronu Hamdi Akın’ın öncülüğünde, New York, Londra ve Barselona gibi şehirlerdeki benzer alanları inceleyerek Kadıköy için yeni bir konsept geliştirildi.

Yenilenen alanda, açık alanlar, yeşillikler ve çeşitli yeme içme noktaları bulunacak. Ayrıca, bölgeye yeni bir performans sanatları merkezi de eklenecek.

Eylül ayında açılacak bu merkez, geniş bir sanat etkinlikleri yelpazesi sunacak.

Bu projeyle birlikte Söğütlüçeşme, sadece bir tren istasyonundan öte, Kadıköy’ün kültürel ve sosyal yaşamına katkı sağlayan önemli bir nokta haline gelecek.

İnşaat Sektöründe Nitelikli İş Gücü Bulmak Her Geçen Gün Daha da Zorlaşıyor

0

İnşaat ve hazır beton gibi inşaat malzemeleri sektöründe yetişmiş eleman ve işçi bulamama sorunu her geçen gün büyüyor. İnşaat maliyetleri her geçen gün artarken kalifiye eleman bulamamak da inşaat şirketlerini zora sokuyor. 

İşçi bulma zorluğunun başlıca nedenleri arasında, artan talep, nitelikli işgücü eksikliği, göçmen işçi sayısındaki azalma ve iş koşullarının yetersizliği gibi faktörler yer aldığını ifade eden VEZGA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Raz, “Özellikle büyük şehirlerdeki mega projelerin artmasıyla ve yaşadığımız deprem felaketi ile birlikte işçi talebi de ciddi şekilde arttı. Ancak, bu talebi karşılayacak nitelikli iş gücü bulmak her geçen gün daha da zorlaşıyor” dedi.

“FİRMALARIN EN BÜYÜK ENDİŞESİ KALİFİYE ELEMAN KITLIĞI”

Deprem sonrasında iyice hareketlenen inşaat sektöründeki işçi ve usta eksikliği sebebiyle çalışmaların olması gerekenden daha yavaş ilerlediğini belirten Raz, “Bugün işini büyütmek, üretimini artırmak, yani iş alanlarına açılmak isteyen firmalarımızın en büyük endişe kaynağı kalifiye eleman kıtlığıdır. Özel sektörümüz çalıştıracak personel bulamazken resmi kurumlarımızın kapısında iş başvuruları için uzun kuyruklar oluşmakta. Kalıcı çözüm yolları geliştirmemiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz dönemde hükümetimizin önceliklerinden birisi de istihdamda arz-talep dengesinin temini olacak” diye konuştu.

“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ DE ETKİLİYOR”

İnşaat sektöründeki işçi bulma zorluğu sadece sektörü değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisini de etkilediğini söyleyen Mehmet Raz, “İnşaat sektörü, Türkiye ekonomisinin önemli bir parçası olduğu için işçi bulma zorluğu sektördeki büyümeyi ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, işçi bulma sorununun çözümü için hızla harekete geçilmesi gerekiyor. Sonuç olarak, Türkiye’de inşaat sektöründe işçi bulma zorluğu ciddi bir endişe kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, doğru adımlar atılarak bu sorunun üstesinden gelmek mümkün olabilir. İnşaat sektöründeki paydaşların iş birliği yaparak ve etkili politikalar geliştirerek işçi bulma sorununu çözmeye odaklanmaları gerekiyor” dedi.

“EĞİTİM PROGRAMLARI VE MESLEKİ GELİŞİM FIRSATLARI SAĞLANMALI”

Bu sorunun çözümü için atılabilecek adımlardan bahseden Raz, “İlk olarak, işçilere yönelik eğitim programları ve mesleki gelişim fırsatları sağlanarak nitelikli iş gücünün artması sağlanabilir. Ayrıca, işverenler çekici teşvikler sunarak ve iyi bir işveren markası oluşturarak işçi çekmeyi hedefleyebilirler. Teknolojinin kullanımıyla iş süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi de işçi bulma sorununu hafifletebilir” diye konuştu. VEZGA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Raz, bu adımları detaylı olarak açıkladı:

1. Eğitim ve Mesleki Gelişim: İnşaat sektöründe çalışacak işçilere yönelik eğitim programları ve mesleki gelişim fırsatları sağlanabilir. Bu, nitelikli iş gücünün artmasına ve talebi karşılamaya yardımcı olabilir.

2. Teşvik ve İşveren Markalaşması: İşverenler, çekici teşvikler sunarak ve iyi bir işveren markası oluşturarak işçi çekmeyi hedefleyebilirler. Örneğin, daha iyi maaşlar, sigorta olanakları, kariyer ilerleme fırsatları gibi avantajlar sunulabilir.

3. Teknoloji ve Verimlilik: İnşaat sektöründe teknolojinin kullanımıyla iş süreçleri daha verimli hale getirilebilir. Bu, daha az işçiyle daha fazla iş yapılmasını sağlayabilir.

4. Göçmen İşçi Politikaları: Ülkeler, işçi bulma sorununu çözmek için göçmen işçi politikalarını gözden geçirebilir ve uygun koşullarda göçmen işçi alımını destekleyebilir.

5. İşgücü Planlaması: İşverenler, ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve uygun işgücü planlaması yapmak için uzun vadeli stratejiler geliştirebilirler.

Özhaseki: “500 Bin Civarında Konut ve İş Yeri Yapmayı Planlıyoruz”


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, deprem bölgesine yönelik, “Bakanlık olarak ‘500 bin civarında konut ve iş yeri yapalım’ diye planlamalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda ülke genelinde 1240 yerde şantiyemiz var, 110 bin kişilik bir çalışan ordusuyla bu işleri sürdürmeye gayret ediyoruz.” dedi.

Özhaseki, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Konferans Salonu’nda yapılan İl Koordinasyon Toplantısı’na katıldı.

Bakan Özhaseki, buradaki konuşmasında, toplantıda Hatay’da neler yapılması gerektiğine dair fikirlerin ele alınacağını söyledi.

6 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketinden 14 milyon insanın dolaylı veya doğrudan etkilendiğini belirten Özhaseki, devlet ve millet olarak o yaraları sarma adına çok işler yapıldığını dile getirdi.

Şu ana kadar AFAD’ın deprem bölgelerinden kendilerine bildirdiği hak sahipliği sayısının 400 bin civarında konut, 40 bin civarında da iş yeri olduğunu belirten Özhaseki, “Fakat mahkemelik durumlar var, ara ara sayılar değişiyor veya süreler uzatılıp yeni müracaatlar alınıyor derken bu sayının 500 bine doğru yaklaşacağını kabul ediyoruz. Biz Bakanlık olarak ‘500 bin civarında konut ve iş yeri yapalım’ diye planlamalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda ülke genelinde 1240 yerde şantiyemiz var, 110 bin kişilik bir çalışan ordusuyla bu işleri sürdürmeye gayret ediyoruz.” diye konuştu.

Şu ana kadar 76 bin kadar konutu teslim ettiklerini ifade eden Özhaseki, gelecek yılın ortası veya güz döneminde tüm konut ve iş yerlerini hak sahiplerine teslim etmeyi planladıklarını dile getirdi.

Bakan Özhaseki, yurt dışından elde edilen kredi kapsamında deprem bölgelerinde altyapı yapmak için proje geliştirdiklerini belirterek şunları kaydetti:

“Bununla da özellikle 11 deprem bölgemizdeki belediye başkanlarımızla, bundan 3 ay kadar önce, bazıları devam ediyor, bazıları eski belediye başkanlarımız, ‘ihtiyaçları nedir?’ diye sorup tespit ettiğimizde, karşımıza çıkan bu bölgelerin tamamının altyapısını yapmak üzere de bir proje geliştirdik.

Hatay’ımız için 1107 kilometre su borusu, 800-900 kilometre kadar kanalizasyon hattı, 5 tane arıtma tesisi benim hatırladığım, 19 depo vardı galiba, bunlar hasar görmüştü, bunların yapımını da programa aldık. En yüksek bedel, altyapı için ayırdığımız bedel Hatay’ımız için 14,2 milyar lira, Malatya için 6 milyardı hatırladığım, Kahramanmaraş için 10 milyar civarındaydı. Yani oralardan gelen talep neyse, eksik neyse altyapıda tamamını projelendirip parasal olarak da öyle bir rakama ulaştık. Bugünlerde İller Bankası zaten ilan ediyor, açık ihaleler yapılıyor, yeterli olan firmalar gelip onlar da bir taraftan altyapı yapmak için de işe başlayacaklar, böyle bir çalışma.”

Daha sonra Vali Mustafa Masatlı, kentte sürdürülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Basına kapalı devam eden toplantıya, milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi partilerin temsilcileri, kamu kurumu yöneticileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, oda başkanları ve depremzede vatandaşlar katıldı.

Kaynak: Dünya Gazetesi

İnşaat Sektörü, ‘Depreme Dirençli İstanbul’ İçin Buluşacak

0

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki şirketlerden İstanbul Konut İmar Plan Sanayi ve Ticaret A.Ş.  (KİPTAŞ) Genel Müdürü Ali Kurt, 20 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenecek “inSuppliers İnşaat Sektörü Profesyonelleri Buluşması” özel oturumuna konuk olacak. 

Sektörün öncü firmalarının katılımıyla gerçekleşecek etkinliğe konuşmacı olarak katılacak Ali Kurt, dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul’u deprem dirençli bir kent haline getirmek için yürütülen projeleri ve kamudan gelen talepleri paylaşacak, sektörün önerilerini dinleyecek. Depreme dayanıklı bir İstanbul için, birlikte yapılabilecekler ve daha yakın bir iş birliğinin adımları tartışılacak.

inSuppliers İnşaat Sektörü Profesyonelleri Buluşması’nın ikincisi, 20 Mayıs 2024 tarihinde İstanbul Fairmont Quasar’da düzenlenecek. Sektörün öncü firmalarının katılımıyla gerçekleştirilecek networking etkinliğinin özel oturumuna KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt konuşmacı olarak katılacak.

Depreme dirençli bir İstanbul için kamu-özel sektör iş birliği

Dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul’u deprem dirençli bir kent haline getirmek için KİPTAŞ’ın yaptığı planlamaların, yürütülen projelerin ve kamudan gelen taleplerin paylaşılacağı özel oturumda, tedarikçi, inşaat taahhüt ve gayrimenkul firmaları ile kamu-özel sektör iş birliği adımlarını geliştirmek için yapılabilecekler, tüm tarafların talep ve beklentileri ile iş birliği yol haritasının adımları tartışılacak.

Sektörün tüm aktörleri bir arada olacak

İnşaat sektörünün başarılı Startup’ı inSuppliers ev sahipliğinde gerçekleşecek etkinlikte, sektörün önde gelen yatırımcı ve taahhüt firmaları, farklı sektörlerin inşaat grupları, mimarlık ofisleri, ürün ve hizmet sağlayıcıları, sektörün dönüşümüne öncülük eden meslek kuruluşları, dernekler ve üniversitelerin öğrenci kulübü temsilcileri bir arada olacak.

B2B oturumlar, ilham konuşmaları, ikili görüşmeler, özel bir akşam yemeği ve özel oturumu ile sektör içi iletişime yeni bir boyut kazandıran etkinlik, yeni iş birlikleri ve bağlantılar oluşturmak için verimli bir networking ortamı sağlıyor.

Cam Giydirme Binalar, İklim Koşullarını Olumsuz Etkiliyor

0

İstanbul’da birçok ilçede göze çarpan cam giydirme binalar, iklim koşullarını olumsuz yönde etkiliyor. Bu yapıların güneş ışığını yansıtma görevi üstlenmesi ise şehirlerde ısı adaları oluşmasına yol açıyor. Yapılan çalışmalarda ısı adaları nedeniyle yerleşim alanı ile hemen yanı başındaki yeşillik alanda ölçülen sıcaklıkların farklılıklar gösterdiği belirlendi. 

Gökdelenlerin şehirlerde hissedilen hava sıcaklığını arttırdığını belirten Ahmet Köse, “Aşırı şehirleşme, betonlaşma ve asfalt yüzeyler şehirleri ciddi manada etkiliyor. Her yağış sele neden oluyor. Her yağış su baskınına neden oluyor. Ve şunun farkına vardık ki, yazın Maslak’ın 2 kilometre ilerisindeki Belgrad Ormanı’nda hava sıcaklığı 30 derece olsun, nem yüzde 55 olsun, hissedilen sıcaklık 32 derece iken, bulunduğumuz bölgede hissedilen sıcaklık 42- 43 derece oluyor. Şanlıurfa sıcağını hissediyoruz.” dedi.

“GİYDİRME CAM ISIYI ARTIRIYOR”

Köse, “Nasıl oluyor bu? Buradaki hava sıcaklığı 32-33 derece. Nem yine yüzde 55 olsun. Ancak giydirme cam binaların, yapılan bilimsel çalışmalarda ortamın ısısını 3 derece kadar arttırdığı tespit edilmiş, yine beton ve asfalt yüzeylerin sıcaklığı 54 dereceye, 30 derece sıcaklıkta asfalt yüzeyin sıcaklığı ise 58 dereceye kadar çıkabiliyor. O yüzden bunların ve mercek görevi gören giydirme cam binaların da etkisiyle sıcaklığı 45 dereceye yakın hissediyoruz. Yine uluslararası tıbbi merkezin yaptığı araştırmalara göre 2003 yılında Avrupa’da sıcak hava dalgaları sebebiyle yaklaşık 70 bin kişi hayatını kaybetti. Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor ki sıcak hava dalgasının yaşandığı günlerde ölüm oranları yüzde 10 oranında artıyor. Ülkemizde bununla ilgili çok ciddi çalışmalar olmasa da yapılan sadece Avrupa’da değil Amerika’da da yapılan çalışmalarda yüzde 14’lere kadar ölüm vakalarında ciddi artışlar görülüyor. Bu da kalp krizi ve beyin kanaması risklerinin arttığını gösteriyor” dedi.

“Rüzgar kapanı görevi görüyor”

Gökdelenleri ‘Rüzgar kapanı’ olarak adlandıran meteoroloji mühendisi Köse, “İstanbul’un hakim rüzgar yönü yüzde 70 poyrazdır. Biz gökdelenleri İstanbul’un hakim rüzgar aldığı alanlara diktik ve aralarında boşluk bırakmadığımız için rüzgar bir taraftan geliyor, diğer taraftan çıkamıyor. Çıkamadığı için o gökdelenlerin arka tarafında kalanlar yaklaşık bunun 50 katı mesafede rüzgarsız kalıyor. Rüzgarsız kalmak ne demek? Hava sirkülasyonu olmaması, hava kirliliğinin artması anlamına geliyor. Gökdelenin diğer tarafında kalanlar ise bu defa türbülans sebebiyle başta kulak rahatsızlıkları olmak üzere çok ciddi sinir harbine neden olan hastalıklara maruz kalmak zorunda kalıyor.” dedi.

Köse “Dolayısıyla biz bir şeyler yaparken, bir şeyleri göz ardı ediyoruz. Mesela gökdelenler, tamam cam giydirme binalar çok şık duruyor. Gece gündüz siz arka taraftakini göremiyorsunuz, işiniz gidiyor. Ancak diğer taraftan baktığınız zaman gelen ışığın bir kısmını gökdelenler geri yansıtıyor. Bu da mercek görevi görüyor. Hatta İngiltere’ de bir vaka var. Aynı yere park eden bir vatandaş belli bir süre sonra bakıyor ki arabası o mercek görevi sebebiyle boyası yanmış ve dava açıyor. Bunun gibi olayları artık gelecekte de sık sık biz görmeye başlayacağız. Öncelikle meteorolojik etki değerlendirme dediğimiz bir hadise var. Bir yörenin şehirleşme yapılırken meteorolojik hadiselere, parametrelere bakılması gerekiyor. O yörenin suyu yetecek mi, insanlara havası yeterli mi, yeterince temiz mi? Ya da biz dere boyunca, mesela Büyükdere Caddesi diyoruz. Derenin haberi yok bundan. Her tarafa plazalar dikmişiz. İki damla yağmur düştüğü zaman buralarda sel ve su baskınları yaşanıyor ve sonrasında bütün suçu iklim değişikliğine bağlıyoruz” diye konuştu.

“ŞEHİRLEŞME VE İMAR PLANLAMALARINDA METEOROLOJİ UZMANLARI DİNLENMELİ”

Şehirleşme ve imar planlamalarında meteoroloji uzmanlarının dinlenmesi gerektiğini savunan Ahmet Köse, “Şehirleşmeyi yeniden bizim tasarlamamız gerekiyor. Artık günümüzde sürdürülebilir şehircilik kavramı hat safhada ön plana çıkmış durumda. Çünkü biz gelecek nesillere artık yaşanabilir şehirler bırakabilmemiz için meteoroloji mühendislerinin sözlerine dikkat ederek, imar planlarında onlara yer vererek imar planlarını yeniden revize etmemiz gerekiyor. Çatı eğiminden, binaların yön seçimine kadar mesela biz kuzey-güney cepheler yapıyoruz. Binalara kuzey-güney istikamette yerleştiriyoruz, batı-doğu istikamette yerleştiriyoruz. Bunlar hakikaten o yöresel şartlara uygun mu? Mesela İstanbul da hakim rüzgar yönü poyraz olduğu için güneşi maksimum alacak şekilde şehirleri planlamamız gerekiyor. Binaları planlamamız gerekiyor. Zira mimar arsaya bakıyor. Şehre en fazla kaç metrekare alan çıkıyorsa ona göre binayı tasarlıyor ki şu an iyi günlerimiz” ifadelerini kullandı.

“BU KISIR DÖNGÜ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BİZİM SORUNLARIMIZ KATLANARAK DEVAM EDECEK”

Gökdelenlerin plansız şekilde yapılması durumunda yaşanacakları değerlendiren Köse, “Her geçen gün, iddia ediyorum her sene sel olayları katlanarak devam edecek, çatı uçmaları katlanarak devam edecek ve orman yangınları katlanarak devam edecek. Bunu önlemenin yolu sürdürebilir şehirleşme ve ulaşım. Orta çağdaki ahşap binaların ısı yalıtımı ile mevcut cam giydirme binaların ısı yalıtımı eşdeğer. Dolayısıyla biz bu evleri karşılamak için kışın sürekli buraları ısıtmak yazın ise soğutmak ile uğraşıyoruz. Bu da hava kirliliğine neden oluyor çünkü sürekli sera gazı salmak zorunda kalıyoruz. Bu kısır döngü devam ettiği sürece bizim sorunlarımız katlanarak devam edecek” dedi.

“İnşaat Sektörüne Destek Şart”

0

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), Türkiye’nin inşaat sektörü üzerine odaklanan en kapsamlı analizlerinden biri olan “2024 Yılının İlk Çeyreğine İlişkin İnşaat Sektörü Analizi Raporu”nu yayınladı. Raporda, sektörün geçmiş dönemde yaşadığı zorluklar ve 2023 yılındaki performansı detaylı bir şekilde ele alındı.

Rapora göre, 2023 yılının dördüncü çeyreğindeki yüzde 10,8’lik büyüme, özellikle deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarının etkisiyle kaydedildi. Ancak, 2023 yılında ilk çeyrek yüzde 5,3, ikinci çeyrek yüzde 7,2 ve üçüncü çeyrek yüzde 7,8 büyüme oranlarına revize edilerek, sektörün genel performansı daha detaylı bir şekilde değerlendirildi. Bu revizyonlar sonucunda, inşaat sektörünün genel ekonominin üzerinde yüzde 7,8 oranında büyüme kaydettiği belirtildi.

Gayrimenkul sektörü ise 2023 yılında yüzde 2,7’lik bir büyüme kaydederken, inşaat sektörü ile kıyaslandığında daha yavaş bir büyüme trendi sergiledi.

“İnşaat sektöründeki zorluklar devam ediyor”

Perlanest Gayrimenkul Kurucu Ortağı Birsen Engin, inşaat sektöründeki büyüme trendini değerlendirerek, bu gelişmenin olumlu olduğunu ancak sektördeki zorlukların devam ettiğini belirtti.

Engin, “İnşaat sektöründe yaşanan büyüme, sektörün tekrar canlanması adına önemli bir adım. Ancak, bu büyüme oranının daralmanın tamamını telafi etmediğini görmekteyiz. Sektördeki karşılaşılan sorunlar, yapısal reformlar ve sektöre yönelik desteklerle aşılmalıdır.” dedi.

Engin, ayrıca, inşaat sektöründeki büyümenin devam etmesi ve sektörün daha sağlam bir temel üzerine oturması için hükümetin ve ilgili kurumların sektöre desteklerini artırmaları gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte, sürdürülebilirlik, kalite ve yenilikçilik gibi unsurların da sektörün geleceği için önemli olduğunu dile getirdi.

Konut Fiyatlarındaki Düşüş Eğilimi 2025’te Değişecek

İstanbul’daki konut piyasasında konut kiraları artarken satılık daire fiyatlarında ise düşüş eğilimi oluşmaya başladı.

Konut piyasalarındaki son durumu değerlendiren Gayrimenkul Hukukçusu Ali Güvenç Kiraz, piyasanın bu yıl durağan olmasına karşın bu eğilimin 2025’te değişeceğini düşündüğünü dile getirdi.

Kiraz, Merkez Bankası’nın faiz indirim kararları sonrası mevduat sahiplerinin yatırımlarını yeniden konuta çevireceğini ve 2025’in ortalarından 2026 yılının başına kadarki süreçte konut talebinde artış olacağını ifade etti.

Son açıklanan bilgilere göre ülke genelinde satılık daire fiyatları, Mart’ta bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5.1 oranında düşmüştü. Ancak aynı dönem tarihlerinde kira fiyatlarının ise yüzde 55-58 oranında artış göstermiş olması dikkat çekmişti.

Konut satışlarında yaşanan bu durgunluğun en önemli sebeplerini faiz oranlarındaki yükseliş ve büyükşehirlerle Anadolu şehirleri arasındaki fiyat farklılıkları olduğunu belirten Ali Güvenç Kiraz, ev kiralarda sene başında yaşanan artışın Şubat ve Mart aylarında yerini durağanlaşmaya bıraktığını belirtirken konut kiralamak isteyenlerin seçeneklerinin arttığını belirtti. Ancak diğer yandan ev sahibi olmanın ise zorlaştığına vurgu yaptı.

Avukat Sinan Keskin ise, konut fiyatlarındaki gerilemenin nedenlerinin en başında artan konut kredi faizleri olduğunu söyledi. Keskin, gelecek yıl konut fiyatlarının yeniden yükseleceğini söyledi.

Keskin, 2025 yılında faiz indirim sürecine başlaması ile birlikte bankada parası olanların yeniden konut alımına yöneleceğini, kentsel dönüşüm sürecinin hızlanması ile birlikte fiyatlarda da artış olacağını ifade etti.

Kaynak: Emlak Dream

“Türkiye Yüzyılı ve Yapılarda Enerji Verimliliği Zirvesi” Başladı

0

Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği – VERİMDER 9-10 Mayıs tarihlerinde Ankara Ticaret Odası Meclis Salonu’nda gerçekleştireceği “Türkiye Yüzyılı ve Yapılarda Enerji Verimliliği Zirvesi”nde dünyadan ve Türkiye’den konusunun uzmanlarını bir araya getiriyor. 

Enerji kayıpları, iklim değişikliğinin yanı sıra tüketicilerin bütçesini de olumsuz şekilde etkilerken, evlerde harcanan enerji her geçen gün artış gösteriyor. Geleceğimizin belirleyicisi bu önemli konuda değer yaratmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla, Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği – VERİMDER çalışmalarına hızla devam ediyor.

35 ilde gerçekleştirdiği Anadolu Buluşmaları toplantılarında kanaat önderleri, yerel yönetimler ve tüketicilerin katılımıyla, iklim değişikliği, enerji verimliliği, enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik konularını ele alan VERİMDER’in son durağı Ankara olacak.

VERİMDER’in Dalmaçyalı sponsorluğunda, Ekonomi Gazetesi ve Ankara Ticaret Odası iş birliği ile gerçekleştireceği toplantıda SEPEV, İMSAD, ENVER de destekleyenler arasında bulunuyor.

OECD Daimi Temsilcisi Prof. Dr. Kerem Alkin, Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Enerji Verimliliği Baş Analisti Dr. Mine Işık, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Danışmanı Dr. Abdullah Buğrahan Karaveli, Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu BaşkanıHakan Güldağ, Genel Koordinatörü  Vahap Munyar, Yayın Kurulu Başkanı Şeref Oğuz, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı müdür ve uzmanlarının konuşmacı olarak yer alacağı zirvede; “Yeşil Dönüşüm ve Yapılarda Enerji Verimliliği İlişkisi, Kentsel Dönüşüm ile Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilir Gelecek, İkinci Ulusal Enerji Eylem Planı ve Yapılarda Enerji Verimliliği ve Sıfır Enerjili Binalar ve Sürdürülebilir Dönüşüm” konuları ele alınacak.

Mimarlık ve Tasarım Dünyasına İlham Verecek Yeni Bir Platform: Bir Tasarım Problemi’nin İlk Oturumu Gerçekleştirildi

Mimarlık ve tasarım iletişimi için yenilikçi fikirler sunan ArcheThink’in, tasarım dünyasına ilham vermek amacıyla başlattığı “Bir Tasarım Problemi” serisinin ilki, Deceuninck grubu bünyesinde bulunan IQ Alüminyum’un ana sponsorluğunda 30 Nisan’da Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleştirildi. Mimar, iç mimar ve kentsel tasarımcı gibi birçok tasarımcının proje aşamasında yaşadığı bir probleme ve bu problem için bulunan özgün çözüme dikkat çeken etkinlikte; Kent Plancısı Faruk Göksu, Mimar Han Tümertekin ve İç Mimar Yeşim Kozanlı seçtikleri projelerde yaşadıkları bir problemi ve çözümünü anlattı. 

Bir kentin tasarımından bir objenin tasarımına kadar tüm tasarımlarda sonuca değil, sürece odaklanmak üzere düzenlenen “Bir Tasarım Problemi” serisinin ilki, Deceuninck grubu bünyesinde bulunan IQ Alüminyum’un ana sponsorluğunda 30 Nisan Salı günü Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleştirildi. Mimarlar, tasarımcılar ve öğrenciler için eşsiz bir platform sunan ArcheThink’in Kentsel Planlamacı, Peyzaj Mimarı, Mimar, İç Mimar ve Endüstriyel tasarımcılar gibi farklı disiplinlerden tarafların katılımıyla düzenlenen “Bir Tasarım Problemi”nin yıl boyunca sürmesi planlanıyor.  

Her konuşmacının 15’er dakikalık süreye sahip olduğu etkinlik serisinde ilk konuşmacı Şehir Plancısı Faruk Göksu oldu. Nilüfer Pancar Deposu projesi üzerinden katılımcı bir süreç tasarımıyla dünün pancar deposunun bugün nasıl bir fikir deposuna dönüştüğünü anlattı. Tasarım düşüncesi yoluyla problemin keşfedilmesinin ardından süreç ve etkinlik tasarımının nasıl ilerlediğinden bahseden Göksu, “Sahiplenme ve süreklilik iki önemli kavram. Tasarım düşüncesi yoluyla, problemlerin keşfedilmesi ancak kolektif bir hareketle olur. Pancar Deposu’nda sadece mimari tasarım yapmadık; etkinlik tasarımı da yaptık ve etkinlik tasarımının süreçlerini paydaşlarla belirledik.” dedi.

‘’ Kız Kulesi’ni bilinen en eski kayıtlardaki haline dönüştürdük ‘’

Mimar Han Tümertekin “Sadece Merdiven” başlıklı sunumuyla medyada gündem oluşturan Kız Kulesi Restorasyonu’nu anlattı. ‘’ Biz her projenin başında mümkünse sorduğumuz ve bize sorulmuş bir dolu soruyu elekten geçirip tek bir soruya indirgediğimizde kendimizi rahat hissederiz. Problemi tanımlamazsak çözüm üretemeyiz. Bu projede de öyle oldu. Kız Kulesi aslında bir savunma yapısı olarak inşa edildi. Fakat zaman içerisinde yaşanan yangın ve benzeri sebeplerden ötürü birçok kez restore edilmek durumunda kaldı. Bilinen en eski tarihteki kayıtları büyük bir ekip ile inceledik. Sonrasında kulenin 2. Mahmut dönemindeki haline dönüştürülmesi kararlaştırıldı. Mimari müdahale yalnızca merdiven üzerinde yapıldı. Tarihi kulenin cephesindeki farklı boyutlardaki düzensiz açıklıkların sunduğu potansiyeli ortaya çıkaran merdiven tasarımı, Kız Kulesi’nde ışıkla birlikte geçmişten günümüze uzanan yeni bir deneyimi yaşatıyor’’ diyerek sözlerini noktaladı.

“Geçmişe saygı duyarak geleceği şekillendiriyoruz’’

Programın son konuşmacısı Yeşim Kozanlı, “Geçmişin Yükü” başlıklı sunumuyla Prag’daki Swissotel için yaptıkları otel giriş alanını, tarih ve coğrafyanın kendine özgü koşullarına saygıda kusur etmeyecek şekilde nasıl tasarladıklarını anlattı. Kozanlı, farklı dönemlerde inşa edilmiş, her biri ayrı hikâyeye sahip 5 tarihi yapının arasında sirkülasyon yaratmak için tasarlanan modern mekanın gelenekten geleceğe uzanan bir tasarım hikayesine sahip olduğunu vurguladı. “Biz başından sonuna kadar problemi çözmeye odaklanarak süreci yönetiyoruz. Bizim işimiz problem çözmek. Bu projedeki problem; farklı dönemlerde inşa edilmiş, farklı kotlardaki 5 tarihi blok arasında bir sirkülasyon yaratmaktı’’ dedi. 3 oturumda tamamlanan etkinlikte; katılımcıların konuşmacılara sosyal medya üzerinden sordukları sorular cevaplandırıldı.

 “Sadece çıktıya ve sonuca değil, sürece odaklandık”

“Bir Tasarım Problemi”nin tasarımda sınırları zorlamak ve mümkün olanı yeniden tanımlamak için bir platform sunduğunu belirten ArcheThink Kurucusu Selin Uysal, “ArcheThink olarak, mimarlık ve tasarım dünyasına değer katmak için projeler üretiyoruz. Bu süreçte, deneyimlediğimiz ve gözlemlediğimiz en etkileyici konu; tasarımcıların proje süreçlerinde yaşadıkları problemlere özgün çözümler getirmesi oldu. Tasarımcılar projeye başlarken işverenin hayallerini, ihtiyaçlarını, vizyonunu dinler. Kafasında oluşan tasarımı çalışmaya başlamadan önce, genelde bir problem ile karşılaşır ve sıklıkla tasarımını o problem üzerine şekillendirir. Çözülen problem ise son ürünün oluşmasındaki ana etkeni oluşturur. Bu bakış açısıyla, “Bir Tasarım Problemi” etkinliğini oluşturduk. Sadece çıktıya ve sonuca değil, sürece odaklanılması gerektiğini vurguladığımız etkinlikte, gelecekte yeni hikayeler keşfetme potansiyelinin heyecanını yaşıyoruz” diye konuştu. 

“Sektördeki tüm paydaşlara ilham veren bir etkinlik oldu”

Etkinliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan IQ Alüminyum Marka Direktörü Müfit Atlas ise şu ifadeleri kullandı: “IQ Alüminyum olarak, ‘Bir Tasarım Problemi’ etkinliğini desteklemekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Mimarlık ve tasarım dünyasına değer katan bu platformun, yaratıcılığı teşvik etmek, mimarlık ve tasarım severleri bir araya getirmek adına önemli bir rol oynadığını düşünüyoruz. Bizler de bu değerlere olan inancımızı ve sektöre olan desteğimizi göstermek adına etkinliğin yanında yer almayı tercih ettik. Tasarım sürecinde karşılaşılan zorlukların, yaratıcılığın ve çözüm odaklı düşüncenin önemini vurgulayan bu etkinliğin, sektördeki tüm paydaşlara ilham verici bir deneyim sunduğuna inanıyoruz”

Egepen Deceuninck, İç Mimarlar Odası’nı Belçika’da Ağırladı

VC profil sektöründe ilklerin öncüsü Egepen Deceuninck, İç Mimarlar Odası Genel Başkanı ve İl Başkanları ile İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere 12 şehirden iç mimarı Belçika fabrikasında ağırladı. Sektördeki son gelişmelerin paylaşıldığı gezide, iç mimarlar ürünlerin özelliklerini yakından tanıma fırsatı buldu. 

Türkiye’nin penceresi Egepen Deceuninck, düzenlediği etkinliklerle sektörün gelişmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Son olarak, İç Mimarlar Odası’nı Belçika fabrikasına konuk eden Egepen Deceuninck, etkinlik kapsamında iç mimarlara fabrika gezisi düzenlenmesinin yanı sıra, ürünler hakkında detaylı bilgi verildiği bir program düzenledi. Egepen Deceuninck’in üretim sürecinin incelendiği ve şirketin ürünlerinin anlatıldığı etkinlik, öğle yemeği ile son buldu. 

“Bu etkinlikler, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmemize katkı sağlıyor”

Organizasyona ilişkin açıklamalarda bulunan Egepen Deceuninck Genel Müdür Yardımcısı Tamer Özen, “Egepen Deceuninck olarak, sektöre katkı sağlayacak tüm organizasyonları çok önemsiyoruz. Bu doğrultuda, iç mimarlarımızı Belçika’daki üretim merkezimizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Gezi sırasında profilin üretim aşamaları detaylarıyla incelendi.Laminasyonlu profillerin nasıl elde edildiği oluşumundan takılma sürecine kadar olan süreci anlatıldı. Sektördeki en son gelişmeleri mimarlarla paylaşmak ve ürünlerimizin özelliklerini onlara daha yakından tanıtmak için bu etkinlik bir fırsat sağladı. Bu tür etkinlikler, sektördeki iş birliklerimizi güçlendirirken aynı zamanda daha yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmemize de olanak tanıyor.” diye konuştu. 

TKYD 2024’ün İlk Çeyreğini 160 Tüzel Üye İle Kapattı

Kurumsal yönetimin yaygınlaştırılması misyonuyla hareket eden Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin tüzel üye sayısı 160’a ulaştı. 

Adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri üzerine inşa edilen kurumsal yönetim anlayışının yaygınlaştırılması misyonuyla hareket eden TKYD, 2024 yılı ilk çeyreği sonunda tüzel üye sayısı, yeni üyeleriyle birlikte 160’a ulaştı.

2024 yılı ilk çeyreğinde TKYD’nin yeni tüzel üyeleri; Yapı Merkezi Holding A.Ş., Narter&Partners Avukatlık Ortaklığı, Haver Farma İlaç A.Ş, Hezz Medya İletişim Hizmetleri Limited Şirketi, Allianz Sigorta A.Ş., Ak Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., GNCR Holding A.Ş., Sadıklar Otomotiv Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi., Yapıchem Kimya Sanayi A.Ş. ve SUMMA Turizm Yatırımcılığı A.Ş. oldu.

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, “Kurumsal yönetim belirli bir noktaya gelmediği sürece atılacak her adım yarım kalacak. Kurumsal yönetim ilkelerini benimseyen, kültürlerine adapte eden ülkeler ve kurumlar; değişimleri önceden görüp aksiyon alabiliyor. Tüm dünyada iş yapış şekilleri pandemi ile birlikte değişti ve kurumsal yönetimin önemi daha da iyi anlaşıldı. Biz de kurumlarımızda bu farkındalığın arttığını gözlemliyoruz. Son dönemde aramıza katılan kurumsal üye sayısındaki hızlı artış da buna işaret ediyor. TKYD olarak kurumsal yönetimin gelişimine, kurumsal ve bireysel üyelerimizle birlikte katkı sunmaya devam edeceğiz. Bu doğrultuda aramıza yeni katılan üyelerimize hoş geldiniz diyerek teşekkür ediyorum.” dedi. 

Generali Sigorta, Elektrik Araç Kasko Ürününü Duyurdu

Sürdürülebilirlik ve değişen müşteri ihtiyaçlarına odaklanan Generali Sigorta, elektrikli araç sahipleri için özel bir kasko sigortası ürünü piyasaya sürdüğünü duyurdu. Geleneksel kasko sigortalarının ana teminatlarını kapsayan bu yeni ürün, aynı zamanda elektrikli araçların özel risklerine karşı da koruma sağlıyor.

Yeni kasko sigortası; çarpma, çarpışma, yangın, cam kırılması ve hırsızlık gibi standart kasko teminatlarını içerirken, elektrikli araçların özel ihtiyaçlarına yönelik ek teminatlar da sunuyor. Bu ek teminatlar arasında bataryanın hasarlanması, şarjın bitmesi durumunda mobil asistan hizmetlerinin sağlanması gibi özellikler bulunuyor.

Generali Sigorta, elektrikli araçları kapsayan yeni ürünü ile sadece müşteri memnuniyetini artırmakla kalmayacak aynı zamanda sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda katma değer üretecek. Generali Sigorta, elektrikli araç sahiplerinin ihtiyaçlarını ve memnuniyetini merkeze koyarak yeni hizmetini kullanıma sundu. Bu yeni kasko sigortası ürünü, elektrikli araç sahiplerine güvenilir bir koruma ve hizmet sunmayı amaçlayarak, geleceğin otomotiv endüstrisine yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor Generali Sigorta, müşteri memnuniyeti süreçlerinde odağına koyarak sunduğu hizmetleri her daim geliştirmeyi hedeflemektedir.

İnşaat Malzemesi Sanayi Üretimi Şubatta Yüzde 24,7 Arttı

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) tarafından açıklanan verilere göre, inşaat malzemesi sanayi üretimi şubatta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,7 artış gösterdi.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Aylık Sektör Raporu’nun nisan sonuçları açıklandı.

Rapora göre, inşaat malzemesi sanayi üretimi şubatta yıllık bazda yüzde 24,7 arttı. Yılın ilk 2 ayındaki üretim artışı 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 14,3 olarak gerçekleşti.

Ocak-şubat döneminde 17 alt sektörde üretim geçen yılın ilk iki ayına göre artarken, 5 alt sektörde azaldı.

İlk iki ayda üretim demir-çelik çubuk profilde yüzde 30,4, hazır betonda yüzde 29,1, çimentoda yüzde 26,7, demir ve çelikten inşaat ürünlerinde yüzde 24,5 ve inşaat camlarında yüzde 23 arttı. Seramik kaplama malzemeleri üretimi yüzde 23,2, seramik sağlık gereçleri üretimi ise yüzde 19,4 azaldı. 

İnşaat sektörünün gelecek döneme ilişkin öngörülerinin de yer aldığı rapora göre, yerel seçimler sonrası kredi büyümesine ilişkin sınırlamalar ile sıkılaştırma adımlarının sektör üzerindeki kısıtlayıcı etkisinin sürmesi bekleniyor.

Mart sonuna kadar deprem bölgesinde 78 bin konut inşaatı tamamlanırken, yıl sonuna kadar ilave olarak 122 bin adet daha konutun tamamlanması hedefleniyor.

“Yarısı Bizden Kampanyası”nın daha aktif uygulanarak kentsel dönüşüme ivme sağlaması, bu sayede hızlanması beklenen kentsel dönüşüm faaliyetlerinin inşaat sektöründe büyümeye olumlu katkı sunması bekleniyor.

Çatı GEP’leri de Artık Sigorta Güvencesinde

0

Sigorta sektörü şimdi de bireylerin evlerinin çatılarına kurduğu güneş enerji panellerini (GEP) güvence altına almaya başladı. Genelde konut sigortalarına eklenen GEP’lerin yıllık primleri ise 500 ile bin TL arasında değişiyor.

Dünya Gazetesi’nden Esin Çetinel’in haberine göre; artan enerji maliyetleri, çevreye olan duyarlılıktaki artış yenilenebilir enerjiye olan talebi artırmaya başladı. Artık büyük sanayi kuruluşlarının önemli bölümü hatta KOBİ’ler kendi enerjilerinin bir bölümünü karşılamak için rüzgâr, güneş, hatta termal enerjiyi kullanmayı tercih ediyor.

Bireysel tarafta ise özellikle yazlık müstakil evleri olanların taleplerinde kıpırdan gözleniyor. İşte bu kıpırdanma sigorta sektörünü de harekete geçirdi. Bugün sigorta sektöründe genelde kurumsal taraftaki firmaların güneş panellerine sigorta yapma eğilimi var. Axa Sigorta ise hem kurumsal hem de bireysel müşterilerinin GES yatırımlarını sigorta kapsamında güvence altına alan kurumlardan biri…

Ancak bireylerin bu güvenceden yararlanabilmesi için konut poliçesi satın alması gerekiyor. Aynı zamanda çatı tipi güneş enerji panellerinin 15 yıldan eski olmaması şartı aradıklarını söyleyen AXA Sigorta KKTC, Uluslararası İş Geliştirme ve Yeşil Yatırımlar Direktörü ve İcra Kurulu Üyesi Seda Bora Arkan, “Bu şartları sağlayan herkesin panellerini sigorta teminatı altına alıyoruz” diyor.

Çevre dostu bir yatırım olan çatı tipi güneş enerji panelleri sigorta sayesinde çok sayıda riske karşı güvence altına alınıyor. Bugün riskler için seçime bağlı olarak panellerin minimum 15 bin TL, maksimum 500 bin TL limite kadar teminat altına alındığını söyleyen Seda Bora Arkan, poliçenin içeriğine ilişkinse şu bilgiyi veriyor; “Yangın, yıldırım, fırtına, deprem tarzı risklerde panel bedeli ile kusurlu işçilik, elektrik enerjisinin doğrudan doğruya tesiri neticesi kısa devre, voltaj yükselmesi, izolasyon hatası gibi riskler için seçime göre teminat sağlıyoruz.”

Çatı tipi güneş enerji panellerine olan talep ve bunların sigortasına olan talebin arttığına da işaret eden Seda Bora Arkan, sözlerini şöyle sürdürüyor; “Talebin yoğunluğu bölgesel olarak değişiyor. Özellikle güneşli gün sayısının fazla olduğu, müstakil evlerin, yazlıkların daha yoğun olduğu Ege, Akdeniz ve Güney Anadolu bölgelerimizden daha yoğun talep geliyor. Gerek elektrik enerjisinin fiyatlarının artması, gerekse toplumda sürdürülebilirlik bakışının yaygınlaşması ile çatı tipi GES’ler ve bunların sigortasına olan talep artıyor. Yatırım geri dönüş süresinin kısalması halinde GES taleplerinin tabana yayılacağını öngörüyoruz.”

Çatı tipi güneş enerji panelleri maalesef ülkemizde çok yaygın değil. Sigortaya olan talepte buna bağlı olarak şimdilik oldukça sınırlı. Bu sigortanın temel özelliği ise konut sigortası poliçelerine eklenebilmesi. Fiyatları ise oldukça makul. Örneğin 100 bin TL’ye malolan bir çatı tipi güneş enerji paneli kurduğunuzda bunun yıllık primi 500 TL ile bin TL arasında değişiyor. Sigorta şirketleri bu üründe özellikle konutun bulunduğu bölgenin deprem bölgesi olması, seçilen limit, panel yaşı gibi çok sayıda parametreye bakarak prim fiyatlarını belirliyor.

Güneşe Yatırım Yapan Sanayici Alarmda

0

Enerji alanında düzenlemeler içeren Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun TBMM’de kabul edildi. Sektör temsilcileri ise lisanssız elektrik üreten santraller için eski yasaya geri dönülmesi çağrısında bulundu.

Dünya Gazetesi’nden Recep Şenyurt’un haberine göre; kabul edilen yeni yasa ile lisanssız elektrik üreten güneş enerji santrallerinin lisanslı olarak üretime devam etme sürecine yönelik düzenlemenin sektörün gelişimine engel olacağını, bu alana yatırım yaparak Türkiye’nin güneş enerji santrallerinde büyümesinin lokomotifi olan yatırımcıların cezalandırıldığını ifade eden sektör temsilcileri, bir önceki kanun çerçevesinde bu alanının yeniden düzenlenmesini talep etti.

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Başkanı Tolga Murat Özdemir, yasa koyucunun vatandaşın elektrik fiyatını düşürmek için çıkardığı yasayla lisanssız güneş enerji santralleri işleten yatırımcıların, üretimlerine lisanslı olarak devam etmek istemeleri halinde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) fiyatı üzerindeki rakamı bedelsiz devretmek zorunda kalacaklarını açıkladı. Özdemir, yasanın amacına hizmet etmesinin mümkün olamayacağını söyledi.

Türkiye’nin büyümesi için enerji sektörüne daha fazla yatırım yapılması gerektiğini ve yatırımcıların yatırım yaparken öngörülebilir bir ortamın olmasını beklediğini ifade eden Özdemir, “Lisanssız güneş enerjisi santrali yatırımı yapan yatırımcılar, büyük riskler alarak sektörün büyümesini sağladılar. Şimdi çıkartılan bu yasa kuralları değiştiriyor.

Hem lisans bedeli getiriyor hem de YEKDEM fiyatının üzerindeki rakamın bedelsiz olarak EPİAŞ’a bırakılmasına hükmediyor. YEKDEM fiyatı şu an 5,5 dolar civarında. Piyasa fiyatı ise 7,5 dolar civarında. Piyasa fiyatı 10 dolar da olabilir, 12 dolar da olabilir. Burada yatırımcılar aleyhine ciddi bir marj bulunmakta. Lisanssız güneş enerjisi santralleri önceki yasada piyasa fiyatı üzerinden yüzde 15’ini EPİAŞ’a bırakarak lisans bedeli ödemeden lisanlı olarak devam edebileceklerdi. Biz bu düzenlemenin geri getirilmesini talep ediyoruz” dedi.

Türkiye’nin 320 terawatt saat elektrik tüketimi olduğunu, lisanssız elektrik üreten GES’lerin ise 15 terawatt saat üretim gerçekleştirdiğini açıklayan Özdemir, şunları kaydetti: “Yasanın amacı vatandaşın elektriğini ucuzlatmak.

Ancak lisanssız santrallerin üretimi Türkiye tüketiminin yüzde 5’i civarında. Yüzde 5’inde böyle bir tasarruf yaparak vatandaşın elektrik fiyatı düşmez. 10 yıllık lisans süresini dolduracak işletmeler süre bitiminde eski yasaya bakarak lisanlı olarak üretimlerine devam etme kararı almışlardı. Şimdi bu santrallerin çoğu lisanslıya geçemeyeceği için bu yatırımların tabana yayılmasını sağlayan lisanssız üretim bitmiş olacak.

Sektörde 7,5-8 bin MW civarında olan bu tesislerde ciddi el değiştirmeleri ve konsolide olma sürecini yaşayacağız. Elektrik fiyatlarının ucuzlaması için en önemli şey GES ve RES’lerin sayısının ve gücünün artmasıdır. Bunun için de yatırımcıya ihtiyaç var. Eski yatırımcı cezalandırılırsa, bu alana yeni yatırımcı bulunamayacak ve elektrik fiyatlarını ucuzlatmaya çalışırken daha da pahalanmasına neden olunacaktır.”

“Yasalar yatırımcı lehine ve öngörülebilir olmalı”

Sektöre yönelik mevzuatların öngörülebilir ve sade olmasını beklediklerini dile getiren Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Başkanı Alper Kalaycı da yeni yasa ile getirilen düzenlemenin yatırımcılarda mağduriyetlere neden olacağını, lisanssız elektrik üreten santrallerin lisanslanma sürecinin çok daha sade ve yatırımcı dostu olacak şekilde olmasını beklediklerini dile getirdi.

Kalaycı, “Lisanssız elektrik üreten tesislerin makul bir şekilde belirlenecek bir lisans bedeli ile başka hiçbir koşul aranmadan lisanlı hale gelmesi bize göre en doğru yol olacaktır. Yatırımcılar bizim baş tacımız. Bugünkü faiz oranlarında yatırım yapmak çok zor. Yatırımcıları yatırım yapmaya cezbetmek, kaçırmamak lazım” diye konuştu.

“Sektörün görüşleri alınarak yeni düzenleme yapılmalı”

Türkiye’yi güneş enerjisi ile buluşturan, ülkemizin tükettiği elektriği güneş enerjisinden sağlanması için bundan 12 yıl önce çıkan bir yasaya güvenerek ve risk alarak sektörü büyüten güneş enerjisi yatırımcılarının adeta cezalandırıldığını ifade eden Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği (GÜNEŞDER) Başkanı Serdar Ekiz ise, yeni yasa ile yatırımcıların güveninin zedelendiğini belirtti.

Ekiz, yeni yasanın yatırımcıyı mağdur ettiğini, devletin yatırımcının ürettiği elektriği piyasa fiyatının çok altında bir bedelle almak istediğini söyledi. Ekiz, şunları kaydetti: “Bu alana yatırım yapmak isteyen yatırımcılar, artık çok daha dikkatli olmak zorunda kalacaklar ve belki de yatırım yapmaktan vazgeçecekler. Çünkü devletimiz yeni çıkardığı yasayla en üst rakam YEKDEM olmak üzere daha düşük oluşacak fiyatları baz alarak elektriği satın alacak.

YEKDEM fiyatı piyasa fiyatının yüzde 50’sine yakın bir tutarda. Bu üst limit enerjinin fazla üretilmesi halinde düşeceği için bu işletmeler ürettiği elektriği neredeyse bedavaya devlete vermek zorunda kalacak. Bunu yasayı yapanlar nasıl göremiyor? Acaba bir cezalandırma mı bu diye aklımıza soru işaretleri geliyor. Sektörümüzün görüşü ve talepleri dikkate alınmadan hazırlanan ve onaylanan yasayla ilgili mücadelemizi sürdüreceğiz. Yatırımcıların yatırım yaptıkları için mağdur olmalarının önüne geçmeye çalışacağız.”

Emlak Katılım Şube Sayısını 107’ye Çıkardı

0

Bursa’da Demirtaş Şubesi ile İstanbul’da Tuzla Sanayi, Bayrampaşa, Beylikdüzü E-5 ve Samandıra şubelerinin açılışını gerçekleştiren Emlak Katılım Bankası, Türkiye genelindeki şube sayısını 107’ye çıkardı. 

Gayrimenkul sektörü başta olmak olmak üzere ekonomik büyüme ve istihdama katkısı yüksek olan stratejik sektörlere, sürdürülebilir ve herkes için erişilebilir finansman modelleri sunmak üzere çalışmalarını sürdüren Emlak Katılım; Bursa’da Demirtaş Şubesi ile İstanbul’da Tuzla Sanayi, Bayrampaşa, Beylikdüzü E-5 ve Samandıra şubelerinin açılışını gerçekleştirdi. Şube ağını yaygınlaştıran Emlak Katılım, hizmete sunduğu yeni şubeler ile Türkiye genelinde 107 şubeye ulaştı. Faaliyete aldığı her şubesi ile müşterilerinin farklılaşan finansal ihtiyaçlarına yanıt veren Emlak Katılım, Türkiye ekonomisine ve istihdama da katkı sunmaya devam ediyor.

Emlak Katılım, katılım finans sisteminin yaygınlaşması ve sahip olduğu pazar payının artırılması noktasında reel ekonomiye desteğini sürdürürken, orta ve uzun vadede şube açılışlarına devam ediyor.

Müşterilerin görüntülü görüşme ile evden, ofisten veya bulundukları her yerden kolaylıkla hesap açmalarını sağlayan Emlak Katılım, masrafsız bir bankacılık hizmeti de sunuyor. Emlak Katılım Mobil’den EFT/Havale ve FAST gibi işlemlerini ücretsiz bir şekilde gerçekleştirebilen müşteriler, bankacılık işlemlerini 20 bini aşkın tüm kamu bankası ATM’leri ile PTT şubeleri ve ATM’lerinden de ücretsiz bir şekilde yapabiliyorlar.

Doğal çevrenin korunması, sürdürülebilir yaşam alanlarının oluşturulması ve iklim değişikliği ile mücadele konularında toplumsal farkındalığa katkı sağlayacak adımlar atan Emlak Katılım; şubelerde kullanılan basılı broşürler yerine karekod sistemini kullanıyor. Böylelikle müşteriler, istediği ürün ve hizmetin detaylarına karekod sayesinde kolayca ulaşabiliyor.

Hesap açma işlemlerinde ise zorunlu imza gerektiren sözleşme ve formlar için sayfalarca kâğıda imza atılan dönemi geride bırakan Emlak Katılım, kâğıt israfının önüne geçecek olan kağıtsız bankacılık uygulamasını müşterilerine sunuyor. Hesap açma işlemi çok kısa süre içerisinde mobil uygulama üzerinden dijital onay yöntemiyle yapılıyor.

Well’s Koltuk A’Desing’da Bronz Ödül Aldı 

Tasarımcı Emre Öner imzasını taşıyan, Zivella’nın Well’s koltuğu A’Design Award’ta ödüle layık görüldü. 

Yaşamı, doğayı, kültürü, insanı ve renkleri tasarımlarına yansıtan Zivella, 2024’ün ilk ödülünü A’Design Award’tan aldı. Zivella’nın tasarımcıları arasında yer alan Emre Öner imzasını taşıyan Well’s koltuk mobilya tasarım kategorisinde bronz ödüle layık görüldü.

Zivella Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Uzun, Well’s koltuğunun A’Design Yarışması’nda kazandığı bronz ödül hakkında şunları söyledi: “Well’s koltuğu, Ofiste Ev Rahatlığı koleksiyonumuz için tasarladık ve Emre Öner ile birlikte çalıştık. Uluslararası tasarım ödüllerinden biri olan A’Design Yarışması’nda ödüle layık görülmek bizi gururlandırdı. Bu ödül, çalışan bireylerin deneyimlerinden ilham alarak tasarlamaya ve her üründe kullanıcıların sağlığını ve konforunu düşünerek onların daha verimli olmalarına katkı sunmaya olan bağlılığımızı gösteriyor. Gelecekte de bu yolda ilerlemeye, yaşam ve insan odaklı tasarımlarımızı geliştirmeye devam edeceğiz.”

İyi Olma Hali İçin Tasarlanmış Konfor: Well’s

Wellness (fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik hali) ve wellbeing (iyilik) kavramlarından ilham alınarak tasarlanan Well’s koltuk, kullanıcıya hem konfor sağlamaya hem de kullanıcının iyi olma halini artırmaya odaklanıyor. Sadelik, minimalizm ve işlevsellik ile tanımlanan İskandinav tarzında tasarlanan Well’s koltuk, ahşabın sıcaklığı ile iç mekânlarda aydınlık ve iyi hissettiren bir duruş sergiliyor. Sürdürülebilir malzemeler ve çevre dostu uygulamalar kullanılarak şekillendirilen Well’s, bulunduğu ortama rahatlık ve iyiliği bir arada getiriyor. 

Dalsan Alçı’nın Yeni Genel Müdürü Timuçin Daloğlu Oldu

1932 yılından bu yana yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren Dalsan Alçı, köklü geçmişi ve yenilikçi vizyonuyla sektöründeki liderliğini sürdürüyor. Yıllık 100 milyon metrekare alçı levha, 2 milyon tondan fazla torbalı üretim ve silolu sevkiyat kapasitesiyle zeminden çatıya duvardan-duvara güvenilir yapı çözümleri sunan Dalsan Alçı’da, 01.05.2024 tarihi itibariyle Genel Müdürlük görevini Timuçin Daloğlu devraldı.

Yeni Genel Müdürü Timuçin Daloğlu ile birlikte yeni bir döneme adım atan Dalsan Alçı San. ve Tic. A.Ş, yenilikçi projeleri, buluşları, yatırımları ve geniş ürün yelpazesiyle, küresel vizyonunu güçlendirerek başarı grafiğini daha da yukarılara taşımaya kararlıdır.

Şirket; bu atama ile benimsediği değerleri koruyup sektördeki liderliğini pekiştirerek, yeni ve büyük hedeflere ulaşmayı amaçlamaktadır.

Tasarruf Finansman Sektörünün Büyüklüğü 29 Milyar TL’yi Aştı

0

Türkiye’de geçmişi 30 yılı bulan ancak 2 yıl önce regüle edilen tasarruf finansman sektörü hızla büyüyor. Geçen yıl yüzde 100 büyüyen sektörün aktif büyüklüğü 29 milyar TL’yi aştı. FKB Başkanı Eyüp Akbal, “Ürün çeşitliliğinin artırılması ve kâr dağıtımı gibi izinler verilirse sektöre yeni oyuncular girecektir” dedi.

Dünya Gazetesi’nden Birol Bozkurt’un haberine göre; 2022 yılında regüle edilen tasarruf finansman sektörü, bireylerin ev ve araç satın almak gibi finansal hedeflere ulaşmalarına yardımcı olan alternatif bir finansman yöntemi olarak ön plana çıkıyor. Son dönemde faizlerin artmasıyla ilginin giderek arttığı bu sistem, katılımcıların düzenli tasarruflar yaparak bir araya gelmelerini ve birbirlerine finansman sağlamalarını teşvik ediyor. Sektör, Finansal Kurumlar Birliği tarafından düzenlenmekte ve denetlenmektedir.

Tasarruf finansman sektöründe 2015 yıl sonu itibarıyla iki şirket 66 şube ile faaliyetlerini sürdürüyordu ve sektör 1,5 milyar TL aktif büyüklüğüne sahipti. 2021’de başlayan regülasyon süreci, 2022 yılında tamamlandı ve sektörde sadece altı şirket faaliyet izni alabildi. Sektörün son durumunu ve gelecek dönem hedeflerini Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Tasarruf Finansman Şirketleri Sektör Kurulu Başkanı Eyüp Akbal anlattı.

2021’de aktif büyüklüğün 12,3 milyar TL’ye, 2022’de 14,3 milyar TL’ye ulaştı.ğını söyleyen Eyüp Akbal, “Aralık 2023 itibarıyla ise tasarruf finansman sektörünün aktif büyüklüğü 29 milyar TL’yi geçti. Son sekiz yıllık süreçte tasarruf finansman sektörünün yüzde 1843 oranında artış göstermesi sektörün yüksek bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse tasarruf finansman sektörünün son bir yılda yüzde 100’den fazla büyüdüğünü söyleyebilirim. 2023 yıl sonu itibarıyla sektörümüzde 424 şube, 4 bin 400’e yakın çalışan ve 400 bine yaklaşan müşteri bulunuyor.

Tasarruf finansman sektöründeki bu ivmelenmeyi önemli bir başarı olarak okuyorum. Politika faizinin yükselmesi ve bankaların kredi maliyetlerinin artması nedeniyle son dönemde sektörümüze olan teveccühün daha da arttığını gözlemliyoruz. Uygun maliyetli finans modelimiz sayesinde sadece sektörümüze değil, tasarruf oranlarının artmasına sunduğumuz katkı ile Türkiye’nin ekonomik gelişimine de destek sağlayacağız. Diğer yandan nitelikli istihdama önemli bir katkı sunan sektörümüz istikrarlı bir şekilde büyümesini sürdürmektedir” dedi.

Finansal Kurumlar Birliği olarak sektörümüzün kurumsallaşmasını tamamlaması, daha fazla kişiye ulaşması için atılması gereken adımlara ve iyileştirmelere yönelik, çalışmalar kapsamında pek çok kamu kurumu ile görüşme gerçekleştirdik. 29 Aralık 2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarruf Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile mevzuatın güncellenmesi tüm paydaşların menfaatine katkı sağlayacaktır.

Özellikle sözleşme tavan tutarındaki artışın, konut için 7,2 milyon TL’ye ve araç için ise 2,8 milyon TL’ye yükseltilmesi müşterilerimizin taleplerine daha iyi cevap vermemizin önünü açtı. Başka bir açıdan değerlendirdiğimizde ise sözleşme tavan tutarındaki artış; kişilerin daha fazla tasarruf yapmasına imkân sağlarken, tasarrufların değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılmasındaki oranların yükselmesine de katkı sağlayacaktır. Ayrıca tavan tutarlarının ÜFE’ye endekslenmesi önümüzdeki yıllarda söz konusu tutarların otomatik olarak arttırılmasına yol açacaktır. Diğer taraftan önümüzdeki dönemde ürün çeşitliliğin artırılması ve kâr dağıtımına izin verilmesi durumunda sektörümüze yeni oyuncuların dâhil olabileceği ve bunun tasarruf finansman sektörünün sürdürülebilirliğine katkı sağlayacağı kanaatindeyim.

Ürün çeşitliliğinin artırılması gerekiyor

Bugünkü konjonktürde tasarruf finansman sektörü olarak tasarruf sahiplerine yalnızca ev, araç ve çatılı iş yeri finansmanı sağlayabiliyoruz. Dolayısıyla başka bir ürün geliştirme gibi bir şansımız yok. Bu konuda sektör temsilcileri olarak yeni ürünlerin sisteme dâhil edilebilmesi kanun değişikliği gerektirmektedir. Mevzuat değişikliğinden sonra tasarruf finansman sisteminin daha da güçlenmesiyle birlikte sektör temsilcilerinin organize olarak atacakları adımlarla ürün çeşitliliğinde artışa gidilebileceğini öngörüyorum. Tasarruf sahiplerinin uygun maliyetle pek çok ihtiyacına çözüm bulabilmesini hem sektörün büyümesine hem ülkemizin tasarruf oranlarının artmasına katkı sağlayacaktır. Örneğin; işini yeni açmış bir sanayici, gelecekte işini büyütebilmek adına gerekli makine teçhizatını bu sistemle alabilse ne kadar güzel olur, neden olmasın? Ayrıca ürün çeşitliliğinin artırılmasının tasarruf finansman sektörünün sürdürülebilirliğine de önemli katkıları olacaktır.

“Tasarrufu teşvik ederek ekonomiye katkı veriyoruz”

Rusya Ukrayna Savaşı, Ortadoğu’da İsrail’in Filistin’i işgali gibi gelişmelerin ve dünya genelinde yaşanan tüm ekonomik sıkıntıların Türkiye ekonomisine de yansıdığını söyleyen FKB Başkanı Eyüp Akbal, “Küresel bir ekonomik problemden bahsediyorsak Türkiye’yi bundan ayrı tutmamız düşünülemez. Hâl böyle olunca da hem ülkemizin hem de sektörümüzün geleceğine dair bir öngörüde bulunmak epey zor. Şunu söyleyebilirim: Türkiye tarihi boyunca pek çok siyasi ve ekonomik krize maruz kaldı, hepsinden de alnının akıyla çıktı. Türkiye ekonomisinin önemli çarklarından biri olan tasarruf finansman sektörü olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şunu net bir şekilde ifade edebilirim ki tasarruf finansman sektörü her koşulda herkese en uygun maliyetli finansmanı sağlayarak kişilerin ev, araç ve çatılı iş yeri sahibi olmasına olanak sunuyor. Böylelikle hem tasarrufu teşvik ediyor hem kişilerin en temel ihtiyaçlarından olan barınma ve araç gereksinimlerini karşılamasına vesile oluyor hem de yastık altı birikimlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayarak ekonomik büyümeye de katkı sunuyor. Diğer yandan genel müdürlüklerinde ve şubelerindeki personelleriyle birlikte iş gücüne de ciddi manada katkı sunmuş oluyor” dedi.

Aslına bakarsanız 2022 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından tasarruf finansman sektöründe faaliyet gösterecek yalnızca altı firmaya lisans verildi. Regülasyonun ardından hâlihazırda bu faaliyeti sürdürebilecek şirketlerin bizzat BDDK tarafından belirlenmiş olmasını, başlı başına bir güven unsuru olarak nitelendirebiliriz. Bizler bu alanda faaliyet gösteren sektör temsilcileri olarak gerçekleştirdiğimiz teslimatlarla dolayısıyla müşteri memnuniyetini maksimum düzeye çektiğimizde güven algısını perçinlemeye devam edeceğiz. Diğer yandan tasarruf finansman sektörünün bilinirliği daha doğrusu işleyişinin nasıl olduğu insanlar tarafından çok fazla bilinmiyor. Bu da kimi zaman zihinlerinde şüphelere yol açabiliyor, bunu aşabilmek noktasında sistemimizi daha çok anlatmalı, daha çok kişiye ulaşmalı, ulaştığımız tüm kişilerin de memnuniyetini en üst seviyede tutmamız gerekiyor. Müşterilerin tasarruf finansman sistemini anlayabilmeleri noktasında altı şirketimizin donanımlı, yeterli bilgi birikimi ve deneyime sahip çalışma arkadaşlarına çok iş düşüyor. Onlar tasarruf finans şirketlerinin yüzleri olarak sistemi kişilere anlatma noktasında kritik bir rol oynuyorlar.

Dijital dönüşüme yönelik adımlarımızı hızlandırdık

Tasarruf finansman sektörünün Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu’na tabi olması ve regülasyon sürecinin tamamlanmasıyla birlikte sektörün gerek finansal gerek ödeme süreçleri ve teknolojik altyapısı uçtan uca kriterlerle net bir şekilde belirlendi. Tasarruf finansman sektörünün oyuncuları olarak bizler de dijital alanda yatırımlarımızı yaptık, dijital dönüşüme yönelik adımlarımızı hızlandırdık ve belli bir noktaya da getirdik. Bilindiği gibi dijitalleşme, sürekliliği olan ve yaşayan bir süreçtir. Bizler de teknolojinin gelişimine hızla karşılık verebilecek refleksleri geliştiriyoruz. Teknolojinin sunduğu avantajlar sayesinde tasarruf finansman sektörü temsilcileri olarak uzaktan müşteri edinimi sağlayabiliyoruz.

Böylelikle tasarruf yapmak isteyen kişiler, herhangi bir tasarruf finansman şirketinin şubelerine gidip vakit kaybetmeden dijital platformlar üzerinden bilgi alabiliyor ve sisteme kayıt olabiliyor. Diğer yandan online ödeme platformu üzerinden tasarruf sahipleri, ne kadar ödeme yapmışlar, ne kadar ödemeleri kalmış gibi detayları da doğrudan görebiliyorlar. Diğer yandan kimi şirketlerde tahsisatların hatasız olabilmesi adına müşterilere özel iban uygulaması var. Böylelikle tahsisatların hatasız, güvenilir, kolay ve hızlı alınması ve sözleşme özelinde takip edilmesine imkân sağlanmış oluyor. Ayrıca e-rehin uygulaması sayesinde rehin tesis işlemleri noterin işleyiş inisiyatifi ile tüm güne yayılmak yerine borcu biten müşterilerin rehin terkin talebi sistem üzerinden o gün içerisinde yapılabiliyor. Bu da işlemlerin hızlanmasını ve müşteri memnuniyetini beraberinde getiriyor.

SİBUR, Bir Türk Polimer Malzeme Üreticisine Tedarik Ettiği Ürünlerin Karbon Ayak İzini Ortadan Kaldırdı

Rusya’nın en büyük polimer ve kauçuk üreticisi SİBUR, tarım ve teknik tekstillerine yönelik polimer ambalaj üreticisi, Türkiye’nin en büyük kuruluşlarından biri olan Abdioğulları şirketiyle, Türkiye pazarında “sürdürülebilir” ürünler için yeni standartlar belirledi.

1.500 tonluk polipropilenden oluşan pilot parti çerçevesinde, ürünün karbon ayak izi, SiBUR’un sera gazı emisyonlarındaki sertifikalı azaltımlarıyla kısmen dengelendi. Her iki şirket de iklim etkilerini azaltma konusunda oldukça hırslı ve bu bir pilot çalışması, Türkiye pazarında ambalaj çözümleri için ”yeşil” standartlar geliştirmeye yönelik ortak çalışmanın başlangıcı olacak.

Abdioğulları, karbon ayak izini azaltmak için üretim tesislerinde güneş enerjisini kullanıyor.

SİBUR, sürdürülebilir kalkınma stratejisi çerçevesinde, üretim tesislerinin modernizasyonunu ve üretim süreçlerinde kaynak ve enerji verimliliğinin artırılmasını amaçlayan tedbirleri hayata geçiriyor. Zapsibneftekhim’de gerçekleştirilen iklim projesi, daha önce Avrupa’nın önde gelen geçerlilik ve doğruluk teyit merkezi olan Verico SCE’den ISO 14064-2:2019 standartlarına uygun olarak CO2 eşdeğeri emisyonlarını yaklaşık 3 milyon ton azaltmak için onay aldı. Sertifikalı sera gazı emisyon azaltımları halka açık bir listede yayınlanıyor ve Rusya’da ve yurt dışında satın alınabiliyor ki bu işletmelerin ve bireylerin karbon ayak izlerini tazmin etmelerine imkan veriyor.

SİBUR’un yedi işletmede iklim projelerinin uygulanmasından elde edilen tüm karbon birimlerinin toplam portföyü, 10 yıllık vadede 10 milyon karbon birimini bulacak. Her karbon birimi, 1 ton karbondioksite eşdeğer sera gazı kütlesi olarak ifade edildiği, iklim projesinin teyit edilmiş sonucudur.

EVA Gayrimenkul Değerleme, 2023 ve 2024 İlk 3 Ayının Yabancı Yatırımcılarını Değerlendirdi

EVA Gayrimenkul Değerleme, son iki yılda yabancı yatırımcıların Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul yatırımlarını ilk 10 ülke bazında ve en fazla tercih edilen ilk 10 ili temel alarak masaya yatırdı. Türkiye’de gerçekleştirilen yabancı yatırımlarını toplam hisseye isabet eden yüzölçümü ve tüm işlemler bazında değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme, yatırımların 2024’ün ilk 3 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre metrekare bazında yüzde 71 azaldığını ortaya koydu.  

Yabancı yatırımcıların 2024 ve 2023 ilk 3 ay itibariyle Türkiye’de gerçekleştirdikleri tüm gayrimenkul cinsinden alımları mercek altına alan EVA Gayrimenkul Değerleme, alan bazında 2024 yılının ilk 3 ayı itibariyle 2023 yılının aynı dönemine kıyasla metrekare bazında %71, işlem sayısında ise %45 düşüş olduğunu belirledi.

EVA Gayrimenkul Değerleme, yabancı yatırımcıların 2023 yılı ilk 3 ay verileri ile 2024 yılı aynı döneminde Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını inceledi. Tapu yabancı işler daire başkanlığı verilerine göre; 2023 yılı ilk 3 ay sonunda 1 milyon 628 bin 744 metrekare olan yabancıların gayrimenkul edinimleri 2024 yılı aynı döneminde yüzde 71 azalarak 471 bin 116 metrekare oldu. 

TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde, yabancılara toplam 19 bin 275 adet konut satıldı

Konut satışı özelinde TÜİK tarafından açıklanan verilere göre; adet bazında, 2024 ilk 3 ayı itibariyle Türkiye genelinde, toplam 5 bin 685 adet konut satıldı. 2023 yılının aynı dönemine göre 2024 yılı 1. çeyrekte yüzde 48 düşüş görüldü. Yabancılara satılan konutların toplam konut satışları içindeki oranı 2023 yılı ilk 3 ay sonu itibariyle yüzde 3,86 iken bu oran 2024 yılı aynı döneminde yüzde %2,03’e düştü.

Gayrimenkulde yüzölçümü bazında Irak, satış adedi olarak Rusya Federasyonu ilk sırada

2024 yılı ilk 3 ay itibariyle, yabancıların Türkiye genelindeki toplam hisseye isabet eden yüzölçümü bazında tüm gayrimenkul yatırımları incelediğinde,  yüzölçümü bazında ilk sırada Irak yer alıyor.  Irak’ı Afganistan, İran, Rusya Federasyonu, Almanya, Azerbaycan, Amerika Birleşik Devletleri, Kazakistan, Çin ve Ukrayna takip ediyor.

Rusya Federasyonu ilk sırada

2024 yılı ilk 3 ay itibariyle Türkiye genelinde yabancılara yapılan toplam gayrimenkul satış adetinde ise geçtiğimiz sene de ilk sırada yer alan Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Rusya Federasyonu’nu İran, Ukrayna, Irak, Almanya, Kazakistan, Azerbaycan, Afganistan, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin takip etti.

Gayrimenkul yatırımında yabancı satış adeti bazında İstanbul, Antalya ve Mersin ilk üçte 

Tüm gayrimenkul cinsinden en çok tercih edilen illerde toplam hisseye isabet eden yüzölçümü bazında 2024 yılı ilk 3 ay itibariyle yabancıların gayrimenkul yatırımlarında en çok tercih ettiği il İstanbul olurken, İstanbul ilini sırası ile Bursa, Mersin, Yalova, Antalya, Sakarya, Muğla, İzmir, Ankara ve Kocaeli izledi. 

Tüm gayrimenkul cinsinden 2024 yılı ilk 3 ay itibariyle en çok tercih edilen illerde satış adeti bazında ise ilk sırayı İstanbul aldı. İstanbul ilini sırası ile Antalya, Mersin, Ankara, Bursa, Yalova, Muğla, İzmir, Kocaeli ve Sakarya izledi. 

Yabancı gayrimenkul yatırımlarında Körfez ülkelerinin payı %21’e düştü.

Yabancı gayrimenkul yatırımlarında önemli bir ağırlığa sahip olan Körfez ülkelerinin, 2023 yılı ilk 3 ayında 377 bin 606 m² büyüklüğündeki tüm gayrimenkul cinsinde metrekare bazında yaptıkları yatırımlar 2024 yılı aynı döneminde yüzde 74 oranında azalarak 99 bin 429 m²’ye düşmüştür. Ayrıca, toplam yabancı yatırımlarının içinde Körfez ülkelerinin durumunu değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme, 2023 yılı ilk 3 ayında metrekare bazında toplam yabancı yatırım içinde payı %23 olan Körfez ülkelerinin 2024 senenin aynı dönemindeki payının %21’e düştüğünü ortaya koyuyor. 

İstanbul’da yabancılara yapılan gayrimenkul satışlarında m2 bazında 2023 yılının aynı dönemine göre 2024’de %67’lik düşüş yaşandı

Yabancı yatırımcıların 2024 yılı ilk 3 ay sonunda ve 2023 yılı aynı döneminde İstanbul’da gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarımda ise, Tapu Yabancı İşler Daire Başkanlığı verilerine göre; 2023 yılı ilk 3 ayında 60 bin 600 metrekare olan yabancıların gayrimenkul edinimleri 2024 yılı aynı döneminde yüzde 67 azalarak 60 bin 600 metrekare oldu.

İstanbul’da yabancılara konut satışında İran birinciliği aldı

2024 yılı ilk 3 ay sonu itibariyle, yabancıların toplam adet bazında İstanbul genelindeki tüm gayrimenkul yatırımlarında, ilk sırada İran yer alıyor. Toplam adet bazında İran’ı Rusya Federasyonu, Irak, Çin, Filistin, Afganistan, Azerbaycan, Mısır, Cezayir ve Suudi Arabistan,  takip ediyor. 

İstanbul’da Yabancılara Konut satışında 2023 yılının aynı dönemine göre 2024 yılında adet bazında yüzde 42’lik düşüş yaşandı

Konut satış adedi özelinde ise Tapu Yabancı İşler Daire Başkanlığı’ndan alınan verilere göre yabancılara adet bazında, 2024 ilk 3 ayında İstanbul genelinde, toplam 2 bin 612 adet konut satıldı. Bu rakamla, 2023 yılının aynı dönemine göre yüzde 42’lik bir düşüş görüldü. 

Tüm Türkiye’de yabancılara satılan konutların toplam konut satışları içindeki oranı TÜİK verilerine göre, 2023 yılı ilk üç ay sonu itibariyle yüzde 3,86 iken bu oran 2024 yılı aynı döneminde yüzde 2,03’e düştü.

İlçe tercihleri, Esenyurt, Beylikdüzü, Başakşehir

İstanbul’daki gayrimenkul edinimlerinde yabancılar tarafından adet bazında en çok tercih edilen ilçeler sırasıyla Esenyurt, Beylikdüzü, Başakşehir, Küçükçekmece, Avcılar, Bağcılar,  Büyükçekmece, Kağıthane, Şişli ve Sarıyer ilk onda yer aldı. 

Slovenya Divaca-Koper Demir Yolu Projesi’ni Yapı Merkezi Yürütüyor

Slovenya’nın en stratejik ve önemli yatırımı olarak görülen “Divaca-Koper Demir Yolu Projesi”ni Yapı Merkezi yapıyor.

Slovenya’da yürüttükleri projeye ilişkin bilgiler veren Yapı Merkezi İnşaat ve Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu, projenin, tünel mühendisliği alanında yüksek zorluk derecesi taşıdığını belirterek Alp Dağları’na özgü kireç taşı bazlı karstik kaya oluşumları içinde tüneller açarak ilerlediklerini söyledi.

Üç aşamadan oluşan projenin ihalelerine Avrupalıların ağırlıkta olduğu 13 grubun katıldığına işaret eden Arıoğlu, şunları söyledi:

“İhalelerin üçünde de Yapı Merkezi çeşitli oranlarda yer alıyor. Projenin birinci ve ikinci aşaması altyapı, üçüncü aşaması ise üstyapı çalışmalarını kapsıyor. 2021 yılında toplamda 600 milyon avrodan fazla bir sözleşme bedeliyle kazanma başarısını gösterdik. Fahri Başkonsolosu olarak da görev yaptığım Slovenya’nın ekonomik gelişimine büyük katkı sağlayacak, ülkenin en büyük ve en önemli projesinde Türk firması olarak yer almak bizim için hem mutluluk hem de gurur verici.

Ülkenin güncel en stratejik ve önemli yatırımı konumundaki Divaca-Koper Demir Yolu Projesi ile Slovenya’yı Avrupa’nın lojistik kapısı olarak konumlandıran Koper Limanı’nın kapasitesini artırarak, hizmet güvenilirliğini en üst seviyeye çıkarmalarına destek oluyoruz.”

Mart 2021’de ilk kısmının imza töreni gerçekleşen proje kapsamında, Yeni Avusturya Tünel Açma Yöntemi ya da şantiye terminolojisi içinde “Del-Patlat” olarak bilinen tünel açma metoduyla 37,9 kilometrelik 11 tünel yapıldığını ve bu kapsamda ayrıca uzunlukları 452 ve 647 metre olan iki viyadük inşaatının da bulunduğunu aktaran Arıoğlu, şunları kaydetti:

“Yapı Merkezi liderliğindeki konsorsiyumumuz, jeolojik geçmişi 600 bin yıllık karstik mağara oluşumları ve yer yer ezilme zonları içeren bu önemli projeyi başarıyla yürütmekte. Çevre ve halk sağlığı gözetilerek yürütülen proje kapsamında bugüne kadar 1000 ton civarında patlayıcı kullandık. Yüzde 70’i tamamlanan projeyi 2025 sonuna kadar bitirmeyi, 2026’da da hizmete açmayı hedefliyoruz.”

Ülkenin en önemli altyapı projelerinden olan tünel inşaatında, Yapı Merkezi olarak önemli rol oynadıklarına işaret eden Oral, bu projenin şirketleri için de Avrupa’ya açılan kapı olduğunu bildirdi.

Oral, projede en büyük zorluğun tünel kazıları sırasında keşfedilen mağaralar olduğunu belirterek, şu ana kadar 83 noktada mağaraya rastlandığını dile getirdi.

Mağaralara zarar vermeden emniyetli şekilde takviye sisteminin oluşturulması ve gerekli tedbirlerin alınmasının ardından çalışmalara devam ettiklerini ifade eden Oral, şu değerlendirmede bulundu:

“Her mağara keşfi hem ilginç hem de güzel görüntüler oluşturuyor fakat projenin ilerlemesini oldukça geciktiriyor. Bazen birkaç gün bazen birkaç hafta işlerin durması, durum tespiti, takviye yönteminin belirlenmesi ve sonra belirlenen takviye sisteminin uygulanması uzun zaman alabiliyor. Tüm bu zorluklara rağmen, deneyimli mühendisler ve uzmanlar, takviye çözümleri ve bazen yeni fikirler üreterek projenin ilerlemesini sağlıyor. Diğer bir zorluk da insan kaynağı. Slovenya’da tünellerde çalışacak işçi bulmanın zor olması ve Türkiye’den işçi getirmenin de uzun sürmesi nedeniyle komşu ülkelerden işçilere ihtiyaç duyuldu. 50’si mühendis toplam 750 kişinin çalıştığı projede, işçilerinin 500’ü Türkler, kalanı da farklı ülkelerden oluşuyor. Ayrıca İtalyan, Hırvat ve Avusturyalı taşeron firmalarla çalışıyoruz.”

Viyadüklerin şeklinin yarışmayla belirlendiğini anlatan Oral, lokal ekonomiye destek vermek için küçük üreticilerle çalıştıklarını, çiftçilerden ürünler aldıklarını, yetimhane ve hastane ziyaretleri gerçekleştirdiklerini, amatör kulüplere destek verdiklerini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

Emlak Konut-THY Yenişehir Arnavutköy Projesi’nin İki Etabında Kuralar Çekildi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde yürütülen konut hamlesi kapsamında Emlak Konut ve Türk Hava Yolları işbirliği ile İstanbul’da evi olmayanları ev sahibi yapmak amacıyla hayata geçirilen ‘Yenişehir Evleri Arnavutköy Projesi’nin ilk iki etap kuraları 4 mayıs cumartesi günü çekildi. Kriterleri sağlayan 374 bin 778 kişi kuraya dahil edildi. Hak sahiplerinin belirlendiği kura çekimi sonrasında toplamda 2 bin 894 asil, 2 bin 894 de yedek alıcı listelendi.

Kadıköy 9. Noterliği huzurunda gerçekleştirilen ve sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayınlanan kura sonrasında açıklama yapan Emlak Konut Genel Müdürü Cengiz Erdem,“Belirlediğimiz kategorilerde kura şartlarını sağlayarak ev sahibi olmaya hak kazanan tüm vatandaşlarımıza sürecin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” dedi.

Sıfır Atık altyapısına sahip, az katlı ve yatay mimari anlayışıyla tasarlanan Yenişehir Evleri Arnavutköy Projesi, zemin+6 kat olacak şekilde planlandı. 2894 adet bağımsız bölüm üzerinden engelli vatandaşlara, şehit ve gazi yakınlarına yüzde 5, gençlere ise yüzde 20 kontenjan hakkı tanınan projenin ilk iki etabında 43 adet 1+1, 1851 adet 2+1, 1000 adet 3+1 daire tipi yer alıyor.

Kiralık Konutta Avrupa’nın En Pahalı İkinci Kenti İstanbul ve Münih Oldu

Gelir ve kiraya göre İstanbul, Münih’le birlikte Avrupa’nın en pahalı ikinci kenti oldu. Münih’te küçük bir daire kirası 1770 Euro, İstanbul’da 650 Euro. Ama bir İstanbullunun maaşı, bir Münihlinin ortalama beşte biri.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Avrupa’nın bir çok şehrinde kiracılar için uygun daire bulmanın ne kadar kolay ya da ne kadar zor olduğunu inceledi.

Komisyon, 700 bin kişiye Avrupa kentlerindeki yaşam kalitesi ve konut kiralama konularını sordu.

AB’nin güneyindekilerle Balkan devletlerindekiler hallerinden biraz daha memnun çıktı.

Buralarda makul fiyatlara ev bulabilmenin nispeten kolay olduğu görüldü. Ayrıca İstanbul haricinde başkent dışındaki şehirlerde yaşayanlar, biraz daha ucuz kiraya konut bulabildiklerini söyledi.

Kirada en pahalı şehir Cenevre oldu..

AB Komisyonu’nun raporuna göre, Avrupa’nın kiracı için en pahalı kenti Cenevre. İsviçre’nin lüksle anılan şehrindeki kira ortalaması, ülke ortalamasının hayli üstünde ve bir dairenin metrekaresi 372 Frank’ı buluyor.

Cenevre’yi İstanbul ve Münih izliyor. Bu iki şehirde yaşayanların yalnızca yüzde 10’u, kendi şehirlerinde uygun fiyata oturabilecekleri bir daire bulduğu görüşünde.

Kiracıların yüzde 90’ı memnun değil. Münih’te iki odalı bir dairenin ortalama kirası 1770 Euro. İstanbul’da ise ortalama 650 Euro.

İstanbul’da kira Münih’in neredeyse üçte biri ama maaşlar da o orandan daha düşük. Bir İstanbullunun ortalama geliri, Münihlinin 4’te biri ile 6’da biri arasında değişiyor.

Diğer şehirler ne durumda?

Münih ve İstanbul’un ardından en yüksek kiranın ödendiği kentler Hamburg, Zürih ve Stockholm oldu.

Hamburg’da kiralık dairenin metrekare fiyatı 16 Euro’yu buluyor. Zürih ve Stockholm de, dünyanın en pahalı şehri olan Singapur’la yarışıyor.

Paris ise bu üç kentten sonraki en pahalı şehir. İki odalı bir dairenin aylık kirası bin ile 3 bin Euro arasında değişiyor.

Paris’i Lüksemburg takip ediyor. Lüksemburg’da hem emlak fiyatları hem de kiralar çok yüksek. Burada 50 metrekarelik bir daire için 2500 Euro artı yan giderler ödemek gerekiyor.

Kopenhag da Lüksemburg’la aynı pahalılık sırasını paylaştı.

Kaynak: Sözcü Gazetesi

Daikin, Suntory İle Birlikte Expo 2025 Osaka, Kansai’de “Gece Yarısı Gökkuşağının Altında” Adlı Hava ve Su Gösterisi Yapacak 

Küresel çapta ısıtma, soğutma, havalandırma ve iklimlendirme sektörünün lider şirketi konumunda olan Daikin Industries Ltd, Osaka merkezli Japon çok uluslu içecek ve gıda şirketleri grubu Suntory Holdings Limited ile birlikte Expo 2025 Osaka, Kansai’de gerçekleştirilecek olan “Gece Yarısı Gökkuşağının Altında (Under the Midnight Rainbow)” isimli su gösterisine katılacak.

Expo tarihinin en büyük fuarı unvanını taşıyan etkinlikte Daikin ve Suntory, 8 bin 800 metrekarelik bir alanda yaklaşık 300 fıskiye, ses, ışık ve video ile hayatın hikâyesini anlatacak. 13 Nisan- 13 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Expo 2025 Osaka, Kansai için iki şirketin birlikte düzenleyeceği gösteri, bugünü yaşayan insanlar olarak gelecek için neler yapmamız gerektiği konusunda birlikte düşünmeye teşvik etmeyi amaçlıyor. 

Daikin ve Suntory, Osaka kentinde kurulmuş iki önemli şirket. Expo 2025 Osaka, Kansai’nin “Yaşamlarımız için Geleceğin Toplumunu Tasarlamak” olarak belirlenen teması her iki şirketin misyonlarıyla güçlü bir şekilde örtüştüğü için bu iki şirket Expo’da ortaklaşa sergi açmaya karar verdi. Su, hava, ışık, ateş, müzik ve video kullanılarak hazırlanan ve hayatın hikâyesini görkemli bir ölçekte tasvir eden bu muhteşem gösterinin adı “Gece Yarısı Gökkuşağının Altında(Under the Midnight Rainbow)” olarak belirlendi. Expo tarihinin en büyük fuarı unvanını taşıyan etkinlikte Daikin ve Suntory, 8 bin 800 metrekarelik bir alanda yaklaşık 300 fıskiye, ses, ışık ve video ile hayatın hikâyesini anlatacak. Expo 2025 Osaka, Kansai için iki şirketin birlikte düzenlediği gösteri, bugünü yaşayan insanlar olarak gelecek için neler yapmamız gerektiği konusunda birlikte düşünmeye teşvik etmeyi amaçlıyor. 

Gösteri, 13 Nisan- 13 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Expo 2025 Osaka, Kansai süresince her gün, gün batımından sonra World Expo’nun sembolik bir alanı olan Water Plaza’da gerçekleştirilecek. Gösterinin amacını daha geniş kitlelere tanıtmak isteyen Daikin ve Suntory şirketleri, bu amaçla https://www.expo2025.airandwatershow.jp/en/  adresinde ortaklaşa bir web sitesi hazırladı. 

Daikin ve Suntory şirketleri bu gösteriyle milyarlarca yıldır yeryüzündeki her şeye tanıklık ederek etkileşimde bulunan su ve havanın hikâyesini izleyicilere deneyimleterek daha iyi bir gelecek için yeni bir ruha sahip olma arzusunu yansıtmayı amaçlıyor. Projede iki şirketin yanı sıra Japon sanatçılar ile 20 yılı aşkın süredir dünya çapında etkinlikler ve gösteriler planlayıp düzenleyen Fransız prodüksiyon şirketi ECA2 de yer alıyor.

Hava ve su elementlerinden ilham alan görkemli bir fikir

Bu gösteri, hava ve suyun koruyucu bağlar oluşturduğu ve yaşamı sarmaladığı bir festivalin hikâyesini anlatıyor. Hava ve su milyarlarca yıl önce gezegenimizde doğdu. İnsanlar da dâhil olmak üzere tüm canlılar, yaşam ve evrim bayrağını devrederken hava ve suyu da tükettiler. Gösterinin çıkış noktasını oluşturan fantastik fikir ise bu uzun sürece tanıklık eden su ve havaydı: “Yeryüzünün her şeyini görmüş olan hava ve suyun konuşmalarını dinleyebilseydik, bize yeryüzünde olup bitenler hakkında ne tür hikâyeler anlatırlardı? Belki de gelecekte izlememiz gereken yol hakkında bize tavsiyelerde bulunurlardı.”

Başlık

Başlıkta geçen “Ao” kelimesi Japonca’da mavi anlamına gelir ve hikâyenin ana karakteri olan çocuğun adıdır. Aynı zamanda hava ve suyun ortak bir imgesidir. “Yoru no niji” havanın nem açısından zengin ve ayın parlak olduğu gecelerde gözlemlenen nadir bir doğa olayı olan “gece gökkuşağı” anlamına gelir. Yaşayanların canlılıkla dolduğu mucizevi bir zaman dilimidir bu. 

Hikâye

Efsanelerin hâlâ sürdüğü bir adada, mehtaplı bir gecede gökkuşağı belirdiğinde, adadaki yaratıkların bir festival düzenledikleri söylenir. Böyle bir gecede, adanın çocuklarından Ao büyülü bir gökkuşağıyla karşılaşır. Bu gizemli hikâyede Ao, festivaldeki çeşitli yaratıklarla kaynaşır, iletişim kurar ve çok mutlu olur.

Expo tarihinin en büyük gösteri alanında her gün düzenlenen muhteşem gösteri

Gösteri, yaklaşık 200 metreye 60 metrelik bir alana sahip olan “Su Meydanı”nda gerçekleştirilecek. Bunun için 8 bin 800 metrekare olarak planlanan gösteri alanında su üzerinde devasa bir sahne oluşturuluyor.

Sahnenin ortasında bir su perdesi o  luşturmak üzere bir su çağlayanı inşa edilecek. Çeşitli aydınlatma, lazer ve diğer prodüksiyon ekipmanlarıyla birlikte yoğun bir şekilde düzenlenmiş bir alana yaklaşık 300 fıskiye yerleştirilecek. Bu unsurlar müzikle birlikte yankılanarak ziyaretçilerin hikâyeyi deneyimleyebilecekleri muhteşem bir gösteri yaratacak.

Prodüksiyon sistemi hakkında

Expo 2025 Osaka, Kansai’nin etkinlik yapımcısı Kenji Kohashi, bu gösterinin eğlence içeriğini planlamak ve üretmek için dünya çapında aktif olan içerik oluşturucuları bir araya getirdi. Prodüksiyon, TOKYO 2020 Paralimpik Açılış Töreni “PARAde of ATHLETES “in renkli projeksiyon haritalamasını yöneten Naoki Tanaka tarafından gerçekleştirildi. Müzikler ise Newsweek’in 2023’te “Dünyanın Saygı Duyduğu 100 Japon”dan biri olarak seçtiği besteci, aranjör ve yapımcı Yoko Kanno’nun sorumluluğunda. 20 yılı aşkın bir süredir dünya çapında etkinlikler ve gösteriler düzenleyen Fransız prodüksiyon şirketi ECA2 de bu muhteşem gösteriye sanat ve teknolojinin eşsiz karışımıyla katılıyor. 

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi Yıllık Yüzde 55,66 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Nisan ayı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi, (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 55,56 artış gösterdi.

2024 yılı Nisan ayında Yİ-ÜFE bir önceki aya göre yüzde 3,60 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 15,61 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 55,66 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 45,83 artış gösterdi.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık yüzde 60,03 arttı

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 74,68 artış, imalatta yüzde 60,03 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 4,79 artış ve su temininde yüzde 66,71 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 54,88 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 65,83 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 66,35 artış, enerjide yüzde 29,84 artış ve sermaye mallarında yüzde 66,33 artış olarak gerçekleşti.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık yüzde 3,26 arttı

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,51 artış, imalatta yüzde 3,26 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 7,30 artış ve su temininde yüzde 1,93 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 2,95 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 3,63 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 4,77 artış, enerjide yüzde 5,08 artış ve sermaye mallarında yüzde 1,98 artış olarak gerçekleşti.

TÜFE Yıllık Yüzde 69,80 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Nisan ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini paylaştı. Verilere göre endeks, yıllık yüzde 69,80 aylık ise yüzde 3,18 arttı.

TÜFE’deki değişim 2024 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 3,18, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 18,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 69,80 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 59,64 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 51,20 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 103,86 ile eğitim oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla 2024 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 1,03 ile sağlık oldu. Buna karşılık, 2024 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,56 ile alkollü içecekler ve tütün oldu.

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5’li Düzey) 2024 yılı Nisan ayı itibarıyla, 13 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 7 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 123 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık yüzde 72,72, aylık yüzde 3,24 oldu

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2024 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 3,24, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 18,58, bir önceki yılın aynı ayına göre %72,72 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 64,57 olarak gerçekleşti.

Korkmaz’dan Anneler Günü’ne Özel Yüzde 50 İndirim Fırsatı

Yarım asırlık tecrübesi ile annelerin mutfaktaki en büyük yardımcılarından biri olan Korkmaz, Anneler Günü için hediye arayışında olanlara yüzlerce hediye alternatifini yüzde 50 indirimle sunuyor. Şık yemek ve tencere takımlarından pratik kahve makinelerine, kek kalıplarından blenderlara kadar birçok ürün seçeneği bulunan Korkmaz, sevgi dolu anları ölümsüzleştirmeye yardımcı oluyor. 

Korkmaz, Anneler Günü’nü annelerin yıllarca kullanabilecekleri ve kullandıkça sevdiklerini hatırlayabilecekleri birbirinden fonksiyonel hediye alternatifleri ile karşılıyor. Her zevke ve ihtiyaca hitap eden yemek, kahvaltı ve tencere takımlarından çay ve kahve makinelerine, sofralara şıklık getiren çatal bıçak takımlarından yemek hazırlamayı kolaylaştıran blenderlara kadar sayısız seçenekle Korkmaz, annelerin mutfakta geçirdiği zamanı daha keyifli ve pratik bir hale getiriyor. 

İşte Korkmaz’ın annelerin kalbini fethedecek hediye alternatiflerinden bazıları… 

Mutfaklarının ‘olmazsa olmazları’ arasına giriyor

Korkmaz Performix Rosagold Blender, Korkmaz Performix Bej Blender ve Korkmaz Performix Siyah Blender Set olmak üzere 3 ayrı renk seçeneği bulunan model; 4 kanatlı doğrayıcı bıçakları ile üstün doğrama performansı sağlıyor. 1000 Watt gücü, tetiklemeli hız ayarı, yıkanabilme kolaylığı ve öğütme fonksiyonları bulunan ısıya dayanıklı, paslanmaz çelik öğütücü çubuk, benzersiz sunumlar hazırlamaya yardımcı oluyor. Mandal sistemi ile kilitleme özelliği ise istemeden oluşabilecek kazaların önüne geçiyor. Performix, annelerin yemek hazırlama esnasında en çok el oyalayan parçalama ve öğütme işlerini kolay hale getirerek mutfakların olmazsa olmazları arasına giriyor. 

Kahvaltı sofralarına mavinin dinginliğini ve huzurunu getiriyor

Kahvaltı sofralarını mavinin huzuru ile buluşturmak için mükemmel bir seçenek olan Korkmaz Natura Collection 26 Parça Kahvaltı Takımı, yuvarlak ve ferah tasarımıyla dikkat çekiyor. Mavi yaprak desenleriyle süslenmiş, zarif ve modern bir görünüme sahip olan takım; hem göz alıcı tasarımıyla hem de işlevselliğiyle alternatif bir hediye seçeneği sunuyor. Koleksiyon; 6 adet servis tabağı, 4 adet peynir ve atıştırmalık tabağı, 6 kahve fincanı, 6 kahve fincanı tabağı, 2 adet kayık tabak ve 2 adet zeytinlikten oluşuyor. 

Pratikliği ve işlevselliğiyle mutfakların en büyük yardımcıları 

Mutfaktaki işleri hızlandırmak ve keyifli bir deneyim sunmak için oluşturulan Korkmaz Viva 14 Parça Elektro Set, çeşitli mutfak ihtiyaçlarını karşılamak üzere dört farklı elektrikli ürün içeriyor. Tostema Tost Makinesi, lezzetli tostlar hazırlamaya imkan sunarken, 1500 ml kapasiteli doğrama haznesi, 1000 ml kapasiteli çırpıcı haznesi ve 850 Watt gücündeki 4 bıçaklı sistemiyle Mia Mega Blender Seti mutfakta çok yönlü kullanım sağlıyor. Bu set, pratikliği ve işlevselliğiyle mutfaklarda annelerin en büyük yardımcısı olacak.

Çay ve kahve sever anneler için 

Korkmaz’da çay ve kahve düşkünü anneler için de farklı hediye alternatifleri var. Kırmızı renk tasarımına sahip ürünler arasında bulunan Çaytema Elektrikli Çaydanlık 0.9 litrelik çay ve 1.7 litrelik su haznesiyle çay keyfine fark katıyor. 1600 Watt gücünde olan çaydanlık, hızlı ve pratik bir şekilde çay demlemeye yardımcı oluyor. Kahvekolik Türk Kahvesi Makinesi ise 4 fincanlık kahve kapasitesiyle eşsiz lezzete sahip bir Türk kahvesi keyfi sunuyor.

Masdaf Pazarlama Müdürü Nihan Göksal, Kazan Endüstrisindeki Kadınların Sesi Oldu!

Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Derneği (KBSD), ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı kapsamında düzenlediği panelde bir ilke imza atarak sözü sektörün kadınlarına verdi.

Pompa sektörünün öncü markalarından Masdaf’ın Pazarlama Müdürü ve KBSD Yönetim Kurulu Üyesi Nihan Göksal’ındakonuşmacıları arasında yer aldığı panelde kadınlar, sektörde ve şirketlerde yaşadıkları avantajları, zorlukları ve beklentilerini paylaştılar.

Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Derneği (KBSD), ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı kapsamında düzenlediği panelde, sözü sektörün kadınlarına verdi. 

26 Nisan’da “Kazan Endüstrisinde Kadınlar” temasıyla düzenlenen panelde sektörün başarılı kadın liderleri, sektörde ve şirketlerde yaşadıkları avantajları, zorlukları ve beklentilerini paylaştılar.

Moderatörlüğünü ICCI Enerji Fuarları Direktörü Meral Baysal Ergin’in yaptığı panelin konuşmacıları arasında Masdaf Pazarlama Müdürü ve KBSD Yönetim Kurulu Üyesi Nihan Göksal da yer alıyordu.  

Nihan Göksal, panelde yaptığı konuşmada şunları söyledi:  

“Bugüne kadar erkeklerin egemen olduğu sektörlerde çalıştım, ancak buna rağmen kadın olmamdan kaynaklı bir sorun yaşamadım. Bu konuda şanslı kadınlar arasında yer alıyorum. Erkek egemen ısıtma sektörünün önemli derneklerinden biri olan KBSD’de Yönetim Kurulu Üyesi olmam da bu sektörün vizyonunu ve kadına verilen önemi gözler önüne seriyor. Ancak ne yazık ki kadınlar birçok nedenden dolayı iş dünyasında cam tavanlarla karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu zorlukların yalnızca şirketten şirkete değil, sektörden sektöre farklılık gösterdiğini düşünüyorum. 

“Cinsiyete dayalı basmakalıp yargıların aşılması gerekiyor”

Kadınlara yönelik basmakalıp yargıların aşılması için şirketlerin kadın iş gücünü desteklemeleri gerekiyor. Ben iş hayatımda doğru tercihler yaptım, ancak bu konuda herkes benim kadar şanslı değil.  Birçok kadın,  evlenme ve çocuk sahibi olma hallerinde mobbing görebiliyor veya işten çıkarılabiliyor. Kriz durumlarında da önce kadınlar işten çıkarılıyor. Kadınlar; terfi, ücret ve sosyal haklar konusunda da eşitsizlik yaşabiliyor. Bu noktada önce şirketlerin IK politikalarının iyileştirilmesi, erkek egemen örgüt kültürünün ve cinsiyete dayalı basmakalıp yargıların aşılması gerekiyor. Cinsiyet eşitliği politikalarının yaygınlaştırması noktasında şirketler kadar kamu kurumlarımıza da önemli roller düşüyor.” dedi.  

“Kadınların sektörlerdeki katkılarını göz ardı edemeyiz.” diyen Nihan Göksal, kadın yöneticilerin avantajlarını ise şu şekilde açıkladı:

“Kadın yöneticilerin sosyal zekâları, erkeklerden daha gelişmiş olduğu için ekiplerini daha iyi anlıyorlar. Bu özellikleri, çalışanların iş dünyasındaki motivasyonu açısından oldukça önemli.  Ayrıca kadın liderler, erkek liderlere göre iletişime daha fazla önem veriyorlar. Kaliteli bir iletişim; ekip yönetimindeki başarıyı, ekibin motivasyonunu ve aidiyet duygusunu artırıyor, sorunların daha etkili bir şekilde çözülmesini sağlıyor. Kısacası kadın liderlerin çalışanlar üzerinde aidiyet duygusu yaratma ve motivasyonu artırma konusunda daha yetenekli olduklarını söyleyebilirim.” dedi.

Yanmar Turkey Desteğiyle Geleceğin Yetenekleri; Kara, Deniz ve Şehir Alanlarındaki Uygulamalı Eğitimlerle Çiçek Açıyor!

Türkiye’nin önde gelen traktör ve tarım araçları üreticisi Yanmar Turkey; Traktör üretim tesisi ile genel merkezinin bulunduğu İzmir’de, sosyal imkanlara erişimi kısıtlı bölgelerde yaşayan 30 ortaokul öğrencisinin ‘Sakura – Gelecek Çiçek Açsın’ projesi ile gelişimine katkı sağlıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) proje partneri Alternatif Yaşam Derneği (AYDER) iş birliğiyle hayata geçirilen bu çalışmada öğrenciler; tarımsal üretim ve toprakla tanışma eğitimleri ile birlikte kara, deniz ve şehir alanlarında kişisel gelişimlerine katkıda bulunacak pek çok eğitim ve etkinliğe katılma imkanı elde ediyor. 

100 yılı aşkın geçmişi ile hizmet sağladığı sektörlerde öncü konumda bulunan Japon devi Yanmar’ın ülkemizdeki tam iştiraki Yanmar Turkey, yeni nesiller yetiştirerek toplum için daha iyi bir gelecek sunmayı hedefliyor. İnsanların ve geleceğin çiçek açmasını amaçlayan HANASAKA Felsefesi doğrultusunda İzmir’de önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor. Bu projede Yanmar Turkey; Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) proje partneri ve Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni ilk imzalayan kuruluş Alternatif Yaşam Derneği (AYDER) ile merkezinde tarımsal eğitimler olmak üzere kişisel gelişim eğitimlerinin de bulunduğu ‘Sakura – Gelecek Çiçek Açsın’ eğitim programını başlattı. 

Öğrenciler; kara, deniz ve şehir alanlarındaki uygulamalı eğitimlerle kendilerini geliştirecek

İzmir’in sosyal imkanlara erişimi kısıtlı bölgelerde yaşayan12-15 yaş arası 30 başarılı ortaokul öğrencisi; ‘Sakura – Gelecek Çiçek Açsın’ projesi ile mart ayı itibarıyla dört ay boyunca Yanmar Turkey’in ‘Sürdürülebilir Bir Gelecek’ hedefi kapsamında, yetenek ve becerilerini geliştirebilecekleri eğitimlere dahil olacak. Tarımsal üretim, toprakla tanışma, sunum teknikleri, öğrenmeyi öğrenme, etkili iletişim, sağlık okuryazarlığı gibi konu başlıklarını kapsayan, ‘Sakura – Gelecek Çiçek Açsın’ projesi çerçevesinde başta tarım alanlarında gerçekleştirilen etkinlikler olmak üzere, Yanmar’ın ana iş kolları olan kara, deniz ve şehirde gerçekleşen faaliyetlerde becerilerini geliştirerek potansiyellerini en üst seviyeye çıkaracak.  Öğrenciler, takım çalışması, oryantiring, sahil temizliği, yüzme ve dalış gibi etkinliklere katılarak da daha fazla sosyalleşme imkânı bulacak. 

Program Birleşmiş Milletler’in hedefleri doğrultusunda belirlendi

Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden ‘Eşitsizliklerin Azaltılması’, ‘Yoksulluk’, ‘Sağlıklı Yaşam’, ‘Kaliteli Eğitim’, ‘Cinsiyet Eşitliği’ ve ‘Temiz Su’ hedefleri doğrultusunda oluşturulan ‘Sakura – Gelecek Çiçek Açsın’ sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde öğrenciler; uzman eğitmenler eşliğinde kapalı ve açık alanlarda eğitimlerini sürdürüyor. Büyük bir çoğunluğu AYDER’in Urla’daki merkezinde süren eğitimlerde tarımsal üretim ve toprağı tanıma derslerini büyük ilgi gösteren öğrenciler; bedensel ve zihinsel gelişimlerinde önemli rol oynayan yoga, müzik, uçurtma yapma gibi derslerde ise hem eğleniyor hem de potansiyellerini keşfediyor.

Eğitimler büyük bir öğrenme iştahıyla gerçekleşiyor

Amaçlarının Yanmar’ın global vizyonu olan HANASAKA Felsefesi kapsamında Ege Bölgesi’ndeki sosyo-ekonomik imkanlara erişimi kısıtlı olan öğrencilere ulaşmak olduğunu belirten Yanmar Turkey Pazarlama Müdürü Tuğçe Akman, “Projedeki genç yeteneklerin süreç içindeki gelişimini takip edebilmek bizim açımızdan oldukça gurur verici. Topluma fayda sağlayan pek çok projeyi hayata geçirmiş Alternatif Yaşam Derneği iş birliği ile yürüttüğümüz ‘SAKURA – Gelecek Çiçek Açsın’ projemiz kapsamındaki eğitimlerde tüm öğrenciler, her etkinliğe büyük bir iştahla ve öğrenme arzusuyla katılım sağlıyor. Özellikle kara alanında yürttüğümüz tarım odaklı çalışmalarda bizlere sorulan akılcı sorular, projemizi, hem bizler hem de öğrenciler için çok daha verimli bir hale getiriyor. Birlikte değişiyor, gelişiyor ve öğreniyor olabilmek; Yanmar Felsefesi olan HANASAKA’nın birlikte çiçek açma amacını desteklerken, bizlere ise gençlerin gelişimine katkıda bulunmanın mutluluğunu veriyor.”dedi. 

Yeni nesillere tarımı tanıtmayı görev bildik

Yanmar Turkey’in sosyal sorumluluk projelerine HANASAKA Felsefesi’nden aldıkları ilhamla yaklaştıklarını belirten Akman, şu ifadeleri kullandı: “. Söz konusu geleceğimizi şekillendirecek gençlerimiz olunca, onların tarıma olan ilgilerinin artması, ileride tarımsal üretimi meslek olarak edinmeyi değerlendirebilecek olmaları; dünyanın önde gelen  traktör üreticilerinden Yanmar’ın çalışanları olarak bizim  için çok değerli. Yanmar Turkey olarak, Solis ve Yanmar marka traktörlerimizle yerli çiftçimizin yanındayız. İhracatta da önemli bir rol üstleniyoruz. YTAgri marka tarımsal üretim araçlarımızla Uzakdoğu başta olmak üzere birçok coğrafyaya kaliteli Türk ürünlerinin satışını gerçekleştiriyoruz. Tarımla, tarımsal üretimle bu kadar iç içe olan bir marka olarak gelecek nesillerin tarımı, toprağı ve doğayı sevmesinde pay sahibi olmayı kendimize görev biliyoruz. Merkezimizin bulunduğu İzmir’in görece merkezden uzak ilçelerinden başarılı 30 ortaokul öğrencisine AYDER iş birliği ile iş kollarımızın yer aldığı alanda eğitim verebiliyor olmak, bizim için çok değerli.” 

Fabrika gezisi ve mezuniyet töreni

Haziran ayına kadar sürecek ‘Sakura – Gelecek Çiçek Açsın’ projesi kapsamında 30 öğrenci için bir mezuniyet töreni düzenlenecek. Mayıs ayı içerisinde programa katılan öğrenciler, Yanmar Turkey’in İzmir Torbalı’da bulunan Solis ve Yanmar marka traktörlerini ürettiği tesisini, Yanmar Turkey proje gönüllüleri ile gezecek ve yetkililerden üretim süreçleriyle ilgili bilgiler alacak. Haziran ayının ikinci haftası gerçekleşecek proje finalinde ise AYDER’in Urla’daki yerleşkesinde öğrenciler, çeşitli gösteriler gerçekleştirecek ve daha iyi bir dünya yaratmak için proje önerilerini sunacaklar. Programda sonunda ‘Sakura – Gelecek Çiçek Açsın’ projesine katılımları dolayısıyla öğrencilere sertifika ve hediyeleri takdim edilecek. 

Barratt London, Royal Gateway’in Lansmanını Gerçekleştiriyor 

Barratt London’ın son projesi, Türk yatırımcılara İngiltere’deki en büyük yenileme projesinin bir parçası olmak adına eşsiz bir yatırım fırsatı sunuyor.

İngiltere’nin lider emlak geliştiricilerinden Barratt London, İngiltere’deki yatırım fırsatlarına yönelik artan talebin ardından Royal Gateway’i 2 Mayıs 2024 tarihinde Türk yatırımcıların beğenisine sunacak. Royal Gateway, Londra’nın hızla gelişmekte olan ilçesi Ealing’in popüler bölgesi Acton’da yer alıyor. Royal Gateway’de çeşitli olanaklara sahip 300 yeni daire bulunuyor ve siteden Bond Street’e 13 dakikada, Oxford Circus’a 20 dakikadan kısa bir sürede ve Heathrow Havaalanı’na 20 dakikada ulaşım sağlanabiliyor. Bölgenin yenileme planları arasında yeni bir anacadde ve Imperial College için iki büyük kampüs bulunuyor.

Barratt London, projeye yakın bir konumda bulunan Western Circus’ın başarısının ardından bölgedeki son projesi için 4 Mayıs 2024 tarihinden itibaren yapımı devam eden konutlar için satışları başlatıyor ve ilk teslimlerin 2026 yılında yapılması planlanıyor. Dört dönümlük eski sanayi bölgesi, proje kapsamında özel, uygun fiyatlı kiralık ve ortak mülkiyetli evlerden oluşan 300 adet bir, iki ve üç yatak odalı daireye dönüştürülecek. Bu dairelere daha sonraki bir tarihte lansmanı yapılacak olan 10 özel çatı katı dairesi de eklenecek. Peyzajlı bahçeler arasında yer alacak ve konut sakinlerine çeşitli imkanlar sunacak sitede, Londra’nın geniş manzarasına sahip üç çatı terası, konsiyerj hizmeti, spor salonu, rezidans salonu ve oyun alanları bulunacak. Bu imkanlar Londra’nın merkezinde yaygın olarak bulunsa da, 3. Bölge’de rastlamanın zor olduğu rezidans salonu gibi imkanlar sitenin gelecekteki sakinlerine büyük kolaylıklar sağlayacak.

Royal Gateway, Londra’nın panoramik manzarasını sunan altı adet 16 katlı tuğla binadan oluşuyor. Ünlü mimarlar Allies ve Morrison’ın çoğunu çift cepheli olarak tasarladığı dairelerden avluya bakan tüm konutların etrafı yeşil açık alanlarla çevreleniyor. Projenin “kraliyet” ismine atıfta bulunarak her bina Zümrüt, Markiz, Peruzzi, Magna, Navette ve Mazarin gibi farklı mücevherlerin adını taşıyacak.

Projedeki dairelerin her biri büyük pencerelerle bol miktarda doğal ışık alacak şekilde tasarlandı. Daireler, bir balkon veya terasa açılarak yaşam alanlarını genişlemesini sağlıyor ve dış mekanı iç mekan ile harmanlıyor. Barratt London’ın iç mekanda detaylara ve kaplamalara gösterdiği özen, özellikle hibrit çalışanlar için uygun bir ev-çalışma alanı ile çok yönlü yaşam alanı sunuyor.

Bu araçsız site, çevre üzerinde en az etkiye sahip olacak şekilde tasarlandı. Royal Gateway, site genelinde ortak kullanılan yüksek sıcaklıklı Hava Kaynaklı Isı Pompası sistemine sahip olmakla birlikte zemin katta 500’den fazla güvenli bisiklet park yeri bulunuyor.

Kuzey Acton, bölgeye ayrılan 26 milyar £ ile önümüzdeki yıllarda büyük bir yenileme sürecine girecek. 1.600 dönümlük yenileme ana planı, İngiltere’de şu anki en büyük yenileme planı olarak öne çıkıyor. Yenileme kapsamında binlerce yeni konutun yanı sıra yeni bir anacadde ve Imperial College için iki büyük kampüs yapılması planlanıyor. JLL’ye göre, 2009 yılında Elizabeth Hattı (eski adıyla Crossrail) üzerinde çalışmalar başladığından bu yana W3’teki ortalama fiyatlar %117 artarak ortalama 675.000 £’a kadar yükseldi. Bu artış, aynı dönemde %98 artış gösteren Ealing’in geri kalanından ve %104 artış gösteren Londra ortalamasından daha yüksek bir rakam. Elizabeth Hattı üzerinde yer alan, Acton Ana Hattı yakınındaki konutlar da %19’luk bir artışla kira getirilerinde keskin bir yükseliş gördü.[1]

Nüfus açısından Londra’nın dördüncü büyük ilçesi olan Ealing, 2021 yılına kadar olan on yıllık dilimde %8,5’lik bir büyüme göstererek (İngiltere ortalaması olan %6,6’dan daha yüksek) Londra’nın bu çeşitli, çok kültürlü ve canlı bölgesinin popülerliğini ortaya koymuştur. İlçe, Londra halkı arasında “Banliyölerin Kraliçesi” olarak da bilinmektedir. Ealing’deki konut sayısının 2046 yılına kadar yaklaşık %23 artacağı tahmin edilmektedir ve bu nedenle söz konusu bölgede kiralık konut için önemli ve sürekli bir talep olması muhtemel gözükmektedir.[2]

Bölgenin popüler olmasının bir başka nedeni de harika ulaşım bağlantılarına sahip olmasıyla birlikte arabasız bir yaşam tarzı için oldukça uygun olmasıdır. Bölge, adeta Londra’ya açılan bir kapı görevi görmektedir. Royal Gateway, Oxford Circus’a 19 dakika ve Liverpool Street’e yarım saat süren seferler sunan Central Line üzerindeki North Acton metro istasyonuna sadece beş dakikalık yürüme mesafesinde yer almaktadır. Ek olarak, sadece 10 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan Acton Ana Hat istasyonu, 13 dakikada Bond Street’e, 27 dakikada Canary Wharf’a ve 20 dakikada Heathrow Havaalanı’na hizmet veren yeni Elizabeth Hattı’na bağlıdır. HS2 tamamen faaliyete geçtiğinde proje yakınlarındaki Old Oak Common, İngiltere’de şimdiye kadar yapılmış en kullanışlı ulaşım bağlantılarını sunan en büyük tren istasyonu olacak. Bu yeni süper ulaşım merkezi, Elizabeth Hattı üzerinden Londra’nın merkezine ve Heathrow’a ek erişimle birlikte Midlands, İskoçya, Kuzey, Galler ve Güneybatı’ya yüksek hızlı demiryolu hizmetleri sağlayacak.

Acton ayrıca, bölgede bulunan giyim markası Boden, Danone, PepsiCo ve Paramount Pictures gibi büyük şirketler ile yaşamak ve çalışmak için harika bir lokasyonda yer alıyor. Acton’ın kalbinde yer alan Churchfield Road’da, çok sayıda özel mağaza ve kafe bulunuyor. Aileler, yaklaşık beş kilometrelik bir alanda Ofsted tarafından Üstün veya İyi olarak derecelendirilen Acton bölgesindeki 152 okul ile geniş bir okul yelpazesi arasından seçim yapabiliyor. Proje ek olarak, White City’deki Imperial kampüsüne yalnızca üç kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Acton semti; Notting Hill, White City, Shepherds Bush ve Ealing gibi harika mahallelerle çevrilidir. Bir ilçe olarak Ealing’in yüzölçümünün %44’ü yeşil alanla kaplıdır; yeşil alanı, kaykay parkı ve tenis kortlarıyla Acton Park ve Kuzey Acton Oyun Alanları da dahil olmak üzere 24 yeşil bayraklı park ve geniş açık alanlar da buna dahildir. CBRE tarafından ağaçlar üzerine yapılan bir araştırmaya göre Ealing ilçesi, biyoçeşitlilik açısından tüm Londra’da beşinci sırada yer almıştır.

Barratt London, bölgenin dönüşümünü başlatmaya yardımcı olan Western Circus’u tamamlamasıyla birlikte Acton’da kendini kanıtlamıştır. Bu başarının ardından Royal Gateway, paylaşıma, ulaşım bağlantılarına ve her şeyin parmaklarının ucunda olmasına önem verenler için özenle tasarlanmış, yüksek kaliteli daireler sunuyor.

Barratt London Uluslararası Satış ve Pazarlama Direktörü Stuart Leslie, proje ile iligli görüşlerini paylaştı: “Acton, Old Oak Common açıldığında daha da canlanacak olan çok sayıda hızlı ulaşım bağlantısıyla Londra’nın en iyi ulaşım bağlantılarına sahip noktalarından biridir. Royal Gateway, genç profesyonellerden yatırımcılara kadar herkes için çeşitli konut seçenekleri sunarak zaten canlı olan bir topluluğun üzerine inşa edilecek. Sermaye artırmak için iyi bir potansiyel ve yatırımcılar için yüksek kira getirileriyle, Mayıs ayında satış lansmanımızı yaptığımızda bu yeni konutlar için yüksek bir talep beklentimiz var.”

Royal Gateway’de her biri balkonlu veya teraslı, tek yatak odalıdan üç yatak odalı aile evlerine kadar 300 yeni ev bulunuyor. Fiyatlar, tek yatak odalı daireler için 450.000 £, iki yatak odalı daireler için ise 600.000 £’dan başlıyor. Daha fazla bilgi için https://www.barrattlondon.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

ABD’de İnşaat Harcamaları Azaldı

ABD Ticaret Bakanlığı, mart ayına ilişkin inşaat harcama verilerini açıkladı. Buna göre, ülkede inşaat harcamaları, mevsim etkilerinden arındırılmış olarak martta bir önceki aya kıyasla yüzde 0,2 azalarak 2 trilyon 83 milyar dolar oldu.

İnşaat harcamalarına dair piyasa beklentisi bu dönemde yüzde 0,3 artması yönündeydi. İnşaat harcamaları şubatta yüzde 0,3 azalmıştı.

Kamu inşaat harcamaları martta yüzde 0,8 artarken, özel sektör inşaat harcamaları yüzde 0,5 azaldı.

İnşaat harcamaları martta yıllık bazda ise yüzde 9,6 arttı.

OYAK’tan Çin’de Yeni Tesis Yatırımı

0

OYAK Grubu Şirketlerinden Almatis, Çin’in Qingdao Ekonomik Kalkınma Bölgesi’nde yeni bir kalsine alümina üretim tesisi kuruyor. Almatis’in bölgedeki üretim kapasitesini ikiye katlayacak tesis, şirketin rekabet gücünü ve Asya’daki pazar payını artıracak.

OYAK, özellikli alümina ürünleri ve çözümlerinde dünya lideri olan şirketi Almatis için Çin’de stratejik bir yatırım yapma kararı aldı. Almatis’in kalsine alümina üretim kapasitesini 50 bin metrik ton artırarak 100 bin metrik tona yükseltecek tesis, şirketin yarı iletken yapısal bileşenler, tüketici elektroniği, termal kontrol cihazları ve elektrikli araçlar gibi kilit pazarlarda büyümesine olanak sağlayacak.

Toplam 6 bin 600 metrekarelik alanda kurulacak yeni tesisin inşaatı 2024 yılının son çeyreğinde başlayacak. Tesisin 2026 yılı başında devreye alınması planlanıyor. Almatis, ürün portföyünü genişletecek yeni kalsine ürün hattının devreye girmesi ile birlikte Çin’de toplam 100 bin metrik tonluk kapasiteye ulaşacak. Şirket, söz konusu üretimin yaklaşık 20 bin metrik tonunu bölge ülkelerine ihraç etmeyi hedefliyor.

“Almatis’in etki alanı genişleyecek”

OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem, OYAK Grubu Şirketleri arasına 2015 yılında katılan Almatis’i devraldıkları ilk günden bu yana büyümesini desteklediklerini söyledi. Erdem, “Türkiye’nin en büyük tamamlayıcı mesleki emeklilik fonu olarak maden metalürji, çimento beton kâğıt, otomotiv lojistik, enerji, gıda tarım hayvancılık, kimya ve finans sektörlerinde altı kıtada, 25 ülkede ve Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinde, tüm zaman dilimlerinde 24 saat kesintisiz faaliyet gösteriyoruz. Asya’daki yatırımlarımızla özellikli alümina ürünleri alanında pazar lideri olan Almatis’in sektördeki gücüne güç katacak adımlar atıyoruz. Büyüme stratejilerimiz çerçevesinde Çin’in Qingdao Ekonomik Kalkınma Bölgesi’nde mevcut kalsine alümina tesisimizin bulunduğu alanda yeni bir yatırımı daha hayata geçiriyoruz. Yeni tesisimiz, yüksek katma değerli üretimiyle potansiyel pazarlarda Almatis’in etki alanını genişletecek” dedi.

Almatis’in küresel bir marka olduğunu ve tedarik stratejisinin temelini bu yapı üzerine inşa ettiklerini belirten Erdem, “Almatis’in bölgesel pazarlarda büyüyebilmesi için Çin’deki üretim kapasitesinin artırılması stratejik önemde. Aynı zamanda ham maddeyi yerel kaynaklardan sağlayarak, tedarik zincirinde yaşanabilecek sıkıntıların önüne geçmeyi de hedefledik. Talebe zamanında ve yeterli karşılık verebilmek, verimli ve karlı bir operasyon yürütmek üzere tüm tedbirleri aldık” diye konuştu.

“Yeni tesisimizde son teknolojiyi kullanacağız”

Küresel piyasalardaki gelişmelere rağmen Çin’in büyüme potansiyelinin devam ettiğini ifade eden Erdem, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Çin ekonomisi gelişmeye devam ederken, yabancı yatırımcılar da uzun vadeli büyüme fırsatlarını değerlendiriyor. Yüksek büyüme potansiyeline sahip dünyanın en büyük pazarlarından Çin’deki bu yatırımımızla, küresel ağımızı genişleteceğiz. Hedef pazarlarımıza yönelik ilave 50 bin metrik ton üretim kapasitesi oluşturacağımız ve emisyon değerleri için belirlenen standartlara uygun inşa edeceğimiz yeni tesisimizde son teknolojiyi kullanacağız. OYAK olarak güçlü finansal yapımız, stratejik planlamamız, entegre faaliyetlerimizle Almatis’in bölgedeki potansiyelini değerlendirip, OYAK’ın gücüne güç katacağız.”

Almatis bu yatırıma neden ihtiyaç duydu?

Çin’de yüzde 6 oranında bir pazar payına sahip olan Almatis, Asya Bölgesi’nin tamamında teknik seramik, çip ve elektrikli araç endüstrilerinde beklenen büyümeyle birlikte artan talebi göz önünde bulundurarak yeni bir kalsinasyon fırını ve öğütme teknolojisine yatırım yapma kararı aldı. Çin tesisindeki kalsine ürün hattının toplam kapasitesini 50 bin metrik ton artırarak 100 bin metrik tona yükseltecek olan Almatis, kalsinasyon hattının içinde yer alacak yeni teknoloji öğütme değirmeni ile söz konusu alandaki kabiliyetlerini önemli oranda artıracak. Yeni kalsine fırında üretilecek ürünlerin yaklaşık yüzde 40’ı Asya Bölgesi’ndeki ülkelere ihraç edilecek.

Qingdao Ekonomik Kalkınma Bölgesi’nin gelişimini destekleyecek

Yeni kalsine alümina tesisi, Almatis’in mevcut tesisinin bulunduğu Qingdao Ekonomik Kalkınma Bölgesi’nde kurulacak. Çin’in Shandong eyaletinde bulunan ve yabancı yatırımları teşvik eden bölge, sanayi ve ticaretin gelişimini desteklemek amacıyla yatırımcılara özel teşvik ve avantajlar sunuyor. 2026 yılının başlarında faaliyete geçmesi planlanan ve şirketin üretim kapasitesini ikiye katlayacak olan yeni tesis, Almatis’in Asya Bölgesi’ndeki pazar payını artıracak.

OYAK’ın yeni yatırımı aynı zamanda Qingdao Ekonomik Kalkınma Bölgesi’ne de önemli katkılar sağlayacak. Bölgenin ekonomik büyümesine ve istihdamına güçlü bir ivme kazandıracak olan yeni tesis, ayrıca bölgenin uluslararası arenadaki rekabetçiliğini de artıracak. Bölgenin endüstriyel altyapısını güçlendirecek yatırım, Qingdao Ekonomik Kalkınma Bölgesi’nin teknolojik gelişimini de destekleyecek.

Kaynak: Dünya Gazetesi

Assan Panel, İngiltere’de Yeni Üretim Tesisi Kuruyor

0

Kibar Holding bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Assan Panel, İngiltere Suffolk bölgesinde yer alan ‘Freeport East’ serbest ticaret bölgesinde yeni bir üretim tesisi kuracak. Toplam 45 milyon sterlin yatırımla kurulacak tesisin 2025 yılı ortalarında tamamlanması planlanıyor.

Konu hakkında açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Topluluk şirketlerimizden Assan Panel için devreye aldığımız yeni yatırım hamlesiyle, şirketimizin Avrupa pazarındaki varlığını daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. 85 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Grubumuzun ihracat başarısına önemli katkı sunan Assan Panel’in başta İngiltere olmak üzere Avrupa sandviç panel pazarında önemli konuma geleceğine inancım tam” diye konuştu. Kayabaşı, “Önümüzdeki dönemde derinleşmek istediğimiz pek çok pazar var. Yeni yatırımlarımızla bu hedefimize kısa zamanda ulaşarak ülkemizin adını yurtdışında daha fazla duyuracağız” dedi.

Assan Panel Genel Müdürü İhsan Tolga Akar da yeni yatırımlarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Yurt dışı yatırımlarımıza bir yenisi daha eklemenin mutluluğu ve gururu içerisindeyiz. Ürünlerimizin sertifikalandırılmış kalitesi ve yüksek performansıyla Avrupa pazarından kısa zamanda güçlü bir pay alacağına inanıyorum” diye konuştu.

Kaynak: Emlak Dream

Yatırımcılar Ticari Gayrimenkullere Yöneldi

Enflasyon ve faizlerin düşmesini bekleyen piyasalarda, yatırımcıların rotası ofis ve dükkan yatırımına döndü. Ticari gayrimenkul satın alanların sayısı artarken, satış ofislerinde bahar havası yaşanıyor.

Faizlerin en yüksek seviyeye geldiği bu dönemde, ticari gayrimenkul yatırımcısında hareketlilik gözlemleniyor. Faizlerin ve enflasyonun aşağı doğru ivmelenmesi öncesinde fiyat artışlarından etkilenmemek adına, gayrimenkul yatırımcısı harekete geçti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in pozitif yöndeki açıklamaları, gayrimenkul yatırımcısında hareketliliğe sebep oldu. Bakan Şimşek’in yabancı yatırımcıların ülkemize ilgisinin yoğun olduğunu belirtmesi ve haziran ayı itibariyle enflasyonun düşüş yönünde hareket edeceğini aktarması, yatırımcıların yatırım enstrümanlarında değişikliğe gitmesine yol açıyor. AKTİM Çarşı – Ofis projesinin satış ofisinde canlılık olduğunu belirten Bilgiçler Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Emre Bilgiç, “Şu anda faizler olabildiği en yüksek seviyede. Bugünden sonra iniş ivmesi bekleniyor. Aşağı doğru seyredecek bir rotasyon durumunda, gayrimenkul piyasasındaki hareketlilik zamları da beraberinde getirecek. Bunun bilincinde olan yatırımcılar, şimdiden ticari gayrimenkul yatırımlarına başladı” dedi.

“Ticari Gayrimenkuller mali istikrar sağlıyor!”

Ticari gayrimenkullerin konut piyasasına göre daha çok rağbet gördüğünü de belirten Bilgiç, ticari gayrimenkul yatırımlarının sağladığı pek çok avantajla yatırımcıların dikkatini çekmeye devam ettiğini söyledi. Bu avantajların sadece kısa vadeli değil, aynı zamanda uzun vadeli ve sürdürülebilir kazançları içerdiğinden de bahseden Bilgiç, “Yüksek kira getirisiyle birlikte, yatırımcısına mali istikrar sağlayan ticari gayrimenkuller, lokasyon avantajıyla birlikte, sağlam bir gelir kaynağı durumuna geldi. Enflasyonist ortamlarda güvenli liman olarak gösterilen ticari gayrimenkul yatırımları, artan talep karşısında gün be gün daha değerli hale geliyor. Diğer finansal araçlara kıyasla düşük riskli yatırım olarak gösterilen ticari gayrimenkul yatırımları, hisse senetleri gibi dalgalanan piyasalara göre avantajlı durumda bulunuyor” şeklinde konuştu.

“2024 yılı umut veriyor!”

Durağan geçen 2023’ün aksine ticari projelerde 2024 yılı itibariyle hareketlilik başladı. Dövizin oynak seyri, faizlerin artışı gibi sebeplerle gayrimenkulden uzaklaşan yatırımcı şimdilerde gayrimenkul yatırımına yönelmeye başladı. Özellikle ofis ve ticari projelerin satış ofislerinde gözle görülür bir hareketlilik yaşanırken, hükümet para politikalarının sıkılaştırılmasıyla birlikte enflasyon ve faizlerde düşüş bekleniyor. Bu düşüşten sonraki süreçte gayrimenkul fiyatlarında artış olacağını belirten Bilgiç, “AKTİM Çarşı Ofis projemizde önemli markalarla görüşmelerimiz sürüyor. Ticaretini hızlandırmak isteyen markalar, yeni ofis ve dükkan arayışlarını sürdürüyor. Yenilenme ihtiyacı ve İstanbul’un merkezine dönüş isteği, projemizde talebe neden oluyor. Müşteri deneyimine yönelik tasarlanan yapılar, hem yabancı yatırımcıyı da ticaret için ülkemize yöneltecek, hem de yerli yatırımcıların iştahını kabartacak.” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Kaynak: Emlak Dream

Türkiye’deki Konaklama Endüstrisinin Hassas Misafir Verileri Zecurion İle Güvende!

Konaklama endüstrisi, dijital çağın giderek artan güvenlik zorluklarıyla yüzleşirken; Zecurion, çok uluslu bir otel zincirinin Türkiye’deki iştirakini, içsel tehditlere karşı korumak üzere stratejik bir ortaklık sunuyor.

Yeni nesil veri kaybı önleme (Next Generation DLP) satıcısı Zecurion, dijital çağda yaşanan mesleki dolandırıcılık sorunlarına odaklanan uluslararası araştırma “Occupational Fraud 2022: A Report to the Nations” raporunun sunduğu ve konaklama sektörünün iç dolandırıcılığa karşı savunmasızlığını ortaya koyan endişe verici bulgular ışığında, çok uluslu bir otel zincirinin Türkiye’deki iştirakinin savunmasını güçlendirmek üzere devreye girdi.

Türkiye’deki bu konaklama endüstrisi iştiraki, büyük şehir merkezlerinden geçiş noktalarına ve tatil destinasyonlarına kadar yayılan geniş tesis ağıyla konaklama sektöründe etkileyici bir rol oynuyor. Toplamda 401 açık oteli bünyesinde barındıran ve 110.000’den fazla odaya sahip olan bu iştirak ayrıca, 126 otelin daha inşa sürecini yönetiyor. İstanbul, Ankara, Kapadokya, Bursa ve Antalya gibi stratejik lokasyonlarda faaliyet gösteren bu konaklama sektörü iştiraki, kritik misafir verileri ve ticari hassasiyetleri koruma konusunda Zecurion ile anlaşarak güvenlik önlemlerini güçlendirmede rakiplerinin bir adım önüne geçiyor.

Zecurion Bölgesel İş Geliştirme Direktörü Ivan Starodubtsev, turizm sektöründeki olağanüstü müşteri hizmetlerinin vurgulanması çerçevesinde hassas verilere olan bağımlılığın, siber tehditlere karşı savunmasızlık yarattığına dikkat çekerek şunları söylüyor: “Konaklama sektörü, üst düzey ve güvenli bir müşteri deneyimi sunmayı amaç ediniyor. Oteller, geniş çapta hassas müşteri verisi toplayıp analiz ederken, teklifleri optimize etme ve kişiselleştirilmiş deneyimler oluşturma amacı güdüyor. Ancak, bu iyi niyetler aynı zamanda, konaklama işletmelerini siber suçlular için çekici hale getiriyor.”

Zecurion, artan risklere karşı cevap olarak, yaygın çalışan değişiminin, olası kötü niyetli faaliyetlerin ve mesleki dolandırıcılık tehdidinin getirdiği zorluklarla başa çıkmak için en son teknoloji çözümü olan Zecurion Next Generation DLP 12 (Zecurion Yeni Nesil Veri Kaybı Önleme 12) ürününü sunuyor. Bu kapsamlı paket, veri kaybına karşı 360° koruma sağlayan diğer temel işlevlerin yanı sıra ayrıntılı çalışan profilleri, personel kontrol mekanizmaları, kullanıcı davranış analizi ve gelişmiş trafik kontrol modülü ile içeriden gelen tehditlere karşı bütünsel bir yaklaşım imkânı sağlıyor. 

Zecurion’un sağlam güvenlik altyapısı, müşteri otel zincirinin iç dolandırıcılık risklerini azaltıp, hassas verilerin bütünlüğünü ve gizliliğini koruyan fonksiyonlarıyla, olağanüstü konuk deneyimlerini sürdürme taahhüdünde etkili bir araç olarak dikkat çekiyor. Dijital tehditlerin giderek arttığı bir çağda, Zecurion Next Generation DLP, işletmelere benzersiz bir görünürlük ve kontrol sunarak veri güvenliği alanındaki ustalığını sergiliyor. Uzaktan iş gücü yönetiminin karmaşıklığına özel olarak hazırlanmış çözümler, gelişmiş kullanıcı davranış analitiği ile birleşerek proaktif tehdit tespiti sağlıyor ve böylece, Zecurion’un veri güvenliğini olağanüstü bir seviyeye taşıma iddiasının altını çiziyor.

4. Yapı Fiziği ve Çevre Kontrolü Kongresi İklimle Uyumlu Yapılaşma ve Dijital Gelişmeleri Konu Alcak 

Bu yıl dördüncü kez gerçekleşen, İZODER, İTÜ Mimarlık Fakültesi ve Yapı Fiziği Derneği iş birliği ile yapılacak olan 4. Yapı Fiziği ve Çevre Kontrolü Kongresi 2-3 Mayıs 2024 tarihlerinde İTÜ Mimarlık Fakültesi Taşkışla Yeleşkesi’nde düzenlenecek.

Bu yıl ki Yapı Fiziği ve Çevre Kontrolü Kongresininteması “İklimle Uyumlu, Yaşanabilir Yapma Çevre Tasarımı, Dijitalleşme ve Güncel Yaklaşımlar” olarak belirlendi. Birçok alanında uzman değerli konuşmacıların katılacağı kongrede yapı sektöründe iklim değişikliği, sınırlı kaynaklar, tasarımcı, yapımcı ve karar vericilerin güncel yaklaşımlara olan tavırları, teknolojik yeniliklere adaptasyon gibi birçok konu gündeme getirilecek.

MEGA Yalıtım Çözümleri’nin de destekçileri arasında olduğu kongrede, yeni nesil ürün ve çözümler, sıfır karbon, enerji kaynaklarını doğru kullanma, suyun etkin kullanımı, yangın yönetimi gibi konularla beraber, bina enerji modelleri, yaklaşık sıfır enerjili binalar, yapı sektöründe yapay zekâ, dijitalleşme ve yapı sektörü gibi oldukça önemli gündem maddeleri detaylı bir şekilde ele alınacak.

MEGA’NIN SÜRDÜRÜLEBİLİR YAPI ÜRÜNLERİ DE LANSE EDİLECEK

Kongre hakkında konuşan MEGA Yalıtım Çözümleri Satış ve Pazarlama Direktörü İsmail Helvacıoğlu bu tarz üniversite iş birliklerini desteklemeyi oldukça değerli bulduklarını dile getirdi. Helvacıoğlu, özellikle akademisyenleri ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek olan platformun, iklim koşullarına uygun, enerjiyi ve doğal kaynakları doğru bir şekilde yönetecek güvenli, konforlu yapıların üretilmesi için kıymetli bir klavuz oluşturacağı görüşünde.

2 Mayıs saat 10.00’da açılış konuşması ile başlayacak olan kongre 3 Mayıs’ta 15.30’da yapılacak olan kapanış kokteyli ile son bulacak. 

İngiltere’de ki “Ortak Mülkiyetli Paylaşımlı Ev Sahibi Olma Modeli ” Türkiye’nin Konut Krizinden Çıkış Yolu Olabilir mi?

 EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, İngiltere’de git gide artan Shared Ownership Yöntemi / Ortak Mülkiyetli Paylaşımlı Ev Sahipliği modeli ile Konut Edinimini tüm ayrıntılarıyla anlattı.

İngiltere’de bu sistemin 1990 yılından buna yana uygulandığını belirten EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, “Ortak Mülkiyetle Paylaşımlı Ev, Mal Sahibi olma Modeli İngiltere’de 1990‘dan bu yana uygulanan ilk kez ev satın alanlara ve halihazırda bir eve sahip olmayanlara yeni inşa edilen veya ikinci elden satılan bir mülkte hisse satın alma fırsatı vermek için geliştirilmiş tasarrufa yönelten bir ev sahibi olma yöntemidir. Uygun fiyatlı evler programı ile inşa edilen tüm yeni evlerin önümüzdeki yıllarda alıcıların satışına sunulması beklenmektedir. Programın finansmanı İngiltere hükümeti tarafından yapılmaktadır.

Ortak mülkiyet ipoteğine hak kazanabilirsiniz

Ortak Mülkiyet, İngiltere’de ilk kez ev sahibi olacakların aşama aşama ev sahibi olma merdivenine çıkmalarına yardımcı olan devlet destekli bir programdır. Kısmi satın alma/kısmi kiralama yoluyla alıcılar, normalde direkt satın alamaya güçlerinin yetmediği mülkün hisselerini satın alırlar. Küçük bir depozito ile, aylık ipotek geri ödemesi daha düşük olan bir ortak mülkiyet ipoteğine hak kazanabilirler. Bir evdeki bir kısım hisseyi satın alabilir ve geri kalanını %100 sahip olmaya gücü yetene kadar kiralayabilir.

Dar Gelirli Vatandaşlar Yararlanabiliyor

Dar gelirli İngiliz vatandaşlarının yararlanabileceği bu sistem bir devlet programı, özellikle sistem için ayrılmış evler “Ortak Mülkiyet Paylaşımlı Ev Mal Sahibi olma Modeli” (Shared Ownership) ile satılıyor.  Alıcı, bir evin yüzdesel olarak karşılayabileceği bir kısmını satın alıyor ve geri kalanı ise kar amacı gütmeyen konutu satan kuruma (housing association) ait olmaya devam ediyor. Yani alıcı aslında devlet kurumu ile ortak bir sahibi oluyor. Alıcı alamadığı hisse ile ilgili kısım için mülkün bu kısmına Housing Asscociation kurumuna  sübvanse edilmiş makul bir kira ödüyor. Hatta sadece aldığı kısım içinde mortgage ipoteği kullanması da mümkün. Alıcı zamanla durumu oldukça evi almaya kısmen devam ediyor veya tamamını satın alabiliyor. Vatandaşları tasarrufa yönelten bu durum belki de hayat boyu ev alma hayali kuramayacak bir kesimi mal sahibi yapma imkanı sağlıyor.

İstediğiniz zaman evin size ait kısmını satabiliyorsunuz

Örneğin Shared Ownership ile satılan 500 TL birimlik bir ev beğendiğiniz. 200 TL biriminiz var ve 50 TL birim mortgage kredisi alabiliyorsunuz. Yani aslında sadece evin %50’sine paranız yetiyor. Bu durumda 50 TL birim için mortgage alıyorsunuz, bankaya onu ödüyorsunuz. Kalan 250 TL birim için mülkün sahibi olan kar amacı gütmeyen kuruma sübvanse edilmiş kira ödüyorsunuz. Diyelim 5 yıl geçti ve siz biraz daha ödeme yapabilecek durumdasınız. Bu arada evinizin değeri arttı veya azalmış da olabilir, yeni dönemde eve tekrar değerleme yapılıyor. Mali durumunuz güçlendikçe, ‘merdiven basamakları’ adı verilen bir süreçle tam mülkiyete doğru ilerleyebiliyorsunuz. Baktınız evin değerinin %20’sini daha ödeyebilir durumdasınız kalan %30 için kira öder durumda kalıyorsunuz. Ya da istediğiniz zaman evin size ait kısmını satabiliyorsunuz. Mülkün %75’ine veya bazı durumlarda %100’üne sahip olana kadar, merdiven basamakları olarak bilinen bir süreçle mülkte sahip olduğunuz payı artırabiliyorsunuz. Buradaki önemli nokta Shared Ownershipte mülkün zeminin yani arsasının sahibi olamıyorsunuz, sadece yapının sahibi oluyorsunuz. O yüzden arsa maliyeti düştüğü için evlerin daha uygun fiyatlı sahip olunması, kiralanması  söz konusu oluyor. Arsa devlete ait olmaya devam ediyor. 

Belediyelerin kontrolü altında gerçekleştiriliyor

Hükümetin Ortak Mülkiyet programı ile yeni evinizin bir hissesini satın alır ve geri kalanı için kira ödersiniz. Para biriktirdikçe ve mali durumunuz iyileştikçe, evinizin tamamına sahip olana kadar evinizde daha büyük bir pay satın alabilirsiniz. Bu sistem İngiltere’de bu devlet tarafından oluşturulmuş bir sistem ve belediyelerin kontrolü altında gerçekleştiriliyor. Bu sistemden yararlanabilmek için hane halkının toplam gelirinin İngiltere genelinde 80 bin ancak Londra’da ise yıllık 90 bin Pound’un altında olması gerekiyor. 

Kiracı olmaktan kurtarabiliyor

Programın avantajları ve dezavantajları var. En büyük kazanç dar gelirli, az para kazanan veya genç nüfusa kısmi de olsa ev sahibi olabilme sansı veya tasarruf şansı vermesi. Kira yerine mortgage kredisi ödeterek ileride alınabilecek bir ev için para biriktirme sansı vermesi, kirada oturma mantığından çıkarılması. Apartman aidatını sizin ödemeniz gerekiyor, rayiç üzerinden sahip olmadığınız kısmın kirasını ödüyorsunuz. Ama en azında sahip olduğunu kısım ile ilgili yaptığınız ödemeler kiraya değil mortgage sistemine gidiyor ve evin bu kısmı sizin oluyor. Aslında kiracı olmanın dertlerinden kurtuluyorsunuz öte yandan evin tamamını alıncaya kadar ev sizin değil. 

2021-2026 yılı dönemini daha cazip hale getirdiler

İngiliz hükümeti bu programda değişiklikler yapmış ve 2021-2026 yılı dönemini daha cazip hale getirmişlerdir. Örneğin Ortak Mülkiyet Paylaşımlı Ev mülkleri, mülk sahibi olmak yerine kiraya verilir, bu nedenle mülkün üzerinde bulunduğu arazinin sahibi olamazsınız. Bu daha önce 99 yılla sınırlı iken şu anda 990 yıla çıkarılmıştır.

Tamir bakım hizmet ücretini ödemek zorundasınız 

Eski sistemde hissenizin ne kadar büyük olduğuna bakılmaksızın mülkle birlikte gelen aidat ve tamir bakım hizmet ücretini ödemek zorundasınız. Ancak yeni sistemde Onarım ödeneği gelmiştir.  Yenilenen Ortak Mülkiyet programı, yeni Ortak Mülkiyet Sahipleri için ev sahibinin veya konut birliğinin evdeki onarım ve bakım masraflarını karşılayacağı 10 yıllık bir süre getirecektir. 

Ortak Mülkiyet Paylaşımlı Ev Sahipleri yılda 500 paund’a kadar onarım masrafı talep edebilecek, bunu aşan onarım ve bakım masrafları ev sahibinin yani Alıcının sorumluluğunda olacaktır. Hatta bu ödeneğin kullanılmayan yıllarda bir sonraki yıla devri sağlanmıştır. Mülkü Satmaya kalktığınızda, bunu açık piyasa yerine Ortak Mülkiyet Paylaşımlı Ev programı aracılığıyla yapmanız gerekecektir.” şeklinde konuştu.

Mart ayında Genel Ticaret Sistemine Göre İhracat Yüzde 4,1, İthalat Yüzde 6,3 Azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2024 yılı Mart ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak 22 milyar 571 milyon dolar, ithalat yüzde 6,3 azalarak 29 milyar 912 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Mart döneminde ihracat yüzde 3,6 arttı, ithalat yüzde 12,8 azaldı

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2024 yılı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artarak 63 milyar 603 milyon dolar, ithalat %12,8 azalarak 83 milyar 945 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Mart ayında enerji ürünleri ve altın hariç ihracat yüzde 5,1, ithalat yüzde 6,7 azaldı 

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2024 Mart ayında %5,1 azalarak 21 milyar 915 milyon dolardan, 20 milyar 789 milyon dolara geriledi.

Mart ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 6,7 azalarak 24 milyar 452 milyon dolardan, 22 milyar 805 milyon dolara geriledi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Mart ayında 2 milyar 16 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 6,0 azalarak 43 milyar 594 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 91,2 oldu.

Dış ticaret açığı Mart ayında yüzde 12,4 azaldı

Mart ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %12,4 azalarak 8 milyar 379 milyon dolardan, 7 milyar 341 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Mart ayında yüzde 73,8 iken, 2024 Mart ayında yüzde 75,5’e yükseldi.

Dış ticaret açığı Ocak-Mart döneminde yüzde 41,5 azaldı

Ocak-Mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 41,5 azalarak 34 milyar 799 milyon dolardan, 20 milyar 343 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Ocak-Mart döneminde yüzde 63,8 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 75,8’e yükseldi.

Mart ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,6 oldu

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2024 Mart ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,6, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,5, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Ocak-Mart döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 93,9, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,1, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Mart ayında ara mallarının toplam ithalattaki payı yüzde 69,9 oldu

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2024 Mart ayında ara mallarının payı yüzde 69,9, sermaye mallarının payı yüzde 14,5 ve tüketim mallarının payı yüzde 15,5 oldu.

İthalatta, 2024 Ocak-Mart döneminde ara mallarının payı yüzde 70,6, sermaye mallarının payı yüzde 14,8 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,5 oldu.

Mart ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu

Mart ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 749 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 288 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 265 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 189 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 172 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,5’ini oluşturdu.

Ocak-Mart döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 5 milyar 232 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 804 milyon dolar ile ABD, 3 milyar 449 milyon dolar ile İtalya, 3 milyar 357 milyon dolar ile Irak ve 3 milyar 256 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %30,0’ını oluşturdu.  

İthalatta ilk sırayı Çin aldı

İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Mart ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 900 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 632 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 146 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 902 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 407 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,4’ünü oluşturdu.

Ocak-Mart döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 11 milyar 984 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 10 milyar 227 milyon dolar ile Çin, 6 milyar 282 milyon dolar ile Almanya, 4 milyar 632 milyon dolar ile İtalya, 4 milyar 146 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın %44,4’ünü oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat yüzde 0,8 arttı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2024 Mart ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,8, ithalat yüzde 3,9 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2024 yılı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 1,1, ithalat yüzde 0,8 arttı.

Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,3 oldu

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Mart ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,6’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,3’tür. Ocak-Mart döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,9’dur. Ocak-Mart döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,1’dir.

Mart ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 81,5’tir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı %11,3’tür. Ocak-Mart döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,0’dır. Ocak-Mart döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,8’dir.  

Özel ticaret sistemine göre ihracat 2024 yılı Mart ayında 20 milyar 663 milyon dolar oldu

Özel ticaret sistemine göre, 2024 yılı Mart ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak 20 milyar 663 milyon dolar, ithalat yüzde 7,6 azalarak 28 milyar 5 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Mart ayında dış ticaret açığı %16,2 azalarak 8 milyar 758 milyon dolardan, 7 milyar 341 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Mart ayında %71,1 iken, 2024 Mart ayında %73,8’e yükseldi.

İhracat 2024 yılı Ocak-Mart döneminde 57 milyar 794 milyon dolar oldu

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2024 yılı Ocak-Mart döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 artarak 57 milyar 794 milyon dolar, ithalat %13,1 azalarak 79 milyar 74 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 39,2 azalarak 34 milyar 998 milyon dolardan, 21 milyar 280 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Ocak-Mart döneminde yüzde 61,6 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 73,1’e yükseldi.

H-ÜFE Yıllık Yüzde 85,41 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) 2024 yılı Mart ayı verilerini açıkladı. Verilere göre H-ÜFE,  bir önceki aya göre yüzde 3,64 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,96 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 85,41 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 78,09 artış gösterdi.

H-ÜFE ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yıllık yüzde 78,53 arttı

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 78,53 artış, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 90,25 artış, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 91,35 artış, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 71,21 artış, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 96,31 artış, idari ve destek hizmetlerde yüzde 97,65 artış gerçekleşti.

H-ÜFE ulaştırma ve depolama hizmetlerinde aylık yüzde 2,86 arttı

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 2,86 artış, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 3,68 artış, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 2,80 artış, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 3,16 artış, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 6,37 artış, idari ve destek hizmetlerde yüzde 4,56 artış gerçekleşti.

Kalyon İnşaat Dünya Devi Şirketleri Geride Bıraktı

0

Türkiye ve dünyada gerçekleştirilen dev projelere imza atan Kalyon İnşaat, Romanya’da, tüm rakiplerini eleyerek tam puanla seçilen firma oldu ve Karadeniz Kıyısı-Podişor Doğal gaz Boru Hattı Projesi’ni gerçekleştirmeye başladı.

Hürriyet Gazetesi’nden Burak Taşçı’nın haberine göre; Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu, Kalyon İnşaat’ın Romanya’nın Karadeniz Kıyısı-Podişor Doğal gaz Boru Hattı Projesi töreni sonrası yaptığı açıklamada, bu projenin yüzde 30’una yakınını tamamlamış olduklarını, finansmanla ilgili bir sorun yaşamadıklarını söyledi.

Kalyoncu, ilk boruları indirdiklerini, yaklaşık 308 kilometrelik boru hattının 300 metrelik kısmının indirmesini tamamladıklarını anlatan Kalyoncu, “Kaynak olarak ise ilerlememiz yüzde 16 seviyesinde. Daha işin çok başlarındayız. Burada devam eden conta kaynağımız olacak. Bu doğal gaz boru hatlarında özellikle bu kaynak çok mühim” dedi.

Projenin Türkiye ekonomisine katkısına değinen Kalyoncu, “Burada yaklaşık 100 bin ton ağırlığında çelik boru kullanıyoruz. Bunun neredeyse tamamını Türk çelik boru üreticilerinden aldık. Bütün bu para Romanya hükümeti tarafından direkt Türkiye’ye gelmiş oluyor. Yani ihracat olmuş oluyor. Projemizin yaklaşık 200 milyon euroluk kısmı borudan oluşuyor. Yani çelik maliyeti 200 milyon euro” diye konuştu.

Proje 24 ayda tamamlanacak

Bu projeyi çok hızlı bir şekilde, 308 kilometreyi 24 ay gibi bir sürede yapmaları gerektiğini vurgulayan Kalyoncu, “Burada kaynak en önemli meselelerden bir tanesi. Boru depolama noktalarında depoluyoruz. Boruların yüzde 60’a yakına kadarının teminini tamamladık”dedi.

Hatasız bir şekilde bugünlere geldiklerini ifade eden Kalyoncu, bir soru üzerine, AB uhdesinde yapılan puanlama sistemiyle ilgili bu tarz ihalelerde fiyat ve firmanın teknik yeterliliğinin büyük önem taşıdığını kaydetti.

Kalyoncu, “Türkiye’de yaptığımız projeler, ayrıca Silivri yeraltı doğal gaz depolama tesisiyle bu konuda çok büyük bir mühendislik yetkinliğine sahip olduk. Sondajımızı da kendimiz yaptık. Artık doğal gaz ile ilgili işlerde kendi mühendislik ve insan gücümüzle başından sonuna kadar projeyi tamamlayacak hale geldik. İhale sırasında tam puan aldık.” şeklinde konuştu.

Dünya devi şirketler geride bırakıldı..

Doğal gaz ile ilgili işlerde akla ilk gelen İtalyan ve İspanyolları geride bırakarak bu ihalede öne çıktıklarını kaydeden Murathan Kalyoncu, ihalede en ciddi rakiplerinin Çinliler olduğunu ancak güçleriyle ve verdikleri güvenle onları geride bıraktıklarını söyledi.

1200 kişiye istihdam sağlanacak

Proje kapsamında önümüzdeki günlerde çalışan sayısının 1200 kişi olacağını, “beyin takımını” Türkiye’den getirttiklerini anlatan Kalyoncu, “Deniz altından bir geçiş yok. Sadece burada bizi zorlayacak gelişme gölün altından olacak. Nehri yatay kesecek.” dedi.

Romenlerin Neptün gazını keşfettiğini ifade eden Kalyoncu, “(Neptün gazı) Karadeniz’de… Sakarya’nın hemen karşısında Neptün sahasının gazı. Ama tabii ki gaz tek yönlü gidebilecek bir şey değil. Türkiye ile eğer olası bir gaz ticaretinde Romanya’nın Karadeniz tarafındaki gaz terminalinde de kullanılabilecek bir gaz. Aynı şekilde konumu gereği de Türkiye’den Romanya’ya olası bir gaz satışında Türk gazını Avrupa’ya taşıyacak alternatif bir gaz.” şeklinde konuştu.

Doğal gazın artık dünyada stratejik ve kritik bir konu haline geldiğini, Avrupa’nın gaz bağımsızlığının Avrupa için çok tehdit edici bir konu olduğunu vurgulayan Kalyoncu, dağıttıkları bu doğal gazın Romanya’nın ihtiyacının yarıya yakınını karşıladığını bildirdi.

İstanbul’da Ortalama Konut Fiyatı 4 Milyon TL’yi Aştı

Endeksa verilerinden derlenen bilgilere göre Mart 2024 itibarıyla İstanbul’da ortalama konut fiyatı 4 milyon 402 bin 908 TL oldu. Mega kentte ortalama yıllık kira getirisi yüzde 5,95 ve amortisman süresi 17 yıl olarak ölçüldü.

İzmir’de ise ortalama konut fiyatı 4 milyon 33 bin 224 TL, yıllık kira getirisi yüzde 6,24 ve amortisman süresi 16 yıl oldu.

Her iki büyükşehir de son verilere göre en yüksek kira getirisinde ilk 10 il arasına giremedi.

KİRA GETİRİSİ EN YÜKSEK İLK 10 ŞEHİR

1-ANKARA

Ortalama fiyat: 2.720.510 TL

Amortisman süresi: 13 yıl

Yıllık kira getirisi: %7,77

2-TEKİRDAĞ

Ortalama fiyat: 2.522.853 TL

Amortisman süresi: 14 yıl

Yıllık kira getirisi: %7,28

3-BİLECİK

Ortalama fiyat: 2.201.600 TL

Amortisman süresi: 14 yıl

Yıllık kira getirisi: %7,20

4-KİLİS

Ortalama fiyat: 1.767.216 TL

Amortisman süresi: 14 yıl

Yıllık kira getirisi: %7,15

5-ŞANLIURFA

Ortalama fiyat: 2.353.325 TL

Amortisman süresi: 14 yıl

Yıllık kira getirisi: %7,14

6-MANİSA

Ortalama fiyat: 2.511.232 TL

Amortisman süresi: 14 yıl

Yıllık kira getirisi: %7,09

7-GAZİANTEP

Ortalama fiyat: 2.792.676 TL

Amortisman süresi: 14 yıl

Yıllık kira getirisi: %7,06

8-AĞRI

Ortalama fiyat: 1.848.602 TL

Amortisman süresi: 14 yıl

Yıllık kira getirisi: %6,96

9-SİİRT

Ortalama fiyat: 1.850.784 TL

Amortisman süresi: 14 yıl

Yıllık kira getirisi: %6,91

10-YOZGAT

Ortalama fiyat: 2.150.477 TL

Amortisman süresi: 15 yıl

Yıllık kira getirisi: %6,78

İstanbul’da Yabancılara Satılan Konut Oranı Yüzde 5’e Düştü

İstanbul’da yabancılara satılan konut oranının 5’lere düştüğünü belirten İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Yabancı yatırımcı teminat mektubu ve kredi kullanmıyor, ‘cash on the table (nakit) daire, arsa alıyorlardı. Bir bu var, bir de almış olanların da bir kısmı satışa geçti.” dedi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, turizm sezonunu iyi geçirdiğimizde Türkiye’nin mayıs ayından itibaren ciddi bir döviz gelirine sahip olacağını kaydetti.

İstanbul’da otel fiyatlarının hala Avrupa fiyatlarının çok altında olduğunu belirten Avdagiç, “İstanbul otelleri hala ucuz. Artan taleple beraber hem doluluk oranlarının artması hem fiyatların daha makul hale gelmesi, İstanbul için önemli bir konu.” dedi.

İstanbul’a ve Türkiye’ye turist gelmesinde hep beraber karşı durulması gereken bir konunun da Türkiye’nin ‘yabancı karşıtlığı’ olduğunu söyleyen Avdagiç, “Türkiye’nin içinden ve dışından pompalanan yabancı karşıtlığı, birçok misafirimizin Türkiye’ye gelmesine engel oluyor. Olumsuz bir atmosfer oluşturuyor. Bu Türkiye’nin kuralsız, tüm yabancıları ülkeye kabul etmesi anlamına asla gelmiyor. Mutlaka bir sınır güvenliği kontrolü ülkenin bekası anlamında en önemli konulardan bir tanesi. Ancak kurumlar ve kişiler olarak hem yurtiçinde hem yurtdışında abartılı ve rasyonel karşılığı olmayan söylemleri gündeme getirenlere karşı çok net, açık ve sürekli tavır almamız lazım. Aksi halde Türkiye hiçbir yabancının gelmesinin istenmediği bir ülke durumuna düşer ki, bu turizm için benim şu an yakın ve orta vadede gördüğüm en büyük tehdit. Bu insanların açık tepki vermeden kararlarıyla sizi cezalandırdığı bir sürece dönüşüyor. Yani ülkenize gelmeyerek, otomatikman siz ülke olarak belirli bir kaynaktan mahrum kalıyorsunuz.” şeklinde konuştu.

Yabancı karşıtlığının olumsuz sonuçlar doğurabileceğini kaydeden Avdagiç, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye genelinde yabancılara konut satışları 6 milyar dolardan 3 milyar dolar seviyesine geldi ve bu azalış devam ediyor. Aynı şekilde İstanbul’da satılan konutların yüzde 10’u yabancılara satılıyordu, şu anda bu yüzde 5’lere düştü. Yabancı yatırımcı teminat mektubu ve kredi kullanmıyor, ‘cash on the table (nakit)’ daire, arsa alıyorlardı. Bir bu var, bir de almış olanların da bir kısmı satışa geçti. Bunun dengesi iyi ayarlanmalıdır. Bu yaklaşım yabancıları rahatsız ediyor, rakip ülke yabancı medyasında da takip edilip kullanılıyor. Onlar da bu durumdan ister istemez etkileniyorlar.”

İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye’ye girişte uygulanan vize ücretlerinin gözden geçirilmesinin de turizm sektörüne katkı vereceğini belirtti.

“Türkiye’nin bazı ülkelere uyguladığı vize bedeli ciddi rakamlara ulaşıyor. AB’nin bize uyguladığı vize bedellerinden çok şikayet ediyoruz. Türkiye’nin de belirli ülkelere uyguladığı vize bedellerinin gözden geçirilmesinde turizm açısından fayda var. Özellikle aile seyahatlerinde vize ücreti ciddi bir rakam olduğu zaman, insanlar Türkiye yerine farklı turizm destinasyonlarını tercih edebiliyorlar.” diyen Avdagiç, Türkiye’nin kendine has ılıman iklimi, kaliteli tesisleri, yetişmiş insan gücü, gastronomideki çeşitliliği ve sunumunu yerli ürünle yapıyor olmasının önemli avantajlar olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’nin turizmde konseptini gözden geçirmesi gerektiği görüşünü dile getire Avdagiç, “Turizmde artık yeni bir konsept ve strateji belirlemenin zamanı geldi. Türkiye orta ve uzun vadede turizmde konseptini, fiyat stratejisini ve hizmetlerini baştan aşağı gözden geçirmeli. Çünkü hiç gündemde olmayan yeni rakiplerimiz belli bir süre sonra devreye girecek. Türkiye turizmdeki dinamik gücünü, belirli aralıklarla strateji ve hizmet niteliklerini yenileyerek sürdürebilir.” diye konuştu.

Türkiye’nin şu anda yatak kapasitesini geliştiren bir ülke olmasının önemine dikkati çeken Avdagiç, “Türkiye genelinde turizmde 2 milyon yatağımız var. Buna bağlı olarak Akdeniz çanağında yeni destinasyonlar hızla devreye giriyor. Mısır ve Kuzey Afrika’nın bazı ülkeleri burada öne çıkıyor. Suudi Arabistan kıyı şeridi için NEOM Projesi ile bağlantılı önemli bir yatırım paketi açıkladı. Turizmcilerin tabiri ile 500 bin anahtar, yani 500 bin odalık kapasite oluşturma sürecini devreye aldılar. Bizim de bugünden bütün konseptimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Turizm yatırımcıları için yüksek nitelikli otel odası maliyetlerinin giderek arttığını kaydeden Avdagiç, “Bir örnek verirsek, Türkiye’de yüksek nitelikli bir odanın yatırım maliyeti 250 bin dolar iken, Mısır’da aynı nitelikli bir odanın maliyeti 135 bin dolar. Bu durum bizi bugünden yarına hemen olumsuz etkilemeyecektir ama yatırım anlamında ve birim fiyat anlamında rekabetçiliğimizde bir gerileme var, bu konunun üzerinde çalışmamız gerekiyor.” dedi.

Kaynak: Dünya Gazetesi

Bostik Türkiye, Yüksek Performanslı Su Yalıtım Serisi SEAL&BLOCK’un Lansmanını Yapı Fuarı’nda Yaptı

Endüstriyel üretim, İnşaat ve Tüketici pazarlarında önde gelen küresel yapıştırıcı uzmanı olan Bostik Türkiye, Yapı Fuarı’na katıldı. Sektöre yön veren ürünleri ve uzmanlar tarafından gerçekleştirilen uygulamalarıyla büyük ilgi gördü.

Bostik Türkiye standı yeni ve ödüllü ürünlerin tanıtımına da ev sahipliği yaptı. Yalıtım uzmanı olan yeni SEAL & BLOCK serisi tanıtıldı. Aynı zamanda “Yalıtım Sektörü 2024 Yılın Yangın Yalıtımı Ürünü Ödülü”nü alan Bostik FP 401 Fireseal Akrilik Mastik ve yenilenen ambalajıyla su yalıtım malzemesi Bostik Aqua Blocker da sergilenen ürünler arasında yer aldı.

Yalıtım Uzmanı Bostik SEAL & BLOCK

Turkeybuild İstanbul’da büyük ilgi gören ürünlerin başında yalıtım uzmanı olan yeni Bostik SEAL & BLOCK serisi geldi. SEAL&BLOCK serisi, su yalıtımında mükemmel koruma sağlayarak, yüksek kaliteli ve kullanıcı dostu ürünlerle dolu bir çözüm yelpazesi sunuyor. Yapıları suyun zararlı etkilerinden koruyarak maliyet hasarlarını önlüyor. Her türlü yalıtım işini doğru ve etkili bir şekilde gerçekleştirerek binayı çok uzun süre güvenli kılıyor. 

Bostik SEAL&BLOCK Serisinin Akıllı Özellikleri:

  • Uygulama kolaylığı ile dikkat çeken ürün yelpazesi, anlaşılır segmentasyonu ve yeni isimlendirmesiyle birlikte her türlü proje için en uygun çözümü sunar.
  • Seri, pratik ve anlaşılır bir tasarım ile benzersiz bir kimliğe sahiptir. Net piktogramlar, basit çizimler ve renk kodlarıyla donatılmış ürünler, doğru su yalıtım çözümünün pratik bir şekilde seçilmesini sağlar. Yeni ambalaj sistemleriyle Bostik Türkiye, kurumsal kimliğini öne çıkarırken, tüm dünya genelinde dil birliğini sağlamaya yönelik bir yaklaşım sergiler. 
  • Çevresel etiketler ve sertifikalarla donatılmış olan seri, çevreye minimum etki ederken maksimum performans gösterir.

Bostik FP 401 Fireseal Akrilik Mastik’e ödül

Bostik Türkiye standında ziyaretçilerin ilgisini çeken Bostik FP 401 Fireseal Akrilik Mastik, “Yalıtım Sektörü 2024 Yılın Yangın Yalıtımı Ürünü” ödülünün sahibi oldu.  Lineer derzlerde 4 saate kadar yangına dayanan FP 401, yangın önleyici/geciktirici ve binanın boşaltılması için zaman kazandırıcı özellikleriyle bu ödüle layık görüldü. 

Globalden Türkiye’ye Destek

Bostik Türkiye’ye Global’den de destek geldi. Bostik Hollanda’dan Global Sızdırmazlık&Yapıştırıcı Teknik Eğitim Müdürü Lucien Ligtvoet, Global Sızdırmazlık&Yapıştırıcı Teknik Destek Direktörü Bart Van Kuijk, Bostik İrlanda’dan Global İş Geliştirme Müdürü Lorcan Dignam ve Bostik Fransa’dan Global Su Yalıtım Kategori Müdürü Eduardo Cardoso Bostik Türkiye standında canlı uygulamalara katıldılar.  

“Canlı ürün uygulamalarıyla ilgi odağı olduk”

Yoğun bir fuar dönemi geçirdiklerini söyleyen Bostik Türkiye ve Merkez Asya Yapı Tüketici Departmanı İş Birimi Direktörü Bilgehan Türkkan: “Yurt içi ve yurt dışından katılım oldukça fazlaydı. Yapı Fuarında, ziyaretçilerin ilgisini çekmek ve markamızın gücünü sergilemek için canlı uygulamalar yaptık. İş ortaklarımız, ürünlerimizi yakından deneyimleme fırsatı buldular. Uygulamalarımızı interaktif bir şekilde keşfederek sektördeki en son yenilikleri takip ettiler. Bu etkileşimli deneyim, müşterilerimizden olumlu bir geri dönüş aldığımızı ve markamızın güvenilirliğinin arttığını gösterdi. Gelecek etkinliklerde de benzer interaktif uygulamalarla müşteri memnuniyetini arttırmayı ve sektör profesyonelleriyle olan ilişkilerimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Ekonomik Güven Endeksi 99,0 Oldu

Ekonomik güven endeksi Mart ayında 100,0 iken, Nisan ayında yüzde 1,0 oranında azalarak 99,0 değerini aldı.

Bir önceki aya göre Nisan ayında tüketici güven endeksi yüzde 1,4 oranında artarak 80,5 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi aynı düzeyde kalarak 103,5 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 2,8 oranında azalarak 117,1 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1,9 oranında artarak 115,5 değerini, inşaat sektörü güven endeksi aynı düzeyde kalarak 88,6 değerini aldı.

Türkiye – Dubai İkili Ticareti 5 Yıl İçinde 40 Milyar Dolara Çıkacak

Son yılların en çok doğrudan yabancı yatırım çeken bölgelerinden Dubai, Türk iş insanlarının da dikkatinden kaçmadı. Güncel veriler, Dubai Serbest Ticaret Bölgesi’ndeki Türk şirketlerin sayısının 2023te %17 arttığını ortaya koydu.

Uluslararası genişleme planlarını hızlandırmak ve farklı pazarlara erişmek isteyen Türk iş insanlarının yurt dışında şirket kurma talebi artarken, son yıllarda Dubai pazarı öne çıktı. Yatırım dostu iş ortamı, makul kurumlar vergisi oranı ve anlaşılabilir yerel yasal düzenlemeleriyle son yılların en çok doğrudan yabancı yatırım çeken bölgelerinden birine dönüşen Dubai, Türk şirketlerin de dikkatinden kaçmadı. Dubai Muhtelif Emtia Merkezi (DMCC) tarafından yayımlanan veriler, Dubai Serbest Bölgesi’ndeki Türk şirket sayısının 2023’te %17 arttığını ortaya koydu.

Dubai’ye yönelik bu ilginin doğrudan yabancı yatırımcılara sağlanan kolaylık, Dubai’de kişisel gelir vergisinin 0 olması ve prosedürsel esneklik olduğunun altını çizen Ortac International Accounting Kurucu Ortağı Murat Ortaç, “Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla çok avantajlı bir vergi rejimi sunan Dubai, kozmopolit nüfusu ve nitelikli işgücüyle Türk şirketlerin de ilgisini çekiyor. Türkiye ve Dubai arasında önümüzdeki 5 yılda 40 milyar dolara ulaşması beklenen ikili ticaret hacmi de bu ilgiyi destekliyor” dedi.

Türk şirket sayısı 570i aştı

Mücevherattan kripto para piyasalarına, emtia ticaretinden oyun ve teknoloji sektörüne, farklı iş kollarındaki şirketlerin Körfez pazarına ulaşması için bir merkez vazifesi üstlenen Dubai’deki Serbest Ticaret Bölgesi, 2023’te 2.700’e yakın yeni şirket tarafından tercih edildi. Türk yatırımcılar ve iş insanları tarafından bölgede kurulan şirket sayısının 570’i aştığını vurgulayan Murat Ortaç, “Dubai Serbest Ticaret Bölgesi’nin yaşam alanlarında hayatını sürdüren Türk vatandaşlarının sayısının 30 binden fazla olduğu biliniyor. Hem yaşamak hem de çalışmak için elverişli bir ortam sunan Dubai’de şirket kuruluşu işlemi ise 7 iş günü içinde tamamlanabiliyor. Dubai, İngiltere ve Kıbrıs’ta imza yetkili müşavirleri ve ofisleriyle hizmet veren Ortac International Accounting, Dubai’nin en aktif serbest bölgesi IFZA’nın yetkili çözüm ortağı. Bu sayede sadece 7 iş günü içinde şirket kuruluşunu tamamlıyor, 2 yıllık yatırımcı vizesiyle şirket sahiplerine teslim ediyoruz” dedi.

2024’ün iş lokasyonları arasında Dubai önde çıkıyor

Yurt dışı pazarlarda şirketleşme planı yapan iş insanları için kurumlar vergisi oranının ve genel hatlarıyla vergi rejiminin önem arz ettiğine dikkat çeken Murat Ortaç, “Dubai’yi de kapsayan Birleşik Arap Emirlikleri, %9’luk oranıyla dünyanın en az asgari kurumlar vergisi alan ülkeleri arasında neredeyse başı çekiyor. 23 Şubat 2024 tarihinde Gri listeden çıkması ile birlikte Dubai, 2024’ün en popüler ve iş yapmaya en elverişli ülkesi olarak dikkat çekiyor” diye konuştu.

Kendi lisanslarıyla şirket kuruluşu, vergi, muhasebe hizmetleri veriyor 

2024 yılında çıkan yasaya göre Dubai’de bir muhasebe şirketi ile çalışma zorunluluğu getirilmiştir. Her ülkenin ticaret yasalarının ayrı bir uzmanlık gerektirdiğini, yurt dışı genişleme sürecinde verimliliği korumak isteyen iş insanlarının uzman ekiplerle hedeflerine çok daha hızlı ulaşabildiğini hatırlatan Ortac International Accounting Kurucu Ortağı Murat Ortaç, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: 

“Şirket kuruluşu, vergi danışmanlığı ve muhasebe konusunda uzmanlaşan Ortac International Accounting olarak, Dubai’de kendimize ait ofisimizi açtık, İngiltere ve Kıbrıs’ta sunduğumuz hizmetlere bir yenisini ekledik. Her üç ülkede de kendi lisanslarımız ve deneyimli kadromuzla hizmet vererek bir ilki başarıyoruz. 1996’dan bu yana faaliyet gösteren bir danışmanlık ortağı olarak, yerel aktör ve otoritelerle işbirliği yapıyor, bürokratik yükleri en aza indirmeyi ve iş insanlarının günler içinde genişleme hedeflerine ulaşmasını mümkün kılıyoruz. Dubai’de şirket kurmak isteyen iş insanlarına, internet bilgileriyle plansız ilerleyip vakit ve nakit kaybetmektense, aynı dilde uzman bir iş ortağıyla hareket etmeyi öneriyoruz.” 

Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul Rekor Sayıda Ziyaretçiyi Ağırladı

Dünyadaki beş büyük yapı fuarından biri olan ve yeni iş birliklerinin kurulmasında büyük role sahip, bölgenin en güçlü işbirliği platformu Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’a 13 ülkeden 547 katılımcı ve 857 marka katıldı. 64 ülkeden 401 yabancı satın almacıya dört gün boyunca ev sahipliği yapan Yapı Fuarı, 6.116’sı  yabancı olmak üzere 125 ülkeden toplam 46.938 ziyaretçiyi İstanbul’da ağırladı.

Türk yapı sektörünün en uzun süredir düzenlenen, Türkiye dışında Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika’dan alıcıları cezbeden Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, 6.116’sı  yabancı olmak üzere 125 ülkeden toplam 46.938 ziyaretçiyi İstanbul’da ağırladı.Yapı, inşaat malzemeleri ve teknolojileri alanında dünyanın en büyük fuarları arasında yer alan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’a,13 ülkeden 547 katılımcı ve 857 marka katıldı.  

17-20 Nisan tarihleri arasında küresel yapı ve inşaat sektörünün temsilcilerini İstanbul’da buluşturan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, ilk gününden son gününe kadar yoğun bir program akışında gerçekleşti. İnşaat sektöründeki trendlerin masaya yatırıldığı, en son yapı teknolojileri ve yapı ürünlerinin sergilendiği Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, katılımcılarına sunduğu benzersiz ihracat olanaklarının yanı sıra sektör profesyonellerinin güncel bilgi alışverişi yapabilmeleri için de ideal bir platform görevi gördü. 

Satın alma profesyonelleri ve katılımcıların büyük ilgi gösterdiği, yoğun iş görüşmelerinin yapıldığı fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yapı Fuarı Direktörü Banu Keskin, “Bu yıl 46. kez kapılarını açan Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul olarak hem ülke ekonomisine hem de inşaat sektörüne yönelik yüzde 4,5-5,0 aralığında büyüme beklentisine önemli katkılar sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl da katılımcılarımıza sunduğumuz benzersiz ihracat olanaklarının yanı sıra yeni iş olanakları, ortaklık ve satın alma fırsatları yarattık…” şeklinde konuştu.

64 ülkeden 401 Yabancı Satın Almacı Yeni İş Birlikleri İçin Yapı Fuarı’ndaydı

Yoğun katılımcı ve ziyaretçi ilgisi gören fuar dünya yapı sektörünün odağındaydı. Üst düzey, güçlü karar vericiler ICA Events tarafından Türkiye’ye “VIP Alım Heyeti” programı kapsamında davet edildi. 64 ülkeden 401 yabancı satın almacıya dört gün boyunca ev sahipliği yapan fuara, toplam46.938 bin ziyaretçi katıldı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rusya ve Polonya’nın pavilyon olarak yer aldığı fuar; İtalya,Almanya, Rusya, Litvanya, Slovenya, Birleşik Arap Emirlikleri, Güney Kore, Polonya, Avusturya ve Çin’den katılımcıları ağırladı. 

Sektörde Değişim Konuları: Sürdürülebilirlik, Yapay Zeka ve Karbon Nötr Binalar

Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’da 4 gün boyunca 25 etkinlikte 50’den fazla konuşmacı ile mimarlık, tasarımda inovatif yaklaşımlar ve yapay zeka, sürdürülebilirlik ve yapı malzemeleri gibi sektöre yön veren konular, her gün farklı bir tema altında ele alındı.

Altın Mıknatıs Stant Tasarım Ödülleri Sahiplerini Buldu 

46. Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’un geleneksel Altın Mıknatıs Stant Tasarım Ödülleri, fuarın ikinci günü sonunda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Mansiyon Ödülü’nü Retro Parke Mobilya’nın aldığı törende 1.lik Ödülü’ne Falcon Ağaç, 2.lik Ödülü’neSamet Kalıp,  3.lük Ödülü’neise Derby Kimya değer görüldü.

Altın Mıknatıs Stant Tasarımı Ödülleri’nde “Standında Üstün Teknoloji Çözümleri Sunan Firma”: TMS Kalıp ve İskele Sistemleri, “Standında Üstün Yaratıcı Kimlik Tasarımı Sunan Firma”: Bestofis Modüler Bölme Sistemleri, “Standında Üstün Ziyaretçi Etkileşimi Sunan Firma”: MSA Spor ve Kent Ekipmanları, “Standında Sürdürülebilir Ürününü Sürdürülebilir Kriterlerle Sergileyen Firma”: NASWOOD-Nasreddin Orman Ürünleri olurken ICA Events Teşvik Ödülü’nüA.T.S. Ateş Tuğla / DesignFloor-Aslan Yapı Ürünleri / WOOD- Y Uğur Ünal Orman Ürünleri adlı firmalar kazandı. 

Usta Mimarlarla Özel Fuar Turları ve Start-up’lara Özel Yapı Tech Garage

Yapı Fuarı’nın altıncı yılına giren etkinliği Yapı Master Class’taziyaretçilere mimarlar eşliğinde etkileşimli bir fuar deneyimi sunuldu. Yapı Master Class’a kayıt yaptıran ziyaretçiler, moderatörler ile fuar alanı içinde farklı ürün gruplarından katılımcı stantlarına ziyaret ederek günün teması ile ilgili sohbetlere katıldı. 

Ziyaretçiler, etkinlik konukları olacak usta mimar ve mühendisler ile doğrudan bağlantı kurma imkânına sahip olarak, deneyimlerinden faydalandı. Yapı Tech Garage’da ise sektöre ezber bozan fikirler sunan start-up’lar, inovatif ürünlerini sergileme fırsatı buldular.

Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul 2024’e Özel İskele-Kalıp Salonu!

Fuarda bu yıl, katılımcı firmaların etkileşimini artırmak için  İKSD ve ICA Build Fuarcılık A.Ş. işbirliğiyle, İskele Kalıp firmalarına özel bir salon oluşturuldu. İskele-Kalıp Sanayicileri Derneği üye firmalarının da yer aldığı bu özel salonda, katılımcılar ürünlerini sergileme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı buldu. 

 2025 Yılındaki Yapı Fuarı için Rezervasyonlar Yapılmaya Başlandı!

2025 yılında 47’ncisi düzenlenecek Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul ise şimdiden bir sonraki yıl için çalışmalarına başladı. Fuarda 4 gün boyunca oldukça yoğun tempoda gerçekleşen işbirliği görüşmeleri sonucunda, bu yıl çeşitli ülkelerden fuara katılan katılımcının neredeyse tamamı, 16 – 19  Nisan 2025 Yapı Fuarı için şimdiden yerlerini ayırttılar.

TOKİ’den KDV Muaflı 372 Arsa

0

Toplu Konut İdaresi (TOKİ) 33 ildeki 372 arsayı açık artırmayla satacak. Yatırımcılar; KDV’den muaf tutulan arsalara dilerlerse yüzde 25 peşinat ve 48 ay vade ile de sahip olabilecek.

Açık artırma, 8 Mayıs 2024 Çarşamba ve 9 Mayıs 2024 Perşembe günleri 10:30 saatlerinde iki ayrı oturum halinde yapılacak. Oturumlar, TOKİ İstanbul Hizmet Binası ve Holiday Inn Otel ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Ayrıca internetten de “www.emlakmuzayede.com.tr” adresinden teklif verilebilecek.

Toplam muhammen bedeli 15.639.298.931 TL olan yaklaşık 1.996.774 metrekare büyüklüğündeki konut, ticaret, sanayi ve turizm tesis alanı alanları niteliğindeki arsaların bulunduğu iller şöyle:

Adana, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray,  Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bitlis, Bursa, Çanakkale, Çorum, Diyarbakır, Eskişehir, Elazığ, Hatay, İstanbul, İzmir, Karabük, Kocaeli, Konya, Malatya, Mersin, Muş, Muğla, Niğde, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Uşak ve Yalova.

Satışa ilişkin detaylı bilgiye “www.toki.gov.tr” ile “www.emlakmuzayede.com.tr” internet adresinden ve 0 212 608 15 00 numaralı telefondan ulaşılabilecek.

Kaynak: Emlak Dream

Çerkezköy-Kapıkule Hattı İhalesini Kolin İnşaat Aldı

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Çerkezköy-Kapıkule hattı ihalesini Kolin İnşaat aldı.

Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre, TCDD, “Çerkezköy-Kapıkule hattı” için, 2 Nisan’da bir ihale düzenledi.

“İstasyon binalarının inşası, yenileme işleri, güvenlik sistemlerinin tesisi, Çorlu dere ıslahı ve etkileşimli demiryolu hattının dere ıslahına uygun yapılması” için düzenlendiği açıklanan ihaleyi Kolin İnşaat aldı.

TCDD ile Kolin arasında 8 milyar 184 milyon TL’lik sözleşme imzalandı.

Dünya Bankası’nın 1990-2020 yılları arasında en çok ihale alan şirketler listesinde Kolin 5’inci sırada yer almıştı.

İsdemir’den 79.5 Milyon Dolarlık Yeni Yatırım

0

Türkiye’nin yassı ve uzun çelik üretebilen entegre tesisi olan OYAK Maden Metalürji Şirketlerinden İskenderun Demir ve Çelik AŞ (İsdemir), yeni yatırımı Vakum Altında Gaz Giderme Tesisi’ni (İkiz tip RH-OB) düzenlenen törenle devreye aldı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, İsdemir, demir-çelik sektöründe yaşanan hızlı dönüşüme uyum sağlamak için yatırımlarını sürdürüyor. Şirket, 1 milyon 200 bin ton/yıl üretim kapasitesine sahip Vakum Altında Gaz Giderme Tesisi için 79 milyon 500 bin dolarlık yatırım gerçekleştirdi.

Üst düzey kalitede temiz çelik üretim kabiliyetine sahip yeni tesisin konumu simülasyon çalışmalarıyla tespit edildi. Tesis için en uygun yer olarak belirlenen Tandiş Bakım ve Hazırlama Tesisi’nin boşaltılabilmesi için başka bir bölgede yeni Tandiş Bakım ve Hazırlama Tesisi kuran İsdemir, ardından Vakum Altında Gaz Giderme Tesisi Yatırım Projesi’nin inşa çalışmalarına başladı.

Vakum Altında Gaz Giderme Tesisi’nin ana mühendislik, proses mühendisliği ve teknolojik ekipmanlarının temini dışında kalan inşaat ve montaj işleri, toz toplama sistemleriyle su sistemlerinin kurulması gibi tüm inşa çalışmaları yerli firmalar tarafından gerçekleştirildi.

Erdemir Mühendislik’in tüm departmanlarıyla dahil olduğu projenin önemli kilometre taşlarından RH-2 İstasyonu’nda sıcak testleri 25 Mart’ta başlarken, istasyonda bugüne kadar 30 döküm gerçekleştirildi.

Soğuk testlerin devam ettiği RH-1 İstasyonu’nda ise, testlerin tamamlanmasının ardından haziran ayında üretime başlanması planlanıyor.

İkiz Tip Gaz Giderme (RH-OB) Tesisi’nin tam kapasite devreye girmesiyle birlikte İsdemir, çeşitli kalitelerde üst düzey çelik kalitelerini de ürün portföyüne ekleyecek.

Kaynak: AA

Nişantaşı Koru Projesinde Sona Gelindi

DAP Gayrimenkul Geliştirme tarafından Emlak Konut GYO güvencesiyle şehrin merkezinde sağlık ev konseptiyle geliştirilen Nişantaşı Koru projesinin kaba inşaatı tamamlanmak üzere.

Hürriyet Gazetesi’nden Gülistan Alagöz’ün haberine göre; Avrupa’nın en prestijli gayrimenkul ödülleri arasında gösterilen ‘European Property Awards’tan ‘En İyi Konut’, ‘En İyi Rezidans Geliştirme’, ‘En İyi Mimari Rezidans Projesi’, ‘En İyi Peyzaj Mimarlığı’, ‘En İyi Çok Katlı Rezidans Projesi’, ‘En İyi İç Mekânda Özel Rezidans Tasarımı’, ‘En İyi İç Mimari’ ve ‘En İyi Proje Geliştirme Pazarlama’ kategorilerinde büyük ödüllerin sahibi olan ve ayrıca ‘En İyi Proje Geliştirme Pazarlama’da dünya birinciliği ödülüne de değer görülen Nişantaşı Koru projesi, lüks markaların yer aldığı Abdi İpekçi Caddesi’ne 650 metre, City’s Alışveriş Merkezi’ne de 300 metre yakınlıkta.  Koru alanına komşu projede kapalı alanda da spor imkânı mevcut. 2 bin 500 metrekarelik sosyal tesiste Türk hamamı, spa, sauna, kapalı yüzme havuzu, fitness ve lounge alanları bulunuyor.

Tavan yüksekliklerinin 4 ile 8 metre arasında değiştiği projenin örnek dairesi müstakil bir evde dolaşıyor hissi veriyor. Proje geliştirilirken de tam olarak bu hedeflenmiş ve konsepte ‘teras villa’ adı verilmiş. Projenin giriş katındaki daireler için de ‘bahçe villa’ deniliyor.

Projede birkaç çeşit daire yok, her ihtiyaca göre çok sayıda farklı konsept oluşturulmuş. Örnek dairedeki en küçük çocuk odası dahi standart bir projedeki ebeveyn odası büyüklüğünde. Hem misafir odalarında hem de aile odasında geniş banyolara yer verilmiş. Ebeveyn odasında ayrıca kullanışlı bir giyinme bölümü de mevcut. Bu dairenin aynı zamanda otopark katında 30 metrekare büyüklüğünde bir deposu da bulunuyor.

En çarpıcı özellik ise 1+1  daire büyüklüğündeki teras ve burada yer alan sonsuzluk havuzu. Üstelik havuzun yanında güneşlenme alanı ve geniş bir oturma grubu için de yer var. Terasa yatak odasından giriş olması havuz kullanımını kolaylaştırırken, salon ve mutfak kapılarının da terasa açılması dikkat çekiyor.

Türk ve Finlandiyalı Şirketler Ankara’da Bir Araya Geldi

Küresel mühendislik, tedarik ve inşaat sektörü hızla büyürken bu alanda önemli bir potansiyele sahip olan Türkiye, yurt dışı işbirliklerini ülkeler arası düzenlenen etkinliklerle artırıyor. Finlandiya’nın Ekonomi ve İstihdam Bakanlığı’na bağlı Business Finland ve Finlandiya İhracat Kredi Ajansı Finnvera, teknoloji çözümleri arayan Türk EPC şirketlerini Finlandiyalı tedarikçilerle buluşturmak amacıyla 24 – 26 Nisan’da Türkiye’ye bir ticaret heyeti ziyareti düzenledi. 

Büyük ölçekli altyapı çalışmaları, endüstriyel tesisler, enerji santralleri ve diğer karmaşık inşaat projelerinin gerçekleştirildiği mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) sektörü, hızlı kentleşmeyle birlikte giderek büyüyor. 2023’ü 8,5 trilyon dolarla kapatan küresel EPC pazarının 8 yıl içinde 11,22 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’de bu alanda düzenlenen etkinlikler ise ülkemizin hızla büyüyen pazarda yeni işbirliklerine imza atarak rekabet avantajı kazanmasını ve yerli şirketlerin ivmesini artırmasını destekliyor. Finlandiya’nın Ekonomi ve İstihdam Bakanlığı’na bağlı Business Finland ve Finlandiya İhracat Kredi Ajansı Finnvera, 24 – 26 Nisan’da Türkiye’ye bir ticaret heyeti ziyareti düzenledi. 

Teknoloji çözümleri arayan Türk EPC şirketlerini Finlandiyalı tedarikçilerle buluşturmak amacıyla düzenlenen ziyaret kapsamında, Türkiye Müteahhitler Birliği de 25 Nisan’da Ankara’daki Türkiye-Finlandiya Küresel EPC Projeleri Semineri’nde Finnvera yetkilileri ve Finlandiyalı şirketlerin temsilcilerini ağırladı. Heyete Finnvera Kıdemli Başkan Yardımcısı Bay Jussi Haarasilta ve Business Finland Genel Müdür Yardımcısı ve Küresel Büyüme Başkanı Bay Risto Vuohelainen başkanlık etti. Seminerin ardından, Türk müteahhitlik şirketlerinin ve çeşitli finans kuruluşlarının temsilcileri, Finlandiya Büyükelçiliği’nin ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyonda Fin heyeti ile bir araya geldi. Türk müteahhitlerin liderliğinde yurt dışında yürütülen alt ve üst yapı projelerinde işbirliği imkanları üzerinde duruldu. Önümüzdeki dönem için birlikte hareket etme kararı alındı. 

Türk ihracatçılarının Finlandiyalı şirketlerle işbirliklerini artıracağız”

Finlandiya Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Joona Selin konuya dair, “İki dost ülke olan Türkiye ve Finlandiya arasındaki diplomatik ilişkiler 100. yılını geride bıraktı. Bu ilişkileri ikinci yüzyılda genişletmeyi amaçlıyoruz. Bu etkinlikte ileri teknoloji çözümleri arayan küresel Türk müteahhitlerini Finlandiyalı tedarikçilerle buluşturuyoruz. Umuyorum ki Türkiye ve Finlandiya arasındaki işbirliklerinin gelişimine karşılıklı fikir alışverişleriyle daha fazla katkıda bulunabiliriz” açıklamasını yaparken Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanı Dindiren Dönmez Evren de şunları söyledi:

“Türkiye ile Finlandiya arasında farkında olunmayan çok ciddi bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. Hem Türk ihracatçılarının Finlandiyalı şirketlerle işbirliklerini geliştirmek hem de global arenada yapılan çalışmalarda iki ülke arasında daha fazla bağ kurulmasını sağlamayı önceliklendiriyoruz. Bugünkü organizasyonu da çözümlerin, nitelikli iş ağının ve finansman sağlayıcıların bir araya gelerek somut adımların konuşulduğu bir etkinlik olması açısından çok kıymetli buluyorum.”

“İki ülke arasında önemli bir potansiyel var”

Türkiye ve Finlandiya arasında önemli bir potansiyel bulunduğunu aktaran Business Finland Küresel Büyümeden Sorumlu Başkanı Risto Vuohealaiinen ise “Türkiye ve Finlandiya şirketleri arasında yapılabilecek geniş çaplı işbirlikleriyle çok büyük bir potansiyel yaratılabileceğine inanıyoruz. Bugünkü etkinlikte Türkiye’nin global pazarda güçlü deneyimlere sahip müteahhitlik şirketleriyle, Finlandiya’nın ileri teknoloji çözümleri ve destekleyici finansman çözümlerini bir araya getirerek önemli bir adım attık” ifadelerini kullandı. 

“Finansal çözümlerimizle uzmanlıklarımızı birleştireceğiz”

Finlandiya İhracat Kredi Ajansı Finnvera Kıdemli Başkan Yardımcısı Bay Jussi Haarasilta da “Biz, Finlandiyalı işletmelerinin potansiyelini ve rekabet gücünü güçlendiren finansman çözümleri sunuyoruz. Bugün burada, Türk EPC şirketlerinin dünyanın neredeyse her bölgesindeki yeteneklerini, yapabildiklerini yakından görme şansı yakaladık. Finlandiya’nın havaalanı, demiryolu, liman ve yenilenebilir enerji alanlarında önemli bir uzmanlığı bulunuyor. Finansal çözümlerimizle bu uzmanlıkları birleştirerek büyük küresel projelerde Türk şirketleriyle önemli işbirlikleri geliştirebileceğimizi düşünüyorum.”

Business Finland, Uluslararası Finans Birimi Yöneticisi Grace Wang ve Business Finland Türkiye Ofisi Kıdemli Uzmanı Nilüfer Alapınar da ortak verdikleri demeçte şu sözleri kaydetti:

“Uluslararası müteahhitlik ve müşavirlik hizmetlerinde Türk şirketleri küresel sıralamada ikinci konumda. Finlandiya’nın alanlarında öncü olan sürdürülebilir, yüksek teknolojili ve yenilikçi ürün ve çözümler sağlayan tedarikçilerinin Türk müteahhitlik şirketlerinin yurt dışındaki projelerinde rekabetçi avantaj kazanmasını destekleyeceğini, bu anlamda iki ülke arasındaki somut işbirliğinin güçlenerek artacağına inanıyoruz”

Yapı Fuarı Turkeybuild İstanbul’u 47 Bin İlgili Ziyaret Etti

0

Dünyadaki beş büyük yapı fuarından biri olan ve yeni iş birliklerinin kurulmasında büyük role sahip, bölgenin en güçlü işbirliği platformu Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’a 13 ülkeden 547 katılımcı ve 857 marka katıldı. 64 ülkeden 401 yabancı satın almacıya dört gün boyunca ev sahipliği yapan Yapı Fuarı, 6.116’sı  yabancı olmak üzere 125 ülkeden toplam 46.938 ziyaretçiyi İstanbul’da ağırladı.

Türk yapı sektörünün en uzun süredir düzenlenen, Türkiye dışında Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika’dan alıcıları cezbeden Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, 6.116’sı  yabancı olmak üzere 125 ülkeden toplam 46.938 ziyaretçiyi İstanbul’da ağırladı. Yapı, inşaat malzemeleri ve teknolojileri alanında dünyanın en büyük fuarları arasında yer alan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’a, 13 ülkeden 547 katılımcı ve 857 marka katıldı.

17-20 Nisan tarihleri arasında küresel yapı ve inşaat sektörünün temsilcilerini İstanbul’da buluşturan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, ilk gününden son gününe kadar yoğun bir program akışında gerçekleşti. İnşaat sektöründeki trendlerin masaya yatırıldığı, en son yapı teknolojileri ve yapı ürünlerinin sergilendiği Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, katılımcılarına sunduğu benzersiz ihracat olanaklarının yanı sıra sektör profesyonellerinin güncel bilgi alışverişi yapabilmeleri için de ideal bir platform görevi gördü.

Satın alma profesyonelleri ve katılımcıların büyük ilgi gösterdiği, yoğun iş görüşmelerinin yapıldığı fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yapı Fuarı Direktörü Banu Keskin, “Bu yıl 46. kez kapılarını açan Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul olarak hem ülke ekonomisine hem de inşaat sektörüne yönelik yüzde 4,5-5,0 aralığında büyüme beklentisine önemli katkılar sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl da katılımcılarımıza sunduğumuz benzersiz ihracat olanaklarının yanı sıra yeni iş olanakları, ortaklık ve satın alma fırsatları yarattık…” şeklinde konuştu.

64 ülkeden 401 Yabancı Satın Almacı Yeni İş Birlikleri İçin Yapı Fuarı’ndaydı

Yoğun katılımcı ve ziyaretçi ilgisi gören fuar dünya yapı sektörünün odağındaydı. Üst düzey, güçlü karar vericiler ICA Events tarafından Türkiye’ye “VIP Alım Heyeti” programı kapsamında davet edildi. 64 ülkeden 401 yabancı satın almacıya dört gün boyunca ev sahipliği yapan fuara, toplam 46.938 bin ziyaretçi katıldı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rusya ve Polonya’nın pavilyon olarak yer aldığı fuar; İtalya, Almanya, Rusya, Litvanya, Slovenya, Birleşik Arap Emirlikleri, Güney Kore, Polonya, Avusturya ve Çin’den katılımcıları ağırladı.

Sektörde Değişim Konuları: Sürdürülebilirlik, Yapay Zeka ve Karbon Nötr Binalar

Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’da 4 gün boyunca 25 etkinlikte 50’den fazla konuşmacı ile mimarlık, tasarımda inovatif yaklaşımlar ve yapay zeka, sürdürülebilirlik ve yapı malzemeleri gibi sektöre yön veren konular, her gün farklı bir tema altında ele alındı.

Altın Mıknatıs Stant Tasarım Ödülleri Sahiplerini Buldu 

46. Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’un geleneksel Altın Mıknatıs Stant Tasarım Ödülleri, fuarın ikinci günü sonunda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Mansiyon Ödülü’nü Retro Parke Mobilya’nın aldığı törende 1.lik Ödülü’ne Falcon Ağaç, 2.lik Ödülü’ne Samet Kalıp,  3.lük Ödülü’ne ise Derby Kimya değer görüldü.

Altın Mıknatıs Stant Tasarımı Ödülleri’nde “Standında Üstün Teknoloji Çözümleri Sunan Firma”: TMS Kalıp ve İskele Sistemleri, “Standında Üstün Yaratıcı Kimlik Tasarımı Sunan Firma”: Bestofis Modüler Bölme Sistemleri, “Standında Üstün Ziyaretçi Etkileşimi Sunan Firma”: MSA Spor ve Kent Ekipmanları, “Standında Sürdürülebilir Ürününü Sürdürülebilir Kriterlerle Sergileyen Firma”: NASWOOD-Nasreddin Orman Ürünleri olurken ICA Events Teşvik Ödülü’nü A.T.S. Ateş Tuğla / DesignFloor-Aslan Yapı Ürünleri / WOOD- Y Uğur Ünal Orman Ürünleri adlı firmalar kazandı.

Usta Mimarlarla Özel Fuar Turları ve Start-up’lara Özel Yapı Tech Garage

Yapı Fuarı’nın altıncı yılına giren etkinliği Yapı Master Class’ta ziyaretçilere mimarlar eşliğinde etkileşimli bir fuar deneyimi sunuldu. Yapı Master Class’a kayıt yaptıran ziyaretçiler, moderatörler ile fuar alanı içinde farklı ürün gruplarından katılımcı stantlarına ziyaret ederek günün teması ile ilgili sohbetlere katıldı.

Ziyaretçiler, etkinlik konukları olacak usta mimar ve mühendisler ile doğrudan bağlantı kurma imkânına sahip olarak, deneyimlerinden faydalandı. Yapı Tech Garage‘da ise sektöre ezber bozan fikirler sunan start-up’lar, inovatif ürünlerini sergileme fırsatı buldular.

Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul 2024’e Özel İskele-Kalıp Salonu!

Fuarda bu yıl, katılımcı firmaların etkileşimini artırmak için   İKSD ve ICA Build Fuarcılık A.Ş. işbirliğiyle, İskele Kalıp firmalarına özel bir salon oluşturuldu. İskele-Kalıp Sanayicileri Derneği üye firmalarının da yer aldığı bu özel salonda, katılımcılar ürünlerini sergileme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı buldu. 

İnşaat Faaliyet Endeksi Pozitif Değerde Kaldı

0

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), tarafından yayımlanan “Hazır Beton Endeksi” 2024 Mart Ayı Raporu’nda, Şubat ayında pozitif tarafa geçen Faaliyet Endeksi’nin mart ayında sınırlı bir azalmaya rağmen pozitif kısımda kalmayı başardığını gösterdi.

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye’de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir.

Hazır Beton Endeksi 2024 Mart Ayı Raporu’na göre, şubat ayında pozitif tarafa geçen Faaliyet Endeksi martta da sınırlı bir azalmaya rağmen pozitif kısımda kalmayı başarmıştır. Güven ve Beklenti Endeksleri ise tam tersine eşik değerin altında kalmaktadır. Güven Endeksi mart ayında yükselmesine rağmen bu artış yeterli olmamıştır. Beklenti Endeksi ise mart ayında gerilemiştir. Faaliyet Endeksi pozitif değerde kalsa da Beklenti ve Güven Endekslerinin düşük seyretmesi, yılın ikinci çeyreğinde inşaat açısından iyimser bir öngörüde bulunmak için erken olduğunu göstermektedir.

Geride bıraktığımız mart ayında Faaliyet dışındaki endeksler geçen yılın aynı ayına göre azalmış durumdadır. En fazla daralma ise Beklenti Endeksi’nde görünmektedir. Faaliyet Endeksi’ndeki yükselişin, eşik değere oldukça yakın olduğuna dikkat edilmelidir. Bu durumda Faaliyet’teki yükseliş anlamlı olmakla birlikte yeterli değildir. Faaliyet Endeksi’ndeki yükselme, Güven ve Beklenti’deki gerilemeyi karşılayamadığı için Birleşik Beton Endeksi sınırlı da olsa gerilemiş durumdadır.

Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Şubat ayında pozitif tarafa geçen Faaliyet Endeksi, mart ayında sınırlı bir azalmaya rağmen pozitif kısımda kalmayı başarmıştır. Beklenti ve Güven Endekslerinin düşük seyretmesi, yılın ikinci çeyreğinde inşaat açısından iyimser bir öngörüde bulunmak için erken olduğunu göstermektedir.” dedi.

Türkiye ekonomisi ve inşaat sektörüne yönelik değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, “Konut fiyatlarında pandeminin de etkisiyle 2020 yılından itibaren başlayan artış eğilimi 2022 yılında ivmelenerek devam etmiş ve 2022 yılının son çeyreğinde tepe seviyesine çıkmıştır. 2022 yılı sonundan itibaren konut fiyatlarının artış eğiliminde azalma başlamıştır. Geride bıraktığımız dönemde konut fiyatları ve konut maliyetleri, eskisi kadar hızlı olmasa da hâlen artmaktadır. Deprem bölgesi ve kentsel dönüşümün yoğun olduğu iller dışında inşaat sektöründe talep hâlen zayıf görünmektedir. Her ne kadar seçim sonrası sürece ilişkin olumsuz beklentiler ortadan kalsa da, konut talebinin düşük kalacağı ve bankacılık sektöründe konut talebini destekleyecek bir hamle gelmeyeceği beklentisi yeni projelere başlama iştahını düşürmektedir.” dedi.

 “Daha Sürdürülebilir Şehirler İçin Geleceğin Yaşam Biçimlerini Anlamaya ve Yeni Teknolojilere Odaklanmamız Gerekiyor”

Teknik müşavirlik, proje ve danışmanlığı uzmanlığıyla sürdürülebilir şehirleşme projelerine odaklanan Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, dünyada hızla artan nüfusun şehirleşme oranını da artırdığına dikkat çekiyor.  “Gelecek nesillere daha yaşanabilir şehirler bırakabilmek için bakış açımızı değişen yaşam biçimlerine, yeni ihtiyaç ve beklentilere çevirmemiz gerekiyor” diyen Ebru Öz; bunun için çevreye duyarlı, afet riskleri azaltılmış güvenli binalar kadar şehir içindeki farklı ulaşım alternatiflerine de odaklanılması gerektiğinin altını çiziyor.  

Türkiye’nin önde gelen teknik müşavirlik firmalarından Hise Global, sürdürülebilir şehirlerin önemine dair açıklamalarda bulundu. Teknik müşavirlik hizmetleriyle sürdürülebilir, altyapısı geleceğin teknolojilerine göre geliştirilmiş, kültürel mirasına sahip çıkan projeleri destekleyen Hise Global, Türkiye’de daha yaşanabilir şehirlerin kurulmasını hedefleyen projelerin çözüm ortağı oluyor.

Ebru Öz: “Hızlı kentleşme atağı fırsata çevrilebilir”

Yaşanabilir şehirler için stratejiler belirlemenin önemine değinen Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, “Dünya nüfusunun yarısından fazlası, yani 4,4 milyar kişi şehirlerde yaşıyor. Bu şehirleşme hızının sürmesi halinde 2050’ye kadar kentsel nüfusun neredeyse iki katına çıkması bekleniyor. Bu durumda her 10 kişiden 7’si şehirlerde yaşayacak. Bu rakamlar hiç olmadığı kadar ciddi ve hızlı bir şehirleşmeye tekabül ediyor. Dünyanın her yerinde farklı şekillerde gerçekleşecek olsa da şehirleşme atağını iyi değerlendirmek ve fırsatlar yaratmak mümkün. Bu anlamda sürdürülebilir şehirler tasarlamak büyük önem taşıyor” dedi.

“Stratejiler belirlenerek şehirlerin geleceğe hazırlanması şart”

Sürdürülebilir şehirleşme için beş önemli unsura dikkat çeken Ebru Öz şöyle konuştu: “Günümüzde hızla artan nüfus ve şehirleşmenin getirdiği zorlukları aşmak için beş önemli konuyu bütünsel olarak ele almak gerekiyor. Bu beş unsuru şöyle sıralayabiliriz; sürdürülebilirlik, kentsel gelişim, ulaşım planlaması, kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve altyapı. Bu konularının birbiriyle bağlantılı olarak, kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, kısa ve uzun vadeli planlarla şehirlerin geleceğe hazırlanması şart. Hızla şehirleşen dünyada sürdürülebilir kentleşmeyi yakalayan ülkeler kazançlı çıkacak.”

Şehirlerin özellikle altyapı ve ulaşım planlaması gibi alanlarda çevre dostu ve yenilenebilir kaynak kullanımına yöneldiğini belirten Ebru Öz, Hise Global’in özellikle yerel yönetimlere projelerinde finansman sağlama konusunda destek verdiklerinin altını çizdi. Ebru Öz, “Günümüzde elektrikli araçlar gibi çevre dostu mobilite araçlarının paylaşımlı kullanımı ulaşımı sürdürülebilir ve çevre dostu bir hale dönüştürüyor. Bu alana yatırım yapan yerel yönetimlerin en önemli ihtiyacı ise yeni ulaşım projelerini destekleyecek finansmana erişim oluyor. Hem Hise Global hem de Brüksel’de faaliyetlerini sürdüren şirketimiz olan Hise Europe olarak bu alanlarda danışmanlık veriyoruz. Mobiliteyi destekleyici çalışmalarda yer almak isteyen şirketlere çok kıymetli finansman seçenekleri bulabiliyor, sürdürülebilir şehircilik projelerinde çözüm ortağı oluyoruz.” dedi. 

“Sürdürülebilir şehirleşme yaşam kalitesini belirleyen faktörlerin başında geliyor”

Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, şehirlerin çevreye duyarlı planlanması ve yönetilmesinin önemine dikkat çeken Öz, “Enerji verimliliğinin artırılması, atık yönetiminin iyileştirilmesi ve yeşil alanların korunması konuları titizlikle ele alınmalı. Riskli yapıların yenilenmesine yönelik kentsel gelişim çalışmaları, afet risklerinin azaltılması için son derece önemli.  Yaya ve bisiklet yolları, toplu taşıma ağları ve trafik yönetimi gibi unsurlarla iyi planlanmış bir ulaşım sistemi ise şehirlerin yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktörlerin başında geliyor. Kültürel ve doğal mirasın korunması, şehirlerin kimliğini ve karakterini belirleyen vazgeçilmez başlık.  Tabi ki tüm bunları planlarken sağlam bir altyapıya sahip olmanız gerekiyor. Su, yol, kanalizasyon, enerji gibi teknik altyapı sistemlerinin yanı sıra sağlık, eğitim, kültürel ve ticari tesisler gibi sosyal altyapıların da iyi planlanması ve yönetilmesi de şehir sakinlerinin yaşam kalitesine olumlu katkı sağlıyor.”

Karbon Ayak İzi Azaltan Enerji Projelerine Joint Crediting Mechanism’den 14 Milyon Dolar’a Kadar Hibe Desteği

Japonya Hükümeti’nin yürürlüğe aldığı Joint Crediting Mechanism (JCM), karbon ayak izini azaltan enerji sistemleri projelerine 14 milyon dolara kadar hibe imkânı sağlayabiliyor. Türkiye Hükümeti, JCM’e üye olmak için görüşmelerini başlatırken; Yanmar Turkey, enerji sistemleriyle hibenin alınabilmesi adına gerekli niteliklere sahip projeleri hayata geçiriyor.

Tüm dünyada artan karbon salınımına bağlı olarak küresel ısınmanın etkileri her gün daha fazla yaşanırken, yenilenebilir enerji sistemlerine ve karbon ayak izini azaltan projelere yatırım yapmak firmaların önceliği haline geliyor. Japonya merkezli Joint Crediting Mechanism (JCM); üretimde, sanayide, hastane, otel ve enerji santralleri gibi yüksek ve kesintisiz enerji ihtiyacı duyulan alanlarda karbon salınımını azaltan enerji projelerine hibe desteği vererek küresel ısınmanın etkilerini en aza indirmek için çalışıyor.

Kuruluş; bu amaçla 2013 yılından itibaren 30 ülkede Japonya merkezli firmaların üstlendiği Power EPC, kojenerasyon ve trijenerasyon ile yenilenebilir enerji sistemi projeleri için gerekli kriterlerin sağlanması durumunda, kapsamda değerlendirilemeyen inşai işler gibi kısımlar hariç toplam yatırım bedelinin yüzde 30’u ile yüzde 50’si tutarında hibe desteği sağlayabiliyor. Hibe edilen kaynak miktarı ise proje başına 14 milyon dolar’a ulaşabiliyor. Bu kapsamda JCM, Türkiye ile Japonya arasında diplomatik ilişkilerinin başlangıcının 100. yıldönümü olan 2024 yılında hibe ve krediler için Türkiye’deki olası projeleri de değerlendirebilmek adına görüşmelerine devam ediyor.  

Türkiye hükümeti ile JCM yönetimi; Türkiye’de ve yurt dışında yerli firmaların gerçekleştireceği enerji projelerine hibe sağlanması adına görüşmelerini tamamlamasının ardından, anlaşma gerçekleştiği takdirde Türk şirketleri, daha karbon salınımı yapan enerji sistemi yatırımlarında önemli bir maddi desteğe ulaşabilecek.

Proje sunmak için Türkiye’nin üyeliğini bekliyor

1912 yılında kurulan Japon üretim devi Yanmar’ın ülkemizde 2016 yılından beri faaliyette bulunan tam iştiraki Yanmar Turkey, karbon salınımını azaltan enerji sistemleri projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Yanmar Turkey, bugüne kadar İstanbul Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Kütahya Şehir Hastanesi başta olmak üzere birçok projede çevreci ve karbon ayak izinin azaltılmasına yardımcı olan power EPC enerji sistemlerini hayata geçirdi. Yanmar Turkey, JCM’in hibe olanağı sağladığı ülkeler listesine Türkiye’nin de eklenmesi durumunda Türk şirketleriyle birlikte daha büyük enerji projelere imza atmaya hazırlanıyor. 

Ortalamada 5 MW ve üzeri güce sahip sistemler tercih ediliyor

JCM’in faaliyetleri hakkında bilgi veren Yanmar Turkey Enerji Sistemleri İş Kolu Direktörü Yıldırım Vehbi Keskin, “JCM’in karbon ayak izini azaltan enerji projelerini desteklemesi sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıyor” dedi. Orta Asya ve Kuzey Afrika’da Yanmar Turkey’nin üstlendiği bazı enerji projeleri için JCM’e hibe ve kredi başvurusu yapıldığı ve bazıları için de başvuru hazırlık sürecinin sürdüğünü kaydeden Keskin, “Japon kuruluş JCM şu ana kadar 233 projeye gerekli şartları yerine getirdiği için çeşitli miktarlarda hibe desteği sağladı. Böylece daha az karbon salınımı yapan enerji sistemleri devreye alınmış oldu. JCM, Yanmar Turkey’in başarıyla devreye aldığı kojenerasyon, trijenerasyon gibi yüksek verimliliğe sahip olan ve göreceli olarak yatırım miktarı muadil enerji yatırımlarına göre düşük olan maliyet verimli projeleri daha yüksek oranla destekleyebiliyor. Özellikle daha az yatırımla karbon ayak izini azaltan, genel olarak bakıldığında 5MW ve üzeri güce sahip projelerin başvuru oranı daha yüksek seyrediyor” dedi. 

Yanmar Turkey rekabetçi tekliflerle öne çıkıyor

JCM hibe başvurusunun odak noktalarına da değinen Yanmar Turkey Enerji Sistemleri İş Kolu Direktörü Yıldırım Vehbi Keskin “JCM’e başvuru süreçleri yılın belli dönemlerinde birkaç kez yapılabiliyor ve sonrasında yaklaşık 2-3 ay süren değerlendirme sonunda tamamlanıyor.  Yanmar Turkey olarak, bu tür karbon salınımını azaltan enerji projelerinde, öncelikle talebi teknik açıdan çok iyi anlayıp sonrasında rekabetçi bir şekilde teklifimizi sunuyoruz. Ardından yatırım kararı alan müşterilerimizle görüşmelerimize devam ediyor, sonrasında ise JCM kapsamında en iyi çözümleri ortaya koyarak enerji projelerimizi hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Mimarlık ve tasarım dünyasına ilham verecek yeni bir platform: “Bir Tasarım Problemi” 30 Nisan’da Zorlu PSM Sky Lounge”

Mimarlık ve tasarım iletişimi için yenilikçi fikirler sunan ArcheThink, mimarlardan kentsel tasarımcılara kadar birçok tasarımcının projelere kattığı dokunuşlara ve yaratıcılığına dikkat çekmek amacıyla sektörde ilham kaynağı olacak bir platform kuruyor. Her seferinde 3 konuşmacı ağırlayacak “Bir Tasarım Problemi” programının ilki, Deceuninck grubu bünyesinde bulunan IQ Alüminyum sponsorluğunda 30 Nisan’da Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleştirilecek. Programda; Şehir Plancısı Faruk Göksu, Mimar Han Tümertekin ve İç Mimar Yeşim Kozanlı konuşmacı olarak yer alacak. 

Mimarlık ve tasarım dünyasını destekleyen projeler üreten ve yöneten ArcheThink, tasarım dünyasına ilham olma hedefiyle yeni bir platforma imza atıyor. Kent tasarımından obje tasarımına kadar tüm tasarımlarda, tasarımcıların geliştirdiği çözümlerin büyük bir önem taşıdığını vurgulayan tasarım ve yaratıcılık platformunun ilk etkinliği, Deceuninck grubu bünyesinde bulunan IQ Alüminyum desteği ile 30 Nisan Salı günü Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleşecek. 

Tasarımlarda sonuca değil, sürece odaklanılması gerektiğine dikkat çekilecek programda; Kentsel Planlamacı, Peyzaj Mimarı, Mimar, İç Mimar, Endüstriyel Tasarımcılara kadar birçok konuşmacı, tasarım sürecinde yaşadığı bir problemi paylaşacak. Katılımcılar projelerin tasarım sürecinde yaşanan ve projenin kaderini değiştiren hikayeleri keşfedecek. 

Bir saat boyunca 15’er dakikalık 3 oturum yapılacak

Projelerin tasarım aşamasında, tasarımcıların geliştirdiği çözüm ve bakış açılarına dikkat çekmek üzere düzenlenen “Bir Tasarım Problemi” serisinin 30 Nisan Salı Günü Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleşecek ilk etkinliğinde; Şehir Plancısı Faruk Göksu, Mimar Han Tümertekin ve İç Mimar Yeşim Kozanlı  seçilmiş bir projesinde yaşadığı bir sorunu ve çözümünü katılımcılarla paylaşacak. Bir saat boyunca 15’er dakikalık 3 oturumda gerçekleşecek programda, katılımcılar; yenilikçi ve eşsiz eserler geliştirilirken tasarımcıların nasıl bir ilham kaynağına dönüştüğünü keşfedecek. Etkinlik sırasında katılımcılardan bir kişi, ‘Bir Tasarım Problemi’ sosyal medya hesapları üzerinden konuşmacıya bir soru sorabilme fırsatı yakalayacak. 

Humanis, Arazi GES Yatırımı ile Sürdürülebilir Kalkınmayı Destekliyor

Çıktığı sürdürülebilirlik yolculuğunda insan odaklı yaklaşımıyla ön plana çıkan Humanis,kaynaklarını toplum, çevre ve iş dünyası için en verimli şekilde kullanmaya kararlı. BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin ilkelerini benimseyen ve bu doğrultuda hareket eden Humanis, bu defa Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından “Erişilebilir ve Temiz Enerji”yi odağına aldı. 2023 yılında çatı alanlarına kurduğu güneş enerji santrallerinin yanı sıra, tesis sınırlarında yer alan arazide kurduğu güneş enerji santrallerini yılın ilk yarısında devreye alarak ilaç sektöründe bir ilki gerçekleştiriyor.

Sektörün en hızlı büyüyen ilaç ve sağlık şirketi Humanis, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin ilkelerini benimseyerek çıktığı sürdürülebilirlik yolculuğunda insan odaklı yaklaşımla hareket etmeye devam ediyor. “Herkes için sürdürülebilir sağlık” anlayışıyla mevcut kaynaklarını toplum, çevre ve şirketleri için en verimli şekilde kullanmayı hedefleyen Humanis, sürdürülebilir kalkınmanın temellerinden biri olan “Erişilebilir ve Temiz Enerji”yi öncelikleri arasında belirledi.

Humanis, çatı alanlarına kurduğu güneş enerji santrallerinin yanı sıra, tesis sınırlarında yer alan arazide de Güneş Enerji Santralleri (GES) kuruyor. Humanis, bu güneş enerji santrallerini Mayıs ayı içerisinde devreye alarak ilaç sektöründe bir ilke imza atmayı planlıyor. Bu adım, şirketin yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanımını hızla artırarak 2030 yılına kadar karbon emisyonu azaltma hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılığını gösteriyor.

Humanis’in bu sürdürülebilirlik adımları, yalnızca ilaç ve sağlık sektöründe değil, aynı zamanda tüm sektörlerde çevreye duyarlı ve insana değer veren bir iş modelinin nasıl olabileceğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Konuyla ilgili, “Biz sürdürülebilir sağlığın sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda topluma ve çevreye olumlu bir etki yaratma fırsatı olduğuna inanıyoruz” diyen Humanis Teknik Operasyonlar Genel Müdürü Fatih Elay, “Yenilikçi güneş enerjisi girişimlerimiz ve sürdürülebilirliğe olan sarsılmaz bağlılığımızla insana ve doğaya önem vermeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Yerli Mobilya Markası Açıkladı: Teknoloji, Mobilya Alışverişlerinde Gelenekleri Yıkıyor

Mobilya sektöründe pandemiyle birlikte başlayan değişim, dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla devam ediyor. Tüketiciler, artık mağaza içi alışveriş alışkanlıklarını terkederek online kanallara yöneliyor. Bu durumun sektörde yeni bir döneme kapı araladığını aktaran yerli markalar ise e-ticaretin mağaza satışından daha önemli hale geleceğine işaret ediyor. 

693,19 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne sahip küresel mobilya sektörü, Türkiye için de ekonomik açıdan kritik bir noktada konumlanıyor. Mobilya Dernekleri Federasyonu’nun 2023 Mobilya Analiz Raporu’ndan hareketle Türkiye’nin yıllık mobilya ihracatının 5 milyar dolara ulaştığı kaydediliyor. Sektör her geçen gün hızla büyümeye devam ederken müşterilerin teknolojiyle birlikte şekillenen satın alma davranışları, bu gelişmeleri tetikliyor. Gündoğdu Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Okan Gündoğdu ise teknolojinin geleneksel mobilya satış süreçlerini kökünden değiştireceğine işaret ediyor. Bugün e-ticaret kanalları vasıtasıyla mobilya satışı yapılırken sanal gerçeklik teknolojisine erişim arttıkça e-ticaretin mağaza satışından çok daha önemli bir hale geleceğine dikkat çekiyor.

Dijitalleşmeyle birlikte online mobilya alışverişi ivme kazandı”

E-ticaretin mobilya sektörüne etkilerine değinen Gündoğdu Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Okan Gündoğdu, “Teknolojinin gelişmesi ve buna paralel olarak e-ticaretin kullanımının artması, mobilya sektöründe de önemli değişimler yaşanmasına kapı araladı. Özellikle pandemi süreci tüketicilerdeki ‘mobilya görmeden alınmaz’ anlayışını yıktı ve online mobilya alışverişinin ivme kazanmasını sağladı. Bu değişimler, gelecekte e-ticaret etkisiyle mobilya sektörünün nasıl şekilleneceği konusunda ışık yaktı. Geleneksel mağaza deneyiminden dijital platformlara geçiş, teknolojinin alışveriş deneyimine etkisi, sürdürülebilirlik trendinin sektördeki yansıması ve daha birçok faktör, sektörün geleceğini şekillendirecek önemli unsurlar arasında bulunuyor. Yarının dünyasında yer almak isteyen mobilya markaları, bu dönüşümü iyi okumalı” şeklinde konuştu. 

Dijitale yatırımlarımızı sürdürüyoruz”

Gündoğdu Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Okan Gündoğdu, “E-ticaretin mobilya sektöründeki payı her geçen gün artıyor. Artık tüketiciler, mobilya alışverişini fiziksel mağazalara gitmeden de kolaylıkla gerçekleştirebiliyor. Bu durum, online satış kanallarının önemini daha da artırıyor ve sektörümüzü dijital dönüşüme zorluyor. Biz de sürekli olarak dijitale yatırım yapıyoruz. Satışları analiz ederek tüketici davranışlarının nasıl şekillendiğini takip ediyoruz. Online satış ağımızda en fazla talep gören ürünler arasında koltuk takımları ve genç odası takımları yer alıyor. 

Özellikle gençlerin ve genç ailelerin tercih ettiği pratik ve modern mobilya çözümleri, online platformumuzda büyük ilgi görüyor. Gelecekte, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerin mobilya alışveriş deneyimini dönüştürmesi bekleniyor. Bu teknolojiler, tüketicilere ürünleri sanal ortamda deneyimleyerek daha bilinçli kararlar vermelerine olanak tanıyacak ve online satış kanallarının daha da cazip hale gelmesini sağlayacak” dedi.

Sürdürülebilirlik hayati bir öneme sahip”

Sürdürülebilirliğin mobilya sektöründe önemli bir rol oynadığını söyleyen Okan Gündoğdu sözlerini şöyle tamamladı: “Gündoğdu Mobilya olarak, sorumlu üretim anlayışını benimsiyoruz. Sektör paydaşlarımızın da bu ilkeleri benimsemesi bizi mutlu ediyor. Sürdürülebilirliğe önem verilmesindeki en önemli noktalardan birisi de elbette, tüketicilerin çevreye duyarlı ürünlere ve markalara talebinin artması. Bu doğrultuda, çevreye duyarlı ürünler sunmaya ve sürdürülebilir üretim süreçlerini uygulamaya devam ediyoruz.” 

Instagram, YouTube, TikTok, Twitch gibi platformlara yönelik ilginin yıllar içinde hızla artması, influencer’lığı ve içerik üreticiliğini mesleğe dönüştürdü. İçerik kalitesini artırmak, marka değerini yükseltmek ve iyi prodüksiyonlarla daha çok takipçiye ulaşmak isteyenlerin yeni nesil ofis ihtiyaçları da bu süreçte değişti. Güncel veriler, içerik üreticileri ve influencer’ların 2024’te 22,3 milyar dolarlık bir ekonomi oluşturacağını gösterirken, Türkiye’nin paylaşımlı ofis sektöründeki öncülerinden eOfis, Social Point işbirliğiyle Ankara Bilkent Center’da içerik üreticilerine özel olarak tasarlanan yeni lokasyonunu duyurdu.

Özel tematik stüdyolara ve son teknoloji ekipmanlara ev sahipliği yapıyor

CBRE verilerine göre İstanbul dışındaki 5 hazır ofisten birini işleten ve Türkiye’nin 13 şehrinde, 60’tan fazla lokasyonla hizmet gösteren eOfis, Ankara’daki yeni lokasyonunda Social Point ile iş ortaklığına giderek, influencer’lar, içerik üreticileri ve e-ticaret profesyonelleri için merkez olma potansiyeli taşıyan bir projeye imza attı. eOfis Ankara Bilkent Center lokasyonunun, içerik üreticilerinin ihtiyaç duyduğu profesyonel kamera, ses ve ışık ekipmanlarıyla donatıldığını belirten eOfis Pazarlama ve İş Geliştirme Yöneticisi Melda Çelik, “Ankara’nın en merkezi ve canlı bölgelerinden biri olan Ankara Bilkent Center’da konumlanan, oyun, dans gibi farklı içerik temalarına göre, son trendler ışığında tasarladığımız hazır stüdyolar, içerik üreticileri için yeni üretim ve çekim merkezi olacak. Influencer’lar ve içerik üreticileri, çekim süreçlerinde lokasyonda sunulan teknik destek hizmetinden de yararlanabilecek” dedi.

E-ticaret profesyonellerine de hitap ediyor

Türkiye’nin dört bir yanındaki A+ plaza ve lokasyonlarda yer alan ofisleriyle girişimcilerden küçük işletmelere, freelancer’lardan kurumsal şirketlere, farklı müşteri segmentlerine hitap edebilen hazır ofis hizmetleri sunduklarını dile getiren Melda Çelik, “Ankara Bilkent Center’daki yeni lokasyonumuz, müşteri segmentlerimize içerik üreticilerini ve e-ticaret profesyonellerini de ekliyor. Pek çok bireysel girişimci ya da küçük işletme, yalnız e-ticaret platformlarından çok sayıda müşteriye ulaşıyor. Ankara’daki e-ticaret profesyonelleri, eOfis Ankara Bilkent Center lokasyonumuzda hem stüdyolardan yararlanabiliyor. Fiziksel ofis gereksinimlerini karşılarken, depo ihtiyaçlarına da yanıt bulabiliyor. Toplantı ofislerimiz, farklı ölçeklerdeki hazır ofislerimiz, ortak alanlarımız ve tematik stüdyolarımızla Ankara’da e-ticaret ve içerik üreticiliğine yeni bir soluk getireceğiz” diye konuştu.

Açılışı 20 Nisan’da lansman etkinliğiyle yapılacak 

Prestijli yasal iş adresi, temel concierge hizmetleri, günlük temizlik, sınırsız sıcak ikramlar, modern dekorasyon ve güçlü iş ağı gibi ayrıcalıklarıyla Türkiye’de paylaşımlı ofis-hazır ofis pazarının standartlarını belirlediklerini belirten eOfis Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Melda Çelik, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: 

“eOfis’i 30 bini aşkın müşterinin tercihi kılan esnek kiralama modelimiz, eOfis Ankara Bilkent Center lokasyonunun da benzersiz ayrıcalıklarından biri olacak. 20 Nisan’da gerçekleştireceğimiz lansmanla açılışını yapacağımız yeni lokasyonumuz, eOfis’in sektörel dinamiklerini kavradığını ve müşteri ihtiyaçlarına göre yenilikçi projelere imza attığını kanıtlıyor. Ankara’daki içerik üreticisi, influencer ve e-ticaret ekosistemini, 20 Nisan’daki lansmanımıza bekliyoruz.”

“Güney Afrika’daki Alt Yapı ve Üst Yapı Projeleri Önemli Bir Çıkış Kapısı Olabilir”

0

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye – Güney Afrika İş Konseyi Başkanı Abubakir Salim, Güney Afrika’nın önümüzdeki 5 yıl içinde 50 milyar dolarlık altyapı ve üst yapı projesi hayata geçireceğini belirterek, birçok sektör için Güney Afrika’nın ön emli bir çıkış kapısı olabileceğini kaydetti.

Ekonomim’den Merve Yiğitcan’ın haberine göre; DEİK iş konseyi olarak 15-19 Nisan tarihlerinde Güney Afrika’ya 20 kişilik bir iş heyeti ile çıkarma yaptıklarını ve yoğun şekilde temaslarda bulunduklarını anlatan Salim, 3 gün Johannesburg’da 2 gün de Cape Town’da gerçekleştirdikleri görüşmelerde ülkenin önde gelen iş dünyası örgütleri, finans kuruluşları ve önemli kamu temsilcileriyle bir araya geldiklerini söyledi. Salim görüşme trafiğinde bir araya geldikleri isimlerden birinin de Ticaret, Sanayi ve İş birliği Bakanı Ebrahim Patel olduğunu aktardı.

DEİK heyeti ile Güney Afrikalı iş insanları arasında yapılan görüşmelerin, yatırım fırsatlarını değerlendirme, ikili ticareti geliştirme ve çeşitli sektörlerde iş birliği alanlarını belirleme açısından oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Salim, özellikle enerji, maden, iletişim, teknoloji, liman, alüminyum, kimyasal mineraller, liman yapımı gibi sektörlerin öne çıktığını ifade etti. Aynı zamanda Güney Afrika’nın finans sisteminin oldukça güçlü olduğuna değinen Salim, burada finans kuruluşlarıyla yaptıkları görüşmelerde yatırım fırsatlarının, finans desteklerinin ve ülkedeki finansal gelişmelerin masaya yatırıldığını aktardı. Güney Afrika’da finans sektörünün GSYH’ye katkısının yüzde 23-25 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Salim, “GSYH’deki en büyük sektör finans ve heyetteki arkadaşlar görüşmeler vasıtasıyla ülkedeki finans gücünü daha iyi anlamış oldular. Finans sektörü buradaki projelerin en büyük destekçisi. Çünkü Güney Afrika’da bir proje yapıyorsanız, muhakkak buradaki finans gücüne ihtiyaç duyuyorsunuz” dedi.

“Firmalar Türk partnerler arıyor”

Güney Afrika’nın çok renkli bir ülke olduğunu vurgulayan Salim, “Heyetimiz Müslüman iş adamları, siyah işadamları, Hintli işadamları ile ayrı ayrı toplantı yapma şansı buldu. Görüşmelerde şunu anladık ki burada Türkiye’ye ciddi bir ilgi var. Türkiye’nin Afrika’da yaptığı işleri biliyorlar. Ciro olarak baktığımızda Afrika’daki firmaların neredeyse yarısı Güney Afrika’da yer alıyor. Türkiye’nin buradaki hareketliliğinin farkındalar. Bunun da kendilerine zarar değil fayda vermesini istiyorlar. Bu nedenle partnerlik yapacak firmalar arıyorlar. Aynı zamanda Türkiye’deki üretim kabiliyetini kendi ülkelerine çekmek istiyorlar” diye konuştu.

“Teşvikler artırılmalı”

Güney Afrika ile ticarette birtakım kısıtlamalar olduğunu söyleyen Salim, bunların kaldırılması için her iki tarafın da iyi niyetini ortaya koyduğunu kaydetti. Türkiye’nin Güney Afrika ile serbest ticaret anlaşması bulunmadığını hatırlatan Salim, Ticaret, Sanayi ve İş birliği Bakanı Ebrahim Patel ile yaptıkları görüşmede Güney Afrika’nın STA veya alternatif bir modelle Türk ticaretini artırmaya açık olduğunu mesajını aldıklarını dile getirdi. Güney Afrika’daki Türk yatırımlarının tamamının önce ticaretle başladığını, bu nedenle ticaretteki her kısıtlamanın aslında yatırımı kısıtladığını görüşmelerde aktardıklarını ifade eden Salim, “Bizce bu mesaj alındı. Mesela bu ülke ile turistik vize anlamında sorun yok, ama bir aydan uzun iş vizelerinde ciddi sıkıntılar var. Sadece Türkiye’ye özgü bir sıkıntı değil. Bu konunun üzerinde çalıştıklarını söylediler. Onlar Güney Afrika’yı Türkiye’nin partneri olarak görmemizi ve üretim planlamamızı Güney Afrika üzerinden yapmamızı istediler. Biz de Güney Afrika’nın bu bağlamda teşviklerini gözden geçirmeleri gerektiğini söyledik. Türkiye’den Mısır’a iki saatte uçuyoruz, Güney Afrika’ya ise 9 buçuk saatte. İş insanlarının Güney Afrika’yı Mısır’a tercih etmeleri için bir neden oluşturun dedik. Teşvikleri üzerinde çalışacakları vaadinde bulundular” ifadelerini kullandı. Türkiye ile Güney Afrika’nın ticaret hacmi 2022’de 3,1 milyar dolar iken, geçen yıl 1,9 milyar dolara geriledi. Şu anda Türkiye’nin Güney Afrika pazarından çok düşük pay aldığına işaret eden Salim, hedefin önce 5 milyar dolar, ardından da kademeli şekilde 10 milyar dolar olduğunu paylaştı. Bu ülke ile ticareti geliştirmek için birçok fırsat olduğunu kaydeden Salim, şöyle devam etti: “Sadece altyapı geliştirmelerine yönelik 20 milyar dolarlık projeleri var. Türkiye altyapı projelerinde kısmen doyuma ulaştı. Büyük projelerimiz bitti denebilir. Bizim bu noktada dışarıya açılmamız gerekebilir. Afrika’da birkaç yılda en büyük altyapı projeleri Güney Afrika’da olacak. Şu an devam eden onlarca yenilenebilir projeleri var. Kesinlikle demiryolu altyapılarını, iletişim altyapısını güçlendirmeleri lazım; karar aldılar, para harcayacaklar. Güney Afrika’nın önümüzdeki 5 yılda iletişim hatları, demiryolu, enerji, liman ihtiyaçlarından dolayı altyapı ve üst yapı yatırımlarının 50 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Çünkü yapmazlarsa ekonomiyi döndüremiyorlar. Türk firmaları ülkenin ihtiyaçlarını iyi tespit edip hazırlıklarını bu yönde yaparlarsa fırsatları değerlendirebilirler.”

Güney Afrika’nın Afrika’ya olan ihracatının son 5 yılda yüzde 60 arttığını, 5 yılda bunu 2 katına çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayan Salim, “Bunu yapabilmeleri için hem altyapı çalışmaları yapmaları hem de yatırım çekmeleri lazım. ‘Türkiye bu anlamda bizim partnerimiz olsun’ diyorlar. Çünkü Türkiye’nin üretim kabiliyetinin arttığının farkındalar. Güney Afrika’nın üretim koşulları müsait. İşçilik ve finans maliyetleri bize göre daha uygun. Enflasyonu da düşük. Enerji maliyetlerinin de uygun olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Galataport’a Avrupa Birliği’nden Ödül

0

Galataport İstanbul, inşaattan işletme dönemine uzanan çalışmalarında sergilediği çevre dostu yaklaşımla ödülleri arasına bir yenisini ekledi. Dünyadaki okyanus ve denizleri kurtarmayı hedefleyen BlueMissionMed Koordinasyon ve Destek Hareketi, Galataport İstanbul ekibinin faaliyetlerini “Çevreye Duyarlı Girişimci ve Kişilik” ödülüyle taçlandırdı.

İstanbul’un dünyaya denizden açılan kapısı Galataport İstanbul, geniş ödül yelpazesine bir yenisini daha ekledi. İnovatif projeleri ve sürdürülebilirlik alanında attığı etkili adımlarla çevreye sorumluluk bilincini yansıtan Galataport İstanbul, BlueMissionMed CSA (Koordinasyon ve Destek Hareketi) tarafından ödüle layık görüldü.

Okyanus ve denizleri kurtarmak için çalışmalar yürüten BlueMissionMed CSA; bu hedefe 2030 yılına kadar aktif bir biçimde katkı sağlayan en iyi girişimleri değerlendirdi ve “Mavi Limanlar ve Destinasyonlar” kapsamında, Galataport İstanbul ekibini inşaattan işletme dönemine dek gerçekleştirdiği çalışmalardan ötürü “Eco-Conscious Entrepreneur & Personality” (“Çevreye Duyarlı Girişimci ve Kişilik”) ünvanıyla onurlandırdı. Akdeniz ve sularındaki kirliliğin önlenmesi ve ortadan kaldırılmasında rol alabilecek tüm aktörleri harekete geçiren BlueMissionMed CSA; Galataport İstanbul’un farklı geçmişlere sahip, kendini işine adamış kişilerin oluşturduğu bir ekiple İstanbul ve Türkiye için çevresel, sosyal ve ekonomik faydaları ön planda tutması, kapsayıcı yaklaşımları, proaktif iletişimleri ve cinsiyet eşitliğine bağlılığından övgüyle bahsetti.

Denizcilik sektöründe sürdürülebilir endüstri operasyonları, uygulamaları ve yenilikçi çözümleri bulmada büyük başarı sergileyen Galataport İstanbul ekibi adına ödülü, Galataport İstanbul Proje Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Ali Pusat aldı.

Pusat, konuyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Prestijli küresel platformlar tarafından, üstelik ekosistemi korumaya yönelik çalışmalarımızla ödüllendirilmek çok mutluluk ve gurur verici. Kurulduğu günden itibaren, Galataport İstanbul’un tüm departmanları her koşulda insan ve çevre sağlığına duyarlı adımlar atmaya özen gösteriyor. Bir liman işletmesi olarak deniz ve okyanusların bizim için önemi zaten tartışılmaz. ‘İstanbul’un dünyaya denizden açılan kapısı’ ifadesiyle tanımladığımız Galataport İstanbul, sadece deniz ve okyanuslara değil, tabiata dair tüm unsurlara duyarlı bir biçimde yaklaşmaya daima devam edecek.”

Konut Fiyatları Reel Olarak Yüzde 5,1 Azaldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Şubat 2024 dönemine ilişkin Konut Fiyat Endeksi (KFE) verilerini açıkladı. Buna göre, konut fiyatları geçen yılın yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 58.3 artarken reel olarak ise yüzde 5.1 oranında azaldı. Böylece Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan KFE yaklaşık 3 yıl sonra ilk kez reel olarak azalmış oldu.

Türkiye genelinde bir konutun metrekare fiyatı 31 bin 364,5 TL olurken İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla 45 bin 420,7 TL, 24 bin 918,8 TL ve 36 bin 65,4 TL oldu.

Böylece 100 metrekarelik ortalama bir evin fiyatı Türkiye genelinde yaklaşık 3 milyon 136 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 542 bin TL, Ankara’da 2 milyon 491 bin TL ve İzmir’de 3 milyon 665 bin TL oldu.

Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise yıllık yüzde 87,7 artışla Ağrı, Ardahan, Kars Iğdır’ı içine alan bölge oldu. O bölgeyi yüzde 85,6 artışla Van, Bitlis, Hakkari, Muş bölgesi ve yüzde 85,1 artışla Erzurum, Bayburt ve Erzincan bölgeleri izledi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmelerdeğerlendirildiğinde, şubat ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 1,5, 2,0 ve 1,6 oranlarında artış gözlendi.

Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 45,6, 72,9 ve 57,4 oranlarında artış gösterdi.

Kaynak: Emlak Dream

319 Yeni Otel Geliyor

0

2024-2025 yıllarında Türkiye’de 5 yıldızlı 319 otel açılması planlanıyor.

2024 yılının Nisan ayı itibariyle 2024-2025 yıllarında Türkiye’de 5 yıldızlı 319 yeni otel açılması planlanıyor.

Turizm DataBank’ta yer alan habere göre yeni otel projeleriyle yaklaşık 51 bin oda 114 bin yatak faaliyete geçecek.

2024-2025 döneminde açılacak otel yatırımlarında toplamda 81,57 milyar TL harcama yapılacak. Bütçe büyüklüğünde Antalya, İstanbul ve Muğla başı çekerken, proje sayısında İstanbul açık ara önde yer alıyor.

Kasr-ı Han Konakları, Efeler Grup’un Eşsiz Projeleri Arasında Yerini Aldı

0

Yeni biten ve Beytepe’de bulunan Bey Konakları ardından bu projeye başladıklarını belirten Mimar-Müteahhit Dilek Aksayar; “Kasr-ı Han Konakları Ankara’nın en özel yerlerinden biri olan İncek Kızılçaşar’da hayata geçiriliyor.

27 adet loft ultra lüks akıllı villalarımız, 5.5 metre tavan yüksekliğine sahiptir. 750 m2 arsa payı olan villalarımız; 274 m2 net kullanım alanına sahiptir. Mogan Gölü manzaralıdır. Ankara TED Kolejine 5 dakika mesafede bulunan projemiz Amerikan “Cape Code” mimarisi ile tasarlanmıştır. Her birinin kendi banyosu olan 4+1 odalı villalarımıza ait ısıtmalı havuz ve kapalı otoparkı mevcuttur. Her bir villamız müstakildir. 

Kasr-ı Han Konakları Lansmanı Nefes İncek’te Gerçekleştirildi.

Nefes İncek’te gerçekleştirilen Lansman davetine; iş, sanat, cemiyet dünyasından önemli isimler ile milletvekilleri ve bazı bürokratlar katılım sağladı…

AKSAYAR. “KENDİM İÇİN TASARLADIM, BEĞENİLİNCE PROJEYİ HAYATA GEÇİRDİM”

Yaklaşık 30 yıldır Ankara’da mimarlık yaptığını belirten Dilek Aksayar, bazıları bana Villa Uzmanı yakıştırması yaparlar diyerek devam ettiği açıklamada; “Hayalimde tek katlı bir villa ve kendim oturacağım bir proje olarak düşünmüştüm ilk zamanlar. Ama bu projemin çok beğenilmesi sonucu Kasr-ı Han konaklarını tasarladım. 

%25 peşinat ile kalan ödemeye 48 ay vade imkanını sizlere sunuyoruz. Lansmana özel fiyatlarımızdan ve ödeme kolaylıklarından faydalanmak istiyorsanız bizimle iletişime geçmeniz yeterli…

İnşaat Sektörünün Canlanması İçin İlk El Konut Satışlarına Odaklanılması Gerekiyor

0

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), ülkemiz ekonomisine önemli katkılar sunan hazır beton sektörünü 2023 yılı özelinde kapsamlı olarak analiz eden “Hazır Beton Sektör Raporu”nu açıkladı. Kentsel dönüşümün büyük bir fırsat olduğuna dikkat çeken Rapor, Cumhuriyetimizin 2. yüzyılında daha vizyoner bir zihinsel ve yönetsel dönüşümü gerçekleştirmemiz gerektiğini ortaya koydu. 

İnşaat sektörünün yeniden ivmelenmesinin verimlilik, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme başta olmak üzere çok yönlü dönüşümünü bir an önce hayata geçirmesine bağlı olduğunu belirten Rapor, konut stokunun azalmasını sağlamak için ilk el konut satışlarına odaklanılması gerektiğini vurguladı. Hazır beton sektörünün 2022 verilerine göre 94 milyar Türk liralık cirosu, 40 bine ulaşan istihdam hacmi ve yıllık 105 milyon metreküplük üretimiyle Türkiye ekonomisi ve inşaat sektörü açısından çok önemli olduğunu gösteren Rapor, Türkiye’nin hazır beton üretiminde Avrupa’da lider ülke konumunu sürdürdüğünü ortaya koydu.

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Merkez Bankası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verileri ile THBB üyelerinin, THBB dışındaki üreticilerin ve tedarikçilerin sağladığı bilgiler ışığında hazırlanan 2023 yılı “Hazır Beton Sektör Raporu”nu yayımladı. Rapor, Türkiye ekonomisi, inşaat sektörü ve hazır beton sektörüne yönelik detaylı analizler, değerlendirmeler ve projeksiyonlar içeriyor.

Türkiye, hazır beton üretiminde Avrupa liderliğini sürdürüyor

Türkiye’de standartlara uygun beton üretilmesi ve inşaatlarda doğru beton uygulamalarının sağlanması için 36 yıldır çalışan Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), kalite, çevre, sürdürülebilirlik, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarıyla inşaat, hazır beton ve ilgili sektörlerin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Hazır beton sektörü, 2022 yılı verilerine göre 94 milyar Türk liralık cirosu, 40 bine ulaşan istihdam hacmi ve yıllık 105 milyon metreküplük üretimiyle Türkiye ekonomisi ve inşaat sektörü açısından çok önemli bir yerde duruyor. Avrupa Hazır Beton Birliğinin (ERMCO) 2022 yılı verilerine göre AB üyesi bütün ülkelerin toplam üretim miktarı 262 milyon metreküp iken, Türkiye tek başına 105 milyon metreküp beton üretmiştir. Bu üretim miktarıyla Türkiye, AB ülkeleri arasında birinci ülke konumunda yer alıyor. Hazır beton sektörünün, inşaat sektörüne ve buna bağlı olarak ülke ekonomisine sağladığı büyük katkı, inşaat sektörünün en temel kolu olduğunu gösteriyor.

İnşaat sektörünün yeniden ivmelenmesi için çok yönlü dönüşüm gerekiyor

İnşaat sektörü, 2 milyonluk istihdam gücüyle yaklaşık 250 yan sektörü doğrudan ve dolaylı bir şekilde etkileyen geniş kapsamlı bir sektördür. Uzun yıllar ülkemiz için lokomotif görevi gören olan inşaat sektörü 2018 yılından beri eski günlerini arar bir konuma gelmiştir. Sektörün yeniden ivmelenmesi ve gelişmesi, ekonomik belirsizliklerin giderilmesi kadar inşaat sektörünün de verimlilik, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme başta olmak üzere çok yönlü dönüşümünü bir an önce hayata geçirmesine bağlıdır. Son yıllarda öne çıkan nitelikli iş gücü sorunu da sektörün çözüm üretmesi gereken bir konu olmuştur.

2011-2017 yılları arasında inşaat sektörü bileşik yıllık %10 büyürken; 2018-2022 yılları arasında sürekli küçülmüştür. 2023 yılında ise sektör %7,8’lik büyüme ile bu trende son vermiştir.

İnşaat sektörünün canlanması için ilk el konut satışlarına odaklanılması gerekiyor 

11 yıllık süre içinde toplam konut satışları 2020 yılında rekor seviyeye ulaşmış ve sonraki iki yılda da benzer bir performans sergilemiştir. Bu performansta ilk el konut satışlarından ziyade ikinci el konut satışları etkili olmuştur.

2023 yılı ise olumsuz yönde rekorların öne çıktığı bir yıl olmuştur. Konut satış verilerinin TÜİK tarafından paylaşılmaya başlandığı 2013 yılından beri en düşük ilk el konut satışı, en düşük ipotekli konut satışı adedi ve en düşük ipotekli konut oranı 2023 yılında gerçekleşmiştir.

Yaklaşık 1,2 milyon konut satışı, %14,5 ipotek oranı ile gerçekleşmiştir. Bir önceki yıla göre hem ilk hem de ikinci el konut satışları ve ipotekli satış oranı azalmıştır. -2017 yılından beri yıllık ilk el konut satışlarında sürekli bir düşüş meydana gelmektedir. Konut satışlarındaki bu olumsuz tablo 2024 yılı için de endişe yaratmaktadır.

İnşaat sektöründe canlanmaya neden olacak, konut stokunun azalmasını sağlayacak ve gelecek adına motivasyon oluşturacak olan veri, ilk el konut satışlarıdır. Bu nedenle inşaat sektörünü değerlendirmek için bu veriye odaklanmak daha isabetli analizler yapılmasını sağlamaktadır.

Yapı Denetim Sistemi ile depreme dayanıklı binaların inşası mümkün olmuştur

T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinden etkilenen 11 ilimizde yıkılan binaların %98’i 2000 yılından önce inşa edilmiş ve mühendislik hizmeti almamış, denetime tabi olmamış yapılardı. Oysa 2000 yılı öncesinde de deprem yönetmelikleri, uygulama standartları, İmar Kanunu, fenni mesuliyet “TUS” sistemi gibi birçok husus yürürlükteydi. 1999 Marmara Depremi ile tüm bunların depreme dayanıklı, can ve mal güvenliğini sağlayan yapıların inşasında etkili olmadığı görülmüş ve sonrasında önemli aksiyonlar alınmıştı. Bu aksiyonlara örnek olarak; hazır beton ve nervürlü çelik donatı kullanımının zorunlu hâle gelmesi, Yapı Denetimi Sistemi’nin (YDS) tüm ülke geneline yayılması ve Deprem Yönetmeliklerinin güncellenmesi verilebilir. Bu aksiyonlar sonucunda 2000 yılı sonrasında ve özellikle 2011 yılında YDS’nin tüm Türkiye’de uygulamaya geçmesi sonucunda daha güvenilir ve depreme dayanıklı binaların inşası mümkün olmuştur ancak günümüzde dahi yapı stokumuzun yaklaşık yarısı 2000 yılı öncesi inşa edilmiş durumdadır.

Kahramanmaraş ve Hatay Depremlerinde yıkılan binaların %2’si ise 2000 yılından sonra inşa edilmiştir ancak bunların büyük bir çoğunluğu yapı denetimine tabi tutulmamıştır. Depremin etkilediği 11 ilde yapı denetim yönetmeliği yürürlüğe girdikten sonra ve hazır beton kullanılarak yapılan 151 bin 990 binadan 272’si yıkılmıştır. Yıkılmayan bina oranı %99,8’dir.

Kentsel dönüşüm büyük bir fırsattır

2012 yılında yürürlüğe giren Kentsel Dönüşüm Kanunu’nda 2023 yılında yapılan değişiklikler ile sürecin daha hızlanması beklenmektedir. Kentsel dönüşümün ana teması riskli yapıların dönüştürülmesi olarak algılansa da dönüşüm sürecinin çok boyutlu bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Kent madenciliği prensipleri ile inşaat ve yıkıntı atıklarının sürdürülebilir bir şekilde değerlendirilmesi, olası afetler için tam donanımlı toplanma alanlarının yapılması, ulaşım akslarının yeniden planlanması, düşük karbonlu malzemelerin kullanılması gibi birçok boyutta süreç desteklenmelidir.

THBB Başkanı Yavuz Işık: “Daha vizyoner bir zihinsel ve yönetsel dönüşümü gerçekleştirmeliyiz”

Hazır Beton Sektörü Raporu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Cumhuriyetimizin 100. yaşını büyük bir kıvanç ve gururla karşıladığımız 2023 yılında yaşadığımız depremler ve kaybettiğimiz canlar hepimizde büyük bir hüzne sebep olmuştur. Tarihimiz boyunca yaşadığımız savaşlar ve afetler ulusumuzu her zaman birbirine kenetlemiş ve daha da güçlendirmiştir. Cumhuriyetimizin 2. yüzyılında aynı acıları yaşamamak için benzer hataları yapmadan daha vizyoner bir zihinsel ve yönetsel dönüşümü gerçekleştirmeliyiz.” dedi.

Hazır beton sektörünün 2023 yılında %10-15 arasında bir büyüme gerçekleştirdiği tahmin ediliyor

Hazır beton sektörü verilerini değerlendiren THBB Başkanı Yavuz Işık, THBB tarafından yapılan sektör araştırması sonucunda hazır beton sektörünün 2023 yılında %10-15 arasında bir büyüme gerçekleştirdiğinin tahmin edildiğini belirterek “2024 yılında hazır beton sektörünün kötümser senaryoda %5 oranında küçüleceği, iyimser senaryoda ise %5 kadar büyüyebileceği tahmin edilmektedir.” dedi.

Güvenli yapılar için sorumluluk bilinciyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz

Birliğin kaliteli yapılaşma odaklı çalışmalarına değinen THBB Başkanı Yavuz Işık, “Uzun yıllardır hem raporlarımızda hem de basın açıklamalarımızda kentsel dönüşüm sürecinin hızlanmasının ve riskli yapı stokunun ivedi olarak dönüştürülmesinin altını çizdik. Hazır beton kalitesini ülke genelinde artırmak için paydaşlarımızla birlikte şimdiye kadar büyük çaba sarf ettik. Güvenli yapılar için standartlara uygun hazır betonun olmazsa olmaz bir unsur olduğunu bilmemize ve vurgulamamıza rağmen bunun yeterli olmadığını ve inşaat uygulamalarındaki hataların neler olduğunu da anlatmaya çalıştık. Sayısız seminer, toplantı, eğitim, teknik doküman ve raporumuza karşın yeterli gelişimin sağlanamaması, gelecek adına daha çok çalışmamız gerektiğini göstermektedir. Birliğimiz daha yüksek bir motivasyon ve sinerji ile güvenli ve sağlam yapılaşma için tüm gücünü kullanmaya kararlıdır. Birliğimiz ayrıca, yazılı ve görsel medyada hazır beton ile ilgili bilinçsiz ve art niyetli dezenformasyon ile de mücadele etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeye devam edecektir.” şeklinde konuştu.

Birliğin Bilim Kurulunda yer alan 45 akademisyen tarafından hazırlanan “Hazır Beton ve Depreme Dirençli Yapılar İçin Akademik Değerlendirme”ye, önemine istinaden Sektör Raporunda da yer verdiklerini söyleyen THBB Başkanı Yavuz Işık, “Akademik Değerlendirme, yapıların, depreme dayanıklı olması için; işlevsellik, hizmet görebilirlik, her çeşit iç ve dış etkenlere direnç ve sürdürülebilirlik bakımından; ilgili standartlara ve şartnamelere uygunluğu sağlayacak deneyim ve yetkinlikte mühendislerden oluşan yönetim tasarım, yapım ve denetim ekibi tarafından inşa edilmesi zorunluluğuna dikkat çekmektedir.” diye konuştu.

Yıllardır riskli yapı stokunun dönüştürülmesini sürekli gündeme getirdiklerini belirten THBB Başkanı Yavuz Işık, “1995 yılında ülkemizde hazır beton üretimine yönelik herhangi bir denetim mekanizması yokken THBB üyeliğinin birinci şartı Kalite Güvence Sistemi (KGS) Belgesi almaktı. Başka bir sektörde benzeri olmayan bu uygulama ile THBB, üyelerinin standartlara uygun üretim yapmasına liderlik ederken bir yandan da tüm sektörün bu yöne evrilmesini sağlamıştır. Daha sonra yürürlüğe giren G İşareti Yönetmeliği ile bu süreç tüm sektöre yayılmıştır. THBB olarak bütün hazır beton üreticilerini standartlara uygun üretim yapmak üzere KGS Sistemi’ne davet ediyoruz. Kahramanmaraş Depremleri sonrasında sadece riskli yapıların değil, üretimden tasarıma, tasarımdan uygulamaya, uygulamadan denetime kadar tüm süreçlerdeki iş yapış şeklinin ve zihniyetin de dönüşmesi gerektiğinin önemini bir kez daha gördük. Bu konuda gerekli politikaların ve eylem planlarının oluşturulmasını destekliyor ve tüm paydaşları göreve çağırıyoruz.” dedi.

Gansu Hengyuan Dongli New Energy, Dünya Gelecek Enerji Zirvesine Katıldı ve Endüstriyel Yatırım Planını Açıkladı

Çin’in Gansu Bölgesi ve Jiuquan Yerel Yönetim temsilcileri, 15 Nisan ile 20 Nisan 2024 tarihleri arasında Abu Dabi’de gerçekleşen Dünya Gelecek Enerji Zirvesine katıldı, Dubai ve Suudi Arabistan ziyaretlerinde bulundu. Gansu Hengyuan Dongli New Energy Limited Şirketi bu tarihlerde birkaç uluslararası güneş enerjisi müşterisi ile sözleşme imzalayarak, Çin’in yeni fotovoltaik enerji girişimleri için uluslararası alanda yeni satış kanalları açtı.

Dubai’deki imza törenine Gansu Bölgesi lideri ve Jiuquan belediye başkanı katıldı. İmza töreni sırasında Gansu Hengyuan Dongli New Energy Limited Şirketi Başkanı Xian Xiaoli şunları söyledi: “Birlikte Yeşil ve Refah”, Gansu Hengyuan Dongli New Energy Limited Şirketi’nin gelişim hedefidir ve “Öncelikli Teknoloji, Önce Kalite” ise Hengyuan Dongli’nin iç ve dış pazarları keşfetme konusunda bağlı kaldığı standarttır.

Gansu Hengyuan Dongli New Energy Limited Şirketi, Çin’in stratejik “Karbon Dorukta ve Karbon Nötrlüğü” çağrısına yanıt vermiştir.” Yatırımı Jiuquan şehrinde yapılan 6GW fotovoltaik modül temel projesi, 101.232 m2’lik bir alanı kapsıyor ve yaklaşık 553 milyon USD yatırımla 2,4GW’lik üretim hattı tamamlanarak faaliyete geçirildi. Kalan üretim hatları yapım aşamasında. Şirketin yatırım planları arasında yaklaşık 553 milyon USD yatırım ile yaklaşık 159.840 m2’lik alanı kapsayacak şekilde 5GW yüksek verimli batarya temel projesi de var. Şirket, tamamen kapalı sistem yeni bir Hengyuan enerji ekipmanı üretimi sanayi zinciri oluşturmak ve yeni bir enerji ekipmanı üretimi sanayi tanıtım parkı inşa etmek için sonraki aşamada yaklaşık 106.560 m2’lik bir alanı kapsayacak şekilde, yaklaşık 281.666.800 USD yatırım ile bir inverter fabrikası, bir fotovoltaik braket fabrikası ve bir tel ve kablo fabrikası kurmayı planlıyor.

Hengyuan Fotovoltaik Modülü, yüksek güç çıkışına ve son derece güvenilirliğe odaklanmıştır. Genel sistem maliyetini düşürmeyi ve yatırımcıların gelirlerini artırmayı taahhüt eder. 182 ve 210 gibi ürünlerin çeşitli şartlarını karşılamak için en son yüksek verimli akıllı üretim hattı ekipmanını kullanır. Yeni enerji teknolojilerinin Ar-Ge ve uygulamasını ortaklaşa geliştirmek için yurt içinde ve yurt dışında pek çok tanınmış girişim ile derinden bir iş birliği kurmuştur. Ayrıca Gansu Bölgesinin Jiuquan şehrinde New Energy Technology Research Institute’ü (Yeni Enerji Teknolojisi Araştırma Enstitüsü) kurmuştur. Bu Enstitü, yeni enerji teknolojilerinin Ar-Ge alanına yapılan yatırımlara odaklanan Çinli uzmanlar ve akademisyenlerden oluşan bir ekip tarafından yönetilmektedir. Böylece kurumsal endüstriyel teknolojilerin sürekli olarak geliştirilmesi ve irdelenmesi sağlanacak ve yerel ve hatta batı bölgelerindeki yeni enerji endüstrilerinin hizmetlerle hızlı bir şekilde gelişmesi teşvik edilecektir.

Gansu Hengyuan Dongli New Energy Limited Şirketi’nin fotovoltaik yeni enerji alanındaki, Çin’in batı kesimine dayanan, tüm ülkeye hizmet veren, Orta Asya’ya ve hatta küresel pazarla yüzleşen gelişim vizyonunun sonucu budur.

İnşaat Sektörünün Güven Endeksi Nisan Ayında Değişmedi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hizmet, perakende, ticaret ve inşaat sektörlerine ilişkin Nisan ayı güven endeksi verilerini açıkladı. Endeks, hizmet sektöründe yüzde 2,8 azaldı, perakende ticaret sektöründe yüzde 1,9 arttı, inşaat sektöründe aynı kaldı.

Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Nisan ayında bir önceki aya göre; hizmet sektöründe yüzde 2,8 oranında azalarak 117,1 değerini, perakende ticaret sektöründe yüzde 1,9 oranında artarak 115,5 değerini ve inşaat sektöründe aynı düzeyde kalarak 88,6 değerini aldı.

İnşaat Sektöründe 5 Yıllık Daralmanın Yüzde 35’i Telafi Edildi

0

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından hazırlanan 2024 yılı ilk çeyreğine ilişkin İnşaat Sektörü Analizi Raporu yayınlandı.

2024 yılı için inşaat sektörünün önündeki engellere de dikkat çekilen raporda, “Tasarruf tedbirleri kapsamında yurt içinde zorunlu haller dışında yeni projelere yer verilmeyecek olması, halihazırda yürürlükte olan Fiyat Farkı Kararnamesi’nin yetersiz kalması, jeopolitik gerilimlere bağlı olarak artan inşaat maliyetleri ve gittikçe derinleşen ara eleman sıkıntısı, 2024 yılında da sektörün önündeki en büyük engellerden olmaya devam etmiştir. Sektör, girdiği darboğazı yurt dışı müteahhitlik hizmetlerine ağırlık vererek aşmayı hedeflemektedir.” denildi.

Raporda, Deprem bölgesinin yeniden inşasının etkisiyle inşaat sektörünün, 2023 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 10,8 oranında büyüdüğü hatırlatılırken; 2023 yılının ilk çeyreğindeki büyüme oranının yüzde 4,5’ten yüzde 5,3’e, ikinci çeyrek büyüme oranının yüzde 6,2’den yüzde 7,2’ye, üçüncü çeyrek büyüme oranının ise yüzde 8,1’den yüzde 7,8’e revize edildiği belirtildi. Böylece inşaat sektörünün 2023 yılında yüzde 7,8 oranında genel ekonominin üstünde bir oranda büyüme kaydettiğine dikkat çekilirken, “İnşaat sektöründe beş yıllık bir aradan sonra ilk defa büyüme gerçekleşmiş olsa da bu oran, sektörün yaşadığı daralmanın ancak yüzde 35’ini telafi edebilmiştir. Gayrimenkul sektörü ise 2023 yılında yüzde 2,7 ile oldukça yavaş bir büyüme sergilemiştir.” ifadelerine yer verildi.

Siltaş Yapı’dan İsteyenleri ‘Ev’lendirecek Kampanya

İş dünyasındaki 40 yılı aşkın köklü geçmişi ve insanı merkeze alan anlayışıyla kente değer katan yapılar inşa eden” Siltaş Yapı, yepyeni bir kampanyaya imza atıyor. İstanbul Anadolu Yakası’nın yıldızı Pendik’te inşa ettiği Siltaş Premium ve Siltaş Panorama projesinde ev sahibi olmak isteyenler veya yatırım yapmak isteyenler için başlatılan kampanya kapsamında şirket, 1.99 kredi oranı ile 60 ay vade imkânı sunuyor.  

Siltaş Yapı, lüksü doğa ile buluşturan, Siltaş Panorama ve Siltaş Premium projelerinde kaçırılmayacak fırsatlar ve uygun ödeme koşulları sunan yeni bir kampanya başlattı. İstanbul’un en gözde bölgelerinden birinde yer alan ve şehrin sunduğu tüm olanaklara kolay erişim imkânı sunan Pendik’te yeni bir ev sahibi olmak veya yatırım yapmak isteyenler için fırsatlarla dolu bir kampanya oluşturduklarını belirten Siltaş Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Özdemir, iki projenin de hayata prestij katarak, seçkin bir profil sunan ve hep ‘İyi ki’ dedirten özgün yapılar olduğunun ayrıca yüksek yatırım getirisi ile sahiplerine kazandırdığının altını çizdi. 

Uygun ödeme koşulları ve indirimli fiyatlarla ev sahibi olma imkânı

Siltaş Premium ve Siltaş Panorama projelerinde geçerli olan 1.99 oran ve 60 ay vade özel kampanyası ile ev almak isteyenlere cazip koşullar sunduklarını vurgulayan Murat Özdemir, şunları söyledi: “Siltaş Panorama ve Siltaş Premium Anadolu Yakası’nın yıldız lokasyonlarından biri olan Pendik’te yer alıyor. İki projemizi de değerli kılan birçok ortak özelliği mevcut. İki proje de yaşama ekstra konfor, kolaylık ve keyif katma hedefiyle hayata geçirdiğimiz LifeX konsepti ile standart sosyal donatıların dışına çıkarak yeni nesil çözümler sunuyoruz. Mimari ve konforundaki ayrıntılarıyla sakinlerine benzersiz deneyimler yaşatan projelerimizde kapalı yüzme havuzu, sauna, fitness merkezi, spor sahası, spor salonu, misafir suiti, çocuk oyun odası, kapalı otopark, 7/24 güvenlik ve kamera gözetimi, e-şarj alt yapısı, yerden ısıtma sistemi altyapısı gibi özelliklerle lüksü en yüksek standartlarda somutlaştırıyor. Projelerimiz hayatın ritmini yakalarken aynı zamanda da doğanın içinde sakinliğin tadını çıkarmak isteyenler için oldukça ideal konumda yer alıyor. Farklı ulaşım alternatiflerinin kesişim noktasında ve doğanın yanı başında yükselen projelerimizde, sosyal donatılar ve yeşil alanlar da bir evden çok, tüm hayatı içine alan bir yaşam formu sunuyor. Bu noktada oturum ya da yatırım amaçlı olması fark etmeksizin, projelerimizden konut sahibi olmak isteyenleri satış ofislerimize bekliyoruz.” 

Kampanyadaki Projeler

Siltaş Panorama: Pendik’te denize ve yeşile komşu bir lokasyonda konumlanan proje, 175 bin metrekarelik inşaat alanında 7 ve 11 katlı 13 bloktan oluşuyor. Çeşitli büyüklük ve özellikte 650 konut ve 24 ticari ünitenin bulunduğu projede; 2+1, 3+1, 4+1 ve 5+1, balkonlu, teraslı, bahçeli ve adalar manzaralı daireler yer alıyor. 

Siltaş Premium: Pendik Yenişehir’de farklı ulaşım alternatiflerinin kesişim noktasında ve doğanın yanı başında yükselen proje; 60 bin metrekarelik inşaat alanında, 6 blokta 342 konut ve 12 ticari üniteden oluşuyor. Proje; 2+1, 3+1 ve 4+1 daire seçenekleri ile farklı genişlikte, ferah ve şık yaşam alanları sunuyor. 

İklimlendirme Sektörünün İhracat Liderleri Ödüllendirildi

klimlendirme sektöründe faaliyet gösteren tüm ihracatçı firmaları tek bir çatı altında toplamak ve sektörün ihracat potansiyelini artırmak amacıyla faaliyetlerini tüm hızıyla sürdüren İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB), 18 Nisan’da Ankara’da Olağan Genel Kurul toplantısını gerçekleştirdi.

Toplantının ardından iklimlendirme sektöründeki firmaların 23 farklı kategoride ödüllendirildiği İhracatın Liderleri Ödül Töreni düzenlendi. 2022 ve 2023 yıllarında iklimlendirme sektörü ürünleri ihracatında etkili rol üstlenen ve en çok ihracat gerçekleştiren firmalara ödüllerinin verildiği törende konuşma yapan İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, “Bu yıl yüzde 7,2 olan ihracat hedefimizi tutturmanın gururunu yaşadık. 2024 yılında hedefimiz bu senenin yüzde 8 üzerine çıkarak 7,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirebilmek” dedi. 

Türk iklimlendirme sektörünün global gücü İSİB’in, Olağan Genel Kurul toplantısı 18 Nisan Perşembe günü geniş bir katılımla gerçekleşti. Genel Kurulda, sektörün geldiği nokta değerlendirilirken geleceğe yönelik stratejiler ve yeni hedefler belirlendi. İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, Genel Kurulda yaptığı sunumda; iklimlendirme sektörünü değerlendirip son gelişmeleri aktarırken yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle sektörün büyümesini ve uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini vurguladı. Olağan Genel Kurul toplantısı ile aynı gün düzenlenen 2023 İhracatın Liderleri Ödül Töreni’nde ise 2022 ve 2023 yıllarında iklimlendirme sektöründe en çok ihracat gerçekleştiren firmalar farklı kategorilerde ödüllendirildi. Gerçekleşen ödül törenine İSİB Yönetim ve Denetim Kurulu üyeleri, firmaların yönetim kurulu üyeleri, profesyonel yöneticileri ve sektör paydaşları katıldı. 

İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, ödül töreni ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Türk iklimlendirme sektörü, 2023 yılını 7,2 milyar dolarlık ihracat ile kapattı. Sektörün ihracatı tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 90 olarak gerçekleşti. 2024 yılında sektör olarak ulaşmayı hedeflediğimiz ihracat seviyesi ise 7,8 milyar dolar. İklimlendirme sektörü olarak dünya ihracatından yüzde 1,5’luk pay almayı amaçlıyoruz. Bu başarılı tabloya katkı sağlayan sektörün ihracat liderlerine çok teşekkür ediyorum. Gösterdiğiniz üstün başarı, Türkiye iklimlendirme sektörünün global arenada daha çok söz sahibi olması ve küresel bir şahlanış yaşaması için çok değerli. Bu sene de geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi birlikte daha iyisini yapacak, sektörümüzün başarılı performansını devam ettirmek için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.” 

İpotekli Konut Satışları Mart Ayında Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Kıyasla Yüzde 49,01 Oranında Azaldı

TÜİK Mart  ayı konut verileri açıklandı. 2024 yılı Mart ayında 105.394 adet konut satıldı. 2023 yılının Şubat ayında gerçekleşen 93.902 adet dolayındaki satış adedine kıyasla yaklaşık yüzde 0,1 oranında düşüş yaşandı.

Verileri değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, “Kıyaslamayı Mart sonu itibatiyle yapacak olursak; 2024 yılı Mart ayı sonu itibariyle 105.394 adet konut satıldı. İki yılı kıyasladığımızda bu yıl 2023 yılının aynı dönemine göre yaklaşık %0,1 oranında düşüş yaşandı. 2024 yılı Mart ayı sonu itibariyle 2023 yılı aynı dönemini kıyaslayacak olursak 2023 yılında 2022 yılına göre yaklaşık %21,4 oranında düşüş yaşanmıştı.

İpotekli konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 49,01 oranında azaldı

İpotekli satışlar 2024 yılı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına kıyasla %49,01 oranında azalarak 12.880 adet olarak açıklandı. 2024 yılı Mart ayında, toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %12,22 olarak gerçekleşti. 2024 yılı Mart sonu itibariyle baktığımızda gerçekleşen toplam ipotekli konut satışları 2023 yılının aynı döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışlarına kıyasla yaklaşık %49,01 oranında düşüş gösterdi. 2023 yılı Mart sonu itibariyle baktığımızda gerçekleşen toplam ipotekli konut satışları 2022 yılının aynı döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışlarına kıyasla yaklaşık %16,55 oranında düşüş göstermişti. 

2024 yılı Mart ayı sonu itibariyle gerçekleşen kümüle konut satışlarının içinde ipotekli satışların oranı %9,9 mertebelerinde gerçekleşti. 2023 yılı Mart ayında bu oran aynı etkilerden dolayı %20,8 seviyelerindeydi. 

2024 yılı Mart ayında 34.399 adet konut ilk defa el değiştirdi

Bir başka önemli veri de ilk satışlar, 2024 yılı Mart ayında gerçekleşen ilk el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %4,56 oranında artarak 34.399 adet açıklandı. 2024 yılı Mart ayında, toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı %32,64 olarak gerçekleşti.

İlk el satışları da etkilendi

İlk elde azalan konut satışlarındaki en büyük etken ilk el üretimlerinde stok miktarının yani yeni yapılan konutun azalması. Toplam satışlar içindeki satış yüzdesi önceki yıllarla benzer olsa da satış rakamlarındaki mutlak değer azalışından ilk el satışları da etkilendi. 2024 yılı Mart ayı sonu itibariyle gerçekleşen kümüle ilk el konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre % 31,56 oranında artarak 34.399 olarak açıklandı. 2024 yılı Mart ayı sonu itibariyle toplam konut satışları içinde ilk el satışların oranı %32,64 civarında seyretti. 2023 yılı aynı döneminde bu oran %30,45 oranındaydı.

Büyükşehirlerde durum nasıl değişti 

İstanbul, İzmir ve Ankara özelinde bakacak olursak; 2024 yılı Mart ayı sonu itibariyle kümüle konut satışlarının, 2023 yılı aynı dönemine nazaran İstanbul’da yaklaşık % 3,5, Ankara’da %15,6 ve İzmir’de ise %0,4 oranında azaldığı görülmektedir. 

Mart ayında yabancılara yapılan konut satışları geçen senenin aynı ayına göre %47,94 oranında azaldı.

Yabancılara yapılan konut satışı 2024 yılı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %47,94 oranında azalarak 1.778 adet açıklandı. 2024 yılı Mart ayı sonu itibariyle yabancıya satılan kümüle konut adedinin toplam satışlar içindeki oranı %2,0 oranındadır. 2023 yılı aynı döneminde bu oran %3,9’du. 

Yabancılara yapılan konut satışları 2024 yılı Mart ayında ilk sırayı 652 adet konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 618 adet konut satışı ile Antalya ve 151 konut satışı ile Mersin izledi. 2024 yılı Mart ayında yine Rusya açık ara konut alımında birinci sırada oldu. 2024 yılı Mart ayında ülke sıralamasında 411 konut satış sayısı ile Rusya ilk sırayı aldı. İran 182 konut satışı ile ikinci ve 129 konut satışı ile Ukrayna üçüncü oldu. 

YD-ÜFE Yıllık Yüzde 67,25 Aylık Yüzde 4,70 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre YD-ÜFE, yıllık yüzde 67,25 artış gösterdi.

YD-ÜFE 2024 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 4,70 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 12,10 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,25 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 55,14 artış gösterdi.

YD-ÜFE İmalat Ürünlerinde Yıllık Yüzde 67,25 Arttı

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 67,20 artış, imalatta yüzde 67,25 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 58,67 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 72,76 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 72,70 artış, enerjide yüzde 69,88 artış, sermaye mallarında yüzde 76,14 artış olarak gerçekleşti.

YD-ÜFE İmalat Ürünlerinde Aylık Yüzde 4,69 Arttı

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 5,46 artış, imalatta yüzde 4,69 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 5,03 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 3,64 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 4,76 artış, enerjide yüzde 3,55 artış, sermaye mallarında yüzde 4,72 artış olarak gerçekleşti.

Hizmet Üretim Endeksi Yıllık Yüzde 13,8 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, hizmet üretim endeksi yıllık yüzde 13,8 arttı.

Hizmet üretim endeksi, 2024 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,8 arttı. Aynı ayda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 14,3 arttı, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 18,0 arttı, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 15,3 arttı, gayrimenkul hizmetleri %15,8 arttı, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 15,4 arttı, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 7,5 arttı.

Hizmet Üretim Endeksi Aylık Yüzde 2,7 Arttı

Hizmet üretim endeksi, 2024 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,7 arttı. Aynı ayda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 3,3 arttı, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 3,0 arttı, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 4,6 arttı, gayrimenkul hizmetleri yüzde 7,2 arttı, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 0,1 azaldı, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 0,2 azaldı.

Tüketici Güven Endeksi 80,5 Oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici güven endeksi verilerini açıkladı. Verilere göre endeks, 80,5 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Mart ayında 79,4 iken Nisan ayında %1,4 oranında artarak 80,5 oldu.

Ankara’da Konut Satışları Yüzde 30 Düştü

TÜİK’in açıkladığı Mart ayı konut satış verilerine göre Ankara’da 9 bin 523 konut satıldı. İşte ilçe düzeyinde konut satış rakamları ve analizler.

Ankara’da konut satışları düşmeye devam ediyor. Konut satışlarının ortalama yüzde 30 oranında düştüğü Ankara’da geçtiğimiz yılın ayını ayında 12 bin 230 konut satılmıştı

Gayrimenkul PR;  ‘doğru fiyatlandırmanın önemi artacak’

Eylül 2023 tarihinden bu yana konut fiyatlarının ve satışların düştüğünü belirten Ankara merkezli gayrimenkul şirketi Gayrimenkul PR şunları kaydetti;

‘Hükümetin uyguladığı sıkı para politikaları, kredilerinin önündeki barikatlar ve TL mevduatı getirisinin oldukça cazip olması konutu yatırım enstrümanı olmaktan çıkardı ve fiyatları düşürdü. Suni ve sahte ilanlar halen devam ettiği için satıcılar ve alıcılar ilanlara bakarak yanlış kanaate sahip oluyor. Oysaki; İlandaki fiyatlar ile satılmış fiyatlar arasında yüzde 30 fark var. 

Konut satışlarını ve fiyatlarını asıl düşürecek adım ise yakında finans piyasasında adını sıkça duyacağımız ‘gayrimenkul yatırım fonları’ olacak

Önümüzdeki süreçte fiyatı doğru olan ve seri ilan siteleri dışında ileri düzeyde pazarlanan konutlar satılabilecek. 

Satıcılara ve alıcılara önerimiz gayrimenkul almadan veya satmadan önce doğru fiyat konusunda uzmanlardan destek almalarında uzun vadede sonsuz faydalar görmekteyiz’

Mart 2024 Ankara ilçe düzeyinde konut satış sayıları

Akyurt: 78

Altındağ: 651

Ayaş: 22

Beypazarı: 76

Elmadağ: 27

Etimesgut: 945

Gölbaşı: 511

Güdül: 42

Kahramankazan: 70

Keçiören: 1293

Kızılcahamam: 59

Mamak: 1129

Polatlı: 227

Pursaklar: 206

Sincan: 986

Yenimahalle: 1127

Çankaya: 1725

Çubuk: 261

Şereflikoçhisar: 38

Kira Anlaşmazlıklarının Yüzde 80’i Davaya Dönüşüyor

0

Ev sahipleri ve kiracılar arasındaki anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması için hayata geçirilen arabuluculuk sistemiyle Anadolu illerindeki anlaşmazlıkların yaklaşık yüzde 60’ı çözüme kavuşturulurken, büyük şehirlerde bu oranın yüzde 20’lerde kaldığı görülüyor. Büyük şehirlerdeki kira anlaşmazlıklarının yüzde 80’i davaya dönüşmeye devam ediyor.

Türkiye’de özellikle son yıllarda konutlardaki arz yetersizliği ve enflasyondaki hızlı yükseliş, kira fiyatlarının katlanarak artmasına sebep olduğu için ev sahipleri ve kiracılar mahkemelerde karşı karşıya gelmeye başlamıştı. Bu uyuşmazlık sebebiyle artan dava sayıları ise mahkemelerde ciddi yoğunlukların yaşanmasına yol açtı. Davaların çok daha hızlı çözüme kavuşması ve bürokratik sürecin hızlanması için 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren açılacak kira davalarında önce arabulucuya başvurma şartı getirilmişti. Arabuluculuk sistemiyle anlaşmazlıkların kısa sürede çözüme kavuşturulması, mağduriyetlerin giderilmesi ve mahkemelerdeki dava yükünün hafifletilmesi hedeflendi. Hem mahkemeler hem de hukukçular için verimli bir uygulama olan arabuluculuk sistemiyle Anadolu illerindeki anlaşmazlıkların yaklaşık yüzde 60’ı çözüme kavuşturulurken, büyük şehirlerde bu oran yüzde 20’lerde kaldı. Büyük şehirlerdeki kira anlaşmazlıklarının yüzde 80’i davaya dönüşmeye devam ediyor.

Açıklanan rakamlarla birlikte; yasal iletişimin geleneksel yöntemlere ek olarak dijital olarak sürdürülebilmesi ve sürecin kanuna uygun şekilde taraflar arasında dijital olarak ilerletilebilmesi ihtiyacı tekrar gündeme geldi. Özellikle son yıllarda kullanımı giderek artan Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) iletişimi; ev sahipleri ve kiracılar arasındaki süreçleri kanuna uygun şekilde ve dijital olarak ilerletebilmeleri için yasal bir alternatif olarak görülüyor.

KEP İLE TÜM TARAFLAR GÜVENDE!

KEP, posta göndericisi ve alıcısının kimliklerinin net bir şekilde belli olduğu, iletinin içeriği ve zamanında herhangi bir değişikliğin yapılamadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık durumunda hukuki geçerliliğe sahip olan elektronik posta hizmetidir. KEP, kiracı ev sahibi anlaşmazlıklarında her iki tarafın da haklarının güvence altına alınması konusunda önemli rol oynuyor. Hukuki geçerliliğe sahip olan KEP, bu yönüyle gündelik hayatta kullanılan diğer elektronik iletişim ürünlerinden tamamen ayrılıyor. Kira sözleşmelerinin iletişim alanına tarafların KEP adreslerini beyan etmeleri ve sonraki tüm resmi talep ve isteklerini KEP üzerinden yapıyor olmaları taraflar arasındaki iletişimi yüzde 100 yasal bir güvence altına alıyor. KEP, bu özelliği sayesinde ev sahibi ve kiracılar arasındaki yaşanan anlaşmazlıklar sebebiyle açılan davalarda karar alma sürecine hız kazandırıyor.

KEP kullanımı; sıradan e-posta kullanımı kadar kolay olduğu gibi resmi ve yasal bir iletişim yöntemi olması nedeniyle e-posta iletişimine kıyasla yüzde 100 daha güvenli. KEP üzerinden gönderilen ve alınan tüm iletiler hem arabulucular hem de mahkemeler nezdinde delil niteliği taşıyor. Delili saklanan bu iletişimde iki taraf da hukuka aykırı bir talep, istek ya da söylemde bulunulmayacağının bilincinde olarak güvenle ve huzurla iletişim kurabiliyor.

Bu sayede taraflar arasındaki gerginlikler de minimum seviyede kalabiliyor. 20 yıl boyunca saklanan deliller ile KEP sistemi; anlaşmazlık durumunda süreçleri hızlandırarak her iki tarafa da büyük kolaylık sağlıyor.

YILDIZ: “KEP TÜRKİYE’NİN DİJİTALLEŞMESİNDE LOKOMOTİF GÖREVİ ÜSTLENİYOR”

Ev sahipleri ve kiracılar anlaşmazlıkların çözümünde KEP kullanımı ve avantajlarıyla ilgili açıklamalarda bulunan TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, şunları söyledi:

“KEP; belirli bir yasal mevzuatla sınırlandırılmış kapalı devre elektronik posta sistemidir. KEP sisteminde bir taraf diğer tarafa KEP gönderdiğinde bu gönderi noterden yapılmış gibi işlem görüyor. Ev sahibi ve kiracı olarak KEP gönderdiğinizde, bu iletinin karşı tarafa ulaşmama riski olmuyor ve delillerle ispatlanabiliyor. TÜRKKEP, KEP gönderilerinin değişmediğini ispatlayabiliyor. Hatta bu delilleri 20 yıl süreyle saklayıp yetkili merciler ya da mahkemeler tarafından istendiğinde ibraz ediyor. Böyle bir yapı, kiracıları ve ev sahiplerini koruyan yasal bir çerçeve sağlıyor. Zaman zaman hem kiracı tarafında hem de ev sahibi tarafında kötü niyetli yaklaşımlar da olabiliyor. Bu kötü niyetli yaklaşımları engellemek için kiracıların ve ev sahiplerinin kendi arasındaki iletişimi KEP ile yapmaları büyük önem arz ediyor. KEP sistemiyle yapılan yazışmaların yasal bir ortamda sürmesi, herhangi bir anlaşmazlık yaşanması durumunda konu arabulucuya gittiğinde, arabulucunun kararı çok daha kolay vermesine olanak sağlıyor. KEP sistemi kartopu etkisiyle Türkiye’nin dijitalleşmesinde bir lokomotif görevi üstleniyor. E-dönüşümün Türkiye’deki pazar lideri TÜRKKEP olarak, tüm mülk sahiplerini ve kiracıları işlemlerini kolay, güvenilir ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebilecekleri, günümüzün en kapsamlı dijital dönüşüm teknolojilerinin başında yer alan KEP’in avantajlarla dolu dünyasını keşfetmeye davet ediyorum.”

Mimsan, Isıtma Sektörünün İhracat Liderleri Arasında Yerini Aldı 

Mimsan, İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) tarafından düzenlenen 2023 İhracatın Liderleri Ödül Töreni’nde en çok kazan ihracatı yapan 2’nci firma ödülünü aldı.

Isıtma sektörünün öncü firmalarından Mimsan, İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) tarafından 18 Nisan’da Ankara’da Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen İhracatın Liderleri Ödül Töreni’nde 2023 yılında en çok kazan ihracatı yapan 2’nci firma olarak ödüllendirildi.

Mimsan adına ödülü, Mimsan Grup Pazarlama ve Satış Direktörü Hacer İlhan aldı. İlhan, ödülle ilgili duygularını şu sözlerle aktardı: 

“Çok mutlu ve gururluyuz.Bu ödülü, Yönetim Kurulu Başkanımız ve kurucumuz babam Enver İlhan ve çok kıymetli çalışma arkadaşlarım adına alıyorum. Çünkü başarı bir ekip işidir. Bundan sonra çok daha motive bir şekilde dünya için üretmeye ve sürdürülebilir bir ihracat ağı oluşturmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.  Başarımızda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve bu değerli organizasyon için İSİB’e teşekkür ediyorum.” dedi.

İstanbul’da Dünya Markası Yepyeni Bir Tasarım

Daha önce Berlin’de yaptığı bin metrekarelik projeyle adından bahsettiren Nisa Akar, Göktürk Larus Palas’da bulunan dünya markalarının buluştuğu Maison Noble mağazasının tasarımı ve doğru tasarımın satışa olan etkisi ile ilgili detayları anlattı.

Niss Project’in kurucusu mimar Nisa Akar, perakende satış yapan mağazanın mimari tasarımını yaparken en önemli unsurların başında markanın talepleri ile mağazanın fiziksel sınırları arasında doğru denge kurmak olduğunu anlattı. Akar “Markanın taleplerini karşılamak ve marka kimliğini doğru bir şekilde yansıtmak için bazen sınırlı alan ve kaynaklarla çalışmak zorunda kalıyoruz. Ayrıca, mağazanın iç mekanında doğru akışı sağlamak ve ürünlerin sergilenmesini doğru optimize etmek de önemli bir unsur.” dedi.

Doğru Mağaza Tasarımı Satış Rakamlarını Artırıyor

Gelen müşterilerin keyifli bir alışveriş deneyimi yaşamasını sağlamak üzerine düzenlemeler yaptıklarını anlatan Akar ‘’Misafirler için mağazada etkileyici vitrinler oluşturmak, ürünleri keşfedebilecekleri ve dinlenebilecekleri alanlar yaratmak alışveriş deneyimlerini daha keyifli hale getiriyor ve satış rakamlarını da artırıyor.’’ dedi. 

DYO Boya, Yenilikçi Ürünleri ve Etkileyici Deneyimlerle Yapı Fuarı’nda Fark Yaratıyor

Türkiye’nin en köklü ve yerli boya üreticisi DYO Boya, Türk yapı sektörünün en uzun süredir düzenlenen fuarı olma niteliğini taşıyan Yapı Fuarı’na katılım sağladı.

Türk boya sektörüne kazandırdığı ilkler ve yenilikçi yaklaşımıyla göz dolduran DYO Boya, 17 – 20 Nisan 2024 tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Yapı Fuarı’na katıldı.

DYO Boya’nın fuar boyunca öne çıkardığı ürünler arasında Akromax Suprema, DYO Shine ve Protherm Light bulunuyor. Ek olarak fuarda 2024 Özel Renklerinden Oluşan Yansımalar Koleksiyonu ön plana çıkartılıyor. DYO Boya, ürünleri ve renk koleksiyonları ile sektördeki yenilikçi yaklaşımını ve kalitesini sergiliyor.

Ayrıca, fuar alanında ziyaretçilere özel deneyimler sunmak amacıyla Hobilux deneyim alanları oluşturan DYO Boya, Hobilux atölyeleri düzenleyerek katılımcılara ürünleri hakkında daha derinlemesine bilgi alma ve uygulamalı deneyimler yaşama fırsatı sunuyor. Bu atölyeler, ziyaretçilere ürünlerin kullanımı ve uygulanması konularında pratik bilgi ve beceri kazanma imkânı sağlıyor.

Bölgesinin Lider Yapı Fuarı

Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul hem yerel hem de yabancı katılımcılar için alıcılara, karar vericilere ve kanaat önderlerinden oluşan oldukça hedefli bir kitleye ulaşmayı sağlayan ana bir platform görevi görüyor. Türkiye’nin yanı sıra Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika’dan da alıcıları cezbeden fuar, yeni iş birliklerinin yapılmasında da büyük bir rol oynuyor.

Türkiye yapı sektörünün lider üretici, imalatçı ve dağıtım şirketlerinin katılım sağladığı fuara DYO Boya da yüksek teknolojiye sahip, inovatif ürünleriyle katılım sağladı. Sektöre yön veren Ar-Ge alt yapısına sahip DYO Boya, ürünleriyle yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekti. 

DYO Boya, 17 – 20 Nisan 2024 tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek olan Yapı Fuarı’nda ziyaretçilerini Hall 8 / 8361 numaralı stantta karşılıyor.

Yeni Düzenlemeyle Kısa Dönemli Kiralık Yazlık İlanlarında Müstakil Konutlar Öne Çıkıyor

0

100 gün altında yapılan kiralamalar, kısa dönem kiralama olarak turizm amaçlı kiralık olarak değerlendiriliyor. Halk arasında ‘Airbnb’ düzenlemesi olarak bilinen ‘Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesini Amaçlayan Yönetmelik’teki yeni düzenlemeye göre, bir konutun yazlık olarak kiralanabilmesi için apartman veya site sakinlerinin onayı şart. Bu durum, çok sayıda konutun bulunduğu alanlar yerine müstakil konutların tercih edilmesine neden oluyor.

Yazlık sezonu, bu yıl yeni bir düzenleme ile başlıyor. Konutunu turizm amaçlı kiralamak isteyenlerin, bulundukları binadaki tüm kat maliklerinden onay almaları gerekiyor. Bu nedenle, bağımsız konut seçeneklerine olan ilgi artış gösteriyor. Peki, konutunu kiralamak isteyenler yeni düzenlemeye göre neler yapmalı?

Kiralık yazlık ilanlarında da müstakil konutların öne çıktığı görülüyor. Bu düzenleme, tatilcilerin müstakil seçeneklere yönelmesine ve bu tür konutların daha fazla tercih edilmesine yol açıyor.

100 günün üzerindeki kiralamalar ise konut kiralama olarak değerlendirilirken yönetmelik dışında kalıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, turist verileri ile konaklama doğru bilgiye ulaşmak için tüm dünyada olduğu gibi bu sürecin yasal zemine kavuşacağını açıklamış, yönetmelik aralık ayı sonunda hayata geçirilmişti.

Apartman ve site maliklerinin onayı gerekiyor

Yeni düzenlemeye göre, konutta turizm amaçlı kiralama faaliyeti yürütülmesinin uygun görüldüğüne ilişkin bağımsız bölümün bulunduğu binada yer alan konut nitelikli tüm bağımsız bölümlerin kat malikleri tarafından oy birliği ile alınan kararın noter onaylı örneği isteniyor. Eğer izin başvurusunu konut işletmesi ya da seyahat acentesi yapıyorsa kiraya verenin onayı ile yönetim işletmesinin de onayını gösteren belge talep ediliyor.

Milliyet’in haberine göre, aynı binada aynı kiraya veren adına izin belgesi talep edilen konut sayısının 5’i geçmesi durumunda ise iş yeri açma ve çalışma ruhsatı isteniyor.

Aynı binada bulunan daire sahiplerinden izin alınması uygulaması önemli bir sorun!

Burada sıkıntı yaşanacak en önemli (olmazsa olmaz) şartlardan biri ise kiraya verilecek daire için aynı binada yer alan diğer konutların mülk sahiplerinin tamamının noterden düzenlenmiş şekilde izin vermiş olması… Bu şart müstakil konutları ilgilendirmiyor ancak bloklarda başvuracak olanların karşılarına önemli bir sorun olarak çıkıyor.

Bu sıkıntılı durum Antalya, Bodrum, Fethiye gibi yabancıların çok sayıda konut aldıkları tatil beldelerinde daha çok yaşanıyor çünkü yetki belgesi almak isteyen bir mülk sahibinin evinin olduğu blokta konutları olan yabancılar yaz tatillerinde belirli bir süre için Türkiye’deki evlerine geliyorlar ve bu sürede onları notere götürerek muvafakatname (izin belgesi) alınması en azından bu sene için imkansız görünüyor. Müstakil konutları olanlar böyle bir engele takılmazken 1’den fazla sayıda dairelerin olduğu bloklarda evleri olanlara haksız bir engel çıkartılıyor.

Bakanlık denetliyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı, sezon öncesi izinsiz işlemlerle ilgili yoğun bir takip sürecini de başlattı. Buna göre özellikle ilan siteleri mercek altında. Turizmciler, 2024 sezonunda izinsiz uygulamaların sürebileceğini ancak cezalar ile sistemin ilerleyen dönemde daha uygulanır olacağını ifade ediyor.

Uzun dönem kiralama

Konutların turizm amaçlı kiralanabilmesi için turizm amaçlı kiralama sözleşmesi yapılmadan önce izin belgesi alınması zorunlu. Ancak bu zorunluluk 100 gün altındaki kiralamalar için geçerli. 100 günün üzerindeki kiralamalar ‘emlak/konut kiralamanın’ konusu olarak turizm dışında kalıyor. Buna göre, sistem dışında kalmak isteyenler yıllık ve sezonu uzatarak kiralama yapan aracılardan da faydalanmak istiyor.

Para cezası katlanarak uygulanacak

İzinsiz kiralama faaliyetine ilk tespitte 100 bin lira ceza ve 15 gün içinde izin belgesi alma süresi veriliyor. 15 günde izin belgesi almadan faaliyete devam edene bu sefer 500 bin lira idari para cezası uygulanıp tekrar 15 gün süre tanınıyor. Bir izin belgesi olandan kiralama yapıp üçüncü kişilere kiralayanlara; mesken olarak kiraladığı konutu yazlık olarak kiralayana; izin belgesi olmayan konutların kiralanmasına aracılık edenlere her bir sözleşme için 100 bin lira ceza uygulanıyor.

Kaynak: Emlak Dream

Denizbank, Torun Tower Ofis Binasını Satın Aldı

0

Torunlar GYO, TRGYO.IS portföyünde bulunan ve Denizbank tarafından genel müdürlük binası olarak kullanılan Torun Tower Ofis binasının 11.6 milyar TL artı KDV bedelle Denizbank tarafından satın alındığını duyurdu.

Torunlar GYO TRGYO.IS portföyünde bulunan ve Denizbank tarafından genel müdürlük binası olarak kullanılan Torun Tower Ofis binasının 11.6 milyar TL artı KDV bedelle Denizbank tarafından satın alındığını duyurdu.

Şirketten KAP’a yapılan açıklamada, taşınmazın, belirlenen 12.4 milyar TL + KDV değerleme üzerinden %6.57 iskonto ile satıldığı kaydedildi.

İnşaat Sektöründe Çalışan Sayısı Yüzde 14,1 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ücretli çalışan istatistiklerini açıkladı. Buna göre, inşaat sektöründe çalışan sayısı yüzde 14,1 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2024 Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 arttı. Ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın aynı ayında 14 milyon 515 bin 778 kişi iken, 2024 yılı Şubat ayında 15 milyon 104 bin 259 kişi oldu.

Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2024 Şubat ayında ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe yüzde 0,5 arttı, inşaat sektöründe yüzde 14,1 arttı ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 4,4 arttı.

Ücretli çalışan sayısı aylık yüzde 0,6 arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2024 Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,6 arttı.

Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2024 Şubat ayında ücretli çalışanlar aylık olarak sanayi sektöründe yüzde 0,1 arttı, inşaat sektöründe yüzde 1,8 arttı ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,6 arttı.

Atasay’ın Yeni Projesi, İstanbul Jewelry Show’da İlgi Odağı Oldu

0

Mücevherat sektörünün önde gelen markalarından Atasay, Kapalıçarşı’nın iki katı büyüklüğündeki çağdaş üretim atölyelerinden oluşan modern bir yaşam alanını Yenibosna’da inşa ediyor. Yoğun ilgiyle kısa sürede alıcısını bulan merkezde, sınırlı sayıdaki son 66 atölye 55. İstanbul Jewelry Show’da satışa çıktı. Aynı anda 12 bin kişiye konforlu bir çalışma ortamı sunacak Atelier Towers, Türkiye’nin global arenadaki gücünü de pekiştirecek.

Sektöründe her zaman fark yaratan ve yenilikleriyle adından söz ettiren Atasay, gayrimenkul alanındaki yatırımlarıyla da öncü olmaya devam ediyor. Atasay Gayrimenkul Geliştirme, kuyumculuk sektöründeki üreticilere son teknolojiyle tasarlanmış çağdaş bir yaşam alanı sunacağı ilk projesi Atelier Towers ile 55. İstanbul Jewelry Show’daki yerini aldı. Yoğun ilgiyle kısa sürede alıcısını bulan merkezde, sınırlı sayıdaki son 66 atölye fuar kapsamında satışa sunuldu.

İlk defa deprem izolatörü kullanılacak

Atasay Ailesi’nin vizyonu ile çağdaş ve insan odaklı bir proje olarak geliştirilen Atelier Towers, pek çok yönüyle fark yaratacak. İki bloktan oluşacak Atelier Towers, toplamda 12 bin kişiye aynı anda çalışma ortamı sunacak. Projede, Türkiye’nin kuyum üretim tesislerinde ilk defa deprem izolatörü kullanılacak. Bu sistemle deprem anında can ve mal güvenliğinin maksimum seviyede korunması hedefleniyor.

Dünyaya açılan kapı 

Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen kuyum perakende ve toptancılarının ülkemizin en büyük üreticileri ile buluşmak üzere ilk ziyaret edecekleri çağdaş üretim üssü olmayı hedefleyen Atelier Towers’ta atölyelerin yanı sıra vitrinli kuyum çarşı mağazaları da olacak. Atölye satın alanlar burada mağazaları kiralayıp dünyaya açılabilecek. Bu mağazalar için de kiralama ön talep dönemi başladı. Üreticiler, vitrinli kuyum mağazaları aracılığı ile yeni ticaretlere kapılarını açacak, mevcut müşterilerinin yanı sıra potansiyel müşterilere de ulaşma fırsatı elde ederek ticaretlerini büyütme fırsatı elde edecek.

Çarşı bölümünde ayrıca sektöre hizmet veren ara malzemeciler, döviz işlemcileri, finans kuruluşları, noter hizmetleri, çevrenin en çok ihtiyacı olan her zevke ve bütçeye uygun restaurant ve kafeler, güvenlik taşıma firmaları ile mesleki fotoğraf ve video stüdyoları, kutu ve ambalaj tedarik firmaları gibi işletmeler de yer alacak. Yatırımcılar, işlerini yürütebilecekleri tüm hizmetleri Atelier Towers bünyesinde almış olacak. Günlük ihtiyaç duyulan eczane, oto yıkama, kuaför, terzi, nalbur, kuru temizleme, lostra salonu, kırtasiye,  GSM iletişimcileri, market, banka gibi destek ünitelerinin sağladığı hizmetler de yine binalardan dışarı çıkmadan proje dahilinde sağlanacak. Atelier Towers, beş katlı, bölgenin en büyük otopark imkanlarına sahip olmasıyla, metro ve raylı sistem ulaşımının kesiştiği noktada yer alan konumuyla yerli ve yabancı sektör ziyaretçilerinin cazibe merkezi haline gelecek. Her atölye ünitesine tahsisli sağlanacak iki araçlık otoparkın yanı sıra ziyaretçiler için de oldukça fazla sayıda park alanıyla bölgenin en büyük sorununa çözüm getirilecek. Bu sayede atölye sahipleri ve ziyaretçiler rahat bir nefes alacak.

Çevre dostu LEED ve Sorumlu Kuyum Konseyi – RJC sertifikalarıyla sorumlu mücevher üretimi 

Üreticilerin ve çalışanların konforu maksimum seviyede gözetilerek geliştirilen projede, aynı zamanda sıfır atık prensibi doğrultusunda hareket edilecek. Üreticilerin atık deşarjları, özel geliştirilen şaftlar ile çözümlenecek. Atelier Towers için ABD Yeşil Binalar Konseyi tarafından oluşturulan LEED sertifikası alınması da hedefleniyor. Binanın doğayla uyumlu ve tertemiz olduğunu gösteren bu sertifika, atölye sahiplerinin “sorumlu mücevher üretimi” yaptığını da tescillemiş olacak. Özellikle ihracatta büyümek isteyen atölye sahipleri, alıcıların her geçen gün daha da önem verdiği “sorumlu üretim” konusunda milyonları bulan ek yatırım yapmadan yol alacak.

Sektör dışında herhangi bir üretim veya hizmet olmayacak

Atelier Towers’ta sektör dışından herhangi bir üretim veya ticaret olmayacak. Binalar içinde sadece sektöre yönelik hizmet verilmesi sağlanacak.

“Atelier Towers sektör temsilcilerinin ilk uğrak noktası olacak”

Atasay Gayrimenkul Geliştirme Yönetim Kurulu Üyesi ve Atasay Mücevherat CEO’su Atasay Kamer, projeye gösterilen ilgiden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, şunları söyledi:

“Yenibosna uzunca bir zamandır Türkiye’nin gururu olan üreticilerin yer aldığı bir mücevher üssü olma yolunda ilerliyor. Biz de Atasay Gayrimenkul Geliştirme olarak bu ilerlemeye çağdaş bir merkezle katkı sunmak istedik. Atelier Towers kısa sürede rekor bir satışa imza attı. Bize gösterilen ilgi ve güvene teşekkürlerimizi sunuyoruz. Atelier Towers’ın sinerjisiyle çok güzel işlerin ortaya çıkacağına hiç şüphemiz yok. Dünya ile modern bir ortamda bütünleşen geleneksel ustalarımız gönül rahatlığıyla sanatlarını yapabilecek. Ürün tedarikçilerimiz atölyelere keyifle gelecek ve kuyum sektörü üreticileri aradığı her şeyi tek bir çatı altında bulabilecek. Atelier Towers’ın sektör temsilcilerinin ilk uğrak noktası olmasını hedefliyoruz. Ülkemizin global arenadaki gücünü de pekiştirecek projemiz sektöre çok yakışacak.” 

Atelier Towers, 2025 yılı sonunda yılında kapılarını açacak.

Doğru Isı Yalıtımıyla Yazın Evinizi ve Cebinizi Serin Tutun

Yaz mevsimi yaklaştıkça sıcaklar günlük hayatımız için zorlayıcı bir noktaya gelmeye başlıyor. Bu durum, insanların ev ve iş yerlerinde serin kalmak için çözüm arayışına girmelerini teşvik ediyor. Günümüzde klima ve vantilatörlerin tükettiği yüksek enerji hem maliyet hem de enerji verimliliği açısından artık bir seçenek olmaktan çıkıyor. Evlerde enerji verimliliği ve sağlıklı bir şekilde yaşamanın yolu doğru ısı yalıtımından geçiyor. 

Küresel ısınmanın etkisiyle birlikte mevsimlerde ciddi değişiklikler görüyoruz. Günlerimizin mevsim normallerinin dışında geçiyor olması ve her yıl yeni rekorlar kıran yaz sıcakları hayatımızı zorlaştırıyor. Bunun önüne geçmek için evlerde ve iş yerlerinde kullanılan klima ve vantilatörler ciddi bir enerji tüketimi yaratırken, elektrik maliyetleri açısından da sorunları beraberinde getiriyor.  Bu durumun önüne geçmenin en kolay ve sağlıklı yolu olarak iyi bir ısı yalıtımı öne çıkıyor. 

İyi bir yalıtım ısı akışını yüzde 70 oranında azaltıyor

İyi bir ısı yalıtımı, kışın evden dışarı, yazın ise dışarıdan içeriye olan ısı akışını yüzde 70’e kadar azaltıyor ve enerji tüketimini düşürüyor. Isıtma ve soğutma sistemleri için enerjiye bağımlı olmayan kaynakları tercih etmek günümüzde en değerli yollardan birisi olarak kabul ediliyor. Isı yalıtımı, ısı transferini önleyerek, özellikle kavurucu yaz sıcaklarında yaşam alanlarımızın daha serin kalmasını sağlayarak, sıcak noktaları ve soğuk hava akımlarını ortadan kaldırıyor. Bu eşit sıcaklık dağılımı genel konforu artırarak özellikle yazın evlerin ideal sıcaklıkta tutulmasına katkı sağlıyor.

“Ülke ekonomisine enerji verimliliği ve ihracatla katkı sunuyoruz”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Turan konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “İyi yalıtılmış bir ev, dış ortam ısısının yaşam alanlarınıza sızmasını önleyen bir bariyer görevi görüyor. Bu da aşırı klima ihtiyacını azaltarak enerji tüketimini azaltıyor. Bu durum, elektrik faturalarımızda önemli bir düşüşü görmeyi sağlıyor. Yani günümüzde enerji verimliliğinin sağlanmasında en önemli katkıların başında bilinçli tüketimin yanı sıra ısı yalıtımı geliyor. Bugün şehirler enerji tüketiminin yüzde 80’inden ve karbon emisyonlarının yüzde 75’inden sorumlu durumda. Şehirlerin büyümeye devam etmesiyle birlikte, bugün yüzde 55 olan dünya nüfusunun yüzde 68’inin 2050 yılına kadar kentsel alanlarda yaşayacağı tahmin ediliyor. Bu durumun enerji tüketimini artıracağına kesin gözüyle bakılıyor. Ülkemiz yalnızca bina yalıtımıyla güncel fiyatlarla yıllık 15 milyar dolar enerji tasarrufu yapabilir. Bunun farkında olan birçok gelişmiş ülke ısı yalıtımına yaptığı yatırımı her geçen gün artırıyor. Bugün tüm dünyada pazar 100 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşmış durumda. ODE Yalıtım olarak Türkiye’nin yalıtım malzemeleri ihracatının yüzde 16’sını üstlenerek, ülke ekonomisine hem enerji verimliliği hem de ihracatla katkı sunmaya devam ediyoruz.

Apsiyon Sigorta, Türkiye’deki ve Dünyadaki Sigortacılık Verilerini Açıkladı

Toplu yaşam alanı yöneticilerini ve sakinlerini sigortacılık hizmeti ile buluşturan Apsiyon Sigorta; herkesi yakından ilgilendiren sigorta türleri hakkında  2023 yılının verilerini açıkladı. 

Site Yöneticileri, Ortak Alan Sigortasını Göz Ardı Ediyor 

İstanbul’da yapılan bir çalışmada sitelerin sadece %28’inde ortak alan sigortası olduğu, yapılan poliçelerin %75’inin ise eksik sigorta olduğu tespit edildi. Apsiyon Sigorta’nın yayınladığı veriler; apartman, site, rezidans, AVM ve iş merkezi gibi yaşam alanlarındaki yöneticilerin çok az bir bölümünün ortak alan sigortası yaptırdığını gösteriyor. Bunun nedenlerine baktığımızda karşımıza; yeterli bilgiye sahip olmamak, maliyet, risk algısı ve güvenlik duygusu gibi başlıklar çıkıyor. Buna göre yönetimlerin ve yöneticilerin; ortak alan sigortasının önemine ne yazık ki tam olarak vakıf olamadıkları ve bu konuda yeterli bilgiye ulaşamadıkları görünüyor. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 35. maddesinin c bendine göre yönetim planında aksine hüküm olmadıkça anagayrimenkulün sigortalanması yöneticinin görevleri arasındadır. Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20. maddesinin b bendine göre ise kat maliklerinden her biri, aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça; anagayrimenkulün sigorta primlerine, arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür. Bu yasal yükümlülüğe rağmen sigorta konuları yöneticilere zaman zaman sıkıntılı ve karmaşık bir konu olarak geliyor ve bu da yöneticilerin sigortanın gereklilikleri hakkında tam bilgi sahibi olmamalarına yol açıyor. Bazı yöneticiler, sitenin veya apartmanın risklerini yanlış değerlendirebiliyor veya bu risklerin nelere mal olabileceğini fark edemiyor. Bazı yöneticiler ise, sitenin veya apartmanın güvenli olduğuna inanarak, olası risklerin sigorta tarafından karşılanmasının gerekli olmadığını düşünüyor. Fakat beklenmeyen durumlar her zaman hepimiz için geçerli ve bu durumlar ortaya çıktığında bunu en az hasarla atlatabilmek için sigorta kritik bir öneme sahip. Araştırma ayrıca, poliçe sayısının az olmasına rağmen sitelerin %70’inin ortak alan sigortası hakkında bilgi almak istediğini kanıtlıyor. Küresel enflasyon ve yükselen maliyetler, konut fiyatları, kiralar ve aidatların yanı sıra ortak alan sigortasının fiyatlarını da etkiledi. Buna göre ortak alan sigortası fiyatları 2024 yılında yaklaşık %65 oranında arttı. 

Deprem felaketleri yaşamış ve yıkıcı yeni depremlerin yaşandığı bir ülke olarak Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortası’nın (DASK) yapılma oranına baktığımızda ise bu oranın %56,20  olduğunu görüyoruz. DASK’a tabi 20.032.000 konutun sadece 11.265.011 adedinde DASK mevcut. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sebebiyle DASK dahil birçok sigorta poliçesinde deprem tarifesinde değişiklik oldu. Resmi Gazete’nin 28.12.2023 tarihli sayısında yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası tarife ve talimat tebliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tebliğine göre, Zorunlu Deprem Sigortası asgari prim tutarları, risk grubuna göre birinci gruptan yedinci gruba sırasıyla; 280 TL’den 979 TL’ye, 240 TL’den 869 TL’ye, 180 TL’den 739 TL’ye, 140 TL’den 693 TL’ye, 110 TL’den 521 TL’ye, 90 TL’den 370 TL’ye ve 80 TL’den 252 TL’ye yükseltildi. Yeni tutarlar 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren geçerli oldu. Sigorta bedeli hesabına esas metrekare bedelleri ise, betonarme yapılarda 3.016 TL’den 6.000 TL’ye, diğer yapılarda 2.080 TL’den 4.000 TL’ye çıkarıldı. Bu tutarlar 1 Şubat 2024 tarihinden itibaren uygulanmaya başladı. Tebliğe eklenen maddeye göre, sigorta bedeli hesabına esas metrekare bedelleri, her ay Türkiye İstatistik Kurumu tarafından bir önceki ay açıklanan aylık 2003=100 Temel Yıllı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ( ÜFE ) oranında artırıldı. Açıklanan oranın sıfırın altında olması durumunda, söz konusu oran sıfır olarak alınmaktadır. 1 Nisan 2024 itibari ile Sigorta bedeli hesabına esas metrekare bedelleri ,  betonarme yapılarda 6.556 TL’ye, diğer yapılarda 4.371 TL’ye , azami teminat tutarı ise 1.389.869 TL’ye yükseldi. Konuyla ilgili tüm detayları Resmi Gazete’de ve Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun web sitesinde inceleyebilirsiniz. 

Sigorta Primleri Sitelerin Bütçesini Etkiliyor 

Araştırmada birçok yöneticinin site giderlerinin artmasından endişe duyduğu gözler önüne seriliyor. Yaşanan; deprem, sel, felaket, iş kazaları gibi günlük hayatın bir parçası haline gelmiş birçok olumsuzluğa rağmen maalesef sigorta hala gereksiz bir harcama olarak görülebiliyor. Dolayısıyla önemsenmiyor ve görmezden gelinebiliyor… 

Sigortalar, Kazalardan ve Hasarlardan Sonra Yapılıyor 

Veriler; Türkiye’deki sigortaların çoğunlukla hasarlardan, kazalardan ya da site içerisinde bulunan makina ve ekipmanların arızalarının artmasından sonra yapıldığını gösteriyor. Araştırma, bugüne kadar sigorta yaptırmayanların %80’inin yaşanılan bir olay karşısında sigorta yaptırmaya çalıştığını sayısal verilerle ortaya koyuyor. Buna göre site yöneticileri, yaşam alanlarının giderlerini ve bütçesini hazırlarken ortak alan sigortasını diğer ihtiyaçların gerisine bırakıyor. İşletme bütçesi, farklı önceliklerle tamamlanmış oluyor. Oysa site yöneticiliği yapan kişilerin en önemli görevlerinin başında tüm site sakinlerinin can ve mal güvenliğini korumak geliyor. Ancak sakinlerin can ve mal güvenliği sigortanın kazadan önce yapılmasına ve kaza öncesinde gerekli önlemlerin alınmasına bağlıdır.  

Sigorta çoğunlukla beklenmedik olayları veya kötü durumları en az hasarla ve maliyetle karşılayabilmek için satın alınıyor. Bir sigorta poliçesi satın almadan önce yaşanabilecek riskleri veya olası zararları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yaşamı ilgilendiren konulara öncelik tanınmalıdır. Kötü bir olay gerçekleştikten sonra sigorta yaptırmaya karar vermek, geç atılmış bir adım olabilir. Örneğin; yangın, sel, hırsızlık gibi beklenmedik bir olay sonucunda maddi kayıplarla karşılaşmak, birçok insanı sigorta yaptırmaya yönlendirebilir. Bu tür durumlarda, kişiler maddi zararlarını karşılamak için sigorta poliçesi satın almayı düşünür. Fakat sigorta, kaza ya da hasardan sonra değil, kaza ve hasar yaşanmadan önce yapılmalıdır. Bu nedenle önlemleri, bu tür olumsuzlukları yaşamadan almak gerekiyor. Kötü bir olayın gerçekleşmesi, insanların yaşadıkları riskleri ve korunma ihtiyaçlarını daha iyi anlamalarına neden olabiliyor. Bu durumda, sigorta yaptırmak üzerinde durulması gereken önemli bir konu haline geliyor. Bir topluluk içinde veya birçok kişinin etkilendiği olumsuz bir olayın meydana gelmesi, diğer insanların da benzer bir durumla karşılaşma olasılığını düşünmelerine ve sigorta yaptırmaya yönlendirebiliyor. Bazı durumlarda, bir olayın gerçekleşmesi veya bir sorunla karşılaşılması sonucunda hukuki yükümlülükler de doğabiliyor. Bu durumda, sigorta yaptırmak hukuki koruma sağlamak için önemli bir adım oluyor. Olumsuz bir olayın gerçekleşmesi, insanların kendilerini ve sevdiklerini koruma ihtiyacını artırıyor. Bu durumda, sigorta yaptırmak korunma sağlama amacıyla önemli bir adım. Genel olarak, olumsuz bir olayın yaşanması, insanların riskleri daha fazla fark etmelerine ve sigorta gibi koruyucu önlemler almaya yönlendiriyor. Bu nedenle, birçok kişi yaşadıkları deneyimlerden sonra sigorta yaptırmaya karar veriyor. 

Türkiye, En Çok Trafik Sigortası Yaptırıyor! 

Türkiye’de en çok tercih edilen sigorta türü genellikle trafik sigortası. Türkiye’de, 2023 sonu itibarıyla 28.740.492 adet motorlu aracın 23.698.643 adetinde trafik sigortası mevcut. Zorunlu Trafik Sigortası olarak da bilinen bu poliçe, Türkiye’de her araç sahibinin yaptırmak zorunda olduğu bir sigorta türü. Trafik sigortası, araçların sebep olabileceği maddi ve bedeni zararları karşılamak amacıyla diğer araçlar ve kişiler için bir koruma sağlıyor. Bununla birlikte, konut sigortası da Türkiye’de oldukça yaygın şekilde tercih edilen bir sigorta türü. Konut sigortası, ev sahiplerinin evlerini; yangın, deprem, sel gibi risklere karşı korumak için aldıkları bir sigorta poliçesidir. Ek olarak sağlık sigortası da Türkiye’de her geçen gün daha fazla popüler olmakta. Özellikle özel sağlık sigortası, bireylerin özel hastanelerde daha hızlı ve daha iyi sağlık hizmeti alabilmelerini sağlıyor. Trafik sigortası, konut sigortası ve sağlık sigortası gibi Türkiye’de en çok tercih edilen bu sigorta türleri; insanların günlük yaşamlarında karşılaşabilecekleri risklere karşı kendilerini korumak için önemli bir rol oynamakta. Zorunlu trafik sigortası penetrasyonunu etkileyen temel faktörler; kişi başı araç sayısı, toplam araç sayısı, hasar masrafları ve sigortasızlık oranıdır. %20’lerde seyreden sigortasızlık oranı penetrasyonu düşüren en önemli unsurdur. Bu oran, otomobillerde %10 (1 milyon araç), motosikletlerde %70 (2 milyon araç), traktörlerde %50’dir (1 milyon araç). 

Dünya, En Çok Sağlık Sigortası Yaptırıyor! 

Türkiye’de en çok tercih edilen sigorta türü trafik sigortası olurken dünyada ise en çok tercih edilen sigorta türünün sağlık sigortası ve trafik sigortası olduğu görülüyor. Bunları ise kasko takip ediyor. Bununla birlikte, her ülkedeki kanunlar ve uygulamalara göre ülkeler bazındaki sigorta tercihleri ve talepleri farklılık gösteriyor. Genel bir perspektiften değerlendirecek olursak dünyada en çok tercih edilen sigorta türlerinin genellikle kişisel ve mülkiyet temelli sigorta kategorileri olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte, her ülkede ekonomik, sosyal ve yasal faktörler sigorta tercihlerini etkilemektedir. 

Özellikle gelişmiş ülkelerde sağlık sigortası, bireylerin tıbbi hizmetlere erişimini kolaylaştırmak ve sağlık harcamalarını karşılamak için önemli bir sigorta türü. Sağlık sigortası, genellikle devlet tarafından sunulan kamu sağlık hizmetlerinin yanı sıra özel sağlık hizmetlerine erişimi de sağlıyor. Trafik sigortası, dünyanın birçok yerinde zorunlu olan bir sigorta türü. Trafik sigortası, araç sahiplerinin diğer araçlar veya kişilere verebilecekleri zararları karşılıyor. Bunun yanı sıra kasko sigortası da araç sahiplerinin kendi araçlarının zararları için ek koruma sağlıyor. Konut sigortası; ev sahiplerinin evlerini; yangın, sel, deprem gibi doğal afetler veya hırsızlık gibi risklere karşı korumak için aldıkları bir sigorta türü. Konut sigortası, ev sahiplerine maddi güvence sağlayarak evlerinin güvenliğini ve korunmasını sağlıyor. Seyahat sigortası; uluslararası seyahatlerde sıkça tercih edilen bir sigorta türü. Seyahat sigortası, seyahat sırasında beklenmedik olaylar veya acil durumlar için koruma sağlıyor. Bu da seyahat edenlerin maliyetli sağlık hizmetleri veya seyahat iptalleri ile karşılaşmaları durumunda finansal olarak korunmalarını sağlıyor. 

TÜREB ve DEHUKAM, Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Mevzuatı İçin Protokol İmzaladı 

0

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) ve Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) arasında “Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Mevzuat Çalışmaları alanında İş Birliği Protokolü” imzalandı.

TÜREB’den yapılan açıklamaya göre, TÜREB Başkanı İbrahim Erden, DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel ve DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın imzaladığı protokolle kurumlar arasında deniz üstü rüzgar enerjisi çalışmaları açısından mevzuat ve hukuki alanlarda bilgi alışverişi yapılacak, ortak proje çalışmaları yürütülecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Erden, şunları kaydetti:

“Ülkemizin uzun ve orta vadeli stratejik enerji planlaması kapsamında deniz üstü rüzgar enerjisi hedeflerini de içeren Türkiye Ulusal Enerji Planı’nın 2023 Ocak’ta açıklanmasıyla paralel olarak bizim de TÜREB olarak bu alandaki yoğun çalışmalarımız başladı. 2035 yılında 5 gigavatlık bir deniz üstü rüzgar santralı hedefimiz var. Biz de bu hedef doğrultusunda paydaşlarımızla birlikte Türkiye’de deniz üstü rüzgar alanında da sağlıklı bir mevzuat altyapısını oluşturmak, güçlü bir ekosistem geliştirmek ve bilgi birikimi sağlamak adına iş birlikleri gerekiyor. Bu ve benzeri işbirlikleri sayesinde bu alanda ulusal ve uluslararası iş birliği imkanlarının genişleyeceğine, bilgi birikiminin artacağına ve böylece yatırımların ve sanayinin gelişeceğine inanıyoruz.”

Tunceli’de 88 Deprem Konutu Kurayla Hak Sahiplerine Teslim Edildi

Tunceli’nin Mazgirt ilçesinde deprem nedeniyle evleri hasar gören vatandaşlar için inşa edilen 88 konutun kura çekimi yapıldı.

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde 24 Ocak 2020’de meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremden Tunceli’nin Mazgirt ilçesi de etkilendi.

Deprem sonrası Valilik ve AFAD koordinesinde ekipler ilçe genelinde hasar tespit çalışmaları yaptı.

İlçede evleri ağır hasar gören vatandaşların konut ihtiyacının karşılanması amacıyla da bir süre önce 88 konutun inşasına başlandı.

Gerekli çalışmalar sonunda tamamlanan konutların vatandaşlara teslimi için Valilik Toplantı Salonu’nda noter huzurunda kura çekimi gerçekleştirildi.

Programa katılan Vali Bülent Tekbıyıkoğlu, kurası çekilen konutların hak sahiplerine hayırlı olması temennisinde bulundu.

Türkiye Genelinde Mart Ayında 105 Bin 394 Konut Satıldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mart ayı konut satış istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Mart’ta 105 bin 394 konut satışı yapıldı.

Türkiye genelinde konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,1 azalarak 105 bin 394 oldu. Konut satışlarında İstanbul 19 bin 40 konut satışı ve %18,1 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 9 bin 523 konut satışı ve %9,0 pay ile Ankara, 6 bin 413 konut satışı ve yüzde 6,1 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 23 konut ile Ardahan, 42 konut ile Bayburt ve 55 konut ile Hakkari oldu.

Konut satışları Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 azalışla 279 bin 604 olarak gerçekleşti.

İpotekli konut satışları 12 bin 880 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 49,0 azalış göstererek 12 bin 880 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 12,2 olarak gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 53,0 azalışla 27 bin 622 oldu.

Mart ayındaki ipotekli satışların, 3 bin 105’i; Ocak-Mart dönemindeki ipotekli satışların ise 6 bin 569’u ilk el satış olarak gerçekleşti.

Diğer satış türleri sonucunda 92 bin 514 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde diğer konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,3 artarak 92 bin 514 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 87,8 olarak gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,3 artışla 251 bin 982 oldu.

İlk el konut satış sayısı 34 bin 399 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,6 artarak 34 bin 399 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 32,6 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,2 artışla 88 bin 256 olarak gerçekleşti.

İkinci el konut satışlarında 70 bin 995 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 azalış göstererek 70 bin 995 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 67,4 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,0 azalışla 191 bin 348 olarak gerçekleşti.

Yabancılara Mart ayında bin 778 konut satışı gerçekleşti

Yabancılara yapılan konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 47,9 azalarak bin 778 oldu. Mart ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,7 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 652 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 618 konut satışı ile Antalya ve 151 konut satışı ile Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48,0 azalarak 5 bin 685 oldu.

Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı

Mart ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den 411 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 182 konut ile İran, 129 konut ile Ukrayna ve 82 konut ile Irak vatandaşları izledi.

OSB’lerde Yıllık Kira Artışı Yüzde 102 Seviyesinde Gerçekleşti

0

Organize sanayi bölgelerinde (OSB) yıllık kira artışlarının ortalama yüzde 102 seviyesinde gerçekleştiği açıklandı.

TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş. organize sanayi bölgeleri özelindeki kapsamlı araştırmalarına devam ediyor. Türkiye ekonomisi ve kent gelişiminde yönlendirici bir etkisi bulunan ve pek çok firmaya ev sahipliği yapan organize sanayi bölgelerini mercek altına alan şirket, yıllık kira değer artışı, değer değişimiyle birlikte yapılaşma hakları ve doluluk oranlarına dikkat çekiyor. 

Son yıllarda sanayi yapılarına yönelik artan taleplerin hem arsa satış değerleri hem de fabrika kira değerlerinde yukarı yönlü bir değişimi beraberinde getirdiğini ifade eden TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş. Genel Müdürü Makbule Yönel Maya “OSB’lerde yıllık ortalama kira artışları yüzde 102 seviyesinde gerçekleşti. Artışlarda başı çeken iller arasında; Malatya, Konya, Antalya, Eskişehir ve Sakarya yer alıyor. Kira artışlarının yıllık enflasyon oranının üzerinde gerçekleştiğini gözlemliyoruz” dedi. 

Deprem sonrası bölgede artış kaydedildi

Fabrika kiralarındaki artışta arsa tahsislerinin tamamlanmasıyla birlikte sınırlı fabrika arzı ve talep artışı ile enflasyon oranlarındaki artışın önemli bir rol oynadığına işaret eden Maya, “Büyükşehirlerin genelinde kira artışlarının önceki yıl görülen yüksek artışlardan sonra artış oranlarının hız kestiği görünüyor. Antalya’da ise bölgenin artan nüfusu ve sanayisinin gelişme hızı kira artış oranlarında da ortaya çıkıyor. Marmara Bölgesi’nde artış seviyelerinin Kocaeli ve Sakarya illerinde yüksek olduğunu belirtebiliriz. Özellikle Sakarya’da diğer illere kıyasla baz kira bedelllerinin düşük olması talebi artırmakla birlikte, bu durum artış oranlarına yansıdı. Kira artışlarının dağılımından ayrıca sanayicilerin Anadolu’ya yöneldiği de gözlemleniyor. İç Anadolu Bölgesi’nde özellikle deprem sonrasında Konya ve Eskişehir de oluşan talep artışına istinaden kira artış oranı yüzde 130’un üzerinde gerçekleşti. Malatya özelinde de deprem sonrasında bölgede bir artış kaydedildi” diye konuştu.

Endüstriyel yapılardaki yatırımların geri dönüş süreleri kısaldı

OSB’lerdeki kira bedelleri üzerinden yatırımların geri dönüş sürelerini hesapladıklarını ve ortalama amorti süresinin 17,5 yıl olduğunu belirten Maya, “Türkiye genelinde endüstriyel yapıların geri dönüş süreleri 2023 yılındaki ortalama değeri olan 17,9 yıldan, 2024 yılında 17,5 yıla geriledi. Geri dönüş sürelerinin, gayrimenkulün pazar değerinin yatırımın bir yıllık kira değerine bölünmesiyle elde edildiğini söyleyebiliriz. İnşaat maliyetinde yaşanan artışlar ve endüstriyel yapılara artan talep geri dönüş sürelerinde artışa yol açmışken bu yıl geri dönüş sürelerinde kısalmalar dikkat çekiyor. Sanayi bölgelerinde yatırım geri dönüş süresinde kısalmanın en fazla olduğu iller Eskişehir ve Sakarya oldu. Bu illerde kira bedellerinde de artış oranlarının yüksek olduğu görüldü. İstanbul, Samsun, Adana ve Ankara illerinde ise bir önceki yıla göre sınırlı bir artış gerçekleşmişti” dedi.

OSB’lerdeki arsa değer artışları yıllık ortalama yüzde 92 olarak kaydedildi

OSB’lerde yıllık ortalama arsa değer artışının yüzde 92 olduğunu ifade eden Maya, “Yıllık arsa değer artışlarında Eskişehir, İzmir, Antalya, Manisa ve Ankara ön plana çıkarken Kocaeli ve Sakarya dışındaki tüm bölgelerde enflasyonun üzerinde bir artış gerçekleştiği görünüyor. Arsa değerlerini, doluluk oranının yüksek olması, sınırlı arsa arzı ve talep artışı olumlu etkiliyor. Arsa değer artışlarında İzmir, Manisa, Antalya, Ankara ve Eskişehir gibi illerde talep artışı en önemli itici güç olurken Eskişehir’de baz değerlerin düşük olmasının da güçlü artış oranlarında etkisi bulunuyor. Piyasası daha oturmuş ve yüksek satış birim değerlerine sahip olan İstanbul ile yakın çevresinde ise ortalamanın kısmen altında artış oranları gözlemleniyor. Malatya’da ise deprem felaketlerinin ardından piyasada yaşanan belirsizlik ve arz-talep mekanizmasında bozulma fiyatlama davranışlarını değiştirdi” dedi.

Konya OSB’de doluluk oranı bir sene içinde yüzde 100’e ulaştı

Doluluk oranlarının yüksek olduğu organize sanayi bölgelerinde talebin önemli bir göstergesi bulunduğunu ifade eden Maya, “Düşük doluluk oranları ise doğrudan talep olmadığının bir göstergesi olarak değerlendirilmiyor. Yeni gelişme sahaları açılan veya yeni kurulan organize sanayi bölgelerinde doluluk oranlarının düşük olması söz konusu olabilir. Çalışmaya konu OSB’lerin 7’sinin haricinde tamamında doluluk oranı yüzde 90’ın üzerinde. Geçen yıl 8 OSB bu oranın altında kalırken, Konya OSB’de doluluk bir sene içinde yüzde 100’e ulaştı. Marmara Bölgesi’nde yüzde 137 ile en yüksek kira artışının yaşandığı Sakarya’da doluluk oranı 2 OSB için ortalama yüzde 90 seviyesinde. Bu oranlar bölgeye olan talebi işaret ediyor. Diğer yandan, İzmir örneğinde, bir önceki yıl olduğu gibi, doluluk oranlarının düşük olmasına karşın gözlemlenen güçlü kira artışı bölgeye talebin artış gösterdiğinin en belirgin göstergelerinden biri. Tekirdağ’da son yıllarda OSB sayısı hızla artarak 14’e ulaşsa da doluluk oranlarının diğer bölgelere kıyasla kısmen düşük olduğu görünüyor.  Bölgedeki diğer illerdeki yüksek doluluk oranları ile birlikte daha düşük kira bedellerine sahip olması bölgeyi olumlu etkileyebilecek olmakla birlikte kapasitenin doğru bir şekilde yönetimi de önem kazanıyor” dedi.

2022’de Yurt Dışı İnşaat Faaliyetlerinden 11.8 Milyar TL Ciro Elde Edildi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2022 yılında Yurt Dışında Kontrol Edilen Girişim İstatistiklerini açıkladı.

Türkiye’de yerleşik girişimlerin yurt dışında kontrol ettiği girişimlerden elde ettiği ciro 2022 yılında 89 milyar 290 milyon dolar oldu

Yurt dışında kontrol edilen girişim istatistiklerine göre, Türkiye’de yerleşik girişimlerin yurt dışında kontrol ettiği girişim sayısı 2021 yılında 2 354 ve 2022 yılında 2 578 oldu. Bu girişimler 2021 yılında 74 milyar 651 milyon dolar, 2022 yılında ise 89 milyar 290 milyon dolar ciro elde etti.

Yurt dışında kontrol edilen girişimlerde en yüksek ciro ticaret faaliyetinde oluştu

Yurt dışında kontrol edilen girişimlerin 2022 yılında faaliyete göre oluşan ciro toplamında ilk sırada ticaret; sonra sırasıyla sanayi, inşaat ve hizmet faaliyetleri yer aldı. Yurt dışında ticaret faaliyeti gösteren girişimler toplam 38 milyar 999 milyon dolar ciro elde etti. Ciro toplamında ikinci sırada yer alan sanayi faaliyetinde 27 milyar 204 milyon dolar; üçüncü sıradaki inşaat faaliyetinde 11 milyar 812 milyon dolar ve son sıradaki hizmet faaliyetinde ise 11 milyar 275 milyon dolar ciro elde edildi.

Yurt dışında kontrol edilen girişimlerin 903’ü hizmet, 821’i ticaret, 508’i sanayi ve 346’sı ise inşaatta faaliyet gösterdi.

Yurt dışında kontrol edilen girişimlerin en etkin olduğu coğrafya Avrupa oldu

Avrupa (AB27+EFTA) ülkeleri 2022 yılında girişim sayısında %37,7 pay ile birinci sırada, ciroda %28,9 pay ile ikinci sırada yer aldı. Diğer Avrupa ülkeleri ise %29,9 pay ile ciroda ilk sırada, %20,6 pay ile de girişim sayısında ikinci sırada yer aldı. Yakın ve Orta Doğu ülkeleri cirodan aldığı %14,7 pay ile üçüncü sırada yer aldı. Girişim sayısında üçüncü sırayı payı %13,9 olan Diğer Asya ülkeleri aldı. Çalışanlar sayısında %33,1 ile en büyük paya sahip olan Diğer Avrupa ülkeleri, personel maliyetinde de %32,9 ile ilk sırada yer aldı. Personel maliyetinde ikinci büyük payı %27,3 ile Avrupa (AB27+EFTA)  ülkeleri aldı.

Yurt dışında kontrol edilen girişim sayısının en çok olduğu ülke Almanya, en yüksek cironun elde edildiği ülke Birleşik Krallık oldu

Yurt dışında kontrol edilen girişim sayısının en yüksek olduğu ülke 2022 yılında 249 girişim ile Almanya oldu. Almanya’da kontrol edilen girişimlerin 2022 yılında elde ettiği ciro 2 milyar 881 milyon dolar iken bu girişimlerde çalışanlar sayısı 6 044 ve personel maliyeti 340 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Birleşik Krallık 2022 yılında 12 milyar 699 milyon dolar ile yurt dışı girişimlerden sağlanan cironun en yüksek olduğu ülke oldu. Birleşik Krallık’ta kontrol edilen girişimlerin sayısı 121 olup bu girişimlerde çalışanlar sayısı 8 568,  personel maliyeti ise 590 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Yurt dışında kontrol edilen girişim sayısı açısından 174 girişim ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ikinci olurken, 154 girişim ile Rusya Federasyonu üçüncü sırada yer aldı. Ciroda ise 8 milyar 367 milyon dolar ile Rusya Federasyonu ikinci, 6 milyar 806 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri üçüncü sırada yer aldı.

Fenercioğlu, Türkiye ve Yurt Dışı Projelerine Devam Ediyor

Türkiye’deki tecrübesini yurtdışına taşıyan Fenercioğlu, bugüne kadar 53 proje geliştirdi. İspanya ile birlikte Kuzey Kıbrıs’ta karma projeler geliştiren Fenercioğlu, Türkiye’de de İzmir’de dev kentsel dönüşüm projesine hazırlanıyor.

Türkiye’nin önde gelen gayrimenkul geliştiricilerinden Fenercioğlu, Türkiye’deki tecrübesini yurtdışına ihraç etmeye devam ediyor. Antalya ve Bodrum’un ardından İspanya’da proje geliştiren şirket, Kuzey Kıbrıs’ta da 8 proje yürütüyor. Adanın en büyük ikinci projesini de devreye aldıklarını açıklayan Fenercioğlu Yönetim Kurulu Başkanı Aycan Fenercioğlu, “Biz yatırımını gayrimenkulle yapmak isteyen, bundan metrik olarak para kazanmak isteyenlere cevap vermek istiyoruz. Bunun için Dünya ve Avrupa ölçeğinde gelişmekte olan, potansiyel pazarları analiz ederek önceden aksiyon alıyoruz. Çok önceden yatırımcısına hızlı bir yatırım imkanı ve esneklik sağlıyoruz. Proje geliştirme ve katma değerli işlerle sektörde ön plana çıkmayı hedefliyoruz. Ayrıca GYF ile de yatırımcılarına çoklu alternatiflerle, güvenli bir yatırım imkanı sunuyoruz. Şu an gelirimizin önemli bölümünü Antalya ve Kıbrıs’tan elde ediyoruz. Kıbrıs, şu an Antalya’ya göre daha yoğun talep görüyor. Kuzey Kıbrıs’ta yürüttüğümüz sekiz projeden bir tanesi adanın en ikinci en büyük projesi. Öz sermayemiz ile alınmış toplamda 94 bin 418 metrekare alanda inşaat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu.

Gaziveren ve Girne bölgesinde proje geliştirmeyi hedefleyen şirket, Gaziveren’de 3 bin dairelik Coastal Heaven projesinin inşaatına başladı. Satışta da iyi bir ivme yakalayan şirket, Girne’de de benzer büyüklükte proje için kolları sıvamış durumda. Fenercioğlu, “Gaziveren, Kıbrıs’ın yerleşime yeni açılan ve turistik açıdan da yeni bir bölgesi. İlk etapta 1050 daire ile başlayarak, dört yıl içinde de etap etap bu yatırımı bitireceğiz. Aynı zamanda Kıbrıs’ın farklı bölgelerinde ticari yatırımlarımız da sürecek. Gaziveren ve Girne bölgesi değer artışı gösterecek bölgelerin başında geliyor, biz Fenercioğlu A.Ş. olarak Kıbrıs’ın potansiyeline inanıyoruz. Yurt dışında faaliyet gösterdiğimiz bir başka ülke ise İspanya. Alicante bölgesindeyiz. Alicante bölgesi 331 bin nüfusa, 201 kilometrekare yüzölçümüne sahip Valensiya Eyaleti’nin güney batısında yer alan bir liman şehri. Burada da butik bir projeyi tamamlıyoruz” diye konuştu.

Fenercioğlu uzun yıllardır Antalya’da; kentsel dönüşüm, inşaat, tarım gibi birden fazla sektörde faaliyet gösteriyor. Bugüne kadar 53 proje hayata geçirdikleri bilgisini veren Aycan Fenercioğlu, “500 bin metrekarelik alanda taahhüt işimizi tamamladık. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve İspanya’da faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Kuzey Kıbrıs’ta 6 yıl içinde toplamda 10.000 den fazla bağımsız bölümün üretimini tamamlamış olacağız. Üç ülkede toplam 20 şirketimizle hizmet veriyoruz. İzmir’de de oldukça büyük bir kentsel dönüşüm için son aşamadayız.” dedi.

İzmir’de 2 bine yakın, altında da AVM olacak şekilde geliştirme yapacaklarına dikkat çeken Fenercioğlu, “Ayrıca Londra’da ofisimizi açmak için altyapımızı tamamladık. Mayıs ayı başında açılışını yapıyor olacağız. Almanya Köln, Hollanda Amsterdam, Dubai ve Azerbaycan’da da satış ofisi anlaşmalarımızı tamamladık” dedi.

Akbük’ün Prestijli Konut Projesi Kon Mirando’ya Dubai’den Ödül

İstanbul merkezli Kon GYG Yapı’nın Didim Akbük’te inşa ettiği “Kon Mirando” projesi, küresel iş insanları kulübü LTB Club tarafından “en iyi karma yaşama projesi” ödülüne layık görüldü.

Kon GYG Yapı Genel Müdürü Davut Çil, proje ve ödül hakkında değerlendirmelerde bulunarak, inşa ettikleri üst düzey konutların her detayında konforu ve yaşamı kolaylaştırmayı ön planda tuttuklarını söyledi. “Dairelerin her biri sonsuz maviyi gören bir yaşam sunuyor.” diyen Çil, şunları kaydetti: “Akbük’te inşa ettiğimiz Kon Mirando, Kon Yapı kalitesini temsil ediyor. Mirando’da yaşayanlar her gün evlerine Ege güneşinin ve deniz manzarasını misafir ediyor. Nemsiz havası ve dingin ortamı ile yeni bir hayat konsepti sunuyoruz.”

Her mevsimde keyifle yaşanabilecek benzersiz bir ortam inşa ettik”

Kon Mirando’nun Aydın, Didim, Akbük, Bodrum ve İzmir’in kesişim noktasında, her lokasyona kolayca ulaşılabilecek merkezi bir konumda olduğuna işaret eden Çil, projenin, 9500 metrekarelik kayalık zemine sahip arsa üzerinde, 4 blok ve 91 adet daireden oluştuğunu belirterek, şöyle devam etti: “Her mevsimde keyifle yaşanabilecek benzersiz bir ortam inşa ettik. Kon Mirando’da farklı sosyal imkanlar sunuyoruz. Doğayla bütünleşen bir peyzaj, yüzme havuzları, çocuk parkları, spor salonu, açık ve kapalı sosyal alanlar gibi site sakinlerinin beklentilerine ve ihtiyaçlarına uygun sosyal donatı alanları sağlıyoruz.” 

Kon GYG Yapı Genel Müdürü Davut Çil, dairelerin farklı metrekarelerde 3+1, 2+1 ve 1+1 olarak her detay düşünülerek tasarlandığına işaret ederek, “Her blokta iki adet asansör var. Peyzajda ise her blok için ayrı 4 adet yüzme havuzu, çocuk oyun parkı, spor salonu, sosyal kulübü, açık alanları, koru parkı ve otoparklar gibi çeşitli sosyal imkanlar sunuluyor.” ifadelerini kullandı.

Kon Mirandoya global ödül

Kon Mirando projesinin Dubai merkezli küresel iş insanları kulübü LTB Club tarafından “en iyi karma yaşama projesi” ödülüne layık görüldüğünü kaydeden Davut Çil, “LTB Club, global çapta iş ödülleri dağıtıyor. Kon Mirando, ‘International Business Awards 2024’ ödüllerinde ‘en iyi karma yaşama projesi’ ödülüne layık görüldü. Bu prestijli ödülü ülkemize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz.”

L’unica’dan kişisel tarzınızı yansıtacak koleksiyon

Dünyaca ünlü bahçe mobilyalarının koleksiyonlarını tek çatı altında toplayan L’unica, Otazen’in Marie koleksiyonunu bu yıl ilk kez satışa sunuyor. Made Studio tarafından tasarlanan Marie koleksiyonu, şezlongdan aydınlatmaya kadar kişisel tarzı yansıtan sıra dışı dış mekânlar yaratmaya imkân tanıyor. Teak ağacının adeta bir sanat eserine dönüştüğü bu koleksiyon, yüksek kaliteli işçiliğiyle de açık hava tutkunlarının tüm beklentilerini eksiksiz karşılıyor.

Doğal güzelliği ve yüksek dayanıklılığı ile öne çıkan teak ağacını özenle işleyen ve ustalıkla tasarlayan Otazen’in Marie koleksiyonu bu yıl ilk kez L’unica tarafından Türkiye’de satışa sunuluyor. Çok sayıda uluslararası ödül kazanan tasarımcıların bir araya geldiği Made Studio imzası taşıyan bu koleksiyon, yüksek kaliteli işçiliğiyle öne çıkıyor. Bahçe balkon ve teras gibi açık hava mekânlarında konfordan ödün vermek istemeyenlerin tercihi olacak Marie koleksiyonu, işlevsel parçalarıyla da iddialı bir duruş sergiliyor.

Teak ağacını sanata dönüştüren Otazen’in Marie koleksiyonuna, L’unica‘nın Türkiye genelinde yer alan 20 farklı bayisinden ve İstanbul Levent’te bulunan showroom’undan ulaşmak mümkün.

Mimsan Enerji, ICCI 2024 Fuarı’na Hazırlanıyor

Mimsan Enerji, Türkiye’nin ve çevre bölgenin en büyük enerji fuarı olan ICCI 2024’te biyokütle enerji santrallerini ve atık ısı geri kazanım sistemlerinde gelinen son noktayı ziyaretçileriyle paylaşacak.

Mimsan Enerji, 24-26 Nisan tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek ICCI 2024 Fuarı’na hazırlanıyor. Şirket, Türkiye’nin ve çevre bölgenin en büyük enerji fuarında; anahtar teslim kurulumunu gerçekleştirdiği paket tipi biyokütle buhar santrallerini, atıktan enerji santrallerini ve atık ısı geri kazanım sistemleri alanında hayata geçirdiği projeleri tanıtacak.

ICCI 2024’te müşterileri ve ziyaretçileriyle buluşacak olmanın heyecanı içinde olduklarını belirten Mimsan Grup Pazarlama ve Satış Direktörü Hacer İlhan, sözlerine şöyle devam etti: 

Enerji sektörüne ilkleri taşıyan bir şirket olarak, Türkiye’nin enerji sektöründeki en büyük buluşmasında yer alacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Fuar süresince özellikle yeşil mutabakat kapsamında; tekstil, gıda, kağıt ambalaj ve çimento sektörlerindeki firmalara karbon sıfır çözümlerimizi sunmak istiyoruz.”  dedi.

Mimsan Enerji,ICCI Fuarı’nda ziyaretçilerini salon 1’de bulunan E-01 numaralı standında ağırlayacak.

Dış Ticaret Haddi 86,7 Oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Dış ticaret haddi, 1,5 puan artarak 86,7 oldu.

İhracat birim değer endeksi yüzde 4,3 azaldı

İhracat birim değer endeksi Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,3 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 0,2 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 8,4 azaldı, yakıtlarda yüzde 6,9 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 4,3 azaldı.

İhracat miktar endeksi yüzde 18,6 arttı

İhracat miktar endeksi Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,6 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 32,2 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 22,2 arttı, yakıtlarda yüzde 60,0 arttı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 14,7 arttı.

İthalat birim değer endeksi yüzde 5,9 azaldı

İthalat birim değer endeksi Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,9 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 3,1 azaldı, yakıtlarda yüzde 17,0 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 4,1 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 3,8 azaldı.

İthalat miktar endeksi yüzde 3,5 azaldı

İthalat miktar endeksi Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,5 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 6,4 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 19,0 arttı, yakıtlarda yüzde 2,8 arttı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 9,7 arttı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi yüzde 1,7 arttı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi; 2024 Ocak ayında 152,8 iken 2024 Şubat ayında yüzde 1,7 oranında artarak 155,5 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat miktar endeksi; 2023 yılı Şubat ayında 125,3 iken 2024 yılı Şubat ayında yüzde 13,9 oranında artarak 142,8 oldu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalat miktar endeksi yüzde 6,3 arttı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi; 2024 Ocak ayında 116,1 iken 2024 Şubat ayında yüzde 6,3 oranında artarak 123,3 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ithalat miktar endeksi; 2023 yılı Şubat ayında 125,0 iken 2024 yılı Şubat ayında yüzde 6,7 oranında azalarak 116,6 oldu.

İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2023 yılı Şubat ayında 85,2 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 1,5 puan artarak, 2024 yılı Şubat ayında 86,7 oldu.

İnşaat Maliyet Endeksi Yıllık Yüzde 70,05 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) inşaat maliyet endeksi şubat 2024 verilerini açıkladı. Buna göre endeks, yıllık yüzde 70,05 aylık yüzde 3,41 arttı.

İnşaat maliyet endeksi, 2024 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 3,41 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 70,05 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 4,46 arttı, işçilik endeksi %1,48 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 54,82 arttı, işçilik endeksi yüzde 108,98 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık yüzde 68,29 arttı, aylık yüzde 3,28 arttı

Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 3,28 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 68,29 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 4,38 arttı, işçilik endeksi yüzde 1,34 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 52,10 arttı, işçilik endeksi yüzde 108,35 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 76,02 arttı, aylık yüzde 3,85 arttı

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 3,85 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 76,02 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 4,70 arttı, işçilik endeksi yüzde 2,0 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 63,66 arttı, işçilik endeksi yüzde 111,33 arttı.

Kira Tespit Davaları İçin ‘İhtiyati Tedbir’ Önerisi

Konutlardaki yüzde 25 zam sınırı nedeniyle kiracı-ev sahibi davalarında artış yaşanıyor. Kiranın emsal değerine çıkarılması için açılan davanın sonuçlanması bazen bir yılı bulabiliyor. Prof. Dr. Umut Yeniocak, dava sonuçlanana kadar ihtiyati tedbir kararı alınmasının mağduriyeti önleyebileceğini söyledi.

Kanuna göre kira tespit davaları, en erken altıncı kira yılı için açılabiliyor. Davayı açan ev sahipleri, düşük kalan kira bedelinin emsalleri düzeyine yaklaştırılmasını talep edebiliyor. 

Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Yeniocak, davaların birkaç yıl sürdüğünü belirterek yüksek enflasyon sebebiyle hızla artan kiraların ev sahibi ile kiracıları çok sık karşı karşıya getirdiğini hatırlattı.

Prof. Dr. Umut Yeniocak, kiraya verenin davanın sonunu beklemesi hatta geçmişe dönük kira farklarının tahsili talebiyle kararı icraya koyması için de mahkeme kararının kesinleşmesini beklemesi gerektiğini ifade etti.

Yeniocak’a göre kiraya veren, yıllar süren davanın sonunu bekleyip geçmişe dönük kira farkını faiziyle talep ettiğinde, kanun gereği kendisine ödenen faiz de enflasyon karşısında oldukça düşük düzeyde kalıyor.

Emsal fiyatıyla tedbir kararı alınabilir

Bu tabloda müdahale edilmesi gereken çok şey olduğuna değinen Yeniocak, “Elbette enflasyon kalıcı olarak düşürülmedikçe bu sorunun sadece hukuk yoluyla kalıcı olarak çözümü mümkün değildir” değerlendirmesini yaptı.

Ancak kısa vadede kira tespit davalarında davacı kiraya veren tarafın, davalı kiracının dava süresince emsal kiraya yakın bir kira ödemesi yönünde ihtiyati tedbir talep etmesi ve mahkemenin de dosyada sıra dışı bir durum yoksa yüksek enflasyon şartlarında bu tedbir kararını vermesi gerektiğini vurguladı.

Böylece dava boyunca yükseltilmiş kira bedelini tahsil eden ev sahibi için davanın uzun sürmesinin ikinci bir mağduriyet sebebi olmaktan çıkacağını kaydetti.

Yeniocak, son olarak mahkemelerin bu yönde tedbir kararı vermeleri hâlinde uyuşmazlıkların arabuluculuk aşamasında anlaşmayla çözülme ihtimali de artacağından dava sayısının azalacağını öne sürdü.

Yabancıların Türkiye’den Aldığı Konut Sayısı 385 Bine Dayandı

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı için Türkiye’den ev alıp üç yıllık yasal süreyi dolduran yabancılar, bunları satışa çıkarmaya başladı. Vatandaşlık için ev alanların bir kazancı da fahiş konut fiyatları dolayısıyla oldu. Son 11 yılda yabancıların Türkiye’de satın aldığı konut sayısı ise 385 bine dayandı.

Yabancıların Türkiye’de taşınmaz satın almasının önündeki sınırlamaları kaldıran ve Mütekabiliyet Yasası olarak bilinen düzenlemenin yürürlüğe girdiği Mayıs 2012’den 2024 yılı Şubat sonuna kadar Türkiye’de yabancılara satılan konut sayısı 384 bin 519’ ulaştı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, yurttaşlık için gayrimenkul alımlarında fiyat, Eylül 2018’den itibaren 1 milyon dolardan 250 bine düşürüldü. Yoğun tepkilerin üzerine 13 Haziran 2022’de ise bu miktar 400 bin dolara çıkarıldı. Yabancıya gayrimenkul satışının en yüksek olduğu yıl 67 bin 940 ile 2022 yılı oldu.

Yabancıya gayrimenkul satışı azaldı

2021 yılında ise yabancılar toplamda 58 bin 576 taşınmaz aldı. Ancak geçen yıl yabancıya gayrimenkul satışı 2022 yılına göre neredeyse yarı yarıya azaldı ve 35 bin adet seviyesine geriledi. 2022 yılında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4.5 iken bu oran 2023’te yüzde 2.9’a düştü.

Türkiye’de dolar bazında fiyatların yükselmesi, deprem riski, yurttaşlık ve ikamet izni için gerekli limitlerin yükseltilmesi gibi nedenlerle yabancıların konut alımında düşüş olduğu ifade ediliyor.

500 bin liraya alınan ev 3 milyon liraya satıyor

İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Nizameddin Aşa, son dönemlerde yabancıların İstanbul’dan gidişlerinde artış olduğuna işaret ederek “Yabancılar vatandaşlığı almak için üç yıl konutu satmama şartı var. Şimdi o üç yıl şartını dolduranlar vatandaşlığı garantileyenler satıp gidiyor. 500 bin liraya aldığı evi 3 milyon liraya satıp gidiyor” dedi.

GAİMDER Başkanı Kanevetci: “Yapı Sektörü Konut Üretemeyecek Hale Geldi”

Gaziantep İnşaat Müteahhitleri Derneği (GAİMDER) Başkanı Bora Kanevetci, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Şube Başkanı Burkay Güçyetmez ve Mimarlar Odası Şube Başkanı Mustafa Büyükuncu, yapı maliyetini doğrudan etkileyen beton ve çimentoya son yapılan yüzde 25’lik zammın ardından bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptı.

GAİMDER’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya, müteahhitler, mimar ve mühendislerden oluşan sektör temsilcileri de katılarak, önümüzdeki süreçte atılacak adımlar hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Üyeler, yapılan zamların kabul edilemez olduğunu belirterek, “Öyle bir noktaya geldik ki, bu zamlardan sonra, konut üretemeyecek hale geldik. Şu anki tabloda, krediye ulaşımın zorlaşması, maliyetlerin ciddi şekilde artması ve son yapılan çimento ve beton zammı, bizlerin konut inşa etmesinin önünde çok büyük engel oluşturuyor” dediler.

GAİMDER Başkanı Bora Kanevetci, istihdam ve ekonominin lokomotifi olan inşaat sektöründeki maliyet artışlarının konut fiyatlarını artırmakla beraber, 250’nin üzerindeki sektörünü de doğrudan etkilediğini söyledi.

Sektörü zor durumda bırakan zamların kabul edilemez olduğunu belirten Kanevetci, beton ve çimentoya yapılan zamların domino etkisiyle, diğer girdi maliyetlerini de artıracağına dikkat çekti.

“Konuta ulaşım kolay hale gelmeli”

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Gaziantep Şube Başkanı Burkay Güçyetmez ise, çimento ve betona yapılan zamların, vatandaşın zaten zor olan konuta erişimini daha da zorlaştırmış olacağına dikkat çekti.

Maliyetlerin düşürülmesi adına Gaziantep İnşaat Müteahhitleri Derneği’nin alacağı her türlü kararın yanında olacaklarını açıklayan Burkay Güçyetmez “Sektör paydaşları olarak aynı kulvardayız. Bu zamların bir çok sektörü etkileyeceği ve devam edeceği endişesini taşıyoruz. Ülke olarak zaten zor bir dönemin içerisinden geçerken, fedakarlığı herkesin yapmasından yanayız. Dolayısıyla maliyet artışlarını tetikleyecek unsurların da ortadan kaldırılması için hükümetten adım atmasını bekliyoruz” dedi.

Yanmar Turkey, Kritik Projelerin Kesintisiz Enerji İhtiyaçlarını Karşılamaya Hazır

Yanmar Turkey, Türkiye ve yurt dışında şehir hastanelerinden otoyollara, teknoloji yerleşkelerinden telekomünikasyon tesislerine kadar pek çok alanın kesintisiz enerji ihtiyacını karşılıyor. Yanmar Turkey Enerji Sistemleri İş Kolu Direktörü Yıldırım Vehbi Keskin, küresel jeneratör pazarından Türkiye’nin daha fazla pay alması için çalıştıklarını söylüyor. 

Dünyanın ilk kompakt dizel motor üreticisi, Japon devi Yanmar, bağlı iştiraki olan ve dizel motorlu jeneratör kategorisinde dünyanın önde gelen markası Himoinsa ile birçok sektörün kesintisiz enerji sorununa köklü çözümler sunuyor. 100’den fazla ülkede faaliyet gösteren Himoinsa; Çin, Hindistan, İspanya, Fransa, Brezilya, ABD ve Arjantin’de konumlanan 8 merkezde jeneratör üretimi yapıyor; firmanın aynı zamanda uluslararası 11 iştiraki de bulunuyor.  Himoinsa; 3KVA’dan 3.000KVA’ya kadar dizel jeneratör setleri, 19,70 KW’dan 2.5MW’a kadar gazlı jeneratör setleri ve 1.320.000 lümene kadar aydınlatma kapasitesine sahip çok çeşitli aydınlatma kuleleriyle sağlık, inşaat, veri merkezi, su arıtma, madencilik ve telekomünikasyon gibi kesintisiz güce ihtiyaç duyulan alanlarda pazarın en önemli oyuncuları arasında yer alıyor. 

Kesintisiz enerjiye ihtiyaç duyan sektörler, jeneratörler ile güvende

Baz istasyonları, 7/24 çalışan fabrikalar, hastaneler, veri merkezleri, su arıtma tesisleri ve benzeri kuruluşlar kesintisiz enerjiye ihtiyaç duyuyor. Gelişen teknolojiyi takip eden, kalite odaklı dizel jeneratörler; kesintisiz enerji sağlayan çözümler içinde en çok tercih edilen seçenekler arasında yer alıyor. Himoinsa markalı jeneratörler, tüm iklim şartında çalışan dizel motorları ile kesintisiz enerji olanağı sağlıyor. Kaliteden taviz verilmeden üretilen Himoinsa jeneratörler, ülkemizde jeneratör pazarında değerli bir konum kazanıyor. 

Tüketicinin yoğun ilgisiyle karşılaşıyoruz

Yanmar Turkey Enerji Sistemleri İş Kolu Direktörü Yıldırım Vehbi Keskin, Yanmar’ın ürettiği dizel motorların kalitesinin ve gücünün sektörel anlamda bilindiğini kaydederek, şunları söyledi: “Dünya jeneratör pazarı büyüklüğünün 18 milyar dolara yakın olduğu tahmin ediliyor. Enerji kesintilerinin yaşandığı, altyapı sorunlarının olduğu ya da üretim için mobil enerjiye ihtiyaç duyulan ülkeler tarafından jeneratör talebi sürekli artıyor. Türkiye de bu talebin yüksek olduğu ülkeler arasında bulunuyor. Ülkemizde jeneratör pazarı yıllık 100 bin adeti aşan satış rakamına erişmiş durumda. Global çapta da sektör her yıl yüzde 2-3 oranında büyüyor. Ürünlerimize yönelik talebi bu büyüme ile birlikte daha iyi anlıyor ve Yanmar Turkey’in yüksek mühendislik gücüyle müşterilerimize özel çözümler üretiyoruz.”

Anahtar teslimi çözümler sunuyoruz

Yanmar Turkey’nin 2023 dahilinde başlattığı ve teslim ettiği dizel projelerden de bahseden Keskin, “Projelerimiz Türkiye’de ve yurt dışında ilgi ile karşılanıyor. Kütahya Şehir Hastanesi, Kütahya Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Binası, Gaziantep Şehir Hastanesi ve Gaziantep Şehir Hastanesi İl Sağlık Müdürlüğü, BOTAŞ Ambarlı Kompresör Birim Baş Mühendisliği, Gine Konakri Demir Çelik Fabrikası, KKTC-Güzelyurt / Morphou Atıksu Arıtma Tesisi, Havelsan Teknoloji Yerleşkesi, Kamerun Beton Santral Projesi ve Aselsan / Makedonya Otoban Projesi bahsi geçen çalışmalarımızdan birkaçıdır.” dedi.

2024 hedeflerinden de söz eden Vehbi Keskin, “Müşteri memnuniyeti ve Yanmar global ilkelerinden ödün vermeyerek, içinde bulunduğumuz pazarlarda jeneratör alanında kendimize çok daha sağlam bir yer edinmek temel hedefimiz.  Bununla birlikte Power EPC iş modelimizde sadece jeneratörde değil, genel kapsamlı enerji projelerinde de anahtar teslim çözümler sunmak için çalışmalarımız devam ediyor” ifadelerini kullandı.