Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ne Hukuk Fakültesi açılması için gerekli izinlerin çıkmasının ardından yapılan ihale sonucunda fakülte binasının inşaatına başlandı.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde senelerdir beklenen Hukuk Fakültesi’nin açılması için gerekli girişimler geçtiğimiz aylarda başlamıştı. Yapılan girişimler sonucunda gelen onay yazısı ile beraber Hukuk Fakültesi’nin açılması için İzzet Baysal Vakfı ihalenin gerçekleşmesi adına çalışmalara başlamıştı.
16 Milyon 814 Bin TL’lik İhale
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Hukuk Fakültesi binasının yapımı için 22 Temmuz tarihinde çıkılan ihalede kazanan ve ödenecek bedel belli oldu. Edinilen bilgiye göre, BAİBÜ Yeni Kütüphane Binası ile BAİBÜ 2. Mühendislik Fakültesi Binası arasında bulunan arsaya yapılacak olan yeni bina için gerçekleştirilen ihaleyi Yeni Güney İnşaat San. Ve Tic. LTD. ŞTİ. kazandı. İhale bedelinin ise 16 Milyon 814 bin TL olduğu öğrenildi. Ayrıca inşaat sürecinde gerçekleşecek olan fiyat farklarının da karşılanacağı gelen bilgiler arasında.
Yer Tahsisi Yapıldı, İnşaat Başladı
İhale sürecinin sona ermesi ile beraber çalışmalar hız kesmeden devam etti. 26 Temmuz tarihinde üniversite ve İzzet Baysal Vakfı tarafından, ihaleyi kazanan firmaya yer tahsisi yapıldı. Yer tahsisinin gerçekleşmesinin ardından firma hız kesmeden çalışmalara başladı. İnşaat sürecinin tamamlanması ve binanın teslim edilme tarihi ise 3 yıl sonra olarak gözüküyor. Öte yandan inşaatın uzaması halinde ihale sahibinin süreci uzatma yetkisi de bulunuyor.
Vakfın Gelirine Göre Erken ya da Geç Teslim Edilebilir?
Ayrıca gelen bilgiler arasında teslim tarihi değişiklik gösterebilir. Edinilen bilgiye göre, İzzet Baysal Vakfı’nın gelirlerine bağlı olarak firma, Hukuk Fakültesi inşaatını erken bitirebilir yada geç teslim edebilir. Fakat ihaleye bağlı kalınması halinde inşaatın 3 yıl içinde tamamlanarak üniversiteye teslim edilmesi bekleniyor.
Emlak Konut GYO güvencesiyle “Doğa Şehircilik” ve “Başyapı” tarafından inşa edilen Karat 34 karma yaşam projesinin tesisat sistemlerinde GF Hakan Plastik ürünleri tercih edildi.
İstanbul’da iş ve yaşam akışının önemli noktalarından
Bahçelievler’de inşaa edilen; ofis ve rezidanslardan oluşan prestijli bir karma
yaşam projesi olan Karat 34 tesisat sistemleri, SILENTA ürün grubundan Silenta
3A ve Silenta FR’nin yanı sıra PP-R ve PVC ürünleri ile döşendi.
Sürdülebilir Yaşam Alanı hedefi doğrultusunda çevreye duyarlı bir proje olarak geliştirilen Karat 34’de kullanılan Silenta 3A ve Silenta FR, esneklik ve sessizliği ile ön plana çıkan ürünler.
SİLENTA 3A, yüksek darbe dayanımı ve ses koruması gerektiren tüm DIN 4109, DIN 4102 sistem standartlarına uygun şekilde formüle edilerek güçlendirilmiş bir ürün. PP’den üretilen ses yalıtımlı SİLENTA 3A atık su boru sistemi, 4lt/s akış hızında sadece 16 dB ses şiddeti ile tesisat sistemlerinin ihtiyaçlarını en üst seviyede karşılıyor.
SILENTA FR ise Yanmaya Dayanıklı Sessiz Boru Sistemi olarak,
olası yangınlarda alev iletiminin en aza indirgenmesi için üstün özellikler
taşıyor. TS EN 13501, DIN 4102 yanıcılık ve DIN 4109, EN 14366 sessizlik
standartlarına uygun olarak geliştirilen SILENTA FR, atık su ve asidik sıvı
transferleri için kullanılabiliyor. Mineral katkılı özel
bir formülasyonla üretilen boru sistemi, Almanya Fraunhofer Enstitüsü tarafından yapılan ölçümlerde
EN 14366’a göre 4lt/s akış hızında sadece 12 dB ses
şiddeti seviyesine ulaşıyor.
GF Hakan Plastik’in
Aquasystem PP-R boru sistemleri, konutlarda suya sağlıklı ve güvenli şekilde
ulaşılması; tesisat sistemlerinin sorunsuz bir şekilde uzun ömürlü çalışması
açısından tercih ediliyor.
Georg Fischer, 1802 yılında kurulmuş İsviçre merkezli bir firmadır. 3 ana iş kolunda faaliyet göstermektedir: GF Piping Systems (Boru sistemleri), GF Casting Solutions (Hafif Döküm Çözümleri) ve GF Machining Solutions (Talaşlı İmalat Çözümleri). 33 ülkede 57 üretim tesisine ve yaklaşık 15.000 çalışana sahiptir. GF Piping Systems, plastik ve metalden yapılmış boru sistemleri konusunda dünyadaki lider kuruluşlardan biridir. GFPS, su ve gazın sanayi, kamu hizmetleri ve yapı teknolojisi içinde güvenli bir şekilde taşınması için sistem çözümleri ve yüksek kaliteli bileşenler üretmektedir. 3 ana gruba sahip GFPS, üst yapı, alt yapı ve endüstriyel alana yönelik ürünler sunmaktadır. 1965 yılında kurulan Hakan Plastik, yenilikçi yapısı ile plastik boru sistemleri alanında lider markalardan biridir. Türkiye’de sessiz boruyu ilk üreten firmadır. 2013 yılında gerçekleşen satın alma ile GF Hakan Plastik markası ile plastik boru sektöründe hem iç pazarda hem de ihracat alanında çalışmalarına devam etmektedir. Firma, sürdürdüğü başarılı çalışmalarla ISO 500 listesindeki yerini yukarılara taşımaktadır.
İstanbul Havalimanı’nın 25 yıl boyunca işletmesini üstlenen İGA İşletmesi A.Ş ortaklarından Kolin inşaatın yüzde 20 hissesini devretmesine onay çıktı.
Kolin İnşaat, İGA’daki yüzde 20 hissesinin devri için Rekabet Kurulu’na başvurmuştu.
Rekabet Kurulu’nun bazı birleşme ve devralma işlemlerine ilişkin kararları, kurumun internet sitesinde yayımlandı.
Cengiz ve Kalyon’a Geçti
Buna göre, Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ’nin, İGA Havalimanı İşletmesi AŞ, CMLKK Bilişim Teknolojileri Hizmetleri AŞ, CMLKK Liman İşletmesi AŞ, CMLKK Gayrimenkul Yatırım İşletmeleri AŞ ve İGA Güvenlik Hizmetleri AŞ’de bulunan hisselerinin Cengiz İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ve Kalyon Havacılık ve İnşaat AŞ tarafından devralınması işleminin izne tabi olmadığı kararlaştırıldı.
KPMG danışmanlık firması tarafından hazırlanan Küresel İnşaat 2019 araştırması sonuçları, inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların halen dijital dönüşüme yeterince ayak uyduramamış durumda olduklarını gösteriyor.
Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi firması olarak faaliyetlerine devam eden KPMG’nin gerçekleştirdiği “Küresel İnşaat 2019” araştırması, dijital dönüşümün yıkıcı etkilerini hisseden inşaat sektörünün değişen ihtiyaçlarını karşılama kapasitesine sahip çok az firma bulunduğunu ortaya koydu.
Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu toplam 223 küresel inşaat ve mühendislik firmasının yöneticileriyle birlikte gerçekleştirilen araştırma, katılımcıların sadece yüzde 20’lik bölümünün, artan talep karşısında, iklim duyarlılığı olan, veri merkezli akıllı şehirler inşa etme uzmanlığına sahip olduğunu gösterdi.
Pazarda yaptıkları son araştırmanın üzerinden geçen 2 yıl içinde,inşaat sektörü yöneticilerinin özellikle, şirketlerinde teknolojiyi hayata geçirme ve kullanmaya yöneldiğini gördüklerini belirten KPMG Türkiye Altyapı ve İnşaat Sektör Lideri İsmail Önder Ünal; “2017’de çok az firma, teknolojiye yatırım yapıp onun nimetlerinden faydalanıyordu. Günümüzde, liderlerin kendilerini inşaat projeleri yürüten teknoloji şirketleri olarak tanımladığına tanık oluyoruz. Aradaki büyük fark, sektör liderleri ile diğerleri arasında açılan uçurumu gözler önüne seriyor” dedi.
Araştırma kapsamında bu yıl hazırlanan ‘Kıyaslama Ölçütü Endeksi’, sektördeki firmaların 3 ana grup altında toplandığını gösteriyor:
Yenilikçi Liderler
Sektörün hâli hazırdaki taleplerine en iyi cevap verebilen grup olan ‘Yenilikçi liderler’, araştırma kapsamında 2017’de ortaya atılan 3 ayaklı yaklaşımı (yönetişimi etkin hale getirmek, insan gücünü verimli hale getirmek ve teknolojiyle yenilik yapmak) en iyi benimseyen firmalar olarak tanımlanıyor. Bu grup yönetişimi rasyonel hale getirirken teknolojiye yatırım yapıyor, inovasyon odaklı takımlar oluşturuyor, yetişmiş iş gücüne ulaşım kaynaklarını çeşitlendiriyor ve işin tüm alanlarındaki sonuçları takip ediyor.
Takipçiler
Bu gruptaki firmalar geleceğe yatırım yapmakla mevcut sorunlara çözüm üretmek arasında denge kurmaya çalışan aktörler.
Geride Kalanlar
Bu grupta yer alan firmalar şu anda sadece güncel sorunlarına çözüm üretmekle meşguller, teknoloji, yönetişim ve insan kaynağı konularında uzun vadeli stratejileri bulunmuyor. Kısa vadeli büyüme ve nakit akışına odaklanmış durumdalar
‘Geç kalmış sayılmazlar’
KPMG Türkiye’den İsmail Önder Ünal, günümüzde inşaat sektörünün teknoloji ve dijitalleşmenin sunduğu yoğun fırsatları çok yavaş fark ettiğini vurguladı. Ünal, “Bugün ne kadar az sayıda şirketin sektörün geri kalanına öncülük ettiğini gayet net görebiliyoruz. Sektörün büyük bölümünün orta sıralarda kalması, yüzde yirmilik bir kesimin ise oldukça gerilere düşmesi hiç şaşırtıcı değil. Öte yandan, iyi haber şu ki, takipçi firmalar stratejik bir yol haritası çıkararak sektörde liderlik koltuğuna oturmak için gerçek atılımlar yapmaya başlayabilir” diye konuştu.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin en yüksek baraj inşaatının 2021’de devreye gireceğini belirtti.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal ile Artvin’in Yusufeli ilçesinde yapımı devam eden Yusufeli Barajı ve HES inşaatında incelemelerde bulundu.
Burada yaptığı açıklamada, Yusufeli Barajı’nın yerden 275 metre yükseklikte olduğunu ifade eden Pakdemirli, “Dünyanın üçüncü ya da dördüncü en yüksek barajı, Türkiye’nin de en yüksek barajı. 550 megavatlık bir gücü olacak. Yusufeli Barajı devreye girdiği zaman senelik 300 milyon dolar doğal gazdan tasarruf edeceğiz. Haziran 2021’de bu baraj devreye girecek. Zor coğrafi koşullar altında böyle bir mega proje üretiliyor. Bu Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, öngörüsü ve vizyonu sayesinde yapılan işlerden bir tanesi.” dedi.
Türkiye’de hayata geçirilen mega projelere işaret eden Pakdemirli, “Bunlardan Türkiye’de onlarca, yüzlerce var. Dünyanın en büyük havalimanı, boğazın altından, denizin altından geçilmesi, bu ve bunun gibi onlarca proje var. Bunların hepsi belgesellik mühendislik harikası projeler.” değerlendirmesinde bulundu.
Yusufeli Barajı’nda dağ oyularak ulaşım tünelleri açıldığını anlatan Pakdemirli, yakın zamanda barajın ekonomiye kazandırılması için çalışmaları sürdürdüklerini bildirdi.
Yeniden yerleşimlerde vatandaşların tereddüt yaşayabildiğini belirten Pakdemirli, konuşmasına şöyle devam etti: “Ilısu örneğine bakacak olursak, Hasankeyf ilçesinden çok daha güzel bir ilçe yapıldı. Evleriyle, çarşısıyla, yeniden yerleşimiyle düzeniyle hakikaten çok güzel oldu. Yusufeli de aynen o şekilde. Devlet vatandaşına yeniden yerleşim yeri yapıyorsa konforu en maksimum düzeye getirecek şekilde yapıyor ve tamamlıyor.
Gazetecilerin Kurban Bayramı öncesi hayvan sayısına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Pakdemirli, “Geçen yıl 866 bin büyükbaş, 2 milyon 682 bin küçükbaş kesilmiş. Bu yıl ise hazırlığımız 1 milyon 217 bin büyükbaş, 3 milyon 895 bin küçükbaş. Yani Türkiye geçen yıl kesilen hayvan sayısından yüzde 50 daha fazla hayvan hazırlamış durumda. Kesimlerden yaklaşık 300 bin ton et bekliyoruz. Et fiyatlarında da önemli bir değişiklik beklemiyoruz.” dedi.
Pakdemirli, vatandaşların kurbanlık hayvanların tür, ırk, cinsiyet ve doğum tarihi bilgilerinin sorgulanabilmesi amacıyla geliştirilen HaySag mobil uygulamasını cep telefonlarına indirmelerini önerdi. Bakan Pakdemirli, “Uygulamaya hayvanın küpe numarasını yazarak, nerede doğmuş, kaç yaşında, hangi aşıları olmuş, annesi kim, babası kime kadar hayvanın şeceresini öğrenme şansı var. Özellikle hayvan sağlığı takibi açısından bu son derece önemli.” diye konuştu.
İller arası sevkiyatlar ile ilgili tüm tedbirlerin alındığını da kaydeden Pakdemirli, şunları kaydetti: “Gönül rahatlığıyla vatandaşlarımız hayvan pazarlarından kurbanlarını alsınlar, ibadetlerini yapsınlar ondan sonra kesimlerini gerçekleştirsinler. Kesimler konusunda da görevli veteriner eşliğinde mezbahanelerimiz hayvan sahiplerimizin, vatandaşlarımızın emrine amade. Bunların mümkün mertebe hep mezbahalarda kesilmesini biz arzu ediyoruz. Bu vesileyle yaklaşmakta olan Kurban Bayramı’nı da vatandaşlarımızın kutluyorum. Sevdikleriyle, aileleriyle inşallah nice bayramlar geçirsinler.”
Pakdemirli daha sonra yapımı devam eden, Yusufeli Barajı ve HES projesi inşaatında incelemelerde bulundu.
Diyarbakır Üçkuyular Aydınlar Yolu üzerinde konumlanan Yükselen Life projesi 5 blok ve 150 daireden oluşuyor.
3+1 ve 4+1 daire seçenekleri olan bu proje modern mimarisiyle yükseliyor.
Açık otopark, yetişkinler ve çocuklar için olimpik yüzme havuzu, futbol ve basketbol sahaları, kamelya, oturma ve piknik alanları, park, yürüyüş ve bisiklet yolu özellikleri mevcut.
Depreme dayanıklı 1. sınıf malzeme kullanılan Yükselen Life projesinin anahtar teslimi ise Aralık ayında yapılacak.
Aydın’ın Çine ilçesinde yapımı devam eden Gökbel Barajı inşaatında sona gelindi. Yaklaşık 210 bin dekar araziye su temin edecek olan barajın inşaatı yıl sonuna kadar tamamlanacak.
İnşaat yapım çalışmaları devam eden 13 milyon metreküp su depolama hacmine sahip Aydın Gökbel Barajı’nda Devlet Su İşleri (DSİ) 21. Bölge Müdürü Mehmet Akif Balta incelemelerde bulundu. Yetkililerden çalışmalar hakkında bilgi alan Balta, yapımı tamamlandığında Gökbel Barajı’nın yaklaşık 210 bin dekar araziye modern sistem kapalı borulu şebeke ile sulama suyu temin edeceğini söyledi.
Teşekkür Etti
Barajın inşaat çalışmalarında son aşamaya gelindiğini belirten Balta, çalışmaların yıl sonuna kadar tamamlanacağını ifade etti. Balta, yüklenici firma ve DSİ 211. Şube Müdürlüğü kontrol teşkilatına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Öte yandan Gökbel Barajı’ndan Çine Ovası’nda 69 bin 800 dekar, Koçarlı-Bağarası Ovası’nda da 146 bin 40 dekar arazinin sulanması planlandı.
BOTAŞ Genel Müdürü Burhan Özcan, Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Genişletme Projesi ile eş zamanlı yapılan, özellikle Kuzey Marmara depolama genişletme yatırımlarıyla birlikte, Cumhuriyetin 100. yılında 11 milyar metreküplük bir depolama hacmine ve 155 milyon metreküplük bir geri üretim kapasitesine sahip olacaklarını belirterek, “Bu değerle Avrupa Birliği’nin depolama kriterlerinin de üstünde, yüzde 20’leri aşan bir değeri hep beraber elde etmiş olacağız.” dedi.
Özcan, Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Genişletme Projesi Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, 2019 yılında yatırımlardan en büyük payı alan ve Avrupa’da bu alandaki en büyük yatırım olan Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisinin, yerin 1,5 kilometre altında açılan tuz kuyularına tatlı su basılarak tuzun eritilmesi ve fiziksel hacmi 630 bin ila 750 bin metreküp arasında değişen toplam 52 kavernadan (tuz mağarası) oluştuğunu söyledi.
2023 yıl sonu itibarıyla toplam 5,4 milyar metreküplük bir depolama hacmine, 40 milyon metreküplük enjeksiyon hacmine ve aynı zamanda 80 milyon metreküplük geri üretim kapasitesine sahip olunacağını vurgulayan Özcan, “Tuz Gölü ile eş zamanlı olarak yapmış olduğumuz özellikle Kuzey Marmara depolama genişletme yatırımlarımızla birlikte, Cumhuriyetimizin 100. yılında 11 milyar metreküplük bir depolama hacmine ve 155 milyon metreküplük bir geri üretim kapasitesine sahip olacağız. Bu değerle Avrupa Birliği’nin depolama kriterlerinin de üstünde, yüzde 20’leri aşan bir değeri hep beraber elde etmiş olacağız.” dedi.
Özcan, Türkiye’nin doğal gaz alanında tedarikçi ülke olmamasına rağmen tedarik, taşıma, tüketim zincirinin değişmez halkası olma yolunda önemli yatırımları hayata geçirdiğini vurgulayarak, şöyle konuştu: “Özellikle depolama, FSRU, TANAP ve TürkAkım gibi uluslararası projelerimizle de bugün Avrupa’nın doğal gaz arz güvenliğine dahi katkı sağlayacak duruma geldik. Türkiye, Avrupa Birliği’nin enerji politikası için stratejik bir ortak olduğu gibi aynı zamanda Avrupa’nın enerji arz güvenliği için de vazgeçilmez bir ülke olmuştur. Çevre ve enerji verimliliği açısından önemli bir husus bugün devreye alacağımız güneş enerjisi santraliyle, tesisimizin elektrik ihtiyacının yüzde 60’ını karşılayacağız. Daha sonra yapacağımız ilave genişletme yatırımlarıyla da birlikte, tesisimizin tüm enerji ihtiyacını güneş enerjisi santrallerinden karşılama imkanını elde etmiş olacağız.”
Depolama tesisi projesi kapsamında yer alan ve yer altındaki kuyularda tuzu eritmek amacıyla Hirfanlı Barajı’ndan getirilen tatlı suyu işlem sonrasında tuzlu su olarak tuz gölüne pompaladıklarına da değinen Özcan, bu sayede Tuz Gölü’ndeki su seviyesinin her geçen gün arttığını ve Tuz Gölü havzasındaki habitatın yeniden canlandığını söyledi.
Özcan, bunun en belirgin göstergesinin de üreme alanları açısından çok seçici olan ve geçmişte sayıları 3 bine kadar düşen flamingoların sayısının geçen sene 12 bin iken, dün yapılan sayımlara göre 30 bini aştığını ve flamingolar açısından vazgeçilmez bir alan oluşturduklarını sözlerine ekledi.
“Firmamız ve çalışma arkadaşlarımızın kariyeri açısından büyük bir fırsat”
IC İçtaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Çeçen de İçtaş olarak ulusal ve uluslararası birçok projeyi hayata geçirdiklerini, bu projeler içinde dünyanın enlerini gerçekleştirmiş olmanın haklı gururunu yaşadıklarını belirtti.
Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Projesinin de bu projeler arasında yer alacağını ifade eden Çeçen, “Bir Türk firması olarak 50 yıllık deneyim ve güçlü teknik kadrosu ile bu projelerde yer almak firmamız ve çalışma arkadaşlarımızın kariyeri açısından büyük bir fırsat. Bize bu imkan ve fırsatları sunan ve her türlü desteği esirgemeyen başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, siz değerli Bakanımıza, Enerji Bakanlığımıza ve BOTAŞ’ın değerli yöneticilerine çok teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.” dedi.
Çeçen, tesisin yüzey tesisleri, yer altı tesisleri ve tatlı su, tuzlu su deşarj boru hatları olmak üzere üç ana bölümden meydana geleceğini kaydederek, proje kapsamında ilaveten mevcut Konya – Seydişehir ana doğal gaz boru hattından yüzey tesislerine kadar 20 kilometre uzunluğunda doğal gaz boru hattının yapılacağını söyledi.
Ayrıca projeye ait tatlı su pompa istasyonları ile yüzey ve yer altı tesisleri için yaklaşık 75 kilometre uzunluğunda enerji nakil hatları çekileceği bilgisini de veren Çeçen, “Bu proje kapsamında 2 bin 500 kişiye istihdam imkanı sağlanacak olup, ulusal ve uluslararası müşavir ve konunun uzmanı tedarikçiler ile çalışılacaktır. Birçok alanda olduğu gibi 2023 hedefleri doğrultusunda bu stratejik projeyi de zamanında bitireceğimizi sizlerin huzurunda söz veriyoruz.” diye konuştu.
Avustralya’nın Ticaret ve Yatırım CEO’su Stephanie Fahey, Avustralya’da inşaat sektörünün patlama yaşadığını belirterek, “Avustralya’da Türk şirketleri için çok fazla fırsat var” dedi.
Avustralya ile Türkiye arasındaki ticaret ve yatırımın artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla Türkiye’ye gelen Avustralya’nın Ticaret ve Yatırım CEO’su Dr. Stephanie Fahey, İstanbul’da Hürriyet’in sorularını yanıtladı.
Türkiye’yle, temeli çok eskiye dayanan, belki de 100 yıldan fazla süredir devam eden bir ticaret ve yatırım ilişkimiz var. Avustralya ve Türkiye arasındaki karşılıklı ticaret hacmi 2 milyar dolar. Türkiye’den Avustralya’ya otomobil, meyve, kuruyemiş ihraç ediyor. Avustralya ise Türkiye’ye yün, pamuk, altın ve kömür ihraç ediyor. Avustralya ve Türkiye, her ikisi de G20 ülkeleri ve bu nedenle bu ticaret hacmini daha da artırma potansiyeli olduğuna inanıyoruz. Benim buraya gelme amacım da bu. Avustralya’nın iş yapma olanakları açısından Türk iş dünyasında daha fazla tanınmasını sağlamak. Çünkü birçok kişi Avustralya hakkında fazla bir şey bilmiyor. Dolayısıyla oradaki güçlü sanayiyi ve yatırım olanaklarını anlatmak istiyorum.
Türkiye’de inşaat sektörünün çok güçlü olduğunu biliyorum. Avustralya’da da şu anda inşaat sektörü yükselişe geçti, patlama yaşıyor. Türk şirketleri için çok fazla fırsat var.
Avustralya’nın çok güçlü bir ekonomisi var. Son 28 yıldır ekonomik büyüme kaydediyoruz, son 28 yılda bir kez bile ekonomik durgunluk yaşanmadı. Ve de bu süre zarfında ekonomik durgunluk yaşamayan tek gelişmiş ülke biziz. Ayrıca nüfusumuz da büyüyor. Dolayısıyla altyapıya daha çok yatırım yapmamız gerekiyor. Daha önce altyapıya yapılan yatırımlar hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Otoyollar, tüneller, köprüler gibi inşaat projelerinin rakamsal olarak 2021’de zirveye ulaşması bekleniyor. Ayrıca savunma sanayinde de üretime geçiyoruz. Biz geleneksel olarak hep ticaretle uğraşan bir ulusuz. Dünyanın geri kalanıyla daha fazla bağlantı kurabilmemiz için daha çok tesise ihtiyacımız var.
Türk işadamları için inşaat dışında madencilikte de çok fazla fırsat bulunuyor. Avustralya geleneksel olarak madenciliğin çok geliştiği bir ülke. Ancak şimdi eskisinden farklı olarak kobalt gibi nadir toprak elementlerini çıkarmaya başlıyoruz. Mıknatıs yapımında kullanılan elementleri ve grafit çıkarıyoruz. Lityum gibi kritik mineralleri de çıkarıyoruz. Şu anda bütün pillerin içinde lityum var. Bu fırsatların da Türk madenciler için ilginç olduğunu düşünüyorum.
Şu anda halihazırda Türkiye’den tekstil ürünleri ithal ediyoruz. Türkiye’den gelen tekstil ürünleri Avustralya’da çok popüler çünkü kaliteleri çok iyi. Ayrıca Türkiye’den beyaz eşya da ithal ediyoruz. Örneğin Beko şu anda Avustralya’da çok popüler bir marka. Türkiye’den gelen ürünlerin Avustralya’da şöyle bir namı var: Kalitesi iyi, fiyatı uygun.
Türkiye’deki en büyük inşaat yatırımı Mersin limanı. Bildiğiniz gibi Mersin Limanı, Avustralyalı IFM Investor, Akfen Holding ve Singapurlu PSA şirketlerinin oluşturduğu konsorsiyuma satılmıştı. Türkiye’nin ihracatı arttığı için liman da şu anda iyi iş yapıyor.
Türkiye’de konuta talebin azalması nedeniyle daralan konut ve inşaat sektörü çareyi yurt dışına açılmakta buldu. Türk müteahhitler yurt dışına açılacak!
Konut İhtiyacı Olan 100 Ülke Var!
Konu hakkında Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Mine Açar’a değerlendirmede bulunan Türkiye Ortadoğu Konut Altyapı Müteahhitlik (TORKAM) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Dereli dünya genelinde konut ihtiyacının arttığını söyledi.
Yükselen dolar kuruna eşlik eden yüksek faiz oranları nedeni ile sıkıntılı günler geçiren inşaat sektörü için yeni umut yabancı ülkeler oldu. Konu hakkında kamudan destek beklediklerini söyleyen Dereli dünya genelinde 100’den fazla ülkede konut üretimine ihtiyaç olduğunu belirterek Türk müteahhitlerin konu hakkında şanslarının yüksek olduğunu öne sürdü.
İnşaat Sektörü İçin İhracat Meclisi Kurulmalı
Çin’in pek çok ülkede devlet desteği nedeni ile daha iyi bir konumda bulunduğunu söyleyen Dereli, “Konuta ihtiyaç duyan 100’e yakın ülke var ve bu ülkelerin yüzde 45’i bizim yakın çevremizde bulunuyor. 10 milyon konutun maddi karşılığı 1 trilyon dolar. Türkiye bu pastadan 250 milyar dolarlık sözleşme yapıp pay alabilecek durumda.
Ancak bunun için yurt dışında iş yapan müteahhitlerin yaptıkları işin hizmet ihracatı statüsünde değerlendirilmesi gerekiyor. Sektörün ihracatçı meclisleri kurulursa daha çok Türk firması yurt dışında proje yapabilir. Proje geliştirenler de daha büyük projeler üstlenebilir.” dedi.
İnşaat Sektörüne İhracatçı Statüsü Verilmeli
Sektöre acilen yapılacak olan yasal bir düzenleme ile ihracatçı statüsü verilmesi gerektiğini belirten Dereli, “Biz şu ana kadar Cezayir’den tüm hakedişlerimizin yüzde 25’ini Türkiye’ye getirdik. Hiçbir kamu kuruluşunda bunun kaydı yok. Biz beyan etmesek kimsenin haberi yok, bilmiyor.
Biz söylüyoruz getirdik bankalara. Direkt banka hesabımıza geliyor bu paralar. Fakat bir ihracatçı bir kamyon çorap sattığı zaman ihracatçılar meclisi, ihracatçılar birliği ve her tarafta bunun kaydı alınıyor. Eximbank’ta krediler veriliyor. Bu nedenle yurt dışı işlemler ihracat sayılmalı.” dedi.
Burdur’un Yeşilova ilçesindeki turkuaz suyu ve beyaz sahiliyle Türkiye’nin Maldivleri olarak adlandırılan Salda Gölü’nün kenarında yapılacak olan Millet Bahçesi’nin ihalesi 31 Temmuz’da gerçekleştirilecek. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca (TOKİ) açık ihale usulüne göre yapılacak Salda Gölü Millet Bahçesi ve Millet Bahçesi’ne ait sosyal donatılar inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesi işinin yapım süresi 360 takvim günü olarak belirlendi.
Bakan Kurum Açıklamıştı
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum şubat ayında ziyaret ettiği Salda Gölü’nde projeyle ilgili bilgi vermişti. Kurum, “300 bin metrekarelik alanda Salda Millet Bahçesi yapacağız. Buraya gelen turistlerimiz, otoparkta araçlarını park edecek. Bölgeye gelen vatandaşımızın bungalov evlerde, kafeteryalarda dinlenmesi, yürüyüş yollarında, gezinti alanlarında gezmesini sağlayacak birçok düzenlemeyi yapacağız” demişti.
Nazmi Durbakayım Merkez Bankası faiz indirimi kararını değerlendirerek çakılan kıvılcımın kısa sürede meşaleye dönmesini umduklarını söyledi.
Merkez Bankası tarafından açıklanan faiz indirimi kararını değerlendiren İNDER Başkanı Nazmi Durbakayım verilen kararın inşaat sektöründe memnuniyet yarattığını dile getirdi.
Bankalar Üzerine Düşeni Yapmalı
Nazmi Durbakayım konu hakkında yapmış olduğu değerlendirmede merkezin faiz kararı ile kapıyı açtığını söyleyerek bankaların bu yolda hızlı adımlarla ilerlemesi gerektiğini söyledi.
Durbakayım, “Merkez Bankası (MB), faiz oranlarını yüzde 19,75’e düşürerek başta gayrimenkul olmak üzere tüm sektörün önünü aydınlatacak bir meşalenin kıvılcımını çaktı. Bankacılık, gayrimenkul ve diğer sektörlerin üzerine düşen görev de bu kıvılcımı ekonomiyi ısıtacak bir meşaleye döndürmektir.
Faizlerin düşmesi sonucunda yatırım amaçlı yapılan alımların da harekete geçeceğini öngörüyoruz. Özellikle dövize kaçan tasarrufların tekrar ekonomiye kazandırılması için uygun bir zemin hazırlandığını düşünüyoruz. Geçici olarak dövizi tercih eden tasarrufların tekrar Türk Lirası’na dönmesiyle ve ertelenen harcamaların gerçekleştirilmesiyle birlikte ekonomideki çarkların daha sağlıklı dönmesini bekliyoruz.” dedi.
Konut Satışları Ne Zaman Yükselecek?
İpotekli konut satışında yaşanan düşüşün vatandaşın kredi faizlerine olan duyarlılığını ortaya koyduğunu söyleyen Durbakayım, “Temmuz 2019 döneminin de, önceki yılın aynı dönemine göre küçük bir daralma ile kapanacağını ve söz konusu döneminde yaklaşık 90 bin seviyelerinde satış gerçekleştirileceğini tahmin ediyoruz.
Satışlardaki bu trendin Ağustos’tan itibaren yönünün yukarıya çevirmesini ve yılın son çeyreğinde artan bir ivme ile devam etmesini bekliyoruz. Faizlerdeki düşüş eğiliminin artarak ve tüm finans sektörüne sirayet ederek sürmesi, projelerin tamamlanma noktasına gelmesi, devlet kanadında yapılan yasal çalışmalar sonucunda makroekonomik verilerde iyileşme görülecek olması, Türkiye üzerinde politik ve ekonomik dış baskıların yapılan müzakereler sonucunda azalması bu beklentimizin temelini oluşturmaktadır.” dedi.
İhracatın önemli sektörlerinden olan hırdavat ve armatür sektörlerinin önemli iki kuruluşu HISİAD ve ARMATÜR arasında iyi niyet protokolü imzalandı. Anlaşma kapsamında ortak payda; yerli üretim ve dünyaya ihracat olacak.
İhracatın katma değer yaratarak artması konusunda seferberlik sürerken, hırdavat ve armatür sektörü de bu hususta önemli bir işbirliğine imza attı. Halı hazırda, ortak işler yapan iki sektörün önemli kuruluşları, Hırdavat Sanayici ve İş Adamları Derneği (HISİAD) ve Armatür, Valf, Musluk, Tesisat Ekipmanları ve Vana Sanayicileri Derneği (ARMATÜR), iyi niyet protokolü imzaladı. Yapılan protokol kapsamında, iki derneğin etkinlikleri birbirlerine açık olacak. Hedefte ise yerli üretimi artırmak, bu ürünleri tüm dünyaya ihraç etmek var.
Ürettikleri Katma Değerli Ürünlere Destek Talep Ediyor
Bu yılın Ocak ayında kurulan ARMATÜR ve Mayıs ayında faaliyete geçen HISİAD, çok yeni iki dernek olmalarına karşın, attıkları hızlı adımlarla ortak paydada birleşen sektörlerini geliştirmek adına yoğun çaba sarf ediyorlar. Atılan adımlar çerçevesinde imzalanan iyi niyet protokolünü değerlendiren HISİAD Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, iki derneğin ortak işler yaptığını ve ortak paydaşlarının olduğunu belirtti. Sektör olarak birbirlerini tamamladıklarını ifade eden Tecdelioğlu, şöyle devam etti:
“Armatür, musluk ve tesisat malzemesi hırdavatın kümülatifin içinde olduğu ve hırdavatla beraber birleştiği ve kullanıldığı için ayrılmaz iki parça. Bizim dernek olarak hedeflerimiz ve hayallerimiz; Türkiye’de ürettiğimiz ürünleri tüm dünyaya satabilmek, rekabetçi şekilde Türkiye’de üretim yapabilmek, ürettiğimiz ürünlerle de dünyada söz sahibi olabilecek sektör lideri firmalar ve temsiliyet gücümüzle yine tüm dünyaya satabilmek. Hırdavat ve armatürcüler derneklerinin iyi niyet protokolünü bugün karşılıklı olarak imzaladık. Karşılıklı olarak, veri ve bilgilerimizi paylaşmak, yaptığımız sosyal oluşumları desteklemek, seminerler, toplantılar ve eğitimlere birbirimizi davet etmek, derneklerimize üye olmak istiyoruz. Sektörlerimiz, katma değerli ürünleri üretiyor. Bu yüzden biz bu ürünlere destek istiyoruz. Bunun için sektörlere özel fuarlar, teşvik ve destekler, kredi, bonuslar istiyoruz.”
Bu iki derneğin ilgi alanına giren konuların bugüne kadar temsil edilmediğini kaydeden ARMATÜR Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Turhan ise “Esasında buradaki amacımız bu iki derneği cari fazla veren iki sektör haline getirebilmek. Çünkü ürünlerimiz hem Avrupa’dan hem de Uzak Doğu’dan Türkiye’ye ithal edilebilen ürünler. Bunlar gözetim vasıtasıyla olabildiği kadar azaltılmaya çalışılıyor. Biz burada bunu korumacılıkla değil; sektörün gelişimiyle, ihracatın artmasıyla ve işbirlikleriyle anlamlaştırmak istiyoruz. Bunun için yeni pazarları hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
Hırdavat Sektörü, Yılın İlk Yarısında Yüzde 15 Büyüdü
Hırdavat sektörünün Türkiye’de yaklaşık 8 milyar dolar gibi bir hacme sahip olduğunu vurgulayan Çetin Tecdelioğlu, ihracat hakkında şöyle konuştu: “2019 yılı, sektörde ihracatımızı arttırdığımız ve büyüttüğümüz bir yıl. 2019’un ilk yarısı sektörümüzde yaklaşık yüzde 15 büyüme var. El aleti, kilit, bağlantı elemanları, menteşe ve kesici takımlar, zımpara, mobilya aksesuarları çerçevesinde 91 tane GTİP oluşturduk. Bizim ürünümüzün ortalama 5 buçuk dolar civarında bir fiyatı var.
Öne çıkan ülkelerde ilk sırada Almanya, ikinci sırada Irak geliyor. Baktığımız zaman ilk 10 ülkeden 5 ya da 6 tanesi Avrupa ülkesi. Fransa, İtalya, Almanya, Belçika var. Avrupa gibi kalite beklentisi yüksek olan ülkelere hırdavat ürünü satabiliyorsam, arkadaşım armatür ve musluğunu satabiliyorsa tüm dünyaya da satabiliriz. Onun için hedefimiz dünya. Örneğin; bir fuara katılırsak iki dernek olarak tek bir standı paylaşabiliriz. Reklama giriyorsak beraber yapabiliriz. Seminer ve toplantı yapabiliriz. Pazar araştırmasını da beraber yapabiliriz. İş birliklerinden kast ettiğimiz de bu.”
Armatür Sektöründe Hedef Güney Amerika Pazarı
Armatür sektörünün yaklaşık 3 milyar dolar gibi bir ithalatının olduğunu aktaran Gökhan Turhan, buna karşılık, 2 milyar dolara yakın bir ihracatın olduğunu ifade etti. Ürünlerinin 11 ila 15 dolar arasında değiştiğini açıklayan Turhan, çoğu ürünlerin orta veya yüksek teknoloji gerektiren ürünler olması sebebiyle katma değerli ürünler olduğunu söyledi. Dernek adına Güney Amerika pazarının çok önemli bir pazar olduğunun altını çizen Turhan, “Orada belli ülkeler var. Bu ülkelerin bazılarına Türkiye’den hemen hemen hiç ihracat yapılmıyor. Ama hem talep hem de Pazar var. Burada da özellikle Arjantin, Brezilya, Meksika, Kolombiya hedef ülkelerimiz. Asya tarafında Çin bize uzak gibi görünse de Çin de bizim için önemli bir pazar. Onun yanında Hindistan ve Pakistan da var. Şu andan itibaren biz bunları hedefimize aldık. İhracatçılar Birliği’nin de desteğiyle kendi sektörümüze özel bir Ur-Ge yapmak istiyoruz. Bununla alakalı şu ana kadar 15-20 firmamız talebi iletti. Biz de derneğimizin çatısı altında buna vesile olmak istiyoruz” dedi.
İki Sektör, 10 Milyar Dolarlık İhracat Katkısı Sağlayacak
Türkiye İnşaat Malzemecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Çetin Tecdelioğlu, sektörün yapısı ile ilgili şu bilgileri verdi: “Tesisat, vana ve benzeri, tamamen inşaat malzemelerinden oluşuyor. Endüstri ve makine ile de buluşan çok noktası var ama yüzdesel olarak baktığımızda yüzde 60’dan fazlası inşaat malzemesinden oluşuyor. İnşaatta, makinede, tesisatta, ısıtma-soğutma- havalandırmada olsun dünyada bunların olması gereken markalarını veren karar vericiler var. Yurt içinde bununla ilgili teknik odalar ve birlikler var. Buralarda bugün bizim kendi temsiliyet gücümüz olmadığı ve böyle bir dernek olmadığı için kodu yazdığınızda örneğin direk Avrupa’yı ya da Amerika’yı işaret ediyor deyip kimseyi uyarmamışız. Hırdavatta da keza öyle. Yani el aletlerinde de, kesici takımlarında da öyle. Biz bu algıyla Türkiye’nin hırdavat ihtiyacını karşılarız. Milli olarak karşılarız. İthalatçılara karşı kurulmuş bir dernek değiliz biz. Bizim içimizde sektörde temsiliyet gücü olan, yıllardır ithalat yaparak Türkiye’ye hizmet eden ithalatçı firmalarımız da var. Biz onları da aldık. O firmanın global merkezine biz nasıl mal satabiliriz, onun derdindeyiz. O firma belki Türkiye’ye mal satamıyor olabilir ama onun globalde bir merkezi var. Dünyada başka ülkelerde şirketleri var. Madem o bizim ülkemizde mal satıyor, biz neden ona Türk malı satmayalım? İki sektör birleşince aşağı yukarı 10 milyar dolar ihracat olur.”
İnşaat Sektörü Daralsa da Sektörümüzü Daraltmak İstemiyoruz
Yapmak istedikleri önemli noktanın, hiç temsil edilmeyen bir sektörü dile getirip temsil etmek olduğuna değinen Gökhan Turhan, sektörle ilgili şu değerlendirmeleri yaptı: “Gördüğümüz kadarıyla sektörümüzün bizden beklediği genel sorunların yanında sektörel sorunların da öne çıktığı, projelerin oluşturulduğu masalar yapılması. Genel sorunların üzerinde herkes konuşuyor ama bizim ihtiyacımız olan temsil ettiğimiz bu kitlelerin sorunlarının çözümü. Bu sorunları uygun şekilde yönlendiremezsek bunlar bir şekilde sektörün menfaatine olmuyor. Bu sefer de sektör kaybediyor.
Buradaki tek amacımız inşaat sektörümüz ne kadar daralsa da biz sektörümüzü daraltmak istemiyoruz. Bunun da tek yöntemi yeni pazarlara açılmak. O yüzden Amerika ve Asya’da olmamız gerektiğini söylüyoruz. Biz araştırmalarımızı yaptık. Çin’in şu anda 3 önemli projesi var. İpek Yolu Projesi, Kara-Demir Yolu Projesi ve Hava-Deniz Yolu Projesi. Çin’in bu üç stratejisini çok iyi değerlendirmek lazım. Çünkü Çin’in amacı oradan buraya mal satmak. O bizim için çok büyük bir tehlike. Bir yerde de fırsat, aynı yoldan biz de ürün gönderebiliriz. Burada Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) devreye giriyor. Mısır’a bizim ürünlerimiz artık girmiyor çünkü Mısır Devleti bize ek vergiler uyguladı. Çin’e bizim çoğu ürünümüze yüzde 20’in üzerinde vergi uygulanıyor. 20 milyar dolara yakın ürün ithal ediyoruz ama bunun karşılığını veremiyoruz. Gerekirse Çin Devleti ile anlaşma yapmalıyız. Eşit şartlarda olunsa Türk üreticisi, Çinli üreticiden daha avantajlı daha kaliteli olarak oralara ulaşabilir.”
Üsküdar’da Çamlıca Camii eteklerindeki, Kirazlıtepe Mahallesi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi’nin “Yerinde ve Gönüllü” dönüşümün altyapı çalışmalarında 2’nci etaba geçildi. Bugüne kadar 293 adet binanın ortadan kaldırılarak, inşaat çalışmalarına başlanan projede; bölgede yer alan kent dokusuyla uyuşmayan, riskli ve güvensiz binaların yerine Üsküdar’ın çehresiyle uyumlu, güvenli binalar yapılacak. Projenin ilk etabında inşaat çalışmaları hız kazandı.
Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in katılımıyla, gerçekleşen yıkımda, bölge sakinlerinin can ve mal güvenliğinin sağlanarak, Üsküdar’ın hak ettiği çehreye kavuşturulması yönünde tarihi bir adım atıldı. Projenin yıkım çalışmaları tamamlandığında can güvenliği olmayan 566 riskli binanın yıkımı gerçekleştirilmiş olacak.
Yıkım töreninde bir konuşma yapan Başkan Türkmen; “Bugün Üsküdar’da, Kirazlıtepe Mahallemizde, Çamlıca Camii eteklerinde devam eden kentsel dönüşüm projemiz için çok önemli bir gün! Anlaştığımız hak sahipleri ile birlikte burada dönüşümün çok önemli bir adımını atmış oluyoruz. Yaklaşık 100’e yakın bağımsız bölüm, 20-25 tane de binanın yıkımını gerçekleştireceğiz. Bir taraftan yıkım gerçekleştirirken bir taraftan da projemizin inşaatına başladık. Bulunduğumuz alan, 180 bin metre kare. Biz buraya toplamda bin 900 bağımsız bölüm yapacağız. Ve bu 1900 bölümün tamamını buradaki hak sahiplerine vereceğiz. Bizim önemli iki kriterimiz var; yerinde ve gönüllü dönüşüm. Burada yine herkes yerinde ev sahibi olacak. Kimsenin rızası olmadan yıkım gerçekleştirmiyoruz. Burada dönüşümün maliyetini de vatandaşımıza yansıtmayacağız. Temmuz 2019’dayız. İnşallah Temmuz 2021’de vatandaşlarımızı bin 900 adet konuta kavuşturacağız.” dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından (TÜİK) geçen hafta açıklanan haziran ayı konut satış istatistiklerine göre iç pazara satışlar ciddi oranda (yüzde 48.6) daralırken yabancılara konut satışları ocak ayından bu yana artmaya devam ediyor.
2019’un İlk Yarısında Konut Satışları
Bu sene, ocak ayında 72 bin 937, şubat ayında 78 bin 450, mart ayında 105 bin 046, nisan ayında 84 bin 403, mayıs ayında 96 bin 071 ve haziran ayında da 61 bin 355 adet olmak üzere ilk 6 ayda satılan toplam konut sayısı 505 bin 796 olarak gerçekleşti. Bu rakam geçen senenin ilk yarısıyla karşılaştırıldığında yüzde 21.7’lik bir daralmayı işaret ediyor.
2019’un İlk 6 Ayında Yabancı Alımları
Ocak ayında 3 bin 168, şubat ayında 3 bin 321, mart ayında 3 bin 129, nisan ayında 3 bin 720, mayıs ayında 3 bin 925 ve haziran ayında da 2 bin 689 olmak üzere 2019 yılının ilk 6 ayında yabancılara yapılan konut sayısı 19 bin 952 bin adet oldu. Yabancılara yapılan konut satışı geçen yılın ilk 6 ayında gerçekleştirilen adetlerle karşılaştırıldığında bu sene yüzde 68.86 gibi ciddi bir oranda artış olduğu görülüyor.
Yabancı Yatırımcılara 2019’un İlk Yarısında 2.99 Milyar Dolarlık Konut Satıldı
Yabancılara konut satışı gerçekleştiren Nevita International Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Akbal, yabancı yatırımcıların Türkiye’den ortalama 150 bin dolar seviyelerinde ev aldıklarını söyledi. Bu hesaba göre yabancıların Türkiye’den ilk 6 ayda yaklaşık 2.99 milyar dolarlık konut aldığı sonucuna ulaşılıyor.
Şişecam Grubu, Rusya’daki şirketi Ruscam’a ait Bor şehrindeki fabrikasında üçüncü üretim hattı için 71 milyon dolar yatırım yaptı.
Rusya’daki en büyük Türk yatırımcıları arasın yer alan Şişecam Grubu, yatırımlarını genişletmeye devam ediyor. Rusya’daki şirket olan Ruscam’a ait OOO Posuda, Nijniy Novgorod’a bağlı Bor şehrindeki fabrikasında üçüncü üretim hattı için 4,5 milyar ruble (71 milyon dolar)yatırım yaptı.
RBC gazetesinin vilayet yönetiminden yapılan açıklamaya dayandırdığı habere göre, üçüncü hattın kapasitesi günlük 205 ton.
OOO Posuda Bor Fabrikası 2004 yılında tek üretim hattıyla faaliyete geçti. 2008 yılında hat sayısı ikiye çıkarıldı. Üçüncü hatla birlikte fabrikanın günlük üretim kapasitesi 415 tona yükseldi.
OOO Posuda, barlar ve restoranların yanı sıra Auchan, Ikea ve Lenta gibi perakende zincirlerine ürün tedarik ediyor.
Ruscam Pazara Damgasını Vurdu
Cam Ambalaj Grubu-Rusya Başkanı, Ruscam Steklotara Holding (şirketi) Başkanı ve Genel Müdürü Aydın Süha Önder, Rusya’nın saygın ekonomik dergisi Russian Business Guide’e (RBG) geçen sonbaharda verdiği demecinde şirketin Rusya’daki son durumu ile ilgili şu bilgileri vermişti:
“Şişecam 1935’ten beri faaliyet göstermekte ve 80 yılı aşkın süredir Türkiye’nin en büyük cam üreticisi konumundadır ve şu anda dünyada cam üreten şirketler arasında beşinci sırada yer almaktadır. Holding, Cam ambalaj (dünya ve Avrupa’da besinci sırada), Endüstriyel ve otomotiv cam (dünyada besinci ve Avrupa’da birinci), Cam ev eşyası üretimi (dünyada üçüncü ve Avrupa’da ikinci) ve üretim kapasitesine göre dünya sıralamasında ilk ona giren, Avrupa’da ise dördüncü olan Kimyasal bölümü olmak üzere dört gruba sahiptir. Yıllık cirosu yaklaşık 3 milyar dolar olan ve 22 binden fazla çalışana işveren Şişecam Holding, 13 ülkede operasyon faaliyeti göstermekte olup ürünlerini 150’den fazla ülkede satmaktadır. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarından sonra SSCB ve Türkiye arasında bir anlaşma çerçevesinde Vladimir bölgesinden bir grup Sovyet işçi ve mühendis Türkiye’nin Çayırova şehrinde bir cam fabrikası inşasında bize yardımcı oldukları tarihi olaydan da bahsetmek gerekir. Nihayet 40 yıl sonrasında Türk uzmanları Rusya’nın Vladimir bölgesindeki Gorohovets şehrinde dönemin en modern Ruscam cam ambalaj fabrikasını açarak sembolik borcunu iade etmiş ve Rusya’nın Sovyet dönemi sonrası cam endüstrisinin gelişmesine yardımcı olmuşlardır.
Şirketin Yabancı Yatırımları Yanı Sıra Rusya’daki Diğer Tesisler
Rusya yatırımları 2001 yılında Gorohovets şehrinde cam tesisinin inşası ile başlamıştır ve o zamandan bu yana holdingin Rusya’da varlığını arttırmaya yönelik bir süreç yürütülmektedir. Holding, 17 yıl içinde Rusya ekonomisine 1 milyar Amerikan dolarından fazla değerde yatırım gerçekleştirmiştir. Ruscam cam ambalaj grubu dışında Rusya’nın Nijniy Novgorod bölgesinde cam ev eşyası üretim fabrikası ve biri inşaat diğeri otomotiv cam üretimi olmak üzere Tataristan Cumhuriyeti serbest ekonomi bölgesinde kurulu iki tane cam fabrikası bulunmaktadır. Tabii ki, Şişecam Holdingin Rusya’daki en büyük birimi Vladimir, Vologda, Leningrad ve Krasnodar bölgelerindeki tesisleri yanı sıra Başkortostan Cumhuriyetinde yerleşik ve eski Sovyetler bölgesinin en büyük cam ambalaj fabrikasını da bünyesinde bulunduran Ruscam cam ambalaj grubudur. Şu an itibariyle söz konusu gruba ait fabrikalarımız yılda 900 bin tondan fazla cam üretmekte, bu yaklaşık üç buçuk milyar adet cam ambalaj anlamına gelmektedir. Ruscam ülkenin cam ambalaj pazarındaki %23’lük üretim payı ve 2 bin 500 çalışanı ile lider konumundadır. Holding’in yabancı şirketlerine gelince bahsettiğim 13 ülke arasında İtalya, Almanya, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Mısır, Hindistan gibi ülkeler yer almaktadır.
Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği değişti. 26 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete ile yayımlanan yeni Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği haberimizde.
26 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete sayısı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği için değişikliğe gitti.
Yapılan değişiklik ile beraber kamu ve özel kuruluşların bünyesinde kurulan laboratuvarlara Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Merkez Yapı Denetim Komisyonu tarafından izin belgesi verilerek onaylanması ve laboratuvarların denetim hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili usul ve esaslar yeniden belirlenmiş oldu.
Yeni yönetmelikte laboratuvar izin belgesi ve kullanımı ile ilgili görev, yetki ve yükümlülüklerin yanı sıra başvuru için gerekli şartlar, işlemler, denetimler ve fesih ile ilgili işlemler hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çok önemli değişiklikler yapıldı.
TÜİK 2019 Temmuz ayı sektörel güven endeksini yayınladı. Mevsim etkilerinden arındırılmış inşaat sektörü güven endeksi bir önceki ayda 50,4 iken, Temmuz ayında %3,8 oranında artarak 52,4 oldu. Hizmet ve perakende ticaret güven endeksi sonuçları haberimizde.
Mevsim etkilerinden arındırılmış inşaat sektörü güven endeksi bir önceki ayda 50,4 iken, Temmuz ayında %3,8 oranında artarak 52,4 oldu. İnşaat sektöründe bir önceki aya göre; alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi ve toplam çalışan sayısı beklentisi endekslerinin her ikisi de %3,8 artarak sırasıyla 38,7 ve 66 değerlerini aldı.
Hizmet Sektörü Güven Endeksi 83,5 Oldu
Mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi Haziran ayında 85,4 iken, Temmuz ayında %2,2 oranında azalarak 83,5 oldu. Hizmet sektöründe bir önceki aya göre; iş durumu, hizmetlere olan talep ve hizmetlere olan talep beklentisi endeksleri sırasıyla %2,9, %1,6 ve %2,1 azalarak 79,2, 77,8 ve 93,5 değerlerini aldı.
Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi 90,4 Oldu
Mevsim etkilerinden arındırılmış perakende ticaret sektörü güven endeksi Temmuz ayında %3 oranında azalarak 90,4 oldu. Perakende ticaret sektöründe bir önceki aya göre; iş hacmi-satışlar, mevcut mal stok seviyesi ve iş hacmi-satışlar beklentisi endeksleri sırasıyla %2,9, %0,9 ve %5,5 azalarak 79,7, 105,4 ve 86,3 değerlerini aldı.
Kıbrıs’ın en seçkin inşaat şirketlerinden olan Emtan İnşaat’ın Girne’deki yepyeni projeleri için ön talepler toplanmaya başladı. Villadan rezidansa kadar sayısız konforlu yapılarıyla size dört dörtlük bir hayatın kapılarını aralayan Emtan İnşaat’ın projeleri ise şöyle:
Emtan Deluxia
Emtan Deluxia Projesi birbirinden lüks 3 ve 4 yatak odalı olmak üzere toplamda 10 villadan oluşuyor. Çatalköy bölgesinde bulunan ve denize yürüme mesafesinde olan bu projenin 4 odalı villa tiplerinde özel havuz imkanı bulunuyor. Ocak 2020’de anahtar teslimi yapılacak Emtan Deluxia projesinde, her villaya özel şöminesi, merkezi ısıtma sistemi, klima ve kapalı garajı ile sizin ve ailenizin ihtiyacı olan rahatlığı burada bulmuş olacaksınız.
Emtan Green Park
Emtan Greenpark, Girne Alsancak bölgesinin tam girişinde, muhteşem bir lokasyonda bulunuyor. 8 blok ve 40 adet 2+1 lüks daireden oluşan bu projede jeneratör sistemi, klima sistemi, interkom sistemi, 7/24 güvenlik, bariyer sistemi, cctv güvenlik kamera sistemi ve ortak havuz mevcut. Projenin anahtar teslimi ise Haziran 2020.
Emtan Trio
Modern mimarisiyle öne çıkan ve 3 blok 31 daireden oluşan Emtan Trio projesinde 2+1, 3+1 ve 3+1 penthouse seçenekleri var Projede açık ve kapalı otoparka ek olarak Jeneratör sistemi, klima sistemi, interkom sistemi, yangın alarm sistemi, asansör ve cctv güvenlik kamera sistemi bulunuyor. Projenin anahtar teslimi ise Ekim ayında yapılacak.
Emtan Point
Türk Mahallesi’nin tam merkezinde bulunan Emtan Point Projesi 15 daire ve 2 adet ticari alandan oluşan butik bir proje ve 1+1, 2+1 ve 3+1 daire seçenekleri bulunuyor. Haziran 2021’de anahtar teslimi yapılacak projede jeneratör sistemi, klima sistemi, interkom sistemi, yangın alarm sistemi, asansör ve cctv güvenlik kamera sistemi mevcut.
Emtan Quattro
Haziran ayında anahtar teslimi yapılmış olan Emtan Quattro Projesi 22 adet 2+1, 14 adet 3+1 ve 6 adet dublex penthouse seçenekleri olan tüm daireler sahiplerini buldu. Profesyonel ve modern çizgileriyle Girne Merkez’e fark katan bu projede kiralanmak üzere her biri 240 metrekare kullanıma sahip 2 ticari alan bulunuyor.
Detaylı bilgi için Emtan İnşaat’a 0392 815 47 43 ve 0548 835 44 33 no’lu telefonlardan ulaşabilirsiniz.
İmar başvurusu son ödeme tarihi uzatıldı. Ancak konu hakkında yapılan en büyük hata son ödeme tarihi için tanınan süre konusunda yaşanıyor.
Yapı kayıt belgesi son ödeme tarihi aslında 31 Aralık 2019 tarihinde değil, 31 Temmuz 2019 tarihinde sona erecek. Yani ödemelerin devam etmesi için bu tarihe kadar toplam yapı kayıt belgesi tutarının en az yüzde 25’lik bölümünün yatırılmış olması şartı aranacak.
Örnek vermek gerekirse yapı kayıt belgesi ücreti 20 bin lira olan bir kişinin bu rakamın en az 5 bin lirasını 31 Temmuz 2019 tarihine kadar yatırması şartı aranacak. Kalan 15 bin liralık bölüm ise 31 Aralık 2019 tarihine kadar yatırılarak toplam ücret tamamlanacak. 31 Aralık 2019 tarihine kadar toplam tutarı yatıran kişiler yapı kayıt belgesi almaya hak kazanacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Her Ay Faiz İşletecek
Uygulanacak olan yasa gereği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı her ay geç yatırılan kalan tutar için yüzde 2 olacak şekilde gecikme faizi tahakkuk ettirecek. Ancak vatandaşa 31 Aralık tarihine kadar ödeme kolaylığı sunmuş olacak. Bu haktan yararlanmak isteyen kişilerin mutlaka 31 Temmuz 2019 tarihine kadar toplam yapı kayıt belgesi ücreti için yüzde 25’lik tutarı banka hesabına yatırmış olma şartı aranacak.
Çanakkale Boğazı’na inşa edilen 1915 Çanakkale Köprüsü’nün 2 ay önce batırılan, Avrupa ve Asya yakası kule kesonları üzerinde ayaklar yükselmeye devam ediyor.
1915 Çanakkale Köprüsü projesinin tüm kalıcı çelik yapılarının imalatlarını yapan Çimtaş, her biri 800 ton ağırlığında olan ilk kule bloklarını tamamladı. Deniz içinde 318 metrelik köprü kulesini oluşturacak kırmızı renge boyalı 4 kule bloğu, Gelibolu Sütlüce’deki köprü şantiyesine ulaştı.
Çanakkale Boğazı’nda, Gelibolu’ya bağlı Sütlüce ve Lapseki’nin Şekerkaya mevkileri arasında inşa edilen 1915 Çanakkale Köprüsü’nün temeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart 2017’de atıldı. Cumhuriyetin kuruluşunun 100’üncü yılını simgeleyen, 2 bin 23 metrelik orta açıklığıyla tamamlandığında, dünyanın en uzun kuleler arası açıklığa sahip asma köprüsü olması beklenen 1915 Çanakkale Köprüsü’nün Avrupa ve Aysa yakasında, deniz içindeki temelini oluşturan kule kesonları 2 ay önce batırıldı. En zor aşamalardan biri tamamlanırken, deniz içindeki kule ayakları da yükselmeye devam ediyor. Boğazın iki tarafında da köprünün hızla yükselen ayakları net olarak görülmeye başladı.
1915 Çanakkale Köprüsü Projesi’nin tüm kalıcı çelik yapılarının imalatlarını yapan Çimtaş, bu proje kapsamında her biri 800 ton ağırlığında olan ilk kule bloklarının 1915 Çanakkale Projesi şantiyesine sevkiyatını gerçekleştirdi. Deniz yoluyla getirilen kırmızı renge boyanmış 4 kule bloğu, Gelibolu’daki Sütlüce mevkisinde bulunan şantiyeye alındı. Kule blokları buradaki işlemleri tamamlandıktan sonra deniz üzerindeki kule kesonlarının üzerine monte edilecek. Aynı bloklardan birçok parça daha inşa edildikten sonra yine köprü inşaat alanına getirilerek, üst üste konulmaya devam edecek. Böylece Türk bayrağının renklerini alacak olan 318 metrelik köprü kuleleri tamamlanacak. Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümü günü olan 18 Mart’ı temsil eden 318 metre yüksekliğindeki kulelerin üst kısmı da, Seyit Onbaşı’nın Çanakkale Savaşı’nda namluya sürdüğü top mermisini temsil edecek şekilde olacak.
Köprü, 770’er metre yan açıklıklar ile birlikte toplam 3 bin 563 metre uzunluğunda olacak. 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleri ile toplam geçiş uzunluğunun 4 bin 608 metre olması öngörülen köprü, 2×3 trafik şeritli olacak. Yaklaşık 45,06 metre genişlikte ve 3,5 metre yükseklikte olması öngörülen köprü tabliyesinin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları olacak. Her iki kule temeli yaklaşık 40 metre derinlikte deniz tabanında konumlandırılacak ve çelik kule yüksekliği yaklaşık 318 metre olacak. Proje kapsamında 1 asma köprü, 2 yaklaşım viyadüğü, 4 betonarme viyadük, 6 alt geçit köprüsü, 38 üst geçit köprüsü, 5 köprü, 43 alt geçit, 115 çeşitli ebatlarda menfez, 12 kavşak (devlet yolu üzerindeki kavşaklar dahil), 4 otoyol hizmet tesisi, 2 bakım işletme merkezi, 6 ücret toplama istasyonu inşa edilecek. 1915 Çanakkale Köprüsü, 18 Mart 2022’de tamamlanarak hizmete açılacak.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) İnşaat Sektörü Analizi’nin Temmuz 2019 sayısını yayımladı. Türk müteahhitlik firmaları, yurt içinde artan zorluklar üzerine yurt dışına yoğunlaştı.2019 yılı ilk 6 ayında üstlenilen yeni proje sayısı 109’u buldu. Yıl sonunda proje tutarında hedef; 20 milyar dolar.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), makro ve mikro ekonomik verileri küresel ve ulusal ölçekte titiz bir çalışmayla bir araya getirdiği, bu nedenle sektörün yanı sıra tüm ekonomi çevrelerinin de ilgiyle takip ettiği İnşaat Sektörü Analizi’nin Temmuz 2019 sayısını yayımladı.
“Sırada Ekonomi Var“ başlıklı İnşaat Sektörü Analizi’nde; Türk müteahhitlik firmalarının, son dönemde yurt içinde artan zorluklar üzerine yurtdışına daha çok yoğunlaştığı vurgulanarak, “Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri’nde 2019 yılı Ocak- Haziran döneminde 5,1 milyar ABD Doları tutarında toplam 109 proje üstlenilmiştir. Böylece bugüne kadar üstlenilen proje sayısı 9 bin 700’ü aşarak toplam proje tutarı 386 milyar ABD Doları’na ulaşmıştır” denildi.
Sektörün son dönemde çok sayıda ülkede proje takibine ağırlık verdiği kaydedilen raporda, “Mevcut tablo, bu yıl sektörün yurtdışında 10 bininci projesini üstleneceği ve yeni proje tutarında 2018’de yakaladığı 20 milyar ABD Doları düzeyine tekrar ulaşacağı şeklinde yorumlanmaktadır” ifadesine yer verildi.
“Katma değeri yüksek projelere ihtiyaç var”
Raporda, “Müteahhitlerimizin katma değeri yüksek projelerde yer almasının temin edilmesi bir diğer öncelikli hedeftir. Uluslararası pazarlardaki konumumuzu daha da güçlendirmemiz için firma ölçeklerinin büyütülmesi ile firmalarımızın ortak iş yapma bilincinin artırılması ve teknik müşavirlik sektörümüzün de desteklenerek güçlendirilmesi önem taşımaktadır” değerlendirmesi de yapıldı.
“Dünya”, “Türkiye” ve “İnşaat Sektörü” ana başlıkları altında toplanan 28 sayfalık Türkiye Müteahhitler Birliği İnşaat Sektörü Analizi’nde özetle şu tespitlere yer verildi:
Konjonktür Doğru Değerlendirilirse Daha Olumlu Bir Tablo Çizilebilir
ABD ve Avrupa Merkez Bankalarının parasal genişlemeye dönük kararları, konjonktürün doğru değerlendirilmesi halinde Türkiye’nin önümüzdeki bir yıllık süre için telaffuz edilen yaklaşık 177 milyar ABD Doları tutarındaki dış yükümlülüğünü hem daha kolay hem de daha ucuza yenileyebilmesinin, dolayısıyla kur ve enflasyon tarafında daha olumlu bir tablonun oluşmasının önünü açabilecektir. Bu anlamda fonlama açısından küresel görünüm de olumlu beklentiler sunarken Türkiye’nin fırsatları değerlendirmesi gerekecektir.
Sektörde Daralma Sürüyor
Ekonominin lokomotifi olan inşaat sektöründe geçen yıl başlayan daralma bu yılın ilk çeyreğinde de sürmüştür. 2018 yılının son iki çeyreğinde %5,6 ve %8,7 oranında küçülen sektör, bu yılın ilk çeyreğinde de %10,9 düzeyinde daralmıştır. TÜİK’in Ocak- Mart 2019 GSYH verileri, ana sektörler kapsamında en fazla daralmanın inşaatta gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Son üç aylık inşaat faaliyetlerine ilişkin alt endeks ise, 2018 yılı Ocak ayında 95,6 iken Eylül’de 61,5’e gerilemiş ve Aralık ayında 59,9 olmuştur. Sektördeki daralmanın bir göstergesi olan endeks, 2019 yılı Haziran ayında ise 55,4 düzeyine inmiştir.
6 Bine Yakın Dosyanın Temmuz Ayında Sonuçlanması Bekleniyor
Yüksek maliyet artışları nedeniyle işleri durma noktasına gelen ve iflasa sürüklenen yükleniciler için getirilen tasfiye/devir/süre uzatımı düzenlemesi ile ilgili ciddi belirsizlikler ve sıkıntılar yaşanmaktadır. Daha önceki benzer uygulamalardan farklı olarak, bu kez işveren idarelere yapılan başvuruların değerlendirilmesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görüşünün alınması şartı getirilmiştir. Bu çerçevede Hazine ve Maliye Bakanlığı’na iletilmiş sözleşme tutarı yaklaşık 170 milyar TL olan 6 bine yakın dosyanın başvurularının Temmuz ayı içinde sonuçlandırılması beklenmektedir. Ayrıca benzer sıkıntıların bir daha yaşanmaması için önümüzdeki döneme yönelik olarak; hem idareleri hem firmaları mağdur etmeyecek, piyasadaki fiyat dalgalanmalarını adil biçimde yansıtacak gerçekçi bir fiyat farkı hesap yöntemi belirlenmesi sektörün öncelikli talepleri arasında yer almaktadır.
Yapısal Reformlar Uygulamaya Konulmalı
Seçimlerin tamamlanması ve ABD ile S-400 konusunda kaydedilen gelişmeler ile siyasi belirsizlikler kısmen de olsa geride bırakılırken; sıra ekonomideki sorunların çözümü için atılacak adımların seçimine ve atılmasına gelmiştir. Ekonominin verimli ve şoklara karşı dayanıklı hale getirilmesi amacı taşıyan orta ve uzun vadeli yapısal reformların uygulamaya konulması gerekmektedir.
Türk Bankalarının Etkin Tanıtımı Yapılmalı
Müteahhitlerimizin yurt dışında son dönemde çok sayıda pazarda teminat mektubu ve kontr-garanti sorunu artmıştır. Çözüm için Türk bankacılık sistemi ile Türk bankalarının etkin tanıtımının yapılarak, bankalarımızdan alınacak teminat mektuplarının bu pazarlarda doğrudan kabul edilmesini sağlayacak adımlar atılması ve konunun resmi temaslarda gündeme getirilmesi önemlidir.
Rusya’da Yeniden 5-6 Milyar Dolar
Rusya, 1972 yılından bu yana müteahhitlerimizin tüm yurt dışı projelerinden aldığı %19,7’lik payla lider konumunu sürdürmektedir. Rusya’da kısa sürede 2012-2015 yıllarındaki ortalama 5 – 6 milyar ABD Doları/yıl potansiyel proje tutarına yaklaşılmasının mümkün olduğu öngörülmektedir.
Irak’ın Yeniden İmarında Önemli Pay Alınabilir
Irak’ta “barış ekonomisi”nin devreye girmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından Bağdat’ta “Irak’ın Yeniden İmarı için Türkiye – Irak İnşaat Forumu” düzenlenmiştir. Forum’un ikincisinin Türkiye’de düzenlenmesi yönünde çalışmalar sürmektedir. Türk müteahhitlerinin Irak’ta birikmiş alacaklarının ödenmesi ve mevcut projelerinin tamamlanması ile savaşın ardından başlaması beklenen yeniden imar çalışmalarından geçmişten gelen ortak çalışma deneyimi kapsamında önemli pay alabileceği değerlendirilmektedir.
2,5 Trilyonluk Afrika Pazarı
Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması’nın 7 Temmuz’da yürürlüğe girmesiyle; 1,2 milyar insanın yaşadığı 2,5 trilyon ABD Doları ekonomik büyüklüğe sahip dünyanın en büyük ticari pazarı devreye girmiştir. Bu gelişme, inşaat sektörünün son dönem potansiyel pazar olarak yakından takip ettiği kıtada Türk ürünlerinin dolaşımını ve yaygınlaşmasını kolaylaştırarak bölgede proje üstlenen müteahhitlerimizi girdi akışında destekleyebilecektir.
Japonya’yla Üçüncü Ülkelerde İşbirliği
Son dönemde üçüncü ülkelerde işbirliği girişimleri kapsamında başta Afrika ve Avrasya olmak üzere Türk firmalarının girişimcilik yeteneği ile yerel pazar bilgisinin, Japonya’nın finansman imkânları ve teknolojisiyle buluşturulması hedeflenmektedir. Bunun için TMB tarafından Japon Bakanlık, kuruluş ve firmaları ile birlikte çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmiştir.
Konut Fiyatları Düşüyor
Türkiye genelinde konut fiyatları ve stok erime hızı düşmektedir. 2019 yılı sonuna kadar uzatılan vergi teşviğine rağmen yılın ilk yarısında konut satışlarında gerileme artmış, ekonomideki belirsizlik ortamı arz ile talebin buluşamadığı tabloyu oldukça belirgin kılmıştır. Türkiye’de halen konut ihtiyacı mevcut iken satışlardaki bu durum, yüksek faiz nedeniyle alıcıların birikimlerini mevduatta değerlendirmesi, düşen alım gücü ve geleceğe yönelik endişelerin bir sonucu olarak açıklanmaktadır. Sektör temsilcileri belirsizliklerin ortadan kalkması ve finansman koşullarının iyileşmesi halinde ancak yılın son çeyreğinde konut segmentinde toparlanma beklentisini dile getirebilmektedir.
Kamulaştırma çalışmaları tamamlanmak üzere olan ve 842 dönüm arazi üzerine kurulan Buharkent OSB’de hızla altyapı çalışmalarına başlanacak. Parselizasyon işlemlerinin ardından sanayi parselleri talepte bulunan sanayicilere tahsis edilecek. Bu şekilde 2019 yılının ikinci yarısında yatırımcılar inşaatlara başlayabilecek.
Bölge ile ilgili bilgi veren Buharkent Belediye Başkanı ve aynı zamanda Buharkent OSB Başkanı Mehmet Erol, “Buharkent Belediye Başkanlığı olarak Buharkent OSB Müteşebbis heyetine dahil olduk ve 5 yıldır yönetimsiz olan Buharkent OSB yönetim kurulunu 2014 yılında yeniden oluşturarak sorumluluğu üzerimize aldık. OSB Yönetim Kurulu Başkanlığına Belediye Başkanı olarak seçildim. İlçemiz ortakçı mahallesi Taşbuzağı mevkiinde bulunan 842 bin metrekare alana sahiptir. Kamulaştırmalar tamamlanmak üzere olup 2019 yılında altyapı çalışmaları ardından faaliyete geçecektir” dedi.
Yatırımcının Gözdesi
Buharkent OSB’nin Denizlili yatırımcıların gözdesi haline geldiğini ifade eden Başkan Erol, “OSB’de birçok firmaya yer tahsisi yapılmış. Yatırımcımız bir kablo firmasına ilk inşaat ruhsatı düzenlenmiş olup inşaatın temeli atılmış ve bina hızla tamamlanmaktadır. 2002 yılında kurularak tüzel kişilik kazanan ve imar planı hazırlanmış olan ancak 2009 yılından itibaren de yönetimsiz bırakılan Buharkent OSB’de yatırıma yönelik bir ilerleme kaydedilememiştir. Bu haliyle Bakanlık tarafından da tasfiyesi gündeme getirilmiş olan Buharkent OSB’nin faal hale getirilmesi ve yatırımcıya sunulması amacıyla hukuki işlemler tamamlandıktan sonra 2015 yılında Yönetim Kurulu oluşturulmuştur ve Buharkent Belediye Başkanı olarak Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendik. Bu aşamadan sonra da yoğun bir şekilde tanıtım faaliyetine başladık ve bunun sonucu olarak Buharkent Organize Sanayi Bölgesi yatırımcının ilgi odağı haline gelmiştir” diye konuştu.
Son Aşamaya Geldi
Yönetim Kurulunun yeniden oluşması ile gelen arsa tahsis taleplerini de dikkate alarak kamulaştırma ve imar planı revizyon çalışmalarına hemen başlandığını belirten Başkan Erol, “İmar planı revizyonu çalışmalarına göre Buharkent Organize Sanayi Bölgesinde 648 bin 310 metrekarelik alanda 34 adet sanayi parseli oluşmuş, bu alanın tamamı talep edilmiş ve hatta bunun üzerinde 300 bin metrekarelik daha arsa tahsis talebi alınmıştır. Şu an imar planı revizyonu çalışması son aşamaya gelmiştir ve kamulaştırmayla ilgili birkaç parsele ilişkin yargı sürecinin bitmesi beklenmektedir. Kamulaştırmanın sona ermesiyle parselizasyon işlemleri yapılıp, sanayi parselleri talepte bulunan sanayicilere tahsis edilecektir. Bu şekilde 2019 yılının ikinci yarısında yatırımcılar inşaatlara başlayacaktır” diye konuştu.
Mehmet Erol, bölgede metal, ağaç, inşaat, gıda ve tarım ürünleri ve tekstil sektörlerinin temsilcilerinin yer alacağını, Türkiye ihracatında ilk 100’de yer alan önemli bir yatırımcı olan Seval Kablo’nun Aydın ihracat ve istihdam rakamlarına önemli bir katkı sağlayacağını kaydetti.
Özelleştirme İdaresi 10 ilde bulunan taşınmazları 20 bin liradan başlayan fiyatlarla satışa sundu. Yatırım yapmak isteyenler için büyük fırsat başladı!
24 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı taşınmaz ihalesi düzenleyeceğini duyurdu.
20 Bin Liradan Başlayan Fiyatlarla Yatırım Yapma Fırsatı
Satışa sunulan listede farklı illerde yer alan çeşitli taşınmazlar 20 bin liradan başlayan fiyatlarla satışa sunuldu.
Listede aralarında Ankara, İzmir, Şanlıurfa, Afyon, Muğla, Aydın, Ağrı, Erzurum, Tokat, Niğde ve Muş’un da yer aldığı 10 farklı ilde yer alan 18 farklı taşınmaz çeşitli fiyatlarla ihaleye çıktı.
Yatırımcılara Duyuru
Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığından:
T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (İdare) tarafından aşağıdaki tabloda belirtilen Varlıklar 4046 sayılı Kanun hükümleri kapsamında “satış” yöntemiyle özelleştirilecektir.
İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, sektörün bu yılın ocak-mayıs döneminde ihracat fazlası verdiğini belirterek, ilk kez ihracatın ithalatı karşılama oranının artıya geçtiğini açıkladı.
İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, sektörün bu yılın ocak-mayıs döneminde ihracat fazlası verdiğini belirterek, ilk kez ihracatın ithalatı karşılama oranının artıya geçtiğini açıkladı.
Şanal, yazılı açıklamasında, sektör olarak hedeflerinin dış ticaret fazlası oranındaki artışı yıl sonuna kadar korumak ve devam ettirmek olduğunu vurguladı.
Sektörün yılın 5 aylık döneminde 1 milyar 951 milyon dolar ithalat, 1 milyar 978 milyon dolar da ihracat gerçekleştiğini aktaran Şanal, ihracat pazarlarını genişletmeyi amaçladıklarının altını çizdi. Şanal, şunları kaydetti: “Bugün hedeflerimize ulaştığımızı görmek mutluluk verici. Bir süredir ülkemizde yaşanan ekonomik durgunluğa rağmen sektörümüzde yaşanan olumlu gelişmeler, birlik ve beraberliğimizin, azmimizin ürünüdür. İSİB olarak kurulduğumuz günden bugüne sektör firmalarımız, üyelerimiz, birlik ve beraberlik içinde hareket etti. Amacımız bu birliğimizi korumak ve ihracat fazlası vermeye devam eden bir sektör olmaktır.”
Döviz kurunda yaşanan yükseliş, inşaat sektörünün iç pazarda küçülmesi, yerli ürünlerin kullanım oranlarının artması ve yabancı sermayeli firmaların daha önce ithal ettiği ürünleri Türkiye’de üretmeye başlamasının ithalatın gerilemesinde etkili olduğunu aktaran Şanal, “Tüm bu gelişmeler iklimlendirme sektörünün dış ticaret fazlası vermesinin önünü açtı. Sektörün alt kırımlarına baktığımızda ısıtma sistem ve elemanları, soğutma sistem ve elemanları ile yalıtımda ihracat fazlası verdik, bu alanlarda iyi durumdayız.” ifadesini kullandı.
Şanal, 2019 sonu itibarıyla ihracatı 5 milyar doların üzerine çıkarmayı hedeflediklerini de vurguladı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Türk inşaat şirketlerinden övgüyle bahsetti.
Dnipro kentinde bir denetim sırasında yol inşaatlarındaki sorunlara değinen Zelenski, “Normal bir şirketle, mesela bir Türk şirketiyle çalışabilirsiniz. Bu işi onlara sipariş edin” dedi. Kara yollarının düzeltilmesi için talimat veren Zelenki, “Lütfen bu yolu nasıl yapacağımızı söyleyin. Mazeret üretmeyin. Türk şirketiyle çalışın.” diye konuştu.
Yabancı Yatırımcılara Çağrı
Zelenski ayrıca yabancı yatırımcılara Ukrayna’ya yatırımda bulunma çağrısı yaptı.
Yabancı yatırımcılara İngilizce olarak seslenen Zelenski, Ukrayna’da yabancı yatırımcılar için prosedürlerin basitleştirileceğini, iş ikliminin düzeltileceğini ve altyapıya önem verileceğini söyledi.
Dünyanın farklı noktalarından yatırımcıları ülkesine yatırım yapmaya davet eden Ukraynalı lider, “Siz yatırımcıları, yatırımlarınız karşılığında inanılmaz getiriler sağlamaya davet ediyorum. Sizin başarınız bizim başarımız demek” dedi.
Zelenski, yabancı yatımcıların Ukrayna’da harcadıkları ‘her doları koruma altına alma’ sözü verdi.
Rus firması Konzern Titan-2 AŞ ile Türk firması IC İçtaş İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’den oluşan ortak girişim, Akkuyu Nükleer AŞ ile EPC sözleşmesi imzaladı.
Mersin’de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinin tasarım, inşaat ve ekipman tedarikine ilişkin Akkuyu Nükleer AŞ ile Rus Konzern Titan-2 AŞ ve IC İçtaş İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ortaklığıyla kurulan girişim arasında sözleşme imzalandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ve Rusya Devlet Atom Enerjisi Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihaçev’in de katıldığı imza töreni, Akkuyu NGS sahasında gerçekleştirildi.
Törende, Akkuyu Nükleer AŞ ile Rosatom’un bir parçası olan ve nükleer enerji sektörü tesislerinin inşaatı alanında faaliyet gösteren Konzern Titan-2 AŞ ile IC İçtaş İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ortak girişimi arasında “EPC” sözleşmesi imzalandı.
Sözleşmede imzalar, Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Anastasia Zoteeva ile “Titan-2 IC İçtaş” adı verilen ortak girişim adına Grigoriy Naginskiy ve Fırat Çeçen tarafından atıldı.
Yapılan sözleşmenin, Akkuyu Nükleer AŞ ile ortak şirket tarafından, santralin tasarlanması, ekipman tedariki ve nükleer santral tesislerinin ana kısmının yapımını içerdiği belirtildi.
Rusya Devlet Atom Enerjisi Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, konuyla ilgili açıklamasında, şunları kaydetti:
“Bugün Rus-Türk ortaklığı ile Akkuyu Nükleer AŞ, nükleer güç santrali tesislerinin tasarlanması, yapımı ve ekipman tedarikine ilişkin sözleşme imzalanmıştır. Şirketlerin ortak yetkinliklerinin, çalışma sürecinin azami etkinlikte düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesini sağlayacağını düşünüyoruz. Buradaki amacımız Rusya’daki nükleer santrallerin yapılmasında deneyime sahip olan bir yapı ile Türkiye’de inşaat konusunda büyük bir deneyime sahip olan bir yapının bir araya gelmesi. Büyük Türk inşaat holdinginin katılımı, aynı zamanda proje kapsamındaki çalışmaların yerlileştirilmesine de ivme kazandıracaktır.”
EPC sözleşmesi, Akkuyu NGS’nin kurulumuna ilişkin, tasarım, mühendislik, ekipman tedariki, kalite kontrolü, iş güvenliğinin sağlanması ve inşaat işlerinin belirtilen sürelerde tamamlanmasını kapsıyor.
İnşaat ve yapı sektöründe bütün dünyanın gözünü diktiği üç fuar, Türk inşaatçıları bekliyor.
İnşaat ve yapı sektöründe bütün dünyanın gözünü diktiği üç fuar, Türk inşaatçıları bekliyor. 42,5 milyar dolarlık projelerin hayata geçirilmesi planlanan Dubai’de düzenlenecek BIG 5 Dubai, 2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak Katar’da düzenlenen BIG 5 Qatar ve Rusya’nın ve bölgenin en büyük yapı fuarı olan Mosbuild Fuarları, pastadan pay almak şirketler için önemli bir fırsat olarak görülüyor.
Ticaret Bakanlığı’nın yurt dışı fuar organizasyonu yetki belgesi ile Paris’ten Dubai’ye Johannesburg’dan Moskova’ya, Cakarta’dan Addis Ababa’ya kadar Türk ihracatçıları için önemli olan dünyanın birçok merkezinde yılda ortalama 30 fuar düzenleyen Expotim&Ladin Grubu, yılın ikinci yarısında inşaat ve yapı sektöründe bütün dünyanın gözünü diktiği üç fuara hazırlanıyor.
Bu fuarlardan ilki bu yıl 25-28 Kasım’da 40’ıncı kez kapılarını açacak olan The BIG 5 Show Dubai Yapı ve Yapı Malzemeleri Fuarı. Türk inşaat firmaları için bölgenin en seçkin inşaat platformu olarak görülen ve birçok Türk firmasının Ortadoğu’dan aldığı sipariş kapasitesini doldurdukları bu fuara, milli katılımı Expotim&Ladin Grubu koordine ediyor. Geçen yıl fuara katılan 250’den fazla Türk firması, dünyanın 134 farklı ülkesinden gelen 70 bin profesyonel ziyaretçi ile buluştu. Türkiye bu fuarda ilk kez İtalya’yı da geride bırakarak, fuara en geniş katılım sağlayan ikinci ülke oldu. Bu yıl ise fuara ilgi oldukça fazla.
Big 5 Show Dubai, 2,5 Trilyon Dolarlık Pazarın Merkezinde
The BIG 5 Show Dubai, yer bulmanın giderek zorlaştığı bir fuar haline geldi. 2018 yılında fuara 60 ülkeden 2 bin 248 firma katıldı ve fuar 110 bin metrekare gibi çok büyük bir alanda gerçekleştirildi. Şu anda Dubai’nin merkezinde bulunduğu Körfez Bölgesi’nde yapımı planlanan inşaat projelerinin toplam değeri 2,5 trilyon dolar. Petrol ve doğal gaz ihracatçısı zengin ülkelerin olduğu Körfez bölgesi, inşaat sektörü için çok önemli iş fırsatları sunuyor. Afrika ve Asya’dan gelen ciddi alıcıların tercihi de her zaman The BIG 5 Show Dubai oluyor.
EXPO, Fuara Olan İlgiyi Artırıyor
Ayrıca, fuara bu yıl ayrı bir boyut katan bir başka konu ise Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) gerçekleşecek olan Expo 2020 Dubai. 190 ülkenin katılacağı bu organizasyon, bugüne kadar Arap dünyasında gerçekleşecek olan en büyük organizasyon olarak lanse ediliyor ve bu büyük etkinliği destekleyecek birçok inşaat ve altyapı projesi geliştiriliyor. İnşaat ve yapı malzemeleri sektörü için çok önemli ihracat fırsatı anlamına gelen bu organizasyonu destekleyecek projelerin toplam değeri ise 42,5 milyar dolar. 25-28 Kasım 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan The BIG 5 Show Dubai fuarı, Expo 2020 öncesi son yapı fuarı olacak ve Expo 2020’de pay sahibi birçok uluslararası inşaat firmasının yetkilileri de bu fuarda yer alacak.
Türkiye, Katar’ın En Önemli Partneri Oldu
Yapı ve inşaat sektörü için kritik öneme sahip ikinci fuar, yine Körfez’in önemli ülkelerinden olan Katar’da düzenlenecek olan The BIG 5 ConstructQatar Yapı ve Yapı Malzemeleri Fuarı.
Katar kişi başına düşen 130 bin dolarlık gelir ile dünyanın en zengin ülkesi. Diğer körfez ülkeleri gibi, Katar da petrol bağımlı ticari yapısını farklı sektörlerle çeşitlendirmeyi amaçlıyor. Bu sektörlerin en başında yine yapı ve inşaat sektörü geliyor. Ülkede birçok mega proje hayata geçiriliyor. Şu an çevre ülkeleri ile ilişkileri gerileyen Katar, mevcut siyasi ortamda Türkiye ile yakınlaşıyor. Türkiye’nin neredeyse Katar’da tek pazar haline gelmesi, ticari olarak yeni iş ortaklıkları, daha güçlü ticari bağlar ve sayısız işbirliği imkanı oluşturuyor. Türkiye geçen yıl Katar’a sadece yapı malzemeleri sektöründe 260 milyon doların üstünde ihracat gerçekleştirmiş olması da bunun bir göstergesi.
Dünya Kupası İçin 220 Milyar Dolar Harcanacak
Ayrıca; 2022 Dünya Kupası’nın Katar’da yapılacak olması da Katar’da inşaat ve altyapı piyasasını canlandıran ayrı bir etken. Dünya Kupası projeleri kapsamında haftada 500 milyon dolar harcama yapan Katar’da inşaat ve altyapı piyasası şu anda en hareketli günlerini yaşıyor. Ülke tanıtımı için de çok önemli olan bu uluslararası turnuvaya kadar Katar’ın ayırdığı bütçe ise 220 milyar dolar.
Expotim & Ladin Grubu; düzenlendiği ülkelerin en büyük ve en geniş katılımlı fuarları olmayı başaran ve Dubai’den sonra en büyük ikinci yapı fuarı olmaya aday The BIG 5 ConstructQatar Yapı ve Yapı Malzemeleri Fuarı’nın da Türkiye milli katılımını organize ediyor. 23-25 Eylül’de ikinci kez düzenlenecek fuara geçen yıl 34 Türk firması katılmıştı. Bu yıl ise yoğun ilgi sebebiyle, geçen yılki katılımın çok üstüne çıkılacağı öngörülüyor.
İnşaat malzemeleri ihracatı mayısta 5,39 milyon tonla miktar bazında tüm zamanların rekorunu kırarken, 2,2 milyar dolarla en yüksek ikinci aylık performansı sergiledi.
İnşaat malzemeleri ihracatı, miktar bazında mayısta 5,39 milyon tonla tüm zamanların aylık rekorunu kırarken, 2,2 milyar dolarlık değerle en yüksek ikin aylık performansını gösterdi.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneğince (Türkiye İMSAD) tarafından hazırlanan İnşaat Malzemeleri Sanayi Dış Ticaret Endeksi’nin Mayıs 2019 sonuçları açıklandı.
Buna göre, inşaat malzemeleri sanayisinde miktar olarak tüm zamanların rekoru kırılırken, değer olarak da 2013’ten bu yana ikinci kez 2,1 milyar dolar ihracat çıtası aşıldı. Ortalama ihracat birim fiyatları da mayıs ayında gerilemesine son verdi.
İthalatta ise uzun süre sonra aylık olarak 600 milyon dolar seviyesi aşıldı. Haziran ayı başındaki uzun bayram tatili nedeniyle ihracat ve ithalatın mayıs ayına çekilmesi de her iki alanda yaşanan gelişmelerin nedeni oldu.
İhracat değer olarak mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 22,2 ile önemli ölçüde arttı. İhracat Miktar Endeksi ise yine mayısta bir önceki aya göre yüzde 17,09 yükseldi. İhracat Değer Endeksi, mayıstaki önemli artışıyla geçen yılın mayıs ayının 20,75 puan üzerinde gerçekleşti.
Sanayicinin elindeki finansmanı fabrika kurarken tükettiğini belirten AYSO Başkanı Mehmet Yunus Şahin, “Devlet TOKİ mantığı ile fabrikalar yapsın, sanayiciye versin” talebinde bulundu. TV35 Televizyonu’nda Reel Ekonomi Programında Gazeteci Nihal Özken ve Ekonomi Muhabirleri Derneği İzmir Şubesi Başkanı Murat Demircan’ın sorularını cevaplayan Aydın Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yunus Şahin, “Sanayici arsa bedeli, fabrika inşaatı, makine ve teçhizat ve personel yatırımı yaptığında elindeki tüm sermayesini bitiriyor.
Sanayicinin elindeki finansmanı fabrika kurarken tükettiğini belirten AYSO Başkanı Mehmet Yunus Şahin, “Devlet TOKİ mantığı ile fabrikalar yapsın, sanayiciye versin” talebinde bulundu.
TV35 Televizyonu’nda Reel Ekonomi Programında Gazeteci Nihal Özken ve Ekonomi Muhabirleri Derneği İzmir Şubesi Başkanı Murat Demircan’ın sorularını cevaplayan Aydın Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yunus Şahin, “Sanayici arsa bedeli, fabrika inşaatı, makine ve teçhizat ve personel yatırımı yaptığında elindeki tüm sermayesini bitiriyor. Hammadde alımı, işletme giderleri, üretim ve pazarlama için elinde kaynak kalmıyor. Bankalara gittiğinde de mevcut faizlerle işini sürdürmesi, çarkları döndürmesi çok zor. O nedenle devlet arsayı OSB’lerden tahsis etsin, fabrika inşaatını yapsın, makineleri kursun fabrikayı sanayiciye uygun vadeli bir ödeme planı ile versin. Bu talebimizi iletmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mustafa Varank’tan randevu istedik. Bir darboğazdan geçen Türk ekonomisinin düzlüğe çıkması için teklifimizin olumlu karşılanacağına inanıyoruz” dedi.
TOKİ modelinin sanayicilere de uygulanmasının önemine işaret eden Şahin, konuşmasını şöyle tamamladı: “Tam işe başlayacağımız zaman para bitiyor. TOKİ tarzı bir modelle sanayiciye destek olunsun ki, işini sürdürsün, ihracat yapsın, istihdam yaratsın. Bunları yapmamız lazım. Ülkede maalesef sermaye birikimimiz yok, sanayiciye yardımcı olmalıyız. Sanayiciye yardım edersek, işini büyütür. İstihdam oluşturmak için bunlar şart.”
Türkiye’de son zamanlarda dikey mimarinin zararları bir bir ortaya çıkarken Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay dikey mimariden ziyade bundan sonra yatay mimariye geçileceğini ve konutların bu şekilde inşa edileceğini dile getirerek gayrimenkul sektörünü etkileyecek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Türkiye’de dikey mimari hem görsel açıdan hem risk açısından bir çok dezavantaja sahip olduğu gerçekleştirilen incelemelerde ortaya çıktı. hem şehir kültürünü yok ederek hem de sosyalleşme noktasında sıkıntılara yol açan dikey mimari yerine bundan sonra yatay mimarinin esas alınacağı açıklandı.
Yatay Mimariye Yönelinecek
Şehirleşmede yatay mimariye yönleneceğini dile getiren Cumhurbaşkanı yardımcısı Oktay, “Kentsel ortak yaşam, kentsel aidiyet, mahalle kültürü ve kent bilincini geliştirecek strateji ve uygulamaların yaygınlaştırılması sağlanacaktır.” ifadelerini kullanarak gayrimenkul ve emlak sektörünü yakından ilgilendiren açıklamalarda bulundu.
11. Kalkınma Planında Açıklandı
TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 11. Kalkınma Planı hakkında sunum gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, bundan sonra yaşanabilir mekanlar ve sürdürülebilir çevreye dikkat edileceğini bildirdi. Ayrıca Oktay, yapılacak olan yatay mimari ile birlikte insan odaklı, doğal hayata ve tarihi mirasa saygılı, temel kentsel hizmetlerin adil ve erişilebilir şekilde sağlandığı, yaşam kalitesi yüksek ve dayanıklı yerleşimler oluşturulması için çalışacaklarını belirtti.
81 İle Yaygınlaştırılacak
Yatay mimarinin bundan sonra uygulanacağını aktaran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Kentsel ortak yaşam, kentsel aidiyet, mahalle kültürü ve kent bilincini geliştirecek strateji ve uygulamaların yaygınlaştırılması sağlanacaktır. Kent ve mahalle kültürü ve estetik ölçütü olarak Medeniyetimizi Yaşatan Şehir Beratı ve Özgün Mahalle Sertifikası verilecektir. Şehirlerdeki kamusal alanların korunması temin edilecek ve bu alanların kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve engellilere duyarlı olarak insan-tabiat ilişkisi çerçevesinde yeniden kurgulanması sağlanacaktır. Plan döneminde şehirlerimizde sağlıklı yaşam alanları oluşturmak, kentsel yeşil alan standartlarını ve yaşam kalitesini yükseltmek için millet bahçelerini 81 ile yaygınlaştıracağız. Bu kapsamda 2023 yılına kadar 81 milyon metrekare alanda millet bahçesi yapılacaktır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün, bugün itibarıyla 800 bin ile 1 milyon arasında konut stoku bulunduğunu belirterek “Konutlar fon tarafından alınırsa sorun çözülmüş olacak. Fonu, Türkiye Emlak Katılım Bankası oluşturabilir.” dedi.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün, Anadolu Ajansı (AA) Ekonomi Masası’na konuk oldu ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Türkiye’nin yıllık konut ihtiyacının 900 bin olduğuna işaret eden Yenigün, “Son bir senedeki hareketler insanları belirsizliğe götürdü. İnsanlar önünü göremiyor, dövizde mi kalayım, yüksek faiz mi alayım, gidip daire mi alayım? Daire alımları azaldı.” diye konuştu.
Yenigün, martta Türkiye Emlak Katılım Bankasının açıldığını anımsatarak şunları kaydetti:
“Şu an konut stoku 800 bin ile 1 milyon arasındadır. Konutlar fon tarafından alınırsa sorun çözülmüş olacak. Fonu, Türkiye Emlak Katılım Bankası oluşturabilir. Bu alımlar olursa inanıyorum ki bu fon 2-3 yıl sonra daha çok para kazanacak. İnsanlar dairelerini alacaklar, hareket başlayınca işsizliğe de faydası olacak. Konut stoku müteahhitten fona geçmeli.”
Yenigün, bu öneriyi Türkiye Emlak Katılım Bankası yetkilileriyle de konuştuklarını bildirdi.
“İmar planları ada bazında olmalı”
“Her önüne gelene ruhsat verilmemesi gerektiğini” vurgulayan Yenigün, plansız konut yapılmasının sakıncalarına dikkati çekti.
Yenigün, imar planlarının toplumun vicdanını zedelemeyecek şekilde hazırlanması gerektiğini belirterek planların “parsel” değil “ada” bazında ve “master plan” olarak yapılması gerektiğini dile getirdi.
Ekonomide yaşanan gelişmelerin etkisiyle kara yolları ve demir yollarında yatırımcı kuruluşlara ayrılan ödeneklerin yüzde 70 azaldığına işaret eden Yenigün, bu süreç dolayısıyla bir tasfiye kararnamesinin çıkarıldığını hatırlattı. Yenigün, bu kararnameyle devletin beklenmeyen bir gelişme olduğu takdirde bütçesinde düzenleme imkanı bulabileceğini söyledi.
Mithat Yenigün, bu kararnameyle “fiyat farkı kararnamesi”nin de devreye girmesi gerektiğini kaydetti.
Yeni yasal düzenlemeler, KDV istisnası gibi teşvikler, yüksek döviz kuru ve artan maliyetlere rağmen yerinde sayan fiyatların etkisiyle Türkiye’deki gayrimenkullere olan yabancı yatırımcı talebini artırması bekleniyor. Bu talebin altında yatan neden ve beklentilerin iyi anlaşılması gerektiği de tüm sektör temsilcilerinin ortak görüşü olarak karşımıza çıkıyor. Peki, Türkiye’den gayrimenkul almak isteyen yabancı yatırımcıların beklentileri ne? Türkiye’deki gayrimenkul sektörünün önümüzdeki dönemdeki rotasını belirleyecek bu sorunun tek bir cevabı yok elbette…
Uzmanlara göre, Türkiye’den konut alan yabancı yatırımcıların konut tercihleri, profillerine ve geldikleri ülkelere göre değişiyor. Avrupalar Antalya ve Ege sahillerini tercih ediyorlar. Almanlar Antalya, özellikle Alanya’yı tercih ederken, İngilizler Fethiye, Didim, Dalyan gibi bölgeleri tercih ediyorlar. Rusların tercihi ise Antalya… Avrupa ülkeleri ve Rusya vatandaşları, iklim nedeniyle deniz ve güneş için geliyorlar.
Avrupalı Yaşlılar Ucuzluk Peşinde
Avrupa ayrıca yaşlılarına ucuz ve temiz hava arayışında. Avrupa’da emekli maaşı alan bir yaşlı, maaşıyla kendi ülkesinde zor geçinirken Türkiye’nin bir sahil kasabasında rahatlıkla hem de daha sağlıklı olarak yaşamını sürdürüyor. Hem sağlık altyapısı, hem ucuzluğu hem de güvenilir atmosferi, güler yüzlü, misafirperver insanı nedeniyle, Avrupalı yaşlılar Türkiye’den konut alıyorlar. Yaşlı Avrupalılar, kışın Türkiye’de, yaz aylarında ise kendi ülkelerinde yaşıyorlar. Yaz aylarında evlerini turizme açıyorlar. ABD’de vatandaşlarından Türkiye’de konut alanların genelde Afro-Amerikan kökenli olduğu belirtiliyor. Özellikle Arap kökenli ABD vatandaşlarının ezan sesi duyulan bir ülke özlemiyle Türkiye’ye yöneldiği ifade ediliyor.
Araplar İçin Yatırım Değeri Önemli
Geleceğe yönelik hazırlanan tüm raporlarda, Türkiye yatırma uygun, yükselen bir ülke olarak gösteriliyor. Türkiye 2023 ekonomik hedefleri ile dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyor. Uzmanlar, özellikle Araplar yatırımcıların Türkiye’nin yatırım değerini çok önemsediğini söylüyor. Araplar ayrıca İstanbul’un kültürel atmosferine, tarihi değerlerine, gelirken, Bursa’nın termal tesislerine, Uludağ’ına, tarihine, denizine geliyorlar. Son dönemde Türkiye’nin farklı kentlerini keşfetmeye başlayan Araplar yatırımcıların bugünlerdeki favorisi Karadeniz’in yaylaları…
Türkiye ekonomik anlamda olduğu kadar siyasal alanda da yükselen bir güç olarak gösteriliyor. Düne kadar Washington ve Londra’ya yakın olmak isteyen zengin Araplar, artık İstanbul’a da yakın olmak istiyor. Bu nedenle İstanbul’daki lüks konutları tercih ediyorlar. Av meraklı zengin Arapların ormanlık alanda villa arayışında olduğu belirtiliyor. Orta halli Arap vatandaşlar ise Türkiye’den konut alıp çocuğunu okutma veya Türkiye’de iş kurma amacıyla hareket ediyor ve bu nedenle kira getirisi olan ticari gayrimenkulleri tercih ediyor. Öteyandan bölgesel sıkıntılar nedeniyle güvenli bir liman arayan Araplar da Türkiye’de yatırıma yöneliyor.
Türk Cumhuriyetleri, Rusya içerisindeki Tataristan, Başkortostan, Dağıstan gibi Özerk Cumhuriyetler, Çin içerisindeki Özerk Uygur Bölgesi Türkleri de Türkiye’den konut alma eğilimindeler. Azerbaycanlılar ve Kazaklar yatırım için İstanbul’u seçerken oturum için Ege sahilleri ve Antalya’yı tercih ediyor.
Bu yıl tüm projeler için 16 milyar TL’lik kaynak oluşturduklarını açıklayan TOKİ Başkanı Ömer Bulut, 287 şantiyeye 140 yeni şantiye daha ekleyeceklerini belirtti. Bulut, 2020’de İstanbul’da dar gelirli vatandaşlar için yaklaşık 10 bin yeni konutu daha satışa sunacaklarını söyledi
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Ömer Bulut, TOKİ projeleri için yılsonuna kadar kullanılmak üzere 16 milyarlık TL’lik yeni kaynak oluşturduklarını söyledi. Ekonomi ve istihdama da çok yüksek oranda katkı sunduklarını belirten Bulut, “Bu yıl tüm projeler için 16 milyar liralık kaynak oluşturduk ve yılın ilk 5 ayında 5 milyar lira hak ediş ödemesi yaptık” dedi. TOKİ’nin dolaylı olarak 250 alt sektörü desteklediğini aktaran Bulut, “Bakanlığımızın desteğiyle hayata geçirdiğimiz ‘50 Bin Yeni Sosyal Konut Projesi’ kapsamında inşaat çalışmaları sürüyor. Mevcut 287 şantiyeye 140 yeni şantiye daha ekleyeceğiz, yaratılacak istihdamla yaklaşık 120 bin kişiye iş imkanı sunacağız” açıklamasını yaptı.
16 yılda 843 bin 546 konut rakamına ulaşarak 3,5 milyon vatandaşı 15-20 yıl vadelerle konut sahibi yaptıklarını dile getiren Bulut, bu süre zarfında TOKİ tarafından yaklaşık 160 milyar TL’lik yatırım yapıldığını, TOKİ’nin gelecek dönemde sosyal konut dışında üretim yapmama kararı aldığını açıkladı. 5 Mart’ta başlatılan 50 Bin Sosyal Konut Projesi başvurularının 19 Nisan’da tamamladığını, kura çekimlerine başladıklarını söylen Bulut, “Kura çekimlerini 21 Ağustos’a kadar tamamlayacağız. Bugün itibariyle 34 projede 15 bin 125 konutun kura çekimi tamamladık. 18 projede 10 bin 271 konutun da ihalesi tamamlandı ve inşaatları başlama aşamasına geldi. 8 projede ise 1686 konutumuz ihale sürecine girdi” diye konuştu.
İstanbul’a 10 Bin Yeni Sosyal konut
TOKİ’nin son yıllarda olduğu gibi bundan sonra da tüm projelerinde yatay mimari tarzında konut üreteceğini, mahalle kültürünün ön planda tutulacağını aktaran Bulut, “TOKİ olarak, konut bölgeleri ve genel şehir planlarında, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu şehircilik kriterleri doğrultusunda, mahalle kültürünü yaşatacak, vatandaşlarımızı tabiatla buluşturacak, aile, komşuluk ilişkilerini canlı tutacak yatay mimari anlayışıyla konutlar üreteceğiz” dedi. Bulut, Bakanlığın hedefleri kapsamında idare olarak 2023 yılına kadar 250 bin sosyal konutu hayata geçireceklerini kaydetti.
Bulut, 50 Bin Yeni Sosyal Konut Projesi kapsamında İstanbul’da talep toplanan 6 bin 300 konuta 300 bin üzerinde başvuru yapıldığını dile getirdi. Vatandaşların İstanbul projelerine gösterdiği yoğun talebi dikkate aldıklarını vurgulayan Bulut, 2020’de İstanbul’da dar gelirli vatandaşlar için yaklaşık 10 bin yeni konutu daha satışa sunacaklarını açıkladı.
Yerinde Dönüşüm
Kentsel dönüşümde gönüllük ve rızaya dayalı yerinde dönüşüm yaklaşımını esas aldıklarını vurgulayan Bulut, “Burada toplumsal sorumluluk anlayışıyla çalışıyoruz. Hak sahibi olarak kabul edilen vatandaşların mağdur olmaması için büyük özen gösteriyoruz. Vatandaşlarımızın rızası olmayan hiçbir kentsel dönüşüm projesine başlamayacağız” açıklamasında bulundu. Kentsel dönüşüm kapsamında sadece bugüne kadar 146 bin konutun ihalesini yaptıklarını ve 80 binin üzerinde konutun inşasını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini belirten Bulut, şunları kaydetti:
“Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın her yıl 300 bin konutu dönüştürme hedefi var. Bunun yaklaşık 30-40 bini TOKİ tarafından yapılacak. Bu doğrultuda 2019 yılı için 32 bin konutluk bir kentsel dönüşüm projesi hedefledik. Bu konutların projelerini de tamamlamak üzereyiz.
Kentsel dönüşüm sürecini açık, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yürütüyoruz. Sadece binaları yıkıp yerlerine yenilerini inşa etmiyoruz. Çevre düzenlemeleri, donatı alanlarıyla sosyal ihtiyaçları da karşılıyoruz.” Kağıthane bölgesinde toprak kayması sonrası kentsel dönüşüm projesinin hazırlandığı kaydeden Bulut, “Kağıthane bölgemizde 685 konutun projesini hazırladık. Önümüzdeki süreçte vatandaşımızın rızasını alarak yerinde dönüşümü esas alarak buradaki dönüşüm projesini hayata geçireceğiz” diye konuştu.
Millet Bahçeleri Yapıyor
Bulut, okul öncesi çocuk grubu, üniversite gençliği, kadın, erkek tüm nüfus profillerine dönük ihtiyaç ve beklentileri düşünerek yerleşim yerlerini yenilediklerini vurguladı. TOKİ olarak İstanbul’da da yoğun bir kentsel dönüşüm sürecine girdiklerini ifade eden Bulut, bu yıl kentsel dönüşüm kapsamında İstanbul’da 14 bin 76 konutun yapımını planladıklarını aktardı. Bu konutların bin 922’sinin ihalesini yapıp inşaatına başladıklarını ifade eden Bulut, bin 771 konutun ihale tarihlerini belirlediklerini, 10 bin 383 konutun proje çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kişi başı yeşil alan miktarını 15 metrekareye çıkartma hedefi doğrultusunda inşa edilmeye başlanan millet bahçelerinin 65’e yükseldiğini kaydeden Bulut, şöyle devam etti:
“İstanbul için ise 13 millet bahçesi projemiz var. Projelerimiz tamamlandığında İstanbul’a 12 milyon metrekarelik bir yeşil alan kazandıracağız. Projelerimizin içerisinde yürüyüş, koşu ve bisiklet yolları, spor alanları, amfi, oyun alanları, otopark alanları, bitkisel peyzaj alanları ve millet kıraathaneleri bulunacak. Kayaşehir 1, 2, 3 ve 4. Etap, Başakşehir Kuzey Yakası Millet Bahçesi, Esenyurt, Hoşdere, Küçükçekmece Halkalı, Pendik, Kartal, Esenler, Beşiktaş, Kadıköy, Atatürk Havalimanı, Zeytinburnu Beştelsiz Millet Bahçeleri gündemimizde. 2 milyon metrekare millet bahçesinin ihaleleri tamamlandı. 12 milyon metrekare millet bahçesi inşaatımızı tamamlandığında önemli bir miktar yeşil alan vatandaşımızın kullanımına açılacak. Vatandaşımızın rahatça gezip dinlenebileceği ortamlar mevcut olacak. Millet Kıraathanelerini gidip gördüyseniz vatandaşların gençlerin vakitlerini anlamlı bir şekilde geçirebildikleri mekanlar haline geldi. Kayabaşı, Üsküdar kıraathanelerini gidip görmenizi isterim. Çok güzel bir çalışma ortamı oluşturduk. Millet bahçeleri içerisinde bisiklet yolları, yürüyüş yolları, dinlenme alanları gibi değişik konseptler olacak.”
TİM Sektörler Konseyi Üyesi Rüstem Çetinkaya “Londra Seramik TTM’de yer alan tüm firmalar memnun. Yeni firmalar da girmek için sırada bekliyor. Mevcut yeri genişletebilmemiz halinde yeni firmalara da kapılarımızı açacağız” dedi.
Londra Seramik Türk Ticaret Merkezi (TTM) İcra Kurulu Başkanı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi Üyesi Rüstem Çetinkaya, “Londra Seramik TTM’de yer alan tüm firmalar memnun. Yeni firmalar da girmek için sırada bekliyor. Mevcut yeri genişletebilmemiz halinde yeni firmalara da kapılarımızı açacağız.” ifadelerini kullandı.
Dünya geneline yayılan Türk Ticaret Merkezleri’nin (TTM) 13’üncüsü olarak Londra’da açılan ve yapı malzemeleri grubundaki firmaları içerisinde barındıran Londra Seramik Türk Ticaret Merkezi yoluna başarı ile devam ediyor.
Londra Seramik TTM İcra Kurulu Başkanı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi Üyesi Rüstem Çetinkaya konuya ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu TTM’de benzer ürün grubuna yönelik toplam 14 Türk firması olduğunu, düzenledikleri etkinliklerle TTM’yi çekim merkezi haline getirdiklerini kaydetti.
Çetinkaya, yeni yer bulmaları durumda TTM’deki firma sayısının daha da artacağını ifade ederek, Londra’daki TTM’nin sadece seramik, doğal taş, mimari tasarım ofisleri ve yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren firmaların oluşturduğu bir merkez olduğunu, başarının en önemli nedenlerinden birinin de menfaatleri ve hedef kitleleri ortak olan şirketleri bir araya getirmek olduğunu aktardı.
İlk adımı doğru bir lokasyon seçerek attıklarını belirten Çetinkaya, TTM’nin bulunduğu Clerkenwell’i özellikle seçtiklerini ve İngiltere’ye göre dünyada metrekare başına en fazla mimarın düştüğü bölge olduğunu bildirdi.
Çetinkaya, şunları kaydetti:
“Londra’daki tasarım haftasından sonra şehirdeki en büyük tasarım etkinliği olan ve sadece mimari tasarım ve inşaat malzemeleri tasarımına yönelik olarak düzenlenen Clerkenwell Design Week’e de ana sponsor olduk. Clerkenwell Design Week herkesin bir etkinlik düzenlediği ve konuyla ilgili insanları semtte buluşturan önemli haftaydı. Bu sponsorluk bizim bilinirliğimizi ciddi şekilde artırdı. Gelenlere kendi karolarını tasarlama fırsatı verdiğimiz etkinliğimiz de büyük ilgi gördü. İngilizler bu etkinliği çok sevdi.”
“TTM’ye girmek için firmalar sırada bekliyor”
Çetinkaya, TTM’de yer alan tüm firmaların memnun olduğunu ve yeni firmaların da girmek için sırada beklediğini belirterek, mevcut yeri genişletebilmeleri halinde yeni firmalara da kapılarını açacaklarını kaydetti. TTM’lerde yer almanın prestij açısından da çok önemli olduğunu belirten Çetinkaya, “İhracat yapan bir firmanın kartvizitinde Londra veya diğer büyük merkezlerin adının yazılı olması firmanın algısını yükseltiyor. Ayrıca TTM’lerde 150 bin dolarlık firma başına tanıtım desteği veriliyor ve bu çok önemli bir fırsat. Ancak TTM’lerde firma olarak başarılı olmak için personel istihdam etmek çok önemli.” ifadelerini kullandı.
İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nde (İMİB) Başkan Yardımcısı olarak da görev yapan Çetinkaya, madencilik ve doğal taş sektörünün ihracatının son durumuna da değinerek, Türkiye’nin madende ihracat miktarı artmasına karşın ilk 6 ayda 2,13 milyar dolarla geçen yılın yüzde 6 gerisinde bulunduğunu, doğal taşta da yüzde 8,3’lük kayıpla 867 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini kaydetti.
Çetinkaya, maden ve doğal taşta en büyük alıcının Çin olduğunu ve doğal taşta Çin’e bağlı olarak geçen seneden bu yana bir gerileme yaşandığını aktaran Çetinkaya, şu ifadelerde bulundu:
“Türkiye’nin ihracatının yüzde 40’ı Çin’e. Dolayısıyla oradaki bir daralma bizi direkt olarak etkiliyor. Bunun yanında ikinci büyük pazarımız olan ABD’de de küçük bir düşüş var. Biz Trump’ın gelmesi ile ABD inşaat pazarının hareketleneceğini düşünmüştük ama tahmin ettiğimiz gibi gelişmedi. Bu iki ülkedeki düşüşe karşın son dönemde Suudi Arabistan ve Hindistan tarafında ciddi artışlar görüyoruz. Özellikle Hindistan’ın doğal taş hacminin büyüklüğünü ve 2030 öngörülerine göre Çin’e yaklaşacağını düşündüğümüzde buraya yaptığımız doğal taş satışının artması bizi çok umutlandırıyor.”
Türk Mermerinin İhracattaki Sorunu Fiyata Dayalı Rekabet
Çetinkaya, Türkiye’nin doğal taş ihracatının nasıl artırılabileceği ile ilişkin şunları kaydetti: “Elbette yeni pazar arayışlarımız sürekli devam ediyor. En fazla ithalat yapan marketler arasında ilk üçteyiz. Bizim sorunumuz fiyatımız. Türk mermeri son derece kaliteli bir mermer olmasına ve en iyi teknoloji ile üretilmesine karşın sunduğu fiyatı ile rekabet etmesi lazım. İtalyanlar bizim fiyatımızın iki katına satış yapabiliyor. Türk mermeri algısını daha da yukarılara taşımak için birlik olarak çalışmalar yapıyoruz. İMİB olarak fuarların ötesine geçip tüm dünyada tasarımla ilgili olan etkinliklere katılacağız. Mimari festivaller, dizayn bianelleri ve her türlü tasarım etkinliklerinde yer alıp Türk taşını anlatacağız, tasarım odaklı çalışmalar yapacağız.”
Türkiye genelinde yaşanan döviz kurundaki artış yabancıların İstanbul’dan konut alışını hızlandırdı.
Döviz kurunda yaşanan artıştan dolayı yabancı yatırımcılar İstanbul’dan ev alarak yatırım yapmaya başladı. Döviz kurundaki artışı fırsat bilen yabancı yatırımcılar yatırımlarını İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de konut alımına çevirdi.
En Pahalı Evler Beşiktaş’ta
Son açıklanan Türkiye İstatistik Kurumları verilerine göre İstanbul’dan konut alarak dövizlerini değerlendiren yabancı yatırımcılar böylelikle daha fazla kazanmanın planını kuruyor. İstanbul’daki iki yatak odalı evlerin ortalama fiyatı 400.000 TL iken, en ucuz ilçe 75.000 TL ile Beylikdüzü ve en pahalı ilçe 600.000 TL ile Beşiktaş oldu.
Yabancı Yatırımcılar Konut Alımını Hızlandırdı
Yabancı yatırımcılar, döviz fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle konut alımlarını hızlandırmakta ve yerli yatırımcıların konut satın almaları teşvik edilmektedir. Bazı bölgelerdeki konut stoklarındaki düşüş ve inşaat maliyetlerindeki artış nedeniyle, konut fiyatları gelecek yıl %50’ye kadar artabileceği öngörülürken düşen fiyatları değerlendirmek isteyenler tasarruflarını konutlara yönlendiriyor.
Toplu Konut İdaresi(TOKİ) Başkanı Ömer Bulut, “TOKİ uygulamalarındaki bizim konut satışlarımızda herhangi bir düşme söz konusu değil. Satışa sunup da talep görmediğimiz bir projemiz yok. Hatta, bizim satışa sunduğumuz konutlar, genellikle kurayla satılan konutlardır” dedi.
Toplu Konut İdaresi(TOKİ) Başkanı Ömer Bulut, “TOKİ uygulamalarındaki bizim konut satışlarımızda herhangi bir düşme söz konusu değil. Satışa sunup da talep görmediğimiz bir projemiz yok. Hatta, bizim satışa sunduğumuz konutlar, genellikle kurayla satılan konutlardır” dedi.
TOKİ Başkanı Ömer Bulut, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Mehmet Zeybek ile bazı kurum müdürleriyle toplantı yaptı. Toplantıda, Afyonkarahisar’daki müze alanı, Akmescit ve Dairecep Mahallelerindeki kentsel dönüşüm projeleri ile Cirit Kayalığı’na yapılacak Millet Bahçesi projeleri görüşüldü.
Bir termal otelde gerçekleştirilen toplantı sonrasında gazetecilere açıklama yapan Ömer Bulut, yeni dönemde de toplu konut projeleri hayata geçireceklerini söyledi. 5 Mart 2019’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 50 bin sosyal konut müjdesi verdiğini hatırlatan Bulut, “Bu kapsamda 50 bin sosyal konutun talep toplamalarını gerçekleştirdik. Kuralarını da 19 Ağustos’ta tamamlamış olacağız. Bir taraftan da inşaatlarına başladık. 15 bine yakınının inşasına başladık. Dolayısıyla 2019 yılında 50 bin sosyal konutun tamamının inşaatını başlatmış olacağız. Bakanlığımızın da önümüzdeki süreçte hem sosyal konut hem de kentsel dönüşüm noktasında hedefleri var. Bu hedefler doğrultusunda yeni konut uygulamalarımız devam edecek” dedi.
‘Konutlarımız büyük talep görüyor’
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de konut satışlarının Haziran 2019’da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 48,6 oranında azaldığının sorulması üzerine de Bulut, şöyle konuştu: “TOKİ uygulamalarındaki bizim konut satışlarımızda herhangi bir düşme söz konusu değil. Hatta, bizim satışa sunduğumuz konutlar, genellikle kuralı satılan konutlardır. Türkiye’deki konut satışları da Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından ortaya konan verilerdir. Ama konut satışlarını da sadece tapu üzerinden yapılan işlemler olarak değil de satış sözleşmeleri açısından da değerlendirmek gerekir. TOKİ olarak zaten şu anda bizim satışa çıkıp da çok talep görmeyen projemiz olmadı. Bütün projelerimize yüksek oranda bir talep var.”
TÜİK 2019 Haziran konut satışlarına göre,Türkiye genelinde konut satışları 2019 haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48,6 oranında azalarak 61 bin 355 oldu.Konut sektörünün önde gelen şirketlerinin patronları konut satışlarını değerlendirdi.
Türkiye genelinde ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 84,6 oranında azalış göstererek 7 bin 319 oldu.Yabancılara yapılan konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,5 artarak 2 bin 689 oldu.
Tamer Özyurt / Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı:
“Yılın diğer yarısında da ekonomide doping etkisi yaratmaya devam edeceğiz”
“Gayrimenkul ve inşaat sektöründe son dönemde geliştirilen markalı konut projeleri yabancı yatırımcıların yüksek katma değer ve prestij beklentilerini aynı anda karşılıyor. Yabancı yatırımcılara ülkemize yatırım yapmalarını kolaylaştıran yeni düzenlemelerin etkisiyle de satışlar, yabancı yatırımcıdan en büyük payı almayı sürdürüyor. TÜİK’in açıkladığı haziran verilerindeki yabancı yatırımcı artışı, bunun bir kanıtı niteliğinde. Veriler, haziran ayında yabancıya konut satışlarının, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30.5 artarak, 2 bin 689 rakamına ulaştığını gösteriyor. Yapılan yeni düzenlemeler ile TC vatandaşı olan yabancılar, yaz dönemini ülkemizde satın aldıkları konutlarda geçiriyorlar. Geçirdikleri zaman içerisinde de yaptıkları harcamalarla piyasalarda hareketlilik yaratıyorlar. Bir kısım yabancılar da yılın sadece bir döneminde değil tümünde Türkiye’de ikamet etmeyi seçiyor. İş odaklı yatırımlarını da ülkemizde planlayarak ticari hayatımıza hareket katıyorlar. Dolayısıyla gayrimenkul ve inşaat sektörünün temsilcileri olarak bizler, yabancı yatırımcıya konut satarak sadece satışlara yukarı yönlü bir hareket kazandırmıyor, aynı zamanda ekonomimizde doping etkisi oluşturuyoruz. Yılın diğer yarısında da bu işlevimizi artırarak sürdüreceğimize inanıyoruz.
Abdüssamet Bahadır / Bahaş Holding CEO’su:
“Yabancı yatırımcı oranındaki artışta, markalı konut üreticilerinin etkisi büyük”
TÜİK’in açıkladığı haziran ayı konut satış rakamlarına göre yabancı yatırımcı oranındaki artış, yüzde 30.5’e ulaştı. Türkiye’de yatırım ortamında yaşanan olumlu gelişmeler, sektöre yönelik yatırımları da tetikliyor. Gayrimenkul ve inşaat sektörüne yönelik yabancı yatırımcı talepleri, bu olumlu gidişatla paralel olarak ilerliyor. Özellikle yakın coğrafyamızda yer alan Orta Doğu ve Körfez ülkelerinden gelen taleplerde ciddi bir artış söz konusu. Bu ülkelerin yatırımcıları, kazançlı yatırım faktörünü çok önemseyerek, üst düzey konfor arayışına da cevap veren bir proje arayışı içinde giriyor. Dolayısıyla oturuma hazır ya da bitmek üzere olan projeleri tercih ediyor. Tüm bu unsurlar birleştiğinde, yabancı yatırımcı oranındaki artışta, markalı konut üreticilerinin prestij ve kazanç unsuruyla öne çıkan projelerinin etkisinin çok büyük olduğunu söyleyebiliriz. Sektörümüz dolaylı olarak alt sektörlerini beslerken Türkiye ekonomisi için kritik önemde yer alan sektörleri de besleyen bir yapı kazandı. Sektörümüze yatırım yapan yabancı yatırımcılar, ülkemizde vatandaşlık hakkı edinerek yatırımlarını da ülkemize kaydırıyor. Sadece sektörün satış rakamlarını artırmıyor, yatırım ortamının iyileştirilmesi noktasında da olumlu bir etki yaratıyor.
İhsan Çulhalık / İnsay Yapı Yönetim Kurulu Başkanı:
“Yabancı ve gurbetçiler, yaz tatilini yatırıma dönüştürüyor”
İçerisinde bulunduğumuz yaz ayları dolayısıyla tatilini Türkiye’de geçirmeye gelen yabancı ve gurbetçilerin etkisiyle gayrimenkul ve inşaat sektöründe yabancı oranı artış yönlü ilerliyor. TÜİK’in açıkladığı haziran satış rakamlarına göre, yabancılara yapılan konut satışlarında bir önceki yılın aynı ayına göre yaşanan yüzde 30.5’lik artışta, yapımı tamamlanan markalı konut projelerinin etkisi hayli yüksek. Yabancı yatırımcı, ülkemizde yaz tatilini yatırıma, yatırımını da oturuma dönüştürmeyi amaçlıyor. Yeni yatırım fırsatları arayıp, yeni iş olanakları yaratarak yaşamını ülkemizde devam ettiriyor. Sektörde deneyimiyle kendini ispatlamış, referans projeleriyle yatırımcı gözünde güven oluşturmuş markalı konut üreticilerini tercih ediyor. Çünkü sektörümüze yatırım yapmayı, geleceğe yatırım yapmak olarak görüyor. Satın aldığı konutun yatırımcısında, tecrübe arıyor. Finansal açıdan güçlü, kredi batağına saplanmamış, hareketli bir satış grafiğine sahip olan yatırımcıları buluyor ve aradığı konutu satın alıyor. Gurbette yıllarca çalışıp elde ettiği birikimini yatırıma dönüştürmek isteyen gurbetçilerimiz de bu dönemi fırsat olarak görüyor. İçerisinde bulunduğumuz yaz döneminde yıllık izin için ülkemize gelen gurbetçiler, satış ofislerimizi hareketlendiriyor. Bu sürecin devam edeceğini söyleyebiliriz.
Ahmad Ghassan Altınawı / Masar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı
“Yabancı yatırımcıdaki artış, 10 aylık artış zincirinin bir halkası”
Ekonominin kilit sektörleri arasında yer alan gayrimenkul ve inşaat sektörü, bu konumunu yabancı yatırımcı oranındaki artışla giderek daha da yükseltiyor. TÜİK’in açıkladığı haziran satış rakamlarına göre geçtiğimiz yılın haziran ayına oranla yaşanan yüzde 30.5’lik artış, son 10 aylık artış zincirinin bir halkasını temsil ediyor. Artış zincirine son 6 ayda da yeni halkalar eklenmesiyle, yılsonunda Türkiye tarihinde görülmemiş oranları yakalayabiliriz. Yabancı yatırımcı oranındaki artış yönlü hareketlilikte yeni düzenlemelerin etkisi tartışılmaz. Bununla birlikte markalı konut üreticilerinin imzasını taşıyan, yatırımcıları kazançlı yatırım ve yüksek yaşam standartlarıyla buluşturan projeler de Türkiye’nin dünyadaki vitrinini oluşturuyor. Sektör hem yabancı yatırımcı hem de uluslar arası proje geliştiriciler tarafından cazibe yaratıyor. Türkiye’ye duyulan güven ve sektörün gelişim alanlarının sunduğu yeni fırsatlar, piyasaya yabancı aktörleri de kazandırıyor. Türkiye’nin olağanüstü coğrafyası ve kültürel çeşitliliği, sektöre yatırım ve oturum açısından cazibe yaratıyor. Sadece büyük şehirler değil gelişmekte olan bölgeler de yabancı yatırımcının markajında. Biz bunu Düzce’de hayata geçirdiğimiz Masar Tower projemizde çok net görüyoruz. Satış ofisimizde yabancı yatırımcı hareketliliği oldukça dinamik bir şekilde ilerliyor.
2019’un ilk 4 ayında satılan gayrimenkul sayısının 642 bin adet olduğu açıklandı. Tapu başına düşen ortalama değer ise bu yıl 153 bin TL’ye yükseldi.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı verilerine göre, yılın ilk 4 ayında Türkiye genelinde konut, iş yeri, arsa, tarla tipinde 642 bin adet gayrimenkul satıldı. Bu satışlardan 2 milyar 610 milyon TL harç geliri elde edildi. Tapuda satışı gerçekleştirilen 642 bin gayrimenkul için 98 milyar TL’lik değer ibraz edilirken, ortalama tapu başına ödenen rakam 153 bin TL’ye yükseldi. Geçen yıl boyunca satışı gerçekleştirilen 2,5 milyon gayrimenkul için toplamda 341 milyar TL, tapu başına ise ortalama 136 bin 400 TL ödenmişti. AA’nın web sitesinde yayımlanan habere göre, tapu başına ödenen ortalama rakam, 2017’de 120 bin 844 TL, 2016’da 105 bin 403 TL, 2015’te 99 bin 159 TL, 2014’te 89 bin 100 TL, 2013’te 80 bin 892 TL, 2012’de 67 bin 885 TL, 2011’de ise 58 bin 494 TL şeklindeydi. TL bazında tapu değeri artarken tapuların otalama değeri son iki yıldır yaşanan kur artışları nedeniyle geriledi.
Konut ve Ofis Ağırlığı Arttı
Coldwell Banker Türkiye Ülke Başkanı Gökhan Taş, Türkiye’de ortalama bir tapu değerinin, 2004’te yaklaşık 20 bin TL seviyesinde olduğunu belirterek, bu rakamın 2019’un ilk 4 ayında 153 bin TL’yi aştığını söyledi. Oranın son 15 yılda 7 kat, son 10 yılda ise 4 kat arttığını dile getiren Taş, “Bunun ana sebebi; satılan toplam tapu adedinde arsa ve tarla oranının azalması, konut ofis ağırlığının ise artması. Nitekim satılan toplam tapu adedi 2004’te 1,2 milyon, 2008’de yaklaşık 1,4 milyon adet iken halihazırda 2,5 milyonu aşmış durumda” dedi. Taş, yıllık satılan gayrimenkul adedindeki artışın son 2-3 hız kestiğini kaydederek, “Ancak buna rağmen ortalama tapu değeri, mega şehirleri, dev yatırımları olan bir ülkede düşük kalıyor. Ortalama tapu değerinin orta vadede artışını sürdüreceğini düşünüyorum” diye konuştu.
3 Yılda Hızlı Artış
Nevita International Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Akbal, Türkiye’de ortalama tapu değerinin özellikle son 3 yıldır ciddi arttığını belirterek, 2016’da ortalama 105 bin TL olan tapu değerinin, sonraki sene 20 bin TL birden arttığını söyledi. Sonraki iki senede de ortalama 15 bin TL’lik bir değer artışının söz konusu olduğunu dile getiren Akbal, halihazırda ortalama tapu değerinde 155 bin TL’lerin konuşulduğunu bildirdi. Akbal, şunları söyledi: “Bunda yabancıya konut ve ticari satışının ciddi etkisi söz konusu. Nitekim Türkiye’de bir konut yabancıya ortalama 140 bin dolar seviyesinden satılıyor. Nevita olarak bizde ise ortalama 170 bin dolar seviyesinde. Eğer, yabancıya gayrimenkul satışında bürokratik süreç hızlanır ve sadeleşirse, yabancıya konut satışında devlet eliyle süreç şeffaflaştırılır ve yabancı yatırımcı için satın alma sürecindeki güven ortamı daha da pekiştirilirse ortalama tapu değerimizin de hızlı artışını sürdüreceğini düşünüyorum.”
Avcılar İnşaat, Türkiye ekonomisinin lokomotifi inşaat sektöründeki daralmaya dur demek için elini taşın altına koydu.
Kuruluşunun 30. yılında 925 milyon liralık üç büyük yatırıma imza atacaklarını belirten Avcılar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı İdris Avcı, “Projelerimizi banka kredisi kullanmadan, tamamen öz sermayemizle gerçekleştiriyoruz. Üç projemizle 600 kişiyi istihdam etmiş olacağız. Bu bizim yatırımcımıza, sektörümüze ve ülkemize olan güvenimizdir” dedi. TÜİK verilerine göre sektördeki maliyet artışının yüzde 46’ya ulaştığını ancak bunu satış fiyatlarına yansıtmadıklarını belirten Avcı, şöyle konuştu:
En Güvenli Yatırım
“Yatırımcısına kazandıran projeler üretmeyi seçtik. Gayrimenkul sektörü her zaman en güvenli yatırımdır. Yatırım için şu an en iyi zaman. Çünkü konut fiyatları uygun. Gayrimenkuller değerinin altında satışa sunuluyor, bir kaç ay sonra faiz oranları düşünce, fiyatlar olması gereken fiyata yükseldiğinde, bu fırsatı değerlendirenler yüzde 200 kazançlı olacak.” Avcı, projelerinde yüzde 1’in altında oranlara kredi imkanı sağladıklarını da sözlerine ekledi.
Başkent’in hızla büyüyen ilçelerinden olan Çubuk, yakın zamanda bir otobüs üretim fabrikasına da ev sahipliği yapacak. Çubuk Belediye Başkanı Baki Demirbaş, fabrikanın ilçe ekonomisine önemli bir katkı sunacağını söyledi.
Çubuk Belediye Başkanı Baki Demirbaş, ilçelerine 450 milyon TL’lik yatırımla otobüs üretim fabrikası kurulacağını açıkladı. Çubuk’a fabrika kurmak isteyen özel firma yetkilileriyle görüşen Demirbaş, projenin fizibilite raporunu inceledi. Demirbaş, geçtiğimiz günlerde girişimcilere ziyaretlerde bulunduğunu, bunların meyvesini almaya başladıklarını söyledi. Amaçlarının ilçelerine ekonomik girdi sağlayabilecek ve istihdam sorununu çözecek çalışmalar yapmak olduğunu ifade eden Demirbaş, “Her konuda yatırımcılarımıza destek vermeye hazırız. Yeter ki ilçemize ve ülkemize katkı verecek yatırımlar yapılsın” diye konuştu.
Ekonomiye Katkı Olacak
Başkan Demirbaş, ilçelerindeki havaalanı ve şehir merkezine çok yakın olmalarının yatırımcılar için büyük bir avantaj olduğunu belirterek, “Geçtiğimiz hafta MAN Türkiye A.Ş. Genel Müdürü Ufuk Doğrusöz ile görüşmüştük. MAN Türkiye A.Ş’nin yeni yatırımlar için Çubuk’u tercih etmesinden memnuniyet duyuyoruz. Yaklaşık 320 dönümlük alanda ve 450 milyon TL yatırımla kurulacak fabrika ile Ankara, otobüs üretim merkezi haline gelecek. Sadece Çubuk’un değil, Ankara’nın ve Türkiye’nin de ekonomisine büyük katkı verecek. Gençlerimize de iş imkanı sağlanacak. Bu projeyi her anlamda destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeni fabrikasını açmak için uzun süredir yer arayışında olan Alman otomobil devi Volkswagen’in Türkiye’de karar kıldığı açıklandı.
Almanya’nın saygın otomobil dergisi Automobilwoche, Volkswagen Denetleme Kurulu’nun geçtiğimiz perşembe günü karar verdiğini ve İzmir civarında kapsamlı bir fabrika açacağını ileri sürdü.
Alman şirketin uzun süredir bu önemli yatırım için Romanya, Bulgaristan ve Türkiye’de saha çalışması yaptığı biliniyordu. Volkswagen Tepe Yöneticisi (CEO) Herbert Diess, konuyla bizzat ilgilenerek son dönemlerde Türkiye, Bulgaristan ve Avusturya’ya bazı geziler düzenlemişti.
Volkswagen aldığı kararı uygulamaya koyduğu taktirde 23 yıl aradan sonra Türkiye ilk kez bir otomobil fabrikası yatırımı almış olacak. Türkiye’de en son Japon firma Honda 1996’da otomobil fabrikası açmıştı.
Volkswagen’in Türkiye Kararında Katar’ın Etkisi İddiası
Öte yandan Alman basını Volkswagen fonlarının yüzde 17’sine sahip olan Katar’ın kararda etkili olduğunu yazdı. Bunun yanında Suudi Arabistan Prensi Muhammed Bin Salman’ın söz konusu fabrikanın ülkesinde açılmasını istediği ve bununla ilgili Türkiye aleyhinde lobi faaliyetleri yaptığı iddia edildi.
Ancak elindeki fonlar vesilesiyle Volkswagen Yönetim Kurulu’nda söz sahibi olan Katar’ın, Orta Doğu’da yaşanan siyasi krizde kendisine açıktan destek veren Türkiye’den yana tavır aldığı yorumları yapılıyor.
Türkiyenin ayrıca yetişmiş insan gücü, yedek parça sanayisinin gelişmiş olması ve iç pazarın genişliği gibi etkenlerle ön plana çıktığı belirtildi. Volkswagen’in açılacak yeni fabrikayla bünyesinde barındırdığı Skoda ve Seat markalarına birçok farklı model üretmeyi hedeflediği ifade ediliyor.
2018’de Türkiye’den 1,5 Milyon Adet Araç Üretimi
Toyota, Ford, Fiat, Mercedes, MAN, Honda ve Renault gibi 14 farklı otomobil firması 2018 yılında Türkiye’de 1,5 milyonu aşkın araç üretimi gerçekleştirdi. Bu araçların yüzde 85’i ihraç edildi. Türk otomotiv endüstrisi Avrupa Birliği’nde otobüs üretiminde birinci, hafif ticari araç üretiminde üçüncü, binek otomobil üretiminde yedinci ve toplam üretimde ise dünyada on beşinci sırada yer alıyor.
Volkswagen 2018’de Türkiye’de 120 bin araç satışı gerçekleştirmişti.
Türkiye turizminin lokomotifi Antalya’da turist sayısında rekor üstüne rekor kırılırken, müşteri beklentilerinin değişmesi, rakip ülkelerle daha iyi rekabet edebilmek amacıyla tahmini 4 milyar dolar ticaret hacmine ulaşan otel yapıları yenileme pazarında beklenti yükseldi.
TÜROFED Başkanı Osman Ayık, son yıllarda turist profilinde ve müşteri taleplerinde değişimler yaşandığını söyledi. Müşterilerin artık daha yüksek, temalı, öykülü tesisleri tercih ettiğini anlatan Ayık, Antalya bölgesinde yaklaşık 600 bin yatak kapasitesi bulunduğunu, bu rakamın da çok ciddi olduğunu kaydetti. Antalya bölgesindeki otellerin yarından fazlasının en az 15 yaş ve üzeri olduğuna dikkat çeken Ayık, “Bu rakam renovasyon yapacak oteller için çok ciddi bir rakam. 15 yılı aşmış otellerde artık renovasyon zamanı gelmiş demektir ” dedi.
Toplam 4 Bin 859 Tesis Var
Türk turizminin lokomotifi Antalya’ya ise 2019 yılının ilk yarısında turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,3 artış ile 5 milyon 591 bin 996 olarak gerçekleşti.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 8 Temmuz 2019 verilerine göre, Türkiye’de bakanlık işletme belgeli 3 bin 964, yatırım belgeli tesis sayısı da 895 olmak üzere toplam 4 bin 859 tesis bulunuyor. Bu tesislerde 466 bin 186’sı işletme belgeli, 96 bin 56’sı da yatırım belgeli olmak üzere toplam 562 bin 542 oda yer alıyor. Böylece Türk turizmi 977 bin 571’i işletme belgeli, 204 bin 946’sı da yatırım belgeli olmak üzere toplam 1 milyon 182 bin 517 yatak gücüne ulaştı.
Çevreye Duyarlı Tesis
Türkiye’de çevreye duyarlı tesis açısından bakıldığında da 478 adet işletme belgeli işletme faaliyet gösteriyor. İşletme Belgeli oda sayısı 144 bin 314, İşletme Belgeli Yatak Sayısı ise 308 bin 307 olarak kayıtlara geçti.
Antalya Tek Başına Önde
Türk Rivierası olarak da nitelenen Antalya’da 91’i yatırım belgeli, 788’i de işletme belgeli olmak üzere toplam 879 turistik tesis bulunuyor. Bu tesislerden 209 bin 919’u işletme belgeli, 19 bin 468’i yatırım belgeli olmak üzere toplam 229 bin 387 oda yer alıyor. Yine Antalya ve ilçelerinde işletme belgeli yatak sayısı 452 bin 481, yatırım belgeli de 41 bin 473 olmak üzere toplam 493 bin 954 yatak ile Türk turizminin lokomotifi oldu.
Otellerin Yarısı 15 Yaşın Üzerinde
Türkiye’nin ‘Bacasız Sanayi” dediği turizm sektörü 1983’den sonra sağlanan desteklerle büyüdü ve Dünya turizm sektöründe bugünlerde ilk sıralarda yerini aldı. Otel sayısı bu süre içinde en üst seviyeye gelerek bugünkü duruma ulaştı. Antalya’da Dünya standartlarının üzerinde hizmet veren konaklama tesislerinin yarısı ise en az 15 ve daha yukarı yaşlarda bulunuyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte müşterilerin de talepleri değişmeye başladı. Oteller de müşterilerin taleplerine göre tesislerini geliştiriyor, yeniden dizayn ediyor. Yeni yeni temalı ve daha çevreci oteller ve tesisler yapılıyor.
Osman Ayık: “15 yılı aşmış otellerde renovasyon zamanı gelmiş demektir”
Başta yapı, boya malzeme gibi alanlarda durgunluk yaşayan inşaat sektörü, rekor üzerine rekor kıran turizmde tahmini 4 milyar dolarlık ticari hacmine ulaşan yenileme ve değişim yapmak isteyen otellere gözünü dikti. Türkiye otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık, son yıllarda turist profilinde ve müşteri taleplerinde değişimler yaşandığını söyledi. Müşterilerin artık daha yüksek, temalı, öykülü tesisleri tercih ettiğini anlatan Ayık, Antalya bölgesinde yaklaşık 600 bin yatak kapasitesi bulunduğunu, bu rakamın da çok ciddi olduğunu kaydetti. Antalya bölgesindeki otellerin yarından fazlasının en az 15 yaş ve üzeri olduğuna dikkat çeken Ayık, “Bu rakam renovasyon yapacak oteller için çok ciddi bir rakam. 15 yılı aşmış otellerde artık renovasyon zamanı gelmiş demektir. Ancak bu alanda da sıkıntılar yaşanıyor” dedi. Bin kapasiteli bir otel renovasyonda bir oda maliyetinin 30-40 bin dolara mal olduğunu anlatan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, şöyle devam etti. “Orta düzey bir oda renovasyonu ise en az 15 bin dolar maliyete ulaşabilir. Bin yataklı bir otel renovasyonu en az 10 -15 milyon doları aşar. Tamam, turizmde sayılar iyi gidiyor ama bu renovasyonu hangi kaynakla yapacaksınız. Sektörde ciddi sıkıntılar var. Krizden yeni çıkmaya başladık. Anca nefes almaya başladık. Sektörde bir belirsizlik var. Tüketici talepleri de değişiyor bu arada. İstek ve beklentiler farklı. Ürün yapısına ve ürün kompozisyonlarına dikkat etmek gerekir. Büyük ölçekli işletmelerin sıkıntıları artıyor. Hem pazarlama hem de tüketici talep ve beklentileri açısından zor bir süreç.”
Otel Yapıları Yenileme Pazarında Beklenti Yüksek
Öte yandan hem turizm sektör yatırımcıları, hem mimarlık şirketleri ve tasarımcılar ile yapı elemanları sektörü Kasım ayında Antalya’da Yapex İş Platformları’nda bir araya gelecek. Akdeniz Tanıtım A.Ş tarafından düzenlenen Yapex Restorasyon- Kültür Mirası ve Koruma Fuarı 6-8 Kasım 2019 tarihlerinde, Otel Yapıları, Tasarım, Yenileme Fuarı ve İş Platformu (InnDESIGN) 13-16 Kasım 2019 ile İnşaat ve Mimarlık Fuarı ve İş Platformu (YapexBUSINESS) ise 27-30 Kasım 2019 tarihlerinde düzenlenecek. Akdeniz Tanıtım A.Ş Genel Müdürü Fatih Onkar , tasarım, proje, inovasyon ve yeni malzemeleri YAPEX İş Platformlarında yatırımcılarla buluşturacaklarını söyledi. Yepyeni bir konseptle, yeni fuar ve etkinlik mekanında sektöre inovatif, sürdürülebilir ve teknolojik bir bilgi ve ticaret platformu hazırladıklarını belirten Fatih Onkar, “Özellikle turizm sektörünün yenileme ihtiyaçlarına hitap etmekte olan “InnDesign Otel Yapıları Tasarım ve Yenileme İş Platformu” 13-16 Kasım 2019 tarihlerinde Antalya kent merkezindeki Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi’nde kapılarını açacak. Fuar, sempozyum, panel, teknik sunumlar gibi bir çok etkinlikle otel yatırımcılarına yeni tasarım trendleri ile ilgili son gelişmeleri aktarılacak” dedi.
‘YAPEX organizasyonlarının artık daha yenilikçi, inovatif bir yaklaşım ortaya koyduğunu anlatan Onkar, şöyle devam etti: “YAPEX İş Platformları profesyonellerin buluşması noktası ve “İş Geliştirme” merkezi olmaya başladı. Her biri seçkin firmalardan oluşan katılımcılar ve hedefledikleri nitelikli profesyonel ziyaretçiler için düzenlenen bu iş platformları dinamik bir pazarda sektörlere iş geliştirme ortamı sağlayacak. Otel yapıları yenileme pazarında beklenti yüksek.-Yapı sektöründe pazar gelişme şansı en yüksek bölge ise Akdeniz. Turizmde üst üste rekorların kırıldığı 2018-2019 sezonları sonrası büyük bir yenileme ve revize yatırımlar bekleniyor. Profesyonel katılımcı ve sektör profesyonelleri açık olarak kent merkezinde 13-16 Kasım 2019 tarihlerinde düzenlenecek olan Otel Yapıları Tasarım ve Yenileme İş Platformu (Inndesign) hedef odaklı buluşmayı sağlıyor.”
Türkiye’de hastaların 5 yıldızlı otel rahatlığında hizmet alması için yapılan şehir hastanelerinden 10.’su Bursa Şehir Hastanesi hasta kabulüne başladı.
Hastaların 5 yıldızlı otel konforunda hizmet alması için Türkiye genelinde yapılmaya başlanan ve 9 tanesi hizmete giren şehir hastanelerine Bursa da eklendi. Bursa’da yapılan 10. Şehir Hastanesi ilk günden 2 bin 500 kişiye hizmet verdi.
10. Şehir Hastanesi
Türkiye’nin 10. şehir hastanesi olan Bursa Şehir Hastanesi, Bursa’nın Doğanköy mevkiinde 745 bin 365 metrekare alanda yapılan, bünyesindeki Genel, Kadın – Doğum Çocuk, Kalp Damar, Onkoloji, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon (FTR) Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri (YGAP) olmak üzere 6 farklı hastanede toplam bin 355 yatak kapasitesi bulunuyor.
Hastalara Hizmet Vermeye Başladı
Sağlık Bakanlığı ve Rönesans Sağlık Yatırım tarafından “Kamu Özel İş Birliği” (PPP-Public Private Partnership) modeli ile yapımı gerçekleştirilen Bursa Şehir Hastanesi’nde poliklinik ve acil servisler de dahil tüm birimler hizmet vermeye başladı.
Hasta Yakınları Çok Memnun
Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, Bursa Şehir Hastanesi hakkında gazetecilere yaptığı açıklamalarda, “Herhangi bir ulaşım problemi yaşamıyoruz. Kentin değişik yerlerinde Bursa Büyükşehir Belediyemizle yaptığımız görüşmeler neticesinde, vatandaşlarımızın, kentin değişik noktalarından hastanemize ulaşımını sağlayacak tedbirler alındı. Herhangi bir problem yaşamıyoruz, sürekli hasta ve hasta yakınları ile görüşüyoruz, çok memnunlar. Uluslararası seviyede hizmet veren bir hastane. Gelen vatandaşlarımız çok memnun. Klinik olarak hazırız, ameliyathanelerimiz ve yoğun bakım ünitelerimiz de hazır.” dedi.
İSO tarafından her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ araştırmasına bu yıl Türkiye ekonomisinin lokomotifleri arasında yer alan inşaat malzemesi sektörü damga vurdu. Sektörün ekonomik büyüklüğü yaklaşık 100 milyar dolar. Bu yıl inşaat malzemeleri ihracatında yüzde 7-8 arasında bir artış olması ve 23 milyar dolara yaklaşması öngörülüyor.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından 51 yıldır kesintisiz bir şekilde hazırlanan ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ araştırması sonuçları açıklandı. Araştırmada, inşaat malzemesi sektörü performansıyla dikkat çekti. Sektörün ekonomik büyüklüğü yaklaşık 100 milyar dolar. Bunun 20 milyar doları ihracat, 80 milyar doları da iç pazardan oluşuyor. Sektör, 2018 yılını 85 milyar dolar iç pazar, 21,5 milyar dolar dış pazar büyüklüğü ile kapatmıştı. Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği’nden (Türkiye İMSAD) alınan bilgilere göre, sektör yaklaşık 400 milyon ton malzeme üretip taşıyor. Bunun 200 milyon tonunu madenler oluşturuyor. 40 milyon ton ihracat gerçekleştiriyor.
Türkiye’nin gerçekleştirdiği 120 milyon ton ihracatın 40 milyon tonunu inşat malzemeleri sanayisi yapıyor. Sektörün ihracat gerçekleştirdiği önemli ülkeler arasında Almanya, İngiltere, Fransa, İsrail, ABD, Kanada ve Irak yer alıyor. Bir süredir dalgalanmalar yaşayan inşaat sektörünün bu yıl bir dengelenme süreci içerisinde olması bekleniyor. 2019 yılında yapı sektörü için ihracat önemli bir çıkış yolu olarak gözüküyor. Bu yıl inşaat malzemeleri ihracatında yüzde 7-8 arasında bir artış olması ve 23 milyar dolara yaklaşması öngörülüyor. Tüm alt sektör grupları için ihracat pazarlarında olanakların iyileşmesi bekleniyor. İç pazarda, diğer yıllardan farklı olarak iki gelişme daha beklentiler arasında. Bunlardan biri yeni inşaat işlerinde talebin azalmasıyla birlikte yenilenme pazarının hareketlenmesi, diğeri ise döviz kurlarının ithalatı sınırlaması sebebiyle iç pazardan tedarikin artması.
276 Firma Ar-Ge Yapıyor
Araştırmada, sanayinin teknoloji yoğunluğuna ilişkin veriler dikkat çekti. Yaratılan katma değer içinde 2017 yılında yüzde 20,2 olan orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler payının 2018’de yüzde 22,2’ye ve yine 2017 yılında yüzde 3,6 olan yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler payının 2018’de yüzde 5,3’e yükseldi. Araştırmanın ortaya koyduğu önemli sonuçlardan başında sanayinin teknoloji yoğunluğuna ilişkin veriler geliyor. Yıllardır özellikle Türkiye’de katma değer açısından orta ve yüksek teknolojiyle sanayi ilişkisinin zayıf olduğunu ortaya koyan verilere karşın 2018 yılı itibarıyla bu alanda hareketlenme yaşandı. Yaratılan katma değer içinde, 2017 yılında yüzde 20,2 olan orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler payının 2018’de yüzde 22,2’ye ve yine 2017 yılında yüzde 3,6 olan yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler payının 2018’de yüzde 5,3’e yükseldiği görüldü. Diğer yandan İSO 500 içinde Ar-Ge yapan şirket sayısında da umut verici bir artış yaşanıyor. 2018 sonuçlarına göre İSO 500 içinde Ar-Ge yapan firmaların sayısının, bu veriyi ölçmeye başlanıldığından bu yana en yüksek seviye olan 276 kuruluşa ulaştığı görülüyor.
İhracat Performansı Arttı
İSO 500’ün ihracat performansı, 2018 yılında Türkiye ihracat performansının üzerinde gerçekleşti. 2018 yılında Türkiye’nin toplam ihracatı ve sanayi ihracatı yüzde 7 oranında artarken, İSO 500’ün ihracatı yüzde 11,3 yükseldi. İSO 500’de üretimden satışlar cirosuyla listeye girebilme alt bandı 309 milyon TL’den 414 milyon TL’ye yaklaştı. Öte yandan ihracat yapmayan şirketlerin İSO 500 arasına girmekte artık zorlandığı, 30 yıl önce 398 olan ihracatçı şirket sayısının bugün 464’e yükseldiği görülüyor. Bu şirketlerin Türkiye ihracatı içindeki payı da sürekli olarak yükseliyor. 2017 yılında yüzde 41,1 olan bu pay 2018 yılında yüzde 42,8’e yükselirken, sanayi ihracatı içindeki pay da yüzde 42,8’den yüzde 44,5’e yükselmiş durumda.
Net Satışlar 878 Milyar TL
500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun 2017 yılında 652,7 milyar TL olan üretimden net satışları, 2018 yılında yüzde 34,5 gibi yüksek bir büyüme performansıyla 878 milyar TL’ye çıktı. Bu hızlı büyümede, fiyat artışlarının yanı sıra döviz kurlarındaki yükselmenin ihracat gelirlerinde yarattığı artış da belirleyici rol oynadı. İSO 500’ün yıllara göre üretimden satışlar performansına bakıldığında, 2012-2016 döneminde görülen zayıf büyümenin, 2017 yılında yerini reel büyümeye bıraktığı görülüyor. Üretimden satışlarda 2018 yılında da reel büyüme eğilimi devam etmekle birlikte, bir önceki yılın altında kaldı. 2017 yılında yüzde 19 olan üretimden satışlardaki reel büyüme, 2018 yılında yüzde 11,8’e geriledi. 2018 yılında İSO 500’ün faaliyet karı oranı 1,3 puan iyileşmiş ve yüzde 9,6’dan yüzde 10,9’a yükseldi. Toplam faaliyet karı mutlak büyüklüğü ise 2017 yılında 70,6 milyar TL iken 2018’de yüzde 52,7 artışla 107,8 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Faaliyet karlarındaki artış, satış maliyetlerinin ve faaliyet giderlerinin net satışlara göre daha düşük hızda artmış olmasından kaynaklandı. Bu yıl, sanayi firmalarının yıllar itibarıyla esas işlerine yoğunlaşarak Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kar (FAVÖK) büyüklüklerini daha yüksek oranlarda artırmakta oldukları görülüyor. İSO 500’ün FAVÖK büyüklüğü 2018 yılında yüzde 48 artarak 94,7 milyar TL’den 140,2 milyar TL’ye yükseldi, böylece firmalar son altı yılın en yüksek FAVÖK artışını gerçekleştirdi. Vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamı ise yüzde 19,7 artarak 53 milyar TL’den 63,5 milyar TL’ye yükseldi.
Borçlanmanın Payı Yüzde 67
İSO 500’ün karlılıklarına baktığımızda 2018 yılında 500 Büyük şirketin 107,8 milyar TL’lik faaliyet karı elde ettiği görülüyor. Aynı yılda diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar 270 milyar TL iken, diğer faaliyetlerden olağan gider ve zararlar 214,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Alt kalemler olarak kambiyo karları 231,5 milyar TL, kambiyo zararları ise 200 milyar TL oldu. Diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar ile gider ve zararlar arasındaki fark alındığında 55,8 milyar TL’lik üretim faaliyet dışı net gelir elde edildiği görülüyor. 2018 yılında İSO 500’ün finansman giderlerinin faaliyet karı içindeki payı yüzde 49,8’den yüzde 88,9’a yükseldi. İSO 500’de 2017 yılında yüzde 62,9’a kadar yükselen borçların payı, 2018 yılında 4,1 puan daha artarak yüzde 67’ye çıktı. Özkaynakların payı ise yüzde 37,1’den yüzde 33’ye geriledi. Bu oranlar tarihsel olarak en olumsuz kaynak yapısına işaret ediyor
Atatürk Kültür Merkezi yeni projesi için çalışmalar tüm hızı ile sürüyor. İstanbul’un yeni kültür ve sanat merkezi için son durum ne, AKM binası ne zaman bitecek?
Eskidiği için yıkılarak yenilenmesi gündeme gelen ancak yıkım döneminde ciddi tartışmalara neden olan Atatürk Kültür Merkezi projesinde çalışmalar tüm hızı ile sürüyor.
A Haber tarafından yapılan habere göre projede yıkım çalışmalarının tamamlanması ile birlikte hafriyat kaldırma çalışmaları da bitirildi. Sürece temel kazma çalışmaları ile devam ediliyor.
Temel Kazma Süreci Devam Ediyor
1.500 kişi kapasiteye sahip olan opera salonu, çok sayıda sergi salonu ve 250 kişilik oda tiyatrosu bulunacak olan AKM binası projesinde temel kazma süreci için çalışmalar sürüyor.
Bir yandan temel kazan ekipler bir yandan da beton dökme ve sütun çıkma işlemlerini eş zamanlı olarak yürütüyor. Ekiplerin hummalı çalışmaları devam ederken binanın 2021 yılında tamamlanması bekleniyor.
Yeni AKM Binası Ne Zaman Açılacak?
Yeni AKM opera binası olarak hizmet verecek. Toplam 95 bin 600 metrekare kapalı alana sahip olan yeni bina 5 ayrı bloktan oluşuyor.
2001 opera salonu, 828 kişilik bir tiyatro salonu ve bunlara ait sahne kulis alanları yer alıyor. Ayrıca projede atölye ve depo alanları, bale çalışma odaları, kayıt stüdyoları, sanat galerileri, sergi salonları ve millet kıraathaneleri de yer alıyor.
İstanbul’dan göç edenlerin sayısında belirgin bir artış görülürken en çok tercih edilen bölgelerin başında Ege geliyor. Re/Max Türkiye’nin verilerine göre, İstanbullular en çok Marmaris, Bodrum ve Karaburun’u tercih ediyor.
1960 – 70’li yıllarda aldığı yoğun göçle nüfusu birçok Avrupa ülkesinden bile yüksek hale gelen İstanbul, artık göç verir hale geldi. Tersine göçte en çok tercih edilen bölge ise Ege oldu. Re/Max Türkiye’nin güncel verilerle hazırladığı çalışmaya göre, geçen 3 yılda İstanbul’dan Ege Bölgesi’ne göç edenlerin sayısında ciddi bir artış görülüyor. Ege Bölgesi’nde en çok tercih edilen yerlerin başında ise Marmaris, Bodrum ve İzmir Karaburun geliyor. Bu bölgelere en çok 45-50 yaş grubu arasındaki kişiler göç ediyor. İstanbul’dan Ege’ye göç edenler genellikle kiralama yapıp bölgeyi tanıdıktan sonra satın alma tercihini kullanıyor.
Marmaris’in köyleri son dönemde yoğun ilgi görüyor. Marmaris’te köylerde yaşamak isteyenler genellikle arsa alıp kendi evlerini inşa etme yoluna gidiyorlar. Marmaris’in merkezine göç edenlerin ilk tercihi bahçeli villalar oluyor. Marmaris emlak piyasası geniş fiyat aralığıyla dikkat çekiyor. Son dönemde bu hareketin de etkisiyle emlak piyasasında yaşanan hareketlenme konut fiyatlarına da yansımış durumda. Fiyatlar son dönemde yıllık ortalama yüzde 30-35 bandında artış gösterme eğiliminde. Marmaris’in merkezinde, 2+1 yeni daireler 600 bin TL, müstakil yeni villalar ise 2 milyon TL’den alıcı bulabiliyor.
Bodrum’da Tercih Kiralık
İstanbul’dan göç etmek isteyenlerin bir diğer favorisi ise Bodrum. Bodrum’daki satılık konutlar diğer Ege sahil kasabalarına göre daha yüksek bir fiyat bandında seyrediyor. Bu sebeple de Bodrum’a gitmek isteyenlerin öncelikli tercihi kiralık konutlar oluyor. Satışların stabil bir eğilim gösterdiği Bodrum’da kiralık konut piyasası hareketli bir dönemden geçmeye devam ediyor. Kiralık konutların ortalama fiyat bandı İstanbul’daki konutların üzerinde bir eğilim sergiliyor. Bodrum kiralık konut piyasası, İstanbul’dan ortalama yüzde 20 oranında daha yüksek fiyat aralığında seçenekler sunuyor. Bodrum’a göç edenler genellikle Bodrum’un kalabalığı ve gürültüsünden uzak fakat deniz ve alışveriş merkezlerine yakın yerleri tercih ediyor. En çok ilgi çeken konutların başında deniz manzaralı, şehre yakın yerlerdeki köy evleri geliyor.
Re/Max Türkiye Bölge Direktörü Murat Goldştayn, İstanbul’dan Ege Bölgesi’ne yaşanan göçün son üç yılda hızlandığına dikkat çekti. Son dönemde büyükşehirlerden, özellikle de İstanbul’dan Ege Bölgesi’ne ciddi anlamda talep gelmeye başladığını ifade eden Goldştayn, “Büyükşehirlerdeki giderek artan trafik, hava kirliliği ve nüfus artışı insanları böyle bir karar almaya yönlendiriyor. Ege Bölgesi ciddi yatırım fırsatları da sunuyor. Bu bölgelerden alınan uygun fiyatlı konutların orta ve uzun vadede yatırımcısına kazandıracağını söyleyebiliriz” dedi.
Karaburun Hareketli
İstanbulluların göç ettiği bir diğer yer de İzmir Karaburun. Re/Max Türkiye verileri, İstanbul’dan İzmir Karaburun’a yaşanan bu hareketin geçtiğimiz 3 yılda yaklaşık yüzde 50 arttığını gösteriyor. Karaburun, gerek coğrafi konumu gerekse de uygun fiyatlar sunan emlak piyasası sebebiyle tercih ediliyor. Karaburun’da İstanbul’daki standart bir daire fiyatına bahçeli bir yazlık almak mümkün.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel’in CİMER’e yaptığı başvuruya Adalet Bakanlığı’ndan cevap geldi. Gelen cevaba göre, 88 bin kapasiteli 137 yeni cezaevi inşa ediliyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, cezaevleri ile alakalı yaptığı CİMER başvurusuna gelen cevabı kamuoyu ile paylaştı. Adalet Bakanlığı tarafından gelen cevapta, “Haziran 2019 tarihi itibari ile Türkiye’de inşaatı süren 114 adet Ceza İnfaz Kurumu vardır” denilirken, ihale aşamasındaki ceza infaz kurumu sayısı ise 23 olarak duyuruldu.
“Mevcut 363 ceza infaz kurumu var”
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gelen cevapta, Türkiye’de Temmuz 2019 tarihi itibariyle 353 ceza infaz kurumu olduğu bildirilirken, cezaevlerinin toplam kapasitesi 218 bin 950 olarak duyuruldu. 353 cezaevinin 75’i açık, 7’si kadın açık, 9’u kadın kapalı, 7’si çocuk kapalı ve 4’ü çocuk eğitimevi.
Gelen yanıtta, 2018 ve 2019 senelerinde tamamlanan ceza infaz kurumu sayısı 27 olarak duyuruldu. Yeni açılan ceza infaz kurumlarının toplam kapasitesi ise 16 bin 566 olarak tespit edildi.
“88 bin kapasiteli 137 yeni cezaevi yolda”
İnşaatı süren 114 ceza infaz kurumu arasında 2 kadın, 1 kadın açık; 2 de çocuk cezaevi bulunuyor. 114 ceza infaz kurumunun toplam kapasitesi ise 73 bin 448 olarak duyuruldu. İhale aşamasındaki 23 ceza infaz kurumunun toplam kapasitesi 14 bin 919 olarak tespit edilirken; bunlardan sadece biri kadın cezaevi.
Kentsel dönüşüme katılmak istemeyen kişilerin hisseleri yapılan yasal düzenleme ile 3. kişilere ihale yöntemi ile satılacak.
Ev sahibi olmak isteyen kişilere kentsel dönüşüm fırsatı doğdu.
Evi kentsel dönüşüme girmesine rağmen kentsel dönüşüme girmek istemeyen kişilere ait olan hisseler Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından satın alınıyordu.
Yapılan yeni düzenleme ile beraber artık bu hisseler ihale yöntemi ile satışa çıkarılacak ve öncelik diğer kat maliklerinde olmak üzere satılacak. Kat maliklerinin talip olmadığı kentsel dönüşüm hisseleri diğer yatırımcılar tarafından satın alınabilecek.
Hürriyet Gazetesi yazarlarından Gülistan Alagöz tarafından yapılan habere göre sahada karşılaşılan sorunları çözmek için yeni bir formül bulundu.
Bulunan yeni formülü açıklayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alt Yapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen, “Kentsel dönüşüm yapılan yapılarda biz öncelikle maliklerin kendi arasında süreci tamamlamasını tercih ederiz. Ancak bu her zaman mümkün olmuyor. 3’te 2 anlaştı, 3’te 1 karara katılmıyor.
O noktada önce karara katılmayanlara 15 gün süre veriliyor. O sürede de olumlu dönüş olmazsa payı satılıyor. Bu satış da önce hak sahipleri arasında olsun istiyoruz. Ama maddi sebeplerle bu mümkün olmayabiliyor. Özellikle mülklerin değerli olduğu yerlerde aynı birada oturan biri komşusunun hissesini alamıyor, tutar yüksek gelebiliyor. Biz diyoruz ki ilk ihaleyi hak sahipleri arasında yapıp, karara katılmayanların hissesini satalım.
Alan çıkmazsa bu defa 3. kişilere bu imkanı sunalım. Böylece dönüşümün kilitlendiği yerlerde sürecin önü açılsın. Yapılan iş kentsel dönüşüme finansör bulmak.” diyerek sürecin bundan sonra tüm taraflar için daha hızlı ve iyi olacağını söyledi.
Kentsel Dönüşümde Rayiç Bedel Lisanslı Kuruluşlar Tarafından Belirlenecek
İhale yöntemi ile satılacak olan hisselerin bedellerinin lisanslı kuruluşlar tarafından belirleneceğini belirten Gürgen, “Rayiç değer, maliklerce Sermaye Piyasası Kurulu’na kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilecek. Sonrasında bu rapor da dikkate alınarak ihale başlangıç rakamı Bedel Tespiti Komisyonu’nca belirlenecek.
Satışı yapılacak payın üzerinde ipotek ya da haciz olması satış işlemine engel teşkil etmeyecek. Öyle bir durum varsa satış işlemi sonrasında, satış bedellerinin yatırıldığı banka hesabına malike ödeme yapılmaması için bloke konulacak. Durum ipotek, haciz ve intifa hakkı gibi hakların alacaklısına veya mahkemeye bildirilecek.” dedi.
Hem Vatandaş Hem Yatırımcı Kazanacak
Konu hakkında açıklama yapan gayrimenkul alanında uzman Avukat Hikmet Güngör ise “Bu adımla Çevre ve Şehircilik bakanlığı dönüşüm sürecini hızlandırmış oldu. Geçmişte her ne kadar Hazine alır denilse de bunun örneği hiç olmadı. Yüzlerce proje bu nedenle beklemede.
Şimdi güvendiği bir projeye yatırım yapmak isteyen yatırımcı gidip hisse alacak. Böylece hem o yatırımcı hem de riskli evde oturan vatandaş kazanacak. Düzenleme dar ve orta gelirli vatandaşların yaşadığı bölgeler adına da önemli. Bu bölgede vatandaşın hisse alacak bütçesi olmadığı için çaresiz kalıyordu.” şeklinde süreci değerlendirdi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Fildişi Sahili Cumhuriyeti İnşaat, Konut ve Şehircilik Bakanlığı arasında yeni mutabakat zaptı imzalandı. Detaylar haberimizde.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Duyurdu!
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı resmi Twitter hesabı üzerinden yapılan paylaşım ile söz konusu anlaşma duyuruldu.
Yapılan paylaşımda “Bakanımız Murat Kurum ve Fildişi Sahili İnşaat, Konut ve Şehircilik Bakanı Bruno Nabagne Kone, Türkiye ve Fildişi Sahili arasında, toplu konut projeleri ve finansman modellerinin hazırlanması konularında bilgi ve tecrübelerin paylaşılmasını kapsayan mutabakat zaptını imzaladı. “
“Konut Alanında İşbirliği Yapılmasına dair Mutabakat Zaptı ile Türkiye, Fildişi Sahili’nde TOKİ benzeri bir kuruluşun kurulmasına öncülük edecek ve Türk müteahhitler Afrika kıtasında daha aktif yol alacak” ifadelerine yer verildi.
Fildişi Sahili’de TOKİ Benzeri Bir Kuruluş Kurulacak
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum imzalanan anlaşmaya değinerek “Bugün imzaladığımız mutabakat zaptı çerçevesinde, TOKİ Başkanlığımızın konut üretimi konusundaki tecrübe ve bilgi birikimi, Fildişi Sahili başta olmak üzere bütün Afrika kıtasına taşınmış oluyor.
Bu anlaşmayla Fildişi Sahili’nde TOKİ benzeri bir kuruluşun kurulmasına öncülük etmiş oluyoruz. Bu bağlamda, TOKİ Başkanlığımızın yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da götürdüğü hizmetlerin, önemini altını çizerek vurgulamak istiyorum.
Uyguladığımız konut modelleri pek çok ülke tarafından ilgiyle takip ediliyor. Bugüne kadar TOKİ ile yaklaşık 840 bin bağımsız bölüm ürettik, bunun yanında da 15 bin sosyal donatıları içinde barındıran projeeri inşa ettik. Şimdi ülkemizdeki 440 bin müteahhitle yine inşaat malzemesi sektörünü ilgilendiren 250’ye yakın sektörümüzle de yurt dışında bu bilgimizi, becerimizi diğer ülkelerle paylaşmak istiyoruz.” dedi.
Kentsel Dönüşüm Uzmanı ve İnşaat Yüksek Mühendisi Hakan Çatalkaya, yeni kentsel dönüşüm stratejisi ile yılda 300 bin bağımsız bölümün kentsel dönüşüme girmesinin hedeflendiğini söyledi.
Kentsel dönüşüm kanunu ve uygulama yönetmeliğinde değişikliğe gidildi. 6306 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile kentsel dönüşüm alanı oluşturma yetkisi Cumhurbaşkanı’na verildi. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Tektaş Kentsel Dönüşüm Uzmanı Çatalkaya, “Kentsel dönüşümde bürokratik engellerle karşılaşılıyordu. Kentsel dönüşümde bürokratik engeller ortadan kaldırmak için Cumhurbaşkanı’mıza yetki verildi” dedi.
Kentsel dönüşümde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Çatalkaya, “Bugüne kadar yaklaşık 200 bin bina kentsel dönüşüme girdi. Bu da yaklaşık 1 milyon bağımsız bölüme tekabül ediyor. Bugünkü maliyetler düşünüldüğünde 100 m bir dairenin maliyeti 150 bin TL kabul edilirse 150 milyar TL’lik bir dönüşüm gerçekleştirildi” dedi. Çatalkaya, “Bugüne kadar yapılan kentsel dönüşümün hacmine bakıldığında dünyada benzer örneklerinden kıyas edilemeyecek kadar düzeyde bir iş başarıldığı görülüyor. Ancak şu ana kadar yapılanın 6 katı daha bir çalışma yapılması ön görülüyor” dedi.
Kentsel dönüşümle yenilenmesi gereken halen çok sayıda binanın da bulunduğunu vurgulayan Çatalkaya, “Deprem riski olan 6 milyon bağımsız bölümün de bakanlığın açıkladığı yeni kentsel dönüşüm strateji ile yenilenmesi gerekiyor. Bunun da yaklaşık olarak bütçesi 900 milyar TL’ye denk geliyor. Yeni kentsel dönüşüm stratejisi ile yılda 300 bin bağımsız bölümün kentsel dönüşüme girmesi hedefleniyor” dedi.
Türk inşaat sektörünün eski Sovyet coğrafyasında 30’uncu yılı geride bıraktığı bir dönemde, şirketlerimiz iz bırakacak eserler bırakmaya devam ediyor. Bunların önde gelenlerinden birinin şantiyesini, hafta başında Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin bizzat ziyaret etti, denetledi ve inşaatın yıl sonuna kadar tamamlanacağına dair söz alıp, takdir ve tebriklerini, projede emeği geçen herkese iletti…
Bugün bu projeden ve imza atan Türklerden bahsedeceğiz: Moskova’nın Nagatinskaya semtinde, uzaktan bakıldığında Disneyland’ın meşhur şatosunu andıran bir yapı yükseliyor. 56 hektarı bulan devasa şantiyede hummalı bir çalışma var. Başkentin bu “mega projesi”ni vaat edilen tarihe, yıl sonuna yetiştirebilmek için çift vardiya, geceli gündüzlü çalışılıyor. Rus medyasına yansıdığına göre, “Ostrov Meçtı” (Hayal Adası) adlı eğlence ve alışveriş merkezi için Rusyalı yatırımcısı toplamda 1,5 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor. Rusya’ya damgasını vuran pek çok önemli projede olduğu gibi, bunun arkasında da yine Türk inşaatçıların altın teri ve emeği var…
DCIM\100MEDIA\DJI_0113.JPG
2015’te başlayan “Ostrov Meçtı” projesinin ana müteahhidi Rönesans İnşaat. 3 bin 500’e yakın işçinin çalıştığı şantiye şu günlerde bir arı kovanını andırıyor. Bir yandan inşaat soluksuz sürüyor, diğer yandan tema parkının oyun araçlarının montajı hızla sürüyor. Şehrin hızla gelişen bu bölgesinde, ülkenin Batılı örneklerle yarışacak, en büyük ve ilk kapalı tema parkı yükseliyor.
Proje, Rönesans’ın pek çok şantiyesinde olduğu gibi gençlere emanet. Proje koordinatörü Mustafa Küçükyılmaz 38 yaşında. ODTÜ İnşaat mezunu. 2006’dan beri Rusya’da. Yardımcısı, proje müdürü Burak Börü ise 35’inde. O da ODTÜ İnşaat’ta. 2007’den beri bu coğrafyada. Küçükyılmaz ve Börü ile birlikte bu devasa projenin yükünü çeken ekibin üyeleri hep genç isimler. Zor bir projede çok yorulduklarını ama “bir eşi olmayan, referans bir işe imza attıklarını ve her gün mesleki anlamda yeni şeyler öğrenip kendilerini de geliştirdiklerini” söylüyorlar.
“Ostrov Meçtı” projesinde, yüksekliği 40 metreye, açıklığı 65 metreye ulaşan cam tavanın altında, birkaç katlı apartman binalarının bulunduğu sokaklar, İngiltere’den Italya’ya tematik cepheleriyle Las Vegas havası veren alışveriş mekanları var. Devamında tamamen kapalı bir alanın içinde, bu projeye sık sık “Rusya’nın Disneyland’ı” yakıştırması yapan tema parkı, devasa oyun alanları yer alıyor. Yani koca bir şehir, Moskova’nın sert iklimi yüzünden tamamen kapalı bir alana yapılmış.
Projeyi Rus basınında sık sık haber konusu yapan ise, eşsiz cam kubbesi. Bu kubbe çözümleriyle proje hem estetik güzellik bulmuş, hem de gün ışığını içeri sokmuş. Uzmanların “mühendislik harikası” olarak niteledikleri, Rusya’nın en büyük cam kubbesi böylece yapılmış. Böylece Moskova’nın iklim koşulları dikkate alınarak, her türlü yağış ve rüzgara dayanıklı, içeriyi kışın sıcak, yazın serin tutulabilecek bir alan yaratılmış.
Ana müteahhit Rönesans İnşaat’ın proje koordinatörü Mustafa Küçükyılmaz, “Böylesine zorlu projeler, ana müteahhidinden taşeron şirketlere kadar, herkesin bir ekip ruhuyla beraber çalışmasıyla başarılı olabilir. Rönesans olarak bu projemizde Metal Yapı’dan Mimsa’ya kadar pek çok Türk şirketimizle çalıştık ve Rusya’da kalıcı bir eser daha bırakmak için çabalıyoruz” diyor.
Küçükyılmaz’a göre pek çok rekor kırılan projenin en önemli zorluklarından biri “tekrar eden iş olmaması”, hemen her kısmının ayrı ve orijinal proje gerektirmesi. Bir yanda tarihi sokak görüntüsü içinde her biri farklı apartman görüntüsünde binalar, öbür yanda cam kubbeler, ilerisinde tema parkı… 300 bin m2 toplam kapalı alana sahip, 140 bin m2 alana oturan projede 30 bin m2’lik kısım cam kubbelerin altında. Yıllık 6,5 milyon ziyaretçi hedefleyen büyük bir proje söz konusu. Alışveriş alanlarının dışında 17 sinema salonu, 3 bin 800 kişilik konser salonu var. Ayrıca 3 bin 270 araçlık park yeri bulunuyor.
Projede ilk etap yıl sonunda tamamlanacak ve karuseller dönmeye başlayacak. Moskova’da çocuklar için eğlencenin, büyükler için alışverişin yeni adreslerinden biri “Ostrov Meçtı” olacak. Biz Türkler için de önünden her geçtiğimizde, “Bunu da bizimkiler yaptı” diye gururlanacağımız bir eser daha tamamlanmış olacak.
Türkiye Belediyeler Birliğinin Meclis Toplantısı’nda konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum 6 yıl içerisinde tüm Türkiye’de 1 milyon 273 bin konutun dönüşümünün başladığını söyledi. Kurum, “Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit eden binaların, vatandaşlarımızın rızası çerçevesinde, onlarla yan yana dönüşümlerini gerçekleştirmek zorundayız” dedi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 6 yıl içerisinde tüm Türkiye’de 1 milyon 273 bin konutun dönüşümünün başlatıldığını açıkladı. Türkiye Belediyeler Birliği’nin Meclis Toplantısı’nda konuşan Bakan Kurum, Bakanlıkla belediyelerin iş birliği içinde şehirlerin 50 yılını, 100 yılını planlaması gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin en büyük problemlerinden birinin çarpık kentleşme olduğuna işaret eden Kurum, “Bununla mücadele ederken enerjimizin, vaktimizin ve paramızın büyük kısmını harcıyoruz. Bundan sonraki süreçte planlı hareket edip, şehri bir binalar topluluğu olarak değil de çevresiyle, doğasıyla, yerleşik nüfusuyla, iktisadi yapısıyla birlikte planlamak durumundayız. Artık o günü kurtaran belediye başkanlarının ‘Ben kendimi bilirim ben kendi dönemimi bilirim’ anlayışıyla değil, stratejik bir planlama mantığıyla yaklaşmamız gerekiyor” dedi.
Kentlerin çevresel, mekansal strateji planlamasında son aşamaya gelindiğini de açıklayan Kurum, tüm belediyelerin 1/100000 ölçekli planı hazırlaması ve uygulaması ile ülke çapında bir ahengin ortaya çıkacağını söyledi. Kurum, kentsel dönüşümün de bir başka önemli konu olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
Deprem Türkiye’nin Gerçeği
“Depremler ülkemizin yadsınamaz gerçeği. Hatta artık depremleri bırakın bugün Kartal’da, Kağıthane’de ülkemizin farklı noktalarında binalar heyelan sebebiyle kaydı. Seller, heyelanlar… İklim değişiklikleri şehirlerimizi çok ciddi anlamda etkiliyor, depremin olmasına gerek kalmadan dahi binalarımızın yıkıldığını görüyoruz. Bu işin siyaseti yok. Acının yaşanmaması için, bu acılara engel olmak için vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit 6 Yılda 1,2 Milyon Konutun Dönüşümü Başladı 23 Haber eden binaların, vatandaşlarımızın rızası çerçevesinde onlarla yan yana, dönüşümlerini gerçekleştirmek zorundayız.”
Yüzde 50 Faiz Desteği
Geride bırakılan 6 yıl içerisinde tüm Türkiye’de 1 milyon 273 bin konutun dönüşümünün başlatıldığını ifade eden Kurum, kentsel dönüşüme ilişkin sıkıntılara ilişkin gerekli düzenlemelerin yapılacağını kaydetti. Kentsel dönüşümün vadedilen tarihlerde bitmesine imkan sağlayacak teknik, mali, hukuki düzenlemeleri yapacaklarını anlatan Kurum, “Yıllık 4 milyar TL’yi kadar yüzde 50 faiz desteği vermek suretiyle kentsel dönüşüme katkı yapıyoruz. Acil öncelikli dediğimiz 3 bin konutu her yıl dönüştürmek istiyoruz. En az 50 bin konutu aynı anda başlatacağız, tüm Türkiye’de hem tarihsel hem riskli binaların dönüşümüne ilişkin süreci belediye başkanlarımızla yapmak istiyoruz” açıklamasında bulundu.
Bakan Kurum sosyal konut talebine ilişkin olarak da belediye başkanları ile yakın iş birliği yapacaklarını dile getirdi.
Sıfır Atık Projesi Zorunlu Oluyor
Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi’nin 2023’e kadar tüm il ve ilçe belediyelerinde zorunlu hale getirileceğinin de altını çizdi. Bu proje kapsamında 23 ayda 18 bin 750 kamu kurum kuruluşunda sıfır atık sistemine geçildiğini açıklayan Kurum, “2023 yılına kadar tüm belediyelerimizde sıfır atık sistemi zorunlu olacak ve bu sistemle birlikte çevremizi koruyacak gelecek nesillere emaneti aktaracak çalışmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.
Kurum yıllık 20 milyar lira tasarruf edilen Sıfır Atık Projesi ile 100 bin kişiye de doğrudan istihdam sağlayacağını vurguladı. Denizlerde de Sıfır Atık Mavi Projesi’nin başlatıldığını belirten Kurum, “Karada başlattığımız seferberliğin üç tarafı deniz olan ülkemizde göllerde ve akarsu kenarlarında atıkların toplanması için bu projeyi başlattık. Kirlilik oluşumunun önünü de geçmiş bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Herkese 15 Metrekare Yeşil Alan
Kurum, kişi başına düşen yeşil miktarının şu anda 7-8 metrekare olduğunu aktararak, “2023 hedef iki kat 15 metrekare seviyelerine çıkarmak. Aynı zamanda millet bahçeleri projemiz var. 9 açılış gerçekleştirdik. 5’ini de önümüzdeki dönemde ve planladığımız 41 millet bahçesi projesi için de süreç devam ediyor. 81 ilde millet bahçelerimizi yapacaktık ama şu an ilçelerimize bile millet bahçesi yapma isteği var” şeklinde konuştu.
Ev fiyatlarının 3 milyon 750 bin liradan başladığı Mesa Bodrum Demirbükü, Bodrum’da ayrıcalıklı bir lüks yaşam sürmek isteyenlere hitap ediyor. Projede teslimatların Aralık 2020’de yapılması planlanıyor.
Mesa’nın Bodrum’da ‘Private Luxury’ konseptiyle hayata geçirdiği Mesa Bodrum Demirbükü projesinde fiyatlar 3 milyon 750 bin TL’den başlıyor. Büyüklükleri 118 ile 520 metrekare arasında değişen 2+1’den 5+1’e kadar farklı tiplerde 210 rezidans daire ile 5+1 ve 6+1 tiplerinde 50 villadan oluşan projede ayrıca butik bir otel yer alıyor. İnşasına Ocak 2018’de başlanan evlerin Aralık 2020’de teslim edilmesi planlanıyor.
Deniz Manzaralı Evler
7 mimarlık ofisinin katıldığı bir yarışma sonucunda Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık Ofi si tarafından tasarlanan Mesa Bodrum Demirbükü’nde tüm dairelerin deniz manzarasına sahip olması sağlandı. 200 bin metrekarelik bir arsa üzerinde yükselen projede 67 bin metrekare satılabilir alanın yanı sıra 130 bin metrekare yeşil alan bulunuyor. Projenin peyzajı Bodrum’un doğasına, florasına mikro iklimine, toprak ve su yapısına uygun olması sayesinde suya asgari düzeyde ihtiyaç duyuyor. Mesa Bodrum Demirbükü’nde yeşil alan sulamasının deniz suyundan arıtılan tatlı suya yapılması planlanıyor.
16 Bin Metrekare Kumsal
Yaklaşık 16 bin metrekarelik bir kumsala sahip olan Mesa Bodrum Demirbükü’nde sahil lokantası, sahil barı, çocuk oyun alanı bulunuyor. Sahilde ayrıca güneşlenmek ve geçici olarak yatların yanaşması için iki ayrı iskele yapılıyor. Projede ayrıca biri kumsal bölgesinde diğeri sosyal merkezde olmak üzere 2 açık yüzme havuzu ve projeye özel restoranının yanı sıra 2.5 kilometrelik koşu ve yürüyüş parkuru yer alacak.
Örnek Villa ve Daireler
Torba’ya 3, Göltürkbükü’ne 8, Bodrum’un merkezine 10, Yalıkavak’a 15 dakika mesafede yer alan Mesa Bodrum Demirbükü, Milas-Bodrum Havaalanı’na ise 35 dakika uzaklıkta. Projenin Yalıkavak Marina 13 deniz mili, D-Marin Turgutreis 19 deniz mili, Milta Bodrum Marina 30 deniz mili uzaklıkta olması da önemli bir avantaj olarak gösteriliyor. 1 örnek villası ve 3 farklı örnek rezidans dairesi ziyarete açılan Mesa Bodrum Demirbükü’ne havadan, karadan ve denizden ulaşım imkanı sunuluyor.
2020’nin ikinci yarısında hizmete alınması planlanan 3. bağımsız pist ile İstanbul Havalimanı, bu sayıda pist ile bağımsız paralel operasyon yapabilen Türkiye’de ilk, Avrupa’da ise Amsterdam’dan sonra ikinci havalimanı olacak- Yeni pist sayesinde hava trafik kapasitesi saatte 80 uçak kalkış-iniş sayısından 120’ye çıkarken, pistin tamamlanması ile birlikte mevcut taksi süreleri de yüzde 50 azalacak.
İstanbul Havalimanı işletmecisi İGA’dan yapılan açıklamaya göre, 2020’nin ikinci yarısında hizmete alınması planlanan 3. bağımsız pist ile İstanbul Havalimanı, bu sayıda pist ile bağımsız paralel operasyon yapabilen Türkiye’de ilk, Avrupa’da ise Amsterdam’dan sonra ikinci havalimanı olacak.
Türkiye’nin dünyaya açılan yeni kapısı olan ve teknik özellikleri bakımından dünyanın birçok havalimanından ayrışan İstanbul Havalimanı, bağımsız 3 pisti ile yolculuk deneyimi noktasında da önemli bir rahatlama sağlayacak.
Üçüncü pist faaliyete geçtiğinde İstanbul Havalimanı, 3 bağımsız pist ve yedek pistlerle 5 adet operasyonel piste sahip olacak. Yeni pist sayesinde hava trafik kapasitesi saatte 80 uçak kalkış-iniş sayısından 120’ye çıkarken, havayollarının slot esnekliği de artacak. Ayrıca iç hat uçuşların gerçekleştirildiği piere yakın bir konumda olan 3.pistin tamamlanması ile birlikte mevcut taksi süreleri de yüzde 50 azalacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İGA Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kadri Samsunlu, inşaatı devam eden İstanbul Havalimanı 3. pisti hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Sıfırdan, rekor bir sürede inşa edilen dünyanın en büyük havalimanının İstanbul Havalimanı olduğunu hatırlatan Samsunlu, havalimanının Türkiye’nin en önemli projeleri arasında yer aldığını belirtti.
Dünyada eşi benzeri görülmemiş başarılı ve neredeyse kusursuz, dev bir taşınmanın ardından operasyonlarının tüm hızla sürdüğüne dikkati çeken Samsunlu, şunları kaydetti:
“Dünya üzerinde hem inşaatı hem taşınması ile bu özelliklere sahip bir havalimanı yok. Bunu başarmanın da ayrıca gururunu yaşıyoruz. 6 Nisan 2019 tarihinden bu yana yaklaşık 17 milyon 500 bin yolcuyu ağırladık. Yolcuların böyle büyük bir yapıda her türlü konfora en kolay yolla sahip olacakları bir havalimanı oluşturmak için var gücümüzle çalıştık. Üç bağımsız pistimizi, gelecek yılın ilk 6 ayı içerisinde hizmete almayı hedefliyoruz. İnşaatı devam eden üç bağımsız pistin tamamlanması ile birlikte sağlayacağı konfor ve zaman tasarrufuyla bu hizmet kalitesi iddiamızı da zirveye taşıyacağız. İstanbul Havalimanı ülkemizin en önemli ekonomik varlığıdır. Ülkemizin gelişmesinde lokomotif güç olacaktır.”
Taksi Trafiğini Hızlandıracak Çalışmalar Devam Ediyor
Öte yandan İstanbul Havalimanı’nda uçak taksi sürelerini daha da azaltmak için ekstra çalışmalar da sürüyor. Bu kapsamda, taksi yolları yüzey altına yerleştirilmesi planlanmış trafiği hızlandıracak loop sensörleri, mikrodalga bariyerleri, kumanda kontrol panelleri ve stop bar montaj çalışmalarına başlandı.
Ayrıca yapılan bu çalışmalar esnasında kış öncesi planlanan taksi yolu asfalt ve boya tamir bakım çalışmaları da uygulamaya sokuldu.
Emlak Katılım Bankası konut sektörünün sıkıntılarını çözmek adına güçlü adımlarla ilerlemeyi amaçlıyor. Bankanın ilk hedefi ise konut stoku sorununu çözmek!
Emlak Katılım Bankası hem ev sahibi olmak isteyen vatandaşlar hem de konut satışları durma noktasına gelen inşaat sektörü ve müteahhitler tarafından heyecanla bekleniyor.
Emlak Katılım Bankası 27 Firma ile Anlaşma Sağladı
Deniz Aksu Haziran ayında yapmış olduğu “Eğer müteahhit konutlarının fiyatlarında piyasayla aynı fikirde değilse, onun için konutların metrekaresi 10 bin lira. Ama piyasa diyor ki, 5 bin lira. O müteahhit de bu fiyata satmak istemiyorsa, finansman giderine razı olup kredi ilişkisine girecek.
Bunu hukukla çözeceğiz. Gayrimenkulun sahipliği burada el değiştirmiyor, geçici süre finansman sağlanıyor. GYF’da ise mülk el değiştiriyor, sizin de sahip olmanıza imkan sağlayan kurumsal bir yapıya dönüşüyor. 14 firma ürünlerini verdi. SPK’ya başvurduk.”
Yapılan yeni açıklama ise bu rakamın yükselerek 27 sayısına ulaşması dikkat çekti. Kat mülkiyeti olan konut stokları için anlaşma sağlanması durumunda Emlak Katılım Bankası bu stokları kendi bünyesine dahil ederek taksitle satışa sunacak.
Yeni sistemde Emlak Katılım Bankası satın aldığı bu konutları Ziraat Bankası 0.98 konut kredisi kampanyası benzeri bir kampanya ile satışa sunacak. Ancak iki kampanya birbirinden farklı olacak. Deniz Aksu açıklamasında bu farkı “Ziraat Bankası’nın önderliğinde başlatılan fon sistemiyle bizim modelimiz birbirinden farklı.
O sistemde bankaların inşaat firmalarına kullandırdıkları kredinin fona devredilmesi uygulanacak. Bizim sistemde yatırımcının konut almasına yönelik bir uygulama olacak.” şeklinde tarif ederek yeni sistemde amacın yatırımcıya konut satışı olduğunu söyledi.
Vatandaşın Beklentisi Herkese Eşit Fırsat Sunulması
Ev sahibi olmak için Emlak Katılım Bankası tarafından açıklanacak olan paketleri bekleyen vatandaşların ortak beklentisi ise herkesin alabileceği fiyatlara sahip olan konutlar için de kampanya düzenlenmesi.
Sadece üst gelir grubu lüks konut projeleri için taksitle satış fırsatı düzenlenmesi gibi bir kampanya yerine orta gelir grubuna hitap eden konutların da Emlak Konut tarafından taksitle satış yapılması isteniyor.
Yine ikinci el konut almak isteyen kişiler de Emlak Bankası konut kredisi paketlerinden yararlanarak ev sahibi olmak istiyor.
Daha önce de Sabah Gazetesi yazarlarından Seda Tabak ile özel bir röportaj yapan emlak Katılım Bankası Genel Müdürü Deniz Aksu yapmış olduğu açıklamasında “Yapılacak birkaç modellemeyle, arsa maliyetlerinde yüzde 30, pazarlamada yüzde 15, tedarikçi sistemiyle de yüzde 20 tasarruf sağlanırsa, vatandaş konutunu yüzde 60 ucuz alabilir.” müjdesini vermişti.
Deniz Aksu yapmış olduğu açıklamasında konut maliyetlerinin büyük bir bölümünü oluşturan arsa maliyetlerini azaltmak için yeni formüller üzerinde çalıştıklarını söyleyerek Milli Emlak ile ortak çalışacaklarını dile getirerek “Arsa geliştirmek için yeni bir model araştırıyoruz. Milli Emlak’la talepleri önceden toplayabilecek bir model oluşturulabilir. Şu anda arz yapılıyor, talep sonradan toplanıyor. İnşaat, vatandaşın ne istediğine göre şekillenmiyor.
Önce talebi oluşturup sonra arz döndürecek sistemi yaparsak o zaman pazarlama maliyeti yüzde 15 düşer. Şu anda arsa maliyetin içinde yüzde 60’lara gelmiş vaziyette. Bazı bölgelerde yüzde 86’larda… Yapılması gereken arsa oranını yüzde 30’da tutmak. O zaman erişilebilir konutlara ulaşabiliriz.” dedi.
İran’ın başkenti Tahran’daki 11’inci Uluslararası Kapı ve Pencere Fuarında Türk ürünlerine talep artıyor.
Tahran’daki Uluslararası Fuar Merkezinde Türkiye, İtalya, Çin ve Almanya ile İran’dan 300 firmanın katıldığı 11’inci Uluslararası Kapı ve Pencere Fuarı 4 gün sürecek.
“İranlılar, Türk ürünlerine çok ilgi gösteriyor”
Kapı ve pencere malzemeleri satan Akpen Tahran Temsilcisi Ferhad Seraci AA muhabirine yaptığı açıklamada, 8 yıldır Tahran’da Türk firmasının temsilciliğini yaptığını ve İranlıların Türk mallarına ilgi gösterdiğini söyledi.
Türkiye’den kapı ve pencere aksesuarları getirdiklerini ve ürünlerde 10 yıl garanti verdiklerini aktaran Seraci, “İranlılar, diğer ülkelerin mallarına kıyasla Türk ürünlerine çok ilgi gösteriyor. Daha önce Alman markaları kapı ve pencere malzemelerinde öncüydü fakat Türk malları İran piyasasına girince bu ürünlere yönelik talep çok daha fazla oldu.” diye konuştu.
Türk ürünlerinin kalitesinin yüksek olması nedeniyle kullanımının da arttığını ifade eden Seraci, Türk firmalarının İranlı müşteriler arasında özel bir yere sahip olduğunu belirtti.
Seraci, yaptırımlar nedeniyle dövizin yükselmesi ve fiyatların artmasından kaynaklı olarak sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını ancak ticaretlerinin durmadığını dile getirdi.
“Türk şirketleriyle çalışmalarımızı devam ettirmek istiyoruz”
Türkiye’den kapı ve pencere aksesuarları ithal eden Aral Ticaret Genel Müdürü Mehdi Ketançi Hoyavi de, yıllardır Türk şirketleriyle çalıştıklarını ve Türkiye’den getirdikleri kapı ve pencere malzemelerini İran’da sattıklarını ifade etti. Hoyavi, son birkaç yıldır ürünlerin getirilmesinde, gümrüklerde ve ödemelerde sıkıntı yaşadıklarını kaydederek, “Türkiye’deki şirketlerle yıllardır çalışıyoruz. Ürünlerin kaliteli olması nedeniyle ticaretimizi devam ettirmek istiyoruz.” dedi.
Yaptırımlar nedeniyle döviz girdisinin azaldığını, inşaat sektörünün sorunlarla karşı karşıya kaldığını, durağanlaştığını ve işsizliğin arttığını dile getiren Hoyavi, bu nedenle aksesuar, profil ve diğer malzemelerin satışında gerileme olduğunu kaydetti.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Ayhan Kızıltan, “Çukurova Bölgesel Stratejik Kalkınma Planı’nı yapmamız lazım. Bizim her şeyimizi planlayıp, Çukurova’yı yönlendirmemiz, kurulacak sanayi tesislerini, tarım alanlarını, lojistik bölgeleri belirlemek lazım.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Ayhan Kızıltan, “Çukurova Bölgesel Stratejik Kalkınma Planı’nı yapmamız lazım. Bizim her şeyimizi planlayıp, Çukurova’yı yönlendirmemiz, kurulacak sanayi tesislerini, tarım alanlarını, lojistik bölgeleri belirlemek lazım. Belki birkaç liman daha yapılması lazım. Bu konuda bir plan yaparsak Çukurovayı hızla kalkındırırız.” dedi.
Kızıltan, basın mensuplarıyla bir araya geldiği değerlendirme toplantısında, kentin gelişmesi için başlattıkları ve yer aldıkları projeleri anlattı.
Komşu şehirlere ve ülkelere yaptıkları ziyaretlerle ekonomik ilişkileri geliştirmeyi amaçladıklarını söyleyen Kızıltan, “Mersin olarak tek başımıza bir şeyler yapmaya kalkarsak, kendi gücümüzle ve kaynaklarımızla bir yere kadar gelebiliriz. Ama hinterlandımızdaki diğer illerin gücünü de birleştirip, hep birlikte kalkınırsak tüm bölgeyi kalkındırmış oluruz.” diye konuştu.
Kızıltan, ziyaret ettikleri ülkelerde Mersin’e yönelik ilgiyle karşılaştıklarını ifade ederek, iş dünyasıyla iletişimi geliştirmek için çalışmaları sürdüreceklerini belirtti.
Bölgeye katkı sunacak çalışmalara destek vermeye devam edeceklerini vurgulayan Kızıltan, şunları kaydetti: “Mersin sanayisinin gelişmesi için Mersin- Tarsus Organize Sanayi Bölgesi ile ortak yürüttüğümüz bir proje vardı, yürürlüğe girdi. Bu sanayi bölgesinde, Model Fabrika ve İnovasyon Merkezi dediğimiz bir yatırım yapıyoruz. Model Fabrika başta KOBİ’ler olmak üzere sanayi işletmelerinin yalın üretimine, dijital dönüşüm sağlayarak katma değer üretimine de katkı sunacak. Üretim prosesleri, Model Fabrika’da denenmesi suretiyle verimliliği arttırma çalışmaları yapılacak. İnşaatlar için projeler hazır. Kısa sürede inşaatlar başlayacak.”
Kızıltan, kent için iş birliği ve dayanışma içerisinde olmanın önemine dikkati çekerek, ifadelerini şöyle sürdürdü: ” Türkiye’de Marmara Bölgesi’nin dışında yeni ekonomik bölgelerin oluşturulması gerekiyor. Çukurova, Marmara’nın daha üstünde olabilecek bir bölgedir. Adana, Mersin, Hatay’daki sanayiciler, hepsi sıcak bakıyor ama bir türlü masaya oturup bitiremedik. Çukurova Bölgesel Stratejik Kalkınma Planı’nı yapmamız lazım. Bizim her şeyimizi planlayıp, Çukurova’yı yönlendirmemiz, kurulacak sanayi tesislerini, tarım alanlarını, lojistik bölgeleri belirlemek lazım. Belki birkaç liman daha yapılması lazım. Bu konuda bir plan yaparsak Çukurovayı hızla kalkındırırız.” Volkswagen’in Türkiye’de yapacağı olası yatırımları Mersin’e yapmasını istediklerini belirten Kızıltan, bu yönde gerekli girişimlerde bulunacaklarını sözlerine ekledi.
Toplantıya MTSO Meclis Başkanı Hamit İzol da katıldı.
Kağıthane Yahya Kemal Mahallesi kentsel dönüşüm sürecinde önemli bir karar alındı ve söz konusu bölge riskli alan ilan edildi! Detaylar haberimizde.
Nisan ayında çöken binalar ile Türkiye’nin gündemine oturan Kağıthane Yahya Kemal Mahallesi hakkında beklenen karar Resmi Gazete’de yayımlandı.
10 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete ile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanan karar sonrasında söz konusu bölge riskli alan ilan edildi.
Kentsel Dönüşüm Süreci Hızlanacak, Vatandaş Kira Yardımı Alarak Yeni Evinde Kavuşacak!
Hatırlanacağı üzere 22 Nisan tarihinde yapılan inşaatın istinat duvarının çökmesi sonucunda toprak kayması yaşanmış ve Yahya Kemal Mahallesi Akkaya Sokak’ta bulunan 3 bina, boşaltılmasının ardından büyük bir gürültüyle çökmüştü.
Binaların çökmesinin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tedbir amaçlı çöken binalara komşu 3 binayı da acil kodu ile boşaltmıştı. Çevrede bulunan pek çok evin de riskli yapı kategorisine girdiği tespit edilmişti.
Avrupa genelinde 2018’de bir önceki yıla göre yeni AVM sayılarında düşüş yaşandı. Türkiye’nin ilk sırada yer aldığı yeni AVM açılışında ikinci sırada Rusya var
Cushman & Wakefield’in son “Avrupa Alışveriş Merkezleri Geliştirme Raporu”na göre, Avrupa’daki alışveriş merkezi pazarı 2018’de 168,1 milyon metrekareye ulaşırken, en yüksek yeni AVM arzının arzın gerçekleştiği ülke 525 bin metrekareyle Türkiye oldu.
Geçen yıl Avrupa genelinde AVM arzı 2017’ye göre yüzde 28 azalarak 2,6 milyon metrekareye düştü. Bu son 24 yılın en düşük değeri anlamına geliyor.
Tüm genel olumsuz trende rağmen, Türkiye, Rusya ve Polonya, Avrupa’daki toplam yeni arzın yaklaşık yüzde 50’sini oluşturan en aktfi ülkeler.
Geçen yıl Avrupa’da en yüksek arzda 525 bin metrekareyle Türkiye birinci. 436 bin metrekareyle Rusya, 298 bin metrekareyle Polonya, 237 bin metrekareyle Fransa, 164 bin metrekareyle Finlandiya, 147 bin metrekareyle Birleşik Krallık, 141 bin metrekareyle Almanya, 104 bin metrekareyle İspanya, 99 bin metrekareyle Hollanda, 95 bin metrekareyle İtalya sıralandı.
Raporda yer alan bilgilere göre, 2019-2020 döneminde açılacak yeni AVM’lerde de liderliği Türkiye çekecek. Yeni alışveriş merkezi arzında Türkiye’de söz konusu dönemde bir milyon 603 bin metrekare büyüklüğünde yeni AVM arzı gerçekleşecek. Ayrıca mevcut AVM’lere 7 bin metrekarelik ekleme yapılacak.
Söz konusu dönemde yeni AVM arzında Türkiye’yi bir milyon 549 bin metrekareyle Rusya, 368 bin metrekareyle Fransa, 303 bin metrekareyle Polonya, 290 bin metrekareyle İspanya, 187 bin metrekareyle Finlandiya izleyecek. Ayrıca Rusya’da 270 bin metrekare, Fransa’da 309 bin metrekare, Polonya’da 40 bin metrekare, Finlandiya’da ise 20 bin metrekare mevcut AVM’lere ekleme yapılmış olacak.
Bu dönemde Amsterdam’da 117 bin metrekarelik Mall Of The Netherlands, Moskova’da 105 bin metrekarelik Salaris, Belgrad’da 93 bin metrekarelik BW Galerija, Finlandiya’da 85 bin metrekarelik Mall Of Tripla, Birleşik Krallık’ta 81 bin metrekarelik Edinburgh St James, Lüksemburg’ta 75 bin metrekarelik La Cloche D’or, Sevilla’da 70 bin metrekarelik Lagoh açılacak.
İnşaat halindeki AVM büyüklüğü açısından Orta ve Doğu Avrupa’da ilk 5’te yer alan şehirler ise İstanbul, Moskova, Ankara, Varşova ve Bratislava yer alıyor.
Yeni tapu ve imar kanunu meclis tarafından onaylandı. Onaylanan kanun teklifi ile beraber hem tapu işlemlerinde hem de kentsel dönüşümde yeni dönem başladı!
TBMM Genel Kurulu tarafından yapılan görüşmeler sonucunda kabul edilen Tapu ve İmar Kanunu ile kentsel dönüşüm sürecinde yeni dönem başlamış oldu.
Kentsel Dönüşüm Sorunları Hızla Çözülecek
Yeni Tapu ve İmar Kanunu hakkında yapılan değişiklikler hakkında AK Parti İzmir Milletvekili Necip Nasır, Sabah Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu.
Nasır, yapmış olduğu açıklamasında yapılan kanun değişikliği ile beraber Türkiye’de kentsel dönüşümde yeni bir sürece girildiğini belirterek yeni süreçte vatandaşa pek çok hak ve imkan tanındığını söyledi.
Yapılan kanun değişiklikleri sayesinde artık kentsel dönüşüm sürecinde beklenen hızlanmanın yaşanacağını belirten Nasır “Bu kanunla Türkiye’de kentsel dönüşümde yeni bir sürece girildi.
Yasayla birlikte uygulamalar ve düzenlemeler çerçevesinde kentleşme ve planlama alanında daha iyiye ulaşabilmek için sıkıntılar hızla ortadan kalkacak.” diye konuştu.
AK Parti İzmir Milletvekili ve aynı zamanda TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyesi olan Necip Nasır yapılan kanun değişikliği sayesinde kentleşme ve planlama alanında daha iyiye ulaşabilmek için yaşanan sıkıntıların giderileceğini dile getirdi.
Çıkarılan yeni tapu ve imar kanunu ile mevcut yapıların afetlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesi amaçlanırken bu sayede dönüşüm uygulamalarının daha verimli yapılabilmesi garanti altına alınacak. Artık kentsel dönüşüm projeleri hızlanacak ve eski yapılar yıkılarak yerine sağlam, depreme dayanıklı evler inşa edilecek.
Yönetmelikte yapılan değişiklikle, tapu işlemlerinde resmi senetlerin üzerine fotoğraf yapıştırılması şartı kaldırıldı.
8 Temmuz 2019 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete’de kritik ilanlar açıklandı. Tapu senetlerinde yeni düzenleme yapıldı! Yapılan düzenlemeye bakıldığında bundan sonra vatandaşların tapu senetlerinde işlem yaparken fotoğraflarının talep edilmeyeceği ifade edildi.
Tapu Senetlerinde Yeni Düzenleme Yapıldı!
Tapu Sicil Müdürlükleri tarafından yapılan düzenleme ile Resmi Senetlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 8 Temmuz 2019 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete kapsamında bulundu. Bu ayrıntılara bakılarak bürokrasinin ve kırtasiyeciliğin seviyesinin düşürülmesi kapsamında yapılan bu düzenleme sonucunda tapu senetlerinde kritik bir değişiklik yapıldı. Bundan sonra yapılan tapu işlemlerinde fotoğraf yapıştırılması gibi bir mecburiyetin bulunmadığı yönünde açıklamalar yapıldı. Bu bağlamda tapu işlemlerinde vatandaşların yanlarında fotoğraf götürme zorunluluğu bulunmuyor. Yapılan değişiklikte şu ifadelere yer verildi. “Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan “fotoğrafları” ibaresi ile 15. maddenin birinci fıkrasında yer alan “veya fotoğrafları yapıştıracak yer kalmaması” ibaresi yürürlükten kaldırıldı.”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Ömer Bulut, Eskişehir Millet Bahçesi Projesi’nde hiçbir aşamada yapılaşma planlanmadığını belirterek, “Eskişehirli vatandaşlarımızı daha çok yeşille ve oksijenle buluşturacağız.” dedi.
Bulut, Eskişehir’de yürütülen Millet Bahçesi Projesi’nin yapılaşmayı artıracağına yönelik iddialarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Son günlerde bazı basın yayın organları tarafından, Eskişehir’de hayata geçirilecek millet bahçesiyle ilgili gerçek dışı bilgilerin servis edildiğini anlatan Bulut, “Eskişehir Millet Bahçesi ile ilgili ne ihale hazırlık aşamasında ne de sonrasında kesinlikle yapılaşma planlanmadı. Projeyle Eskişehirli vatandaşlarımızı daha çok yeşille ve oksijenle buluşturacağız.” diye konuştu.
Millet bahçesinin inşa edileceği alanda vatandaşların bilgilenmesi amacıyla proje görsellerinin sergilendiğini belirten Bulut, “Vatandaşlarımız görselleri buradan görebilir.” ifadesini kullandı.
Bulut, askı sürecinin başlatılması için projenin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gönderildiğini söyledi.
Projenin toplam 56 bin 448 metrekarede yapılacağını bildiren Bulut, “İmar Kanunu’na göre millet bahçelerinde toplam alanın yüzde 5’ine kadar yapılaşmaya izin verilmesine rağmen bu oran Eskişehir Millet Bahçesi için yüzde 5 seviyesinin çok altında, yaklaşık yüzde 1,58 seviyesindedir. Eskişehir Millet Bahçesi’nde yapılaşma minimum seviyede.” dedi.
Millet bahçelerinin temel prensibinin vatandaşların daha çok yeşille ve oksijenle buluşmasını sağlamak olduğunu belirten Bulut, Eskişehir’deki projede yer altı otoparkı, millet kıraathanesi, iki tuvalet, bekçi kulübesi, havuz, gezinti ve giriş yolları, koşu ve bisiklet yollarının bulunduğunu dile getirdi.
Bulut, ayrıca projede, etkinlik ve çocuk oyun alanları, bitkisel peyzaj sahasında yapraklı, ibreli ağaçlar, çalı ve sarmaşıklar olacağını söyledi.
“13 millet bahçemizin inşaatı hızla devam ediyor”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda kamuoyuna açıkladığı projeler doğrultusunda her ile en az bir millet bahçesi yapmayı hedeflediklerini hatırlatan Bulut, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda çalışmalara ara vermeden devam ettiklerini anlattı.
“İdare olarak bugüne kadar iki millet bahçesinin yapımını tamamlayarak vatandaşlarımızın hizmetine açtık. 13 millet bahçemizin inşaatı hızla devam ediyor. 51 millet bahçemizin de proje çalışmaları devam ediyor. Ayrıca TOKİ olarak bu yıl 7 millet bahçesini bitirip vatandaşlarımızı daha çok yeşille buluşturmayı hedefliyoruz.”
Yeni YÖK Vizyonu çerçevesi ve Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi kapsamında başta öğrenciler ile akademisyenler için eğitim ve çalışma ortamlarının iyileştirilmesi yönünde yapılan projeler hız kesmeden devam ediyor.
Türkiye’nin en kadim üniversitelerinden Atatürk Üniversitesi, bünyesinde bulunan binaları yeniden yapılandırarak eğitim öğretim faaliyetlerini daha iyi koşullarda gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.
Bu kapsamda 1958-1959 eğitim-öğretim yılında eğitim hayatına başlayan Edebiyat Fakültesinin, artan öğrenci sayısı ve akademik birimlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere batı kampüsünde dizayn edilen yeni fakülte binası inşaatında sona gelindi.
Doğu Anadolu’nun en büyük eğitim binası olma özelliğine sahip olan yeni Edebiyat Fakültesi binası, toplamda 42.300 metrekare kapalı alana sahip. Mimarisinde özellikle dış cephede Selçuklu Mimarisine atıflar bulunan binada, 52 derslik, 20 amfi, 310 akademik ve idari personel odası, 235 kişilik konferans salonu, kütüphane, kapalı otopark, toplantı odası ve sosyal yaşam alanı yer alıyor.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’nın, Edebiyat Fakültesine kazandırmak için büyük uğraşlar verdiği binanın temeli 2017 yılında atılmıştı. Eylül 2019’da kullanıma hazır hale gelecek olan yeni Edebiyat Fakültesi binası, 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde öğrencilerin yeni eğitim yuvası olacak.
Tatil beldeleri başta olmak suretiyle, Denize kıyısı olan şehirlerdeki gayrimenkullere olan ilginin, bilhassa Temmuz aylarında arttığını söyleyen TÜGEM İzmir Yönetim Kurul Üyesi İnşaat Yüksek Mühendisi Hakan Akıncı, ‘Son iki senedir İstanbul, Ankara ve Bursa’dan İzmir’e gelip yerleşme hareketliliği var. Bilhassa Çeşme’deki satılık ve kiralık yazlık konutlarda ise yerli ve yabancı yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiğini gözlemliyoruz’ dedi
Türkiye’nin seçim ikliminden çıkmasının peşinden, denize kıyısı olan bölgelerdeki gayrimenkullerde hareketlilik gözleniyor. Bilhassa sezonluk kiralamalarda büyük yoğunluk dikkat çekerken, oldukca sayıda şahıs, İstanbul ve Ankara şeklinde şehirlerden Çeşme ve Bodrum şeklinde bölgelere akın ediyor
Çeşme’ye Yoğun Talep Var
İzmir bölgesindeki gayrimenkul hareketliliğini yorumlayan TÜGEM İzmir Yönetim Kurul Üyesi İnşaat Yüksek Mühendisi Hakan Akıncı, 2020 senesinde hizmete açılması beklenen Çeşme Alaçatı havalimanın, Çeşme’ye olan ilginin yurt içinden daha oldukca, yurt dışına taşmasını sağlayacağını söylemiş oldu. Büyük şehirlerin karmaşasından kaçmak isteyen insanların artık göç etmeye başladığını belirten Akıncı, ‘son yıllarda İstanbul ve Ankara’nın göç verdiğini, yazlık bölgelerin ise istikrarlı bir halde göç alıyor. Bilhassa satılık yazlık piyasası oldukça hareketlendi’ dedi
Endeksa’nın verilerine nazaran son bir yılda en fazla prim icra eden bölgenin yüzde 26,9 yükselişle İzmir’in Çeşme ilçesi olduğu bilgisini paylaşan Akıncı, ‘Uzun senelerdir İstanbul ve Ankara’da proje tamamlayan büyük inşaat firmaları, hakim oldukları bölgelerde, belli bir doygunluğa ulaştı. Türkiye’de nitelikli göç alan İzmir’in, üst gelir gurubuna yönelik karma projelere ihtiyacı, gelecek 5 yılda daha çok artacak. Otobanın yapılması ve hizmete açılması, İzmir’in cazibesini artıracaktır. Bunu ön gören büyük inşaat firmaları, tüketicilerin gereksinimleri, yabancı yatırımcıların ilgisi, yatırım ortamının iyileşmesi ve daha karlı gördükleri için projelerini İzmir’ yöneltecekler’ dedi
Gaziantep Valisi Davut Gül, Suriye’de taşlar yerine oturduğunda, bu ülkenin yeniden inşasında Gaziantepli sanayici ve müteahhitlerin yer alacağını ve kentte üretilen ürünlerin daha çok kullanılacağını söyledi. Gül, Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ve Mimarlar Odası Gaziantep Şubesince düzenlenen Kent, İnşaat ve Ekonomi Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada, hiçbir savaşın sonsuza kadar devam etmeyeceğini vurguladı. Savaşa rağmen Gaziantep’in Suriye’ye ihracatını sürdürdüğünü ifade eden Gül, “İnşallah Suriye’de taşlar yerine oturduğunda, Suriye’nin inşasında Gaziantepli sanayici ve müteahhitler yer alacak, Gaziantep’te üretilen ürünler daha çok kullanılacak. Buradaki Suriyeli misafirlerimiz Gaziantep’te üretilen, Türkiye’de üretilen ürünleri, kalitesini gördüler” diye konuştu.
‘Kentte konut sorunu var’
Gaziantep’in konut sorunu bulunduğunu dile getiren Gül, “İnsanlarımızın ekonomik seviyesi yükseldikçe, beklentileri yükseliyor. Şehirleşmenin buna göre olması lazım, arsa üretiminin buna göre olması lazım, müteahhitlerimizin kendilerini buna göre yenilemesi lazım. Mimarlarımızın, mühendislerimizin şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bunu sırtlaması gerekiyor” diye konuştu. GTO Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım ise Suriye’deki iç savaşa işaret ederek, burayı yeniden inşa edecek olanların da kendileri olduğunu söyledi. Suriye’de barış sağlanmasını dileyen Yıldırım, “Barış sağlandığında, sular durulduğunda, güvenlik tesis edildiğinde de insanların başını sokacak çatıya, okula, hastaneye, yola ihtiyacı olacak. Şimdi nasıl biz o insanların temel ihtiyaçlarının tedarikçisiysek, vatanından ayrılmak zorunda kalanlara nasıl kucak açtıysak, gelecekte ihtiyaçları olacak okulu, hastaneyi, yolu da bizler yapacağız. Gaziantepli girişimciler yapacak” açıklamasında bulundu. Mimarlar Odası Gaziantep Şube Başkanı Hasan Özgür Girişken de geçen 10 yılda, inşaat sektöründe işlerin düşük faizler nedeniyle oldukça iyi gittiğini, sektördeki firma sayısının 350 bine kadar tırmandığını anlattı. Büyüyen sektöre hizmet vermek üzere mimar ve mühendislerin sayısının da artması gerektiğine işaret eden Girişken, şunları kaydetti:
Konjonktürü Doğru Yorumlamak
“Bu ekonomik döngüyü bozmaya başlayan dinamikler 2013 yılında ortaya çıkmaya başladı. Amerikan Merkez Bankası’nın miktarsal genişlemeyi durdurmaya hazırlandığını açıklamasıyla birlikte, yani artık para basmayacağını söylemesi sermaye piyasalarında bir deprem etkisi yarattı. Likidite daralacak ve faizler yükselmeye başlayacaktı. Gücünü düşük faiz ve bol likiditeden alarak büyüyen ve ekonomi içerisindeki payı giderek artan inşaat sektörü için yeni bir dönem başlıyordu. Sonrasında korkunç darbe girişimi ve diğer sorunlar, terörizm, mülteci sorunu derken 2018 yılının son çeyreğinde Türkiye ekonomisi daraldı. Bu kongre bu konjonktürü doğru yorumlamak için planlandı.”
İstanbul’u sağlıkta yeni bir çağa taşıyacak Başakşehir Şehir Hastanesi’nin bitimine artık sadece 1 yıl kaldı. Tamamlandığında dünyanın en büyük sismik izolatörlü binası olacak yapıda operasyonel faaliyetler şiddetli depremler sırasında bile durmayacak.
Sağlık yatırımında Türkiye’nin en önemli oyuncularından Rönesans’ın Japonya’nın en büyük yatırım şirketlerinden Sojitz ile 33 ay gibi rekor bir sürede tamamlayacağı Başakşehir Şehir Hastanesi’nin bitmesine artık sadece 1 yıl kaldı. Kamu Özel İş Birliği modeliyle yapılan, 2 bin 682 yatak kapasitesiyle günde 32 bin 700 hastaya hizmet vermeye hazırlanan hastane, 1 milyon metrekarenin üzerinde alanıyla, sadece İstanbul’un değil, tüm bölgenin sağlık ihtiyaçlarına çözüm olmayı hedefliyor. Bu önemli projeyle ilgili detaylı bilgi veren Rönesans Sağlık Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yanıkömeroğlu, “Projemizin büyük kısmını tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Dünyanın en büyük hastanelerinden biri olacak Başakşehir Şehir Hastanesi, güvenli ve ileri teknolojiye sahip sağlık hizmetlerini herkesle buluşturmaya hazırlanıyor. 2020’de inşaatının tamamlanmasıyla bu hastane İstanbul’un bölgenin sağlık başkenti haline gelmesinde ve sağlık turizminde önemli rol oynayacak” dedi.
Hastanenin en önemli özellikleri arasında ise deprem riski altında bulunan İstanbul’un ihtiyaçlarına göre inşa edilmiş olması geliyor. Yapıların deprem yüklerini aktarmada en etkili teknoloji kabul edilen sismik izolatör teknolojisi ile donatılacak olan hastanede, en şiddetli depremler sırasında ve sonrasında dahi tüm operasyonel faaliyetler aksama olmadan yerine getirebilecek. Son teknoloji ürünü olan 3 yönlü sarkaç tipi 2 bin 68 adet sismik izolatör üzerine inşa edilen hastane, tamamlandığında dünyanın en büyük sismik izolatörlü binası unvanını da alacak.
– 2 bin 68 sismik izolatör
– 2.682 yatak kapasitesi
– Günlük 32 bin 700 hastaya hizmet
– 1 milyon metrekarenin üzerinde inşaat alanı
– 10 bin kişiye kalıcı istihdam
2020’ye Kadar 4.3 Milyar Dolar Yatırım
Rönesans Holding, Türkiye’yi çok sayıda modern hastaneye kavuşturacak PPP projeleri kapsamında çalışmalarını büyük bir hızla sürdürüyor. Şirket Adana, Yozgat ve Elazığ’ın ardından Bursa ve Başakşehir Şehir Hastanesi ile sağlık alanında toplamda 9 bin 500 yatak kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Rönesans ayrıca kamu-özel işbirliği modeli kapsamında 2020 yılına kadar 4.3 milyar dolarlık yatırımla toplamda 3.2 milyon metrekare büyüklüğünde sağlık kompleksleri inşa etmiş olacak.
RUSYA’YA DA 15 HASTANE YAPACAKLAR
Türkiye’de sağlık sektörü, medikal inşaat ve sağlık işletmelerinden elde edilen tecrübeyi yurtdışına da taşıyacaklarını belirten Rönesans Sağlık Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Yanıkömeroğlu “Rönesans olarak Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) ile yaptığımız anlaşma kapsamında, Rusya’nın farklı bölgelerinde, üniversite bünyelerinde kurulacak 15 adet eğitim ve araştırma hastanelerini kapsayan ortak bir projeyi hayata geçirmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
İnşaat sektörü yaşadığı krizden çıkmak için farklı çözüm yolları aramaya devam ederken kentsel dönüşüm büyük bir umut olarak öne çıkıyor.
Düşen konut satışları ve bankaların yükselen finansman maliyetleri nedeni ile sıkıntılı günler geçiren inşaat sektörü yeni çözüm arayışlarını sürdürüyor.
Bunlardan biri de kentsel dönüşüm olarak öne çıkıyor. Müteahhitler kentsel dönüşüm ile yenilenecek olan yapılar ile inşaat sektöründe yeniden hareketlenme bekliyor.
Genç Nüfus ve Kentsel Dönüşüm İnşaat Sektörüne Moral Verdi
Konu hakkında açıklama yapan Limak İnşaat’ın sahibi Nihat Özdemir “2018 yılının ilk 4 ayında mevsim normallerinin üstünde sıcak bir kış geçirilmesiyle satışlar beklenenden fazla artış göstermişti. Ancak bu yıl mevsimselliğin getirdiği olumsuz durum ve geçen yılın son 5 ayında görülen küçülmenin etkisiyle, çimento iç satışlarındaki daralma devam etti.
Bunun yanında sektörümüzü umutlandıran, etkileyen en önemli konu da ülkemizde genç nüfus oranının yüksek olmasıyla konut talebi dönemsel olarak ertelense de hiçbir zaman bitmeyecektir. İç pazarda ayrıca kentsel dönüşüm de iyi bir fırsattır. Önümüzdeki dönemde ülkemizde 20 milyon konut ihtiyacı söz konusu olacaktır. 6306 sayılı yasayla kentsel dönüşümün önü açılmış ve dönüşüm hızlanmıştır. Ülkemizdeki yaklaşık 7 milyon riskli yapı depreme dayanıksız olduğu için bu kapsamda yenilenecektir.” diyerek umutlarını koruduklarını söyledi.
Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği’nin (TÇMB) Başkanlığı görevinden TFF Başkanı seçildiği için istifa eden Nihat Özdemir görevini Sabancı Holding Çimento Grup Başkanı Tamer Saka’ya devretmişti.
İmar barışı ve bedelli askerlik için toplanan paralar sayesinde vergi dışı bütçe rekor kırdı! Detaylar haberimizde.
2018 senesinde beklenen genel bütçe vergi dışı gelirlerinde yüzde 40 oranında artış yaşandı.
Yaşanan bu artışın ana nedeni olarak imar barışı ve bedelli askerlik için toplanan paralar gösterildi. Genel bütçe vergi dışı gelir gerçekleşmelerinde daha önce 97.4 milyar olarak açıklanan gelir beklentisi 136.5 milyara yükseldi.
Cumhurbaşkanlığı Raporu Açıklandı!
Milliyet Gazetesi tarafından yapılan habere göre yayımlanan Cumhurbaşkanlığı raporu ile Merkezi yönetim bütçe kanununda 65 milyar 780 milyon TL olarak hedeflenen kurumlar vergisi tahsilatı yıl sonunda 78 milyar 673 milyon TL olarak gerçekleşti.
Merkezi yönetim bütçe kanununda 146 milyar 524 milyon TL olarak öngörülen olan özel tüketim vergisi tahsilatı yıl sonunda 133 milyar 906 milyon TL ile hedefin yüzde 8.6 altında kaldı. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın raporuna göre 2018’de merkezi bütçe gelirleri beklenenden yüzde 8 daha fazla gerçekleşti. 696.8 milyar lira olarak hedeflenen gelir 757.9 olarak gerçekleşti.
Genel bütçe vergi dışı gelir gerçekleşmelerinde de 97.4 milyar lira olarak öngörülen gelir 136.5 olarak gerçekleşti. Yüzde 40’ın üzerinde gerçekleşen bu artışın nedeni de raporda “Bunun nedeni ise, faizler, paylar ve cezalar ile teşebbüs ve mülkiyet gelirleri kalemlerinin beklenenin üzerinde gerçekleşmesidir. 2018’de uygulamaya konulan bedelli askerlik ile imar barışı kapsamındaki gelirler bu yüksek artışta etkili olmuştur.” ifadeleri yer aldı.
Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, çimento sektörünün ilk yarıdaki ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artışla 444 milyon dolara ulaştığını belirterek, “Çimento sektörü ilk yarıdaki bu ihracat artışıyla nefes almıştır.” dedi.
TÇMB ve Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS) iş birliğiyle düzenlenen basın toplantısında ÇEİS tarafından Deloitte Türkiye’ye hazırlatılan “Geçmişten Geleceğe Emin Adımlarla: Türk Çimento Sektörü’nün Gelişimi ve Stratejik Öneriler Raporu”nun sonuçları gazetecilerle paylaşıldı.
Toplantıda konuşan TÇMB Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Türk çimento sektörünün 2018’de 55’i entegre, 19’u öğütme olmak üzere toplam 74 tesisle yıllık yaklaşık 71 milyon ton klinker ve 75 milyon ton çimento üreterek ülke ekonomisine katkı sağlamayı sürdürdüğünü söyledi.
Yüzde 76’sı yerli, yüzde 24’ü yabancı sermayeli yatırımcılardan oluşan çimento sektörünün üretimde Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada yer aldığını dile getiren Özdemir, 2018 verilerine göre yaklaşık 19 bin kişiye sağladıkları doğrudan istihdam ve 614 milyon dolar ihracat geliriyle GSMH’de önemli bir paya sahip olduklarını anlattı.
Özdemir, sektörün ihracatta sağladığı başarıdan ve son dönemde artan grafikten bahsederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yılın ilk 6 ayında çimento ihracatımız yüzde 38 artarak 5,3 milyon ton, klinker ihracatımız ise yüzde 116 artarak 6 milyon ton olarak gerçekleşti. Şu ana kadar en çok ihracat yapılan ülkeleri ABD, Gana ve İsrail olarak sıralayabiliriz. Sektörümüzün toplam ihracatı bu dönem için yüzde 46 artışla 444 milyon dolar olmuştur. Çimento sektörü ilk yarıdaki yüzde 46 ihracat artışıyla nefes almıştır. İhracatta Batı standardı ile üretim yapıp dünya pazarında rekabet ederken sahip olduğumuz tecrübeyle, kalitemizden ödün vermiyoruz.”
“Konutta satışlar azalsa da ihtiyaç artarak sürmektedir”
Özdemir, yılın ilk 4 ayında çimento üretiminin yüzde 33, iç satışların yüzde 41 azaldığını kaydederek, “2018 yılının ilk 4 ayında mevsim normallerinin üstünde sıcak bir kış geçirilmesiyle satışlar beklenenden fazla artış göstermişti. Ancak bu yıl mevsimselliğin getirdiği olumsuz durum ve geçen yılın son 5 ayında görülen küçülmenin etkisiyle, çimento iç satışlarındaki daralma devam etmiştir.” diye konuştu.
İç satışların 12 aydır küçüldüğünü dile getiren Özdemir, konut sektörünün daraldığını, inşaat harcamalarının yılın ilk çeyreğinde reel olarak yüzde 16 düştüğünü aktardı.
Özdemir, yılın 5 ayında 2018’in aynı dönemine göre konut satışlarının yüzde 20 azalarak 423 bin adet düzeyine gerilediğini ifade ederek, ilk çeyrekte belediyeler tarafından verilen yapı ruhsatlarında daire sayısının ise yüzde 46 azaldığını bildirdi.
Bu verilerin çimento satışlarını olumsuz etkileyeceğini beklediklerini vurgulayan Özdemir, şu ifadeleri kullandı:
“Bunun yanında sektörümüzü umutlandıran, etkileyen en önemli konu da ülkemizde genç nüfus oranının yüksek olmasıyla konut talebi dönemsel olarak ertelense de hiçbir zaman bitmeyecektir. İç pazarda ayrıca kentsel dönüşüm de iyi bir fırsattır. Önümüzdeki dönemde ülkemizde 20 milyon konut ihtiyacı söz konusu olacaktır. 6306 sayılı yasayla kentsel dönüşümün önü açılmış ve dönüşüm hızlanmıştır. Ülkemizdeki yaklaşık 7 milyon riskli yapı depreme dayanıksız olduğu için bu kapsamda yenilenecektir.”
“Beton yollar daha ucuz ve daha uzun ömürlü”
Özdemir, sektör için beton yolların ve bariyerlerin öneminden bahsederek, konuyla ilgili şu noktalara dikkati çekti:
“Beton yollar, bilinenin aksine daha ucuz ve uzun ömürlü olduğu için ekonomik bir seçimdir. Ülkemizin kaynaklarının doğru kullanılması için uzun ömürlü ve sağlam beton yollar yapmak en iyi alternatiftir. Maalesef her gün trafik kazalarıyla karşı karşıyayız. Bunu yüzde 20 azaltmanın yolu, bölünmüş yollarda orta refujlerde uygulanacak standardına uygun beton bariyerler olduğunu söyleyebiliriz.”
Özdemir, TÇMB olarak belediye çöplerinin ayrıştırılarak çimento fabrikalarında alternatif yakıt olarak kullanılmasına da önem verdiklerini kaydederek, sektörün geçen yıl yaklaşık bir milyon ton endüstriyel atığı alternatif yakıt olarak enerjiye dönüştürdüğünü söyledi.
Atık ısı geri kazanımı konusuna değinen Özdemir, devlet teşviki olmaksızın çimento fabrikalarının kendi öz kaynaklarıyla kurduğu tesislerde yaklaşık 560 bin hanenin günlük elektrik tüketimine karşılık gelen enerjiyi geri kazandığını, sektörün, tükettiği elektriğin yüzde 7’sini atık ısıdan karşıladığını anlattı.
“Yatırımlara ve kapasite artırımlarına devam edeceğiz”
Özdemir, geçirdiği inişli-çıkışlı dönemin ardından sektörün en kısa zamanda toparlanacağına yönelik inançlarının tam olduğunu kaydederek, ekonomiye katkı sağlamayı ve üretim güçlerini Türkiye’ye değer katmak için aralıksız sürdüreceklerini söyledi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon rakamlarına değinen Özdemir, “Enflasyondaki önemli düşüşü çok iyi görüyoruz. Haziranda enflasyonda bir anda yüzde 3 iyileşme yaşandı. Bunun sezon sonuna kadar artarak devam etmesini umuyoruz. İnşallah açıklanan ekonomik tedbirlerle enflasyondaki düşüşün devam etmesini hem arzuluyoruz hem de ümitli olarak bu sürecin gerçekleşmesini beklemekteyiz.” ifadelerini kullandı.
Özdemir, sunum esnasında ilgili bir soru üzerine, Türk çimento sektörünün kapasitesinin fazlasıyla yeterli olduğunu belirterek, “Artık uluslararası oyuncu olmamız lazım, yurt dışına daha fazla açılmamız gerekiyor. Ülkemize önemli derecede sermaye getirmek için bunu yapmamız gerekiyor.” dedi.
Yatırımlarla ilgili bir soruya karşılık Özdemir, şu cevabı verdi:
“Dengelenmenin sonlandığını ve artık büyümeye geçtiğimizi görüyoruz. Ülkemize inanıyor ve bu yönde yatırımlarımızı sürdürüyoruz. 2021 yılında Türkiye’nin tekrar eski büyüme rakamlarına ulaşacağına inancımız tam. Türkiye büyük bir ülke, genç nüfusu var. Ayrıca nüfusumuz da artıyor. Yatırım yapıyorsak Türkiye’ye ve Türkiye’nin geleceğine güvendiğimiz içindir. Bu yüzden yatırımlara hiç ara vermedik. Yatırımlara, kapasite artırımlarına devam edeceğiz.”
Özdemir, toplantıda TÇMB Yönetim Kurulu Başkanlığından istifa etti
Özdemir, küresel çimento fiyatlarına ilişkin bir soru üzerine, dünya üzerinde en düşük çimento fiyatının Türkiye’de olduğunu belirterek, hem uygun fiyatlı hem de kaliteli üretim yaptıklarını söyledi.
Halihazırda bir ton çimentonun Afrika’da 100 avrodan, Avrupa’da 80-90 avrodan aşağı bulunamayacağını dile getiren Özdemir, “Global piyasada çimento fiyatları 65-120 avro arasında değişiyor. Türkiye’de şu anda 35-40 avrolara satılıyor.” dedi.
Özdemir, Türk çimentosunun ihraç edildiğinde ise alıcıya ton bazında 60-65 avroya mal olduğunun, bunun da dünya ortalamasının en düştüğüne denk geldiğini söyledi.
Nihat Özdemir, 1 Haziran itibarıyla Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanlığı görevine seçildiğini anımsatarak, bu görev için ciddi mesai harcadığını, dolayısıyla TÇMB Yönetim Kurulu Başkanlığı için yeterince vakit ayıramayacağını, bu nedenle TÇMB’deki başkanlık görevinden istifa kararı aldığını söyledi.
TÇMB Yönetim Kurulunun bugün toplanacağını dile getiren Özdemir, yeni başkanın seçileceğini ancak kendisinin yönetim kurulu üyeliğinin süreceğini sözlerine ekledi.
“Rusya ve Gürcistan ile yaşanan gümrük sorunu çözülmeli”
ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Suat Çalbıyık ise, Türk çimento sektörünün orta ve uzun vade stratejileriyle ülke ekonomisi ve toplumsal refah için daha fazla değer yaratmayı hedeflediğini söyledi.
Sektörün mevcut durumunu analiz etmek ve gelecek stratejisine yön verecek gelişim alanlarını belirlemek amacıyla Deloitte Türkiye iş birliğiyle hazırladıkları rapordan bahseden Çalbıyık, şu ifadeleri kullandı:
“Çimento sektörü, rapora göre, 2017’de tüm bileşenleriyle ülkesi için 16,2 milyar TL katma değer üreten, 3,7 milyar TL kamu bütçesine katkı yapan, doğrudan ve etki ettiği sektörlerle birlikte 27 bin kişiye istihdam sağlayan bir sektördür. 614 milyon dolara yükselttiği ihracat gelirleriyle toplam ihracat içindeki payı binde 37’ye çıkmıştır.”
Çalbıyık, ihracatta mevcut koşulların iyileştirilmesi adına yapılması gerekenlerden bahsederek, “Örneğin, Rusya ve Gürcistan gümrüklerinde çimentonun 28 günlük dayanım kontrolü için bekletilmesinin sektöre ciddi pazar kaybı yaşattığını görüyoruz. Sadece bu sorunun çözülmesi bir milyon tonluk yeni bir ihracat hacmi anlamına gelir.” diye konuştu.
İyi bir ihracat stratejisi çizilmesinin öneminine değinen Çalbıyık, Türk şirketlerinin uluslararası arenada daha fazla rol alması gerektiğini anlattı.
“Asfalt yolların 4 yıllık bakımıyla Marmaray inşa edilir”
Çalbıyık, beton yolların milli bir altyapı ve ekonomi meselesi olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
“Uluslararası araştırmalara göre yatırım maliyeti açısından bakıldığında asfalt yolların yapımı beton yolların iki katına denk gelen bir maliyet doğuruyor. Yani beton yolların yapımı asfalt yollardan yüzde 50’ye yakın daha ucuz. Asfaltın yıllık bakım-onarım maliyeti ise beton yolların maliyetinin 10 katına denk geliyor. Ayrıca beton yollar daha uzun ömürlü. Bu açıdan baktığımızdan beton yolların tercih edilmesiyle Karayolları Genel Müdürlüğünce her yıl harcanan 2 milyar liralık bakım onarım masrafını ortadan kaldırarak, 4 yılda bir Marmaray inşa edebilecek parayı harcamak yerine tasarruf edeceğiz.”
Çalbıyık, iş sağlığı ve güvenliğinin, çimento sektörünün en çok önem verdiği konuların başında geldiğini kaydederek, bu alanda ciddi ilerleme sağladıklarını, iş güvenliğinde elde ettikleri başarılı sonuçların teşviklerle desteklenmesini beklediklerini söyledi.
Suat Çalbıyık, iş sağlığı ve güvenliği ile mesleki eğitim alanlarında bekledikleri teşviklerden bahsetti.
Meclis’te kabul edilen Tapu Kanunu’na göre, inşaatı bitiremeyen müteahhidin sözleşmesi feshedilecek, bu durumda kira yardımı müteahhide iade edilmeyecek. Boş arsalara otopark yapılacak. Metruk bina 3 günde yıkılacak. Riskli yapılar, sahiplerinin oluru alınmaksızın yıkılacak. Bu yapılar 2 günde boşaltılacak.
Başta İstanbul olmak üzere riskli binaların çökmesi sonucu peş peşe yaşanan faciaların tekrarlanmasını önlemenin yanı sıra çevre, şehircilik ve gayrimenkul alım satımı alanlarında önemli düzenlemeler içeren kanun, Meclis’te kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu’nun önceki geceki mesaisiyle benimsediği Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile getirilen belli başlı yenilikler şöyle:
Yeni Dönem Başlıyor
– Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler, tarafların farklı tapu müdürlükleri veya yurt dışında bulunmaları halinde, taraf iradeleri resmi görevliler tarafından ayrı ayrı alınarak tamamlanabilecek.
– Tapu işlemlerine fotoğraf yapıştırılması düzenlemesi, bürokrasinin ve kırtasiyeciliğin azaltılması amacıyla yürürlükten kaldırılacak.
2/B Satışına Yıl Sonuna Kadar Devam
– Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılamayacak.
– 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar ile Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin başvuru süresi 16 Aralık 2019’a kadar uzatıldı.
– 2/B taşınmazlarında kayıt maliki ve kullanıcı çakışması nedeniyle satın alma ve iade hakkından yararlanamayanlara, 31 Aralık 2020’ye kadar başvuruda bulunmaları halinde durumlarına göre eş değer 2/B arazisi verilebilecek.
– Satılan tarım arazilerinin satış tarihinden itibaren 30 yıl içerisinde 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planında tarım dışı amaca ayrılması halinde, güncel satış bedeli ile satış tarihinden itibaren TÜFE oranında artırılarak güncellenen bedel arasındaki fark, son kayıt malikinden tahsil edilecek. Bu süre içerisinde tarım arazilerinin 3 yıl aralıksız olarak tarımsal amaçla kullanılmaması halinde, satış işlemi iptal edilerek, taşınmaz resen Hazine adına tescil edilecek ve ödenen bedel faizsiz olarak kayıt malikine iade edilecek.
Yapı Kayıtta Süre Uzatımı Var mı?
– İmar barışına başvurarak yapı kayıt belgesi alanlar bu taşınmazların kendilerine satılması için 31 Aralık 2019’a kadar başvuruda bulunabilecek. Taşınmazlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından rayiç bedel üzerinden doğrudan satılacak.
– Yapı kayıt belgesi alınan taşınmazların satışa konu edilen kısımlarından yapı kayıt belgesi tarihi ile satış tarihi arası için ecrimisil alınmayacak. Tahakkuk ettirilen ecrimisiller terkin edilecek ve ecrimisil satış bedelinden mahsup edilecek.
Metruk Binaları Kim Yıkacak?
– Metruk yapılar ile bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerine ve kiracılarına bu yapıların izalesi ve tahliyesi için belediye veya valilikçe 3 gün içinde tebligat yapılacak. İdarece belirlenen süre içinde yapı sahibi tarafından tehlikeli durumun ortadan kaldırılmaması halinde, tehlikenin giderilmesi veya yıkım işleri belediye veya valilikçe yapılacak.
Riskli Yapıların Durumu Ne Olacak?
– Yıkılacak derecede riskli olan yapıların bulunduğu alanlarla, ağır hasarlı yapıların dönüşümünde maliklerin muvafakati aranmayacak.
– Riskli olarak tespit edilen yapıların listesi muhtarlıkta iki gün süreyle ilan edilecek.
– Yapıların bakanlıkça verilen süre içinde tahliyesi mecburi olacak. Aksi halde tahliye-yıkım için polisten destek alınacak.
– Uygulama alanı içindeki taşınmazlarla ilgili sözleşmeler taraflarının muvafakati aranmaksızın feshedilecek.
Boş Araziye Açık Otopark
– Düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında alınacak düzenleme ortaklık payları, yüzden 40’tan yüzde 45’e çıkacak. Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların, düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde 45’ini geçemeyecek.
– Belediye ve mücavir alanlar içinde veya dışındaki iskan dışı alanlarda yapılacak tarımsal amaçlı seralar, entegre tesis niteliğinde olmamak ve ilgili il tarım ve orman müdürlüğünden uygun görüş alınmak koşuluyla yapı ruhsatı aranmadan yapılabilecek.
– Şehir merkezlerinde ya da trafiğin sıkışık olduğu alanlarda yapılaşmamış parseller, parsel maliklerinin muvafakati, araç giriş ve çıkışlarının trafiği aksatmaması ve ilgili idareden izin alınmak şartıyla, zemini geçirimli malzemeyle kaplanarak açık otopark olarak işletilebilecek.
İnşaat Yarım Kalmışsa…
– Dönüşüm uygulaması için müteahhide devredilen taşınmazlar hakkında müteahhidin borçları nedeniyle haciz ve tedbir uygulanamayacak.
– Yapımdan itibaren 6 ay içinde kat irtifakının kurulmaması durumunda haciz ve tedbir uygulanacak.
– 1 yıl içinde yeni yapının yapım işine başlanılmamışsa veya yapım işi belirli bir seviyede durdurulmuş ve en az 6 aydır inşaat devam etmiyorsa sözleşme feshi için üçte iki çoğunlukla bakanlığa başvurulabilecek. İşe başlanılmazsa satış vaadi sözleşmeleri ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, resen feshedilmiş sayılacak.
– Fesih tarihine kadar müteahhit tarafından hak sahiplerine yapılan kira yardımı ödemeleri, hak sahiplerinden geri talep edilemeyecek.
Temeli 7 Haziran 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atılan Tarsus Devlet Hastanesi inşaatında çalışmalar hızla devam ediyor.
İnşaatın yüklenici firması olan ATR Yapı inşaat firmasının Akdeniz Bölge Koordinatörü Turgay Hacıosmanoğlu, 600 yataklı Tarsus Devlet Hastanesi hizmet binasının inşaatının hızla devam ettiğini belirterek, Hastane yaklaşık 72 bin metrekare arsa üzerinde 90 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu, 6 bloktan oluşacak hastanenin tamamlandığında 72 poliklinik odası, 53 yoğun bakım, 11 ameliyat salonu ve 785 otopark alanıyla hizmet vereceğini söyledi.
Sözleşmeye göre 36 ayda tamamlanması planlanan hastane inşaatının 2020 yılının sonunda tamamlanması belirtilirken, firmanın şartlar uygun olması halinde daha önceden tamamlanarak teslim edilmesi bekleniyor.
Özellikle de İstanbulluların yakından takip ettiği ve Türkiye’nin en büyük projesi olması ile dikkat çeken Kanal İstanbul Projesinde son durum ne, ihale tarihi açıklandı mı?
Türkiye’nin göz bebeği projeleri arasında yer alan Kanal İstanbul Projesi hakkında belirsizlik ne yazık ki sürüyor.
Gerek Cumhurbaşkanı gerek Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan gerekse de Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından her fırsatta kesin olarak yapılacağı açıklanan Kanal İstanbul için beklenen ihale tarihi henüz açıklanmadı.
Çinli Yatırımcının İlgisi Büyük
Projenin büyüklüğü ve önemi yabancıların ilgisini arttırmaya devam ederken proje hakkında Çinli ve Amerikalı yatırımcıların büyük bir rekabet içerisinde olduğu belirtiliyor.
Böylesine kritik bir dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Çin’e yapılan gezide büyük bir merak konusu oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan gezisi kapsamında yabancı yatırımcılarla bir araya gelirken yatırımcılara Türkiye’ye yatırım yapmaları çağrısında bulundu.
Dolar Kurunun Artması Projeyi Olumsuz Etkilemişti
Pek çok kişinin yakından takip ettiği projede dolar kurunda yaşanan hızlı artış maliyeti artırdığı için ihale süreci sekteye uğramıştı.
Enflasyon rakamları ve dolar kurunda yaşanan geri çekilme ile beraber Kanal İstanbul Projesinin yeniden hükümetin programına alınması bekleniyor.
Sürekli olarak yapılacağı yönünde verilen beyanatlar nedeni ile hükümet tarafından artık prestij projesi haline gelen Kanal İstanbul Projesinin 209 yılı sona ermeden ihale tarihinin açıklanacağı tahmin edilirken Çin ziyareti esnasında konunun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından basına kapalı olan kısımda gündeme getirilip getirilmediği de merak konusu oldu.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin tramvayı uzatma çalışmalarında inşaat başladı.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi kent ulaşımına konfor getirecek çalışmalarını sürdürüyor. Vatandaşların memnuniyetini kazanan Akçaray tramvay hattının Kuruçeşme bölgesine uzatılacak kesiminde Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Mevlana Alt Geçidi çalışmalarına başlandı. İzmit D 100 Karayolu üzerinde bulunan Mevlana Kavşağının altına inşa edilecek olan alt geçit içerisinden tramvay araçları geçerek Plajyolu bölgesine ulaşım sağlanacak.
Korkulukların Sökümüne Başlandı
Mevlana Alt Geçidi çalışmaları kapsamında tramvay hattının geçeceği kısmın bağlantı yolu üzerindeki korkulukların sökümüne başlandı. Proje kapsamında yeni yapılacak olan yol için kazı çalışmalarına başlanırken mevcut tramvay hattının Mevlana Alt Geçidine kadar uzatılması için zemin iyileştirme çalışmalarına devam ediliyor.
18 Metre Uzunluğunda
Mevlana Kavşağında gerçekleştirilecek olan çalışmalarda mevcutta bulunan eski alt geçit yıkılarak yerine 18 metre uzunluğunda 6 metre yüksekliğinde ve 9 buçuk metre genişliğinde yeni alt geçit inşa edilecek. Yeni alt geçitte 895 metre küp hazır beton 90 ton nervürlü donatı çeliği bin metrekare parke 2 bin 500 metre bordür 6 bin 100 ton asfalt ve 500 metre oto korkuluk imalatı yapılacak.
Mevlana Kavşağında da Düzenlemeler Yapılacak
Okullar bölgesinden Plajyoluna ulaşılacak tramvay hattı kapsamında yapılacak alt geçit ile D 100 Karayolu üzerinden Kocaeli Gümüşhaneliler Vakfı önünden Kuruçeşmeye geçilmesi sağlanacak. Alt geçit çalışmaları kapsamında D 100 yan yol ve Mevlana Kavşağındaki kollarda çeşitli düzenlemeler de yapılacak.
Tapu Kanunu ve yeni imar kanunu meclisten geçti. İşte Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi detayları ile tam metni!
Yapılan görüşmeler sonucunda kanun teklifi dün akşam meclisten geçti ve yasalaşması için tek adım olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanarak Resmi Gazete’de yayımlanması kaldı.
Tapu Kanunu Neleri Değiştirecek?
Yapılan değişiklik ile beraber 28 madde ile önemli değişiklikler yapıldı.
Bundan sonra tapu işlemleri tarafların farklı tapu daireleri ve teşkilatlarında bulunmaları durumunda ayrı ayrı yapılabilecek.
Tapu sicili ve kadastro tespiti nedeni ile yapılan işlemlerden oluşan zarar bulunması durumunda hisse sahiplerine hem hata nedeni hem de düzeltme sonrası oluşacak hisse durumu tebligat ile bildirilecek.
Tapu üzerine bundan sonra resim yapıştırma zorunluluğu da ortadan kaldırılacak.
Hasarlı binaların yıkımı için bakanlık acil kodu ile karar verecek ve kat maliklerinin izninin alınması zorunluluğu ortadan kalkacak.
İstanbul Teknik Üniversitesi kampüsünde bir ilk gerçekleştiriliyor. Bir kısmı geri dönüştürülebilir malzemeden yapılmış çevreci binada, minimum enerji tüketimi hedefleniyor.
Çevreci, 24 Saat Yaşayan, Engelsiz, Yaya Dostu…
Bu anlayışla yola çıkıldı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) kampüsünde. Bunun için yürütülen çalışmalardan biri ise LEED sertifikası almış tamamen çevreci bir bina.
Yeşil kampüs alanında Türkiye’de 2 senedir birinci olan İTÜ, dünya üniversitelerini çevre duyarlılığı açısından değerlendiren GreenMetric sıralamasında ise 67’nci sırada yer alıyor. Aynı zamanda, bu listede ilk 100’de yer alan tek Türk üniversitesi.
Minimum Enerji Tüketiliyor
Bina inşa edilirken, seçilen bitkiden uygulanan her bir sisteme kadar konunun uzmanlarıyla çalışıldı. Sadece İstanbul iklimine özgün bitkiler seçmeye, suyu mümkün olduğunca etkin kullanma gibi ayrıntılara dikkat edildi. Sonuçta ortaya çevreci bir bina çıktı.
Enerji verimli olan bu binada kullanılan tüm elektronik ürünler, minimum enerji tüketmek üzere tasarlandı.
Kampüste hiçbir bitki şebeke suyuyla sulanmıyor. Yağmur suyunu biriktirmek için geçirimli beton uygulaması hayata geçirildi. Geri dönüşümden elde edilen suyla binanın etrafına dikilen peyzaj bitkilerinin sulaması yapılıyor.
Ozon Tabakasına Zararsız Gazlar Kullanıldı
Binanın bir diğer önemli özelliği ise, mekanik sistemde kullanılan gazların ozon tabakasına hiçbir zarar vermemesi. Bu gazlar sera gazı üretmiyor. Yani iklim değişimini etkilemiyor. Aynı zamanda, binanın belli bir kısmı geri dönüştürülebilir malzemeden yapıldı.
Bina yapılırken birçok unsura dikkat edildi. Bunlardan biri de karbon ayak izini minimum düzeyde tutmaktı. Bu süreçte, şantiye alanındaki hafriyat kamyonları bile yıkanarak dışarı çıkarıldı. Kısacası bina, inşaat aşamasında ne gürültü kirliliği ne de çevre kirliliğine neden oldu.
Binayı Kimler Kullanacak?
10 bin metrekare kapalı alana sahip binanın bodrum katında, mekanik tesisatlar, depolar, laboratuvarlar bulunuyor. Onun üstündeki 3 kat, Marmara Bölgesi’ne yazılım alanında katkı sağlayan Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından kullanılacak.
Binanın diğer 3 katını ise Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü kullanacak. İklim değişimi, yer kabuğu, okyanuslar, denizler gibi konularda çalışan enstitü, çevreci bir binada bilim araştırmalarına devam edecek.
“Maksimum konfor, minimum gider”
Yapı İşleri Teknik Daire Başkanı Sis Alkan’ın “sıfır atık özellikli bir bina” olarak tanımladığı yapının çevreye hiçbir zararı yok.
“Bizim için her bir ağacın yaprağının bile çok büyük bir önemi var” diyen Alkan, çevreyi korumaya çalıştıklarını söylüyor.
Binanın atmosfere saldığı hiçbir zararlı madde olmadığını da anlatan Alkan, şöyle konuşuyor:
“Camları konforlu cam. Gelen güneş ışığını tamamen emen yapılar. Bunların hepsi özenle seçilmiş, çoğunlukla yerli malzemeler. Konforu maksimum düzeyde eksiltmeden minimum gider sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye’de LEED sertifikalı binalar yapılıyor ama biz çevreci yaklaşım anlamında derece ve sertifika almış bir kampüsüz.”
Diğer Binalara Göre Maliyeti Daha Fazla
Çevreci olmayan bir binaya oranla İTÜ’nün binasının maliyeti yüzde 20 daha fazla. Ancak ileride alınacak kazançların hiçbir maddi ölçütle değerlendirilemeyeceğini belirten Alkan, şunları anlatıyor:
“Her şeyden önce örnek oluyorsunuz, gurur duyacağınız bir yapınız var elinizde. Ekonomik ömrünü tamamladığında ne olacağı meçhul değil. ‘20 yıl sonra bu bina çevreye zarar vermeye başlayacak’ gibi bir korkunuz yok ya da dışarıya şu gazı salacak diye bir endişeniz yok. Bu tarz binalarda ekonomik ömür 50-60 yıl civarında.”
Alkan ayrıca, tasarruf yüzdelerini tutturduklarında binayı kullanıma açacaklarını vurguluyor. Kampüsü minimum enerjiyle sürdürme amaçlarının olduğunu söyleyen Alkan, “Bu size 1-2 yıl içinde fazlasıyla geri dönüyor. Sadece size de değil, ülkeye, dünyaya geri dönüyor. Geri dönüşüme çok önem vermeliyiz. Bireysel olarak yapabileceğimiz en büyük katkı bu. Atacağımız her şeyi ayrıştırmamız gerekiyor artık” diyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi çevreci bir kampüs anlayışıyla yenilenmeye devam edecek.
Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur, seçim dönemi sözünü verdiği kent meydanı, katlı kapalı pazaryeri ve yeni belediye binası için düğmeye bastı.
3 Büyük Proje Hayata Geçecek
Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur, seçim dönemi sözünü verdiği kent meydanı, katlı kapalı pazaryeri ve yeni belediye binası için düğmeye bastı. Nüfusu 200 bine dayanan ilçenin aynı zamanda trafik sorununu da çözecek olan bu adımlar için Başkan Uygur, İzmir Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Halil İbrahim Alparslan ve Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Deniz Tokgöz’le toplantı gerçekleştirdi. Torbalı Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Çiçek Gültekin Elber’in de bulunduğu toplantı sonrasında 3 proje için, ulusal etaplı proje yarışması düzenlenmesine karar verildi.
Usta Jüri Ekibi Son Kararı Verecek
Torbalı’ya yakışan projeleri, alanında usta mimarların çizimleriyle hayata geçirmeyi planlayan Başkan Uygur ve ekibi, süreci de yakından takip edecek. Mevcut meydandan başlayarak, kapalı pazar yerini de kapsayan alana yapılacak olan kent meydanı, mevcut belediyenin sol tarafında yer alan otopark alanında yükselecek olan iş merkezi ve belediye hizmet binası ile Vergi Dairesi’nin önüne yapılacak olan katlı, otoparklı kapalı pazar yeri ile Torbalı’nın birçok kilit sorunu da çözülmüş olacak. İlçenin ihtiyacına yanıt verecek olan bu projeler için Türkiye’nin önemli mimarları yarışacak. Kısa bir süre sonra yarışma ile ilgili detaylar belirleneceği ifade edilirken, alanında uzman jüri tarafından projeler değerlendirilecek. Yarışmanın sonuçlarının açıklanmasından kısa bir süre içerisinde de inşaat çalışmaları start alacak.
Avcılar İnşaat, ofis-konut-alışveriş merkezinden oluşan Avcılar Exclusive adlı yeni projesini tanıttı.
Avcılar İnşaat, kuruluşunun 30. yılında 925 milyon lira yatırımla 3 tane proje hayata geçirecek. İlk proje Avcılar Exclusive Bayraklı, İzmir’in iş merkezi Bayraklı’nın tam kalbinde yer alacak. Konut-Ofis-Alışveriş Merkezleri olarak tasarlanan proje, Avcılar Exclusive Tanıtım Ofisinde düzenlenen toplantıyla tanıtıldı.
Avcılar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı İdris Avcı, bugüne kadar 788 bin metrekare alanda 4 bin 165 konut ve 647 iş yeri inşa ettiklerini hatırlatarak “İzmir’de kurulduk, İzmir’de büyüdük, bu şehre kalben bağlıyız, İzmir bizim yaşam sevincimiz. Kurucumuz ve onursal başkanımız Hikmet Avcı’nın çizdiği yolda modern yaşam alanları oluşturmak tek hedefimiz. Tüm projelerimizi, yatırımcımıza yüzde 200 oranında kazanç sağlayan ‘Modernizmin Mimarı’ vizyonuyla hayata geçiriyoruz. Avcılar Exclusive Bayraklı ise sadece yatırım açısından kazanç sağlamayacak, getirdiği yeniliklerle hayal ettiğiniz yaşamı da sunacak” dedi.
30. Yıla Özel Fırsatlar
İdris Avcı, Avcılar ailesi olarak kuruluşlarının 30. yılını kutladıklarını ve bu nedenle 30. yıla özel peşin alımlarda yüzde 30 indirim fırsatını sunduklarını ifade etti. Ayrıca herkesin ofis ya da ev sahibi olabilmesi için tüm imkanlarını seferber ettiklerine dikkat çeken Avcı, şirket bünyesinde “72 ay vade ve sıfır faiz” imkanı da sunduklarını belirterek, “Dileyen müşterilerimiz de 0,98 faiz oranıyla 120 ay vade ile banka kredisi kullanabilecek” dedi.
Yatay Mimari
Bayraklı’nın gökdelenler bölgesi olmasına karşın, insanların gökdelenlerde yaşamın olumsuz yönlerini görmeleri nedeniyle bu tür yapılardan uzaklaştığını ifade eden Avcı “Biz de bu alana gökdelen yapabilirdik. Ancak yatırımcılarımızın sesine kulak verdik. 8 katlı yatay bir mimariyi tercih ettik. Bunu yaparken güvenliği en üst seviyede tuttuk. Zemininde kullanılan büyük çap ve derinlikte inşa edilen ve yük taşıma kapasitelerinin fazlalığı ile bilinen 97 fore kazık kullandık. Bu aslında 30 katlı bir kule için en güvenli inşaat modeli iken biz bunu sadece 8 katlı Avcılar Exclusive Bayraklı için kullandık. Exclusive Bayraklı, Türkiye’de yapı güvenliği en yüksek olan projelerden olacak” dedi.
Avcılar Exclusive Bayraklı’nın en önemli özelliklerinden birinin ofis ve ev konsepti olduğuna dikkat çeken Avcı, bunun yatırımcıya dünyanın en değerlisi olarak kabul gören “zamanı” kazandıracağını söyledi. Projenin Metro, İZBAN ve otobüs duraklarına, alışveriş merkezlerine, İzmir Adliyesi’ne, hastane ve eğitim kurumlarına çok yakın olduğunu belirten İdris Avcı “Aslında şehri ayağınıza getirdik. Buradan konut ve ofis sahibi olanlar, evinden çıkıp yürüme mesafesinde ofisine ulaşabilecek” dedi. Avcı şöyle devam etti: “İç mekanlarda ferahlık ve konfor ön planda tutuldu. Geniş mutfak, geniş balkonlar da yine projenin dikkat çeken özellikleri arasında yer aldı. 500 konutun bile ihtiyacından fazla olan 2 bin 500 metrekarelik sosyal donatı alanı oluşturuldu. Açık, kapalı yüzme havuzu, fitness, oyun salonu, restoran, kafeler, alışveriş alanları, hamam, sauna, maç izleme alanları, sinema ve dinlenme odaları bulunuyor. “Projede konut ya da ofis sahipleri değil misafirler dahi düşünüldü. Misafirlerin konaklayabileceği, kiralanabilen süit daireler olacak.”
Öz Sermaye ile Zamanından Önce Teslim
Avcılar ailesi olarak sadece inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerini ve 30 yılı geride bıraktıklarını söyleyen İdris Avcı “Projelerimizi banka kredisi kullanmadan tamamen öz sermayemizle gerçekleştiriyoruz. Bu yüzden de bütün taahhütlerimizi söz verdiğimiz süreden önce yerine getiriyoruz” diye konuştu. İzmir’de konut sektöründe diğer büyük şehirlerde olduğu gibi çok fazla proje olmadığını, Avcılar Exclusive’in lokasyonuyla eşsiz olduğu belirten İdris Avcı, “Bu ortamda yapılabilecek en güzel yatırımın fırsatını sunuyoruz. Çünkü proje 5 yıldızlı, lokasyon 5 yıldızlı, yatırımcının kazancı da 5 yıldızlı” dedi.
Ocak-Nisan döneminde 16 şehirde toplam 41 yeni otel projesi teşvik belgesi aldı. 1.2 milyar TL yatırımla hayata geçirilecek bu projelerle 2.3 bin kişiye ek istihdam sağlanacak.
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), bu yılın ilk 4 ayında Ticaret Bakanlığı tarafından verilen ‘Yatırım Teşvik Belgelerine’ ilişkin verileri il bazında araştırdı. Buna göre, Ocak-Nisan 2019 döneminde ülke genelinde toplamda 16 şehirde 41 yeni otel projesi teşvik belgesi aldı.
Karadeniz’de Gerileme
Buna göre yatırım tutarı yüzde 3.6 artarken, proje sayısı yüzde 35 düştü. En fazla otel yatırımı yapılacak iller sıralamasında Antalya 10 otelle yine ilk sıraya otururken, İstanbul 8 otelle ikinci, Muğla 6 otelle üçüncü sırada yer aldı. Karadeniz Bölgesi’nde otel başvuru sayısı ise 11’den 5’e geriledi.
2.397 Ek İstihdam Yaratacak
1 milyar 227 milyon TL yatırımla tamamlanacak 41 otelle sektöre 2.397 ek istihdam sağlanacak. Yatırımlar bitince yatak kapasitesi 9.413 adet artacak. Yatırımlarla ilgili bir değerlendirme yapan TÜROB Başkanı Müberra Eresin, Anadolu’daki yatırım artışının sevindirici olduğunu dile getirdi. Eresin, İstanbul, Muğla ve Antalya’da ise yeni oteller yerine mevcutların yenilenmesine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Trabzon Arsin Organize Sanayi Bölgesi ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği, Sektörel Ticaret Heyeti Programı kapsamında Rusya Federasyonu’ndan Kazan–Ufa’ya ziyaret gerçekleştirdi. Bölgenin iş adamları görüşen heyet, ortaklık ve yatırım yapma konularından önemli temaslarda bulundu.
Yapı ve İnşaat Malzemeleri sektöründe yer alan Arsin Organize Sanayi Bölgesi, Beşikdüzü Organize Sanayi Bölgesi ve Trabzon ilinde sektörde faaliyet gösteren 12 firma ve 24 temsilcinin katılımıyla oluşan heyet, ilk olarak Tataristan Yatırım Geliştirme Ajansı ve Tataristan Cumhuriyeti İnşaat, Mimarlık ve İskan Bakanlığı’nı ziyaret ederek ülkenin ekonomik durumu ve yatırım olanakları hakkında bilgi aldı. Heyet daha sonra Tataristan ve Başkurdistan’daki iş adamları ile yeni iş birliklerinin değerlendirdiği görüşmeler yaptı.
Gerçekleştirdikleri ziyaretle ilgili bilgiler veren Trabzon Arsin Organize Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi, “Program, sanayicilerimiz için bu bölgeleri tanımaları, mevcut iş fırsatlarını ve iş potansiyellerini yerinde görmeleri bakımından önemli bir fırsat yarattı. Yaptığımız ihracat hamlesi her ne kadar ticari bir kazanım gibi gözükse de, temaslarımız esnasında kurduğumuz dostluk temelli ilişkilerin iki ülke arasındaki bağların güçlenmesine ciddi bir katkı sağladığına inancımız tamdır. Rusya’da ekonomi ve ticaretin yanı sıra farklı alanlarda geniş iş birlikleri yaparak maliyetleri azaltabilir, ülkemize daha fazla katma değer sağlayabiliriz” dedi.
TMB’nin nisan ayı inşaat sektörü raporunda, gelecek yıllarda yurt dışında üstlenilecek işlere ilişkin büyük artış öngörüsünde bulunuldu. Raporda “Yurt dışı müteahhitlik sektörünün yıllık yeni proje tutarının, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 35 milyar dolara, 2030’larda da 50 milyar dolara yükseltilmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede uluslararası pazardan firmalarımızın aldığı pay yüzde 7’lere çıkacaktır” denildi.
Türkiye Müteahhitler Birliğinin (TMB) nisan ayı inşaat sektörü raporunda, yurt dışı müteahhitlikte yıllık yeni proje tutarının 2023’te 35 milyar dolara, 2030’larda da 50 milyar dolara yükseltilmesinin amaçlandığı belirtilerek, “Bu sayede uluslararası pazardan firmalarımızın aldığı pay yüzde 7’lere çıkacaktır” ifadesi kullanıldı.
TMB’nin inşaat sektörünü analiz ettiği nisan ayı raporunda, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu dış finansman konusunda gelişmiş ülke merkez bankalarının likidite musluğunu yeniden açmaya başlamasının destekleyici bir görünüm sergilediği bildirildi.
4,5 Yıllık Seçimsiz Dönem
Yerel seçimlerin ardından yeni bir ekonomik reform hamlesiyle orta ve uzun vadede genel ekonomiyle birlikte inşaat sektöründe de sürdürülebilir büyümenin gözlenebileceğine işaret edilen raporda, Türkiye ekonomisinin temellerinin sağlam olduğu ve toparlanma sürecinin, uygulamaya konulacak politikaların etki gücünün yanı sıra küresel görünüme bağlı olacağı kaydedildi. Söz konusu raporda, “Ekonomide güven Türk Müteahhitlerin Hedefi Dünya Pazarından Yüzde 7 Pay 33 Haber artırıcı söylemler ve eylemlerle şeffaf yönetim anlayışı ve yapısal sorunların çözümüne dair kapsamlı ve piyasa dostu bir yaklaşıma her zamankinden fazla ihtiyaç vardır. Önümüzdeki 4,5 yıllık seçimsiz dönem, sorunların giderilmesi için Türkiye’ye önemli bir fırsat sunmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Büyüme Gözlenebilir
Ekonomik aktivitede toparlanma için beklentilerin 2020 yılına yöneldiğine dikkati çekilen raporda, Türkiye’nin potansiyel büyüme oranının yükseltilmesi, teknolojik altyapı ve eğitim sisteminin güçlendirilmesiyle yüksek kaliteli ve verimli büyümeye ulaşmasının amaçlanması, sürdürülebilir kalkınma yolunda gerekli adımlar olarak sıralandı. Raporda, ayrıca, yerel seçimlerin ardından yeni bir ekonomik reform hamlesiyle orta ve uzun vadede genel ekonomiyle inşaat sektöründe de sürdürülebilir büyüme gözlenebileceğinin altı çizildi. Öte yandan, ekonomideki gelişmeler ve sektörün iç dinamikleri nedeniyle inşaat sektöründeki daralmanın bu yılın ilk yarısında da devam etmesinin öngörüldüğü belirtildi.
Kamu-özel iş birliği projelerinin verimli olacakları bir çerçeve dahilinde devam ettirilmesinin, mega projelerin uluslararası finansmanla hayata geçirilmesinin ve kentsel dönüşüm sürecinin sektör için önem taşıdığının vurgulandığı raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:
Sektör Frene Bastı
“İnşaat Sektörü Güven Endeksi, yılın ilk çeyreğinde daralmanın sürebileceği işaretlerini vermektedir. Endeks, yılın ilk çeyreğinde ufak artışlarla düşük seyrini sürdürmüştür. İnşaat ruhsatı alan daire sayısının geçen yıl neredeyse 10 yıl önceki seviyesine dönmesi sektörde artan sorunların etkisiyle frene basıldığı yönünde yorumlanmaktadır. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde konut satışları, bir önceki yılın aynı aylarına kıyasla ocakta yüzde 24,8, şubatta yüzde 18,2 düşmüştür. Mevcut konut stokunun yönetilebilmesi için hem yatırımcı hem de son tüketiciye yönelik kredi olanaklarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sektöre düşük faizli finansman sağlanmasında, faaliyete geçen Türkiye Emlak Katılım Bankasının önemli işlevler üstlenebileceği değerlendirilmektedir. Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin ise yeniden 20-30 milyar dolar bandına doğru hareket ettiği gözlenmektedir. Bu yıl 10 bininci projeye doğru ilerlemekte olan yurt dışı müteahhitlik sektörünün yıllık yeni proje tutarının, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 35 milyar dolara, 2030’larda da 50 milyar dolara yükseltilmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede uluslararası pazardan firmalarımızın aldığı pay yüzde 7’lere çıkacaktır.”
100 Bin Kişilik İstihdam
Yurt dışı projelerde son yıllarda gerileme gösteren Türk iş gücü istihdamının önündeki engellerin aşılmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılmasının önem taşıdığına değinilen raporda, yurt dışında Türk iş gücü sayısının 100 bine çıkarılmasının hedeflendiği bildirildi. Raporda, Rusya’da kısa sürede 2012-2015 yıllarındaki ortalama yılda 5-6 milyar dolar potansiyel proje tutarına yaklaşılmasının mümkün olduğuna dikkat çekilerek, “Irak’ta barışın tesisiyle geçen yılın sonunda hükümetin kurulması, sektörel iş birliğimiz açısından olumlu bir dönemin başlangıcının sinyallerini vermektedir. Bu çerçevede Türk firmalarının birikmiş alacaklarının ödenmesi ve mevcut projelerin tamamlanması mümkün olabilecektir. Yeni dönemde ülkenin yeniden imarına yönelik projelerde daha etkin rol alınması açısından da ilişkilerin geliştirilmesi önemlidir” ifadelerine yer verildi.
İmar barışı son başvuru tarihinin dolması ile beraber Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetimlere başladı. Yapı kayıt belgesi alanlar, kaçak yapısı olanlar dikkat!
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı imar barışı başvurularının sona ermesi ile beraber denetimlerini sıklaştırdı.
Bakanlık ilk etapta yapı kayıt belgesi için yapılan başvuruları incelemeye aldı. 1 Ocak 2018 tarihinden sonra yapıldığı tespit edilen kaçak yapılar için alınan belgeler iptal edildi.
2018 Yılında Yapılan Kaçak Yapılar Yıkılacak!
Çevre Bakanı Murat Kurum’un imar barışı hakkında sıklıkla ifade ettiği kaçak yapı çalışmaları hakkında beklenen iptaller başladı.
Hatırlanacağı üzere Bakan Murat Kurum defalarca uydu fotoğrafları üzerinden yapı kayıt belgesi ve imar barışı başvurularının tek tek inceleneceği 31 Aralık 2017 ve sonrası yapılan tüm kaçak yapıların istisnasız yıkılacağını söylemişti.
Ancak süreçte pek çok kişi devletin af çıkaracağını düşünerek özellikle de hazine arazileri ve SİT alanlarına kaçak yapılar yapmaya başlamış, ardından da bu yapılar için e-devlet üzerinden yapı kayıt belgesi almıştı. Gelen ilk bilgilere göre 105 yapı kayıt belgesi iptal edildi.
İptal edilen 64 bina için ise yıkım çalışmaları tamamlandı. Kaçak yapılarda incelemeler devam ederken 400 kaçak yapının belediye tarafından denetime alındığı belirtiliyor.
Antalya’da Binaların Yarısı Kaçak!
İmar barışı başvuru rakamlarına göre Antalya’da yer alan yapıların yarısının kaçak olduğu ortaya çıktı.
İmar barışının başlaması ile hazine arazilerine çok sayıda baraka tarzı yapı inşa edildiği, inşa edilen bu yapılara 2018 yılı ve sonrasında yapılmasına rağmen yapı kayıt belgesi alındığı ortaya çıktı.
İmar barışı fırsatçıları ile bakanlığın mücadelesi devam ederken kaçak yapıların tümüne yıkım kararı çıkacağı, yapı kayıt belgesi başvurusu iptal edilen kişilere ise ödedikleri imar barışı ücreti ve yapı kayıt belgesi paralarının iade edilmeyeceği belirtiliyor.
Birbiri ardına hayata geçen raylı sistem projeleri ve kentsel dönüşle İstanbul’un en çok rağbet edilen ilçelerinden biri haline gelen Kartal’da onlarca firma, binlerce markalı konut inşa ediyor.
10 -15 yıl öncesine kadar İstanbul’un fabrikalar bölgesi olarak bilinen Kartal, bugünlerde onlarca markalı konut projesine ev sahipliği yapıyor. İstanbul’un anayasası olarak tanımlanan 1/100.000’lik imar planıyla kentin yeni çekim merkezlerinden biri kabul edilen Kartal’da hızlı bir kentsel dönüşüm süreci yaşanıyor. İlçede bir bir yıkılan eski fabrikaların yerine konut binaları yükseliyor. Öte yandan bölgeye yapılan ulaşım projeleri ilçeye olan talebi artırıyor. 2012’de devreye giren Kadıköy-Kartal metrosu ve geçtiğimiz günlerde açılan Marmaray hattı ile ulaşımı daha da güçlenen Kartal, Anadolu Yakası Adalet Sarayı, Kartal Marina gibi büyük kamu yatırımlarına da ev sahipliği yapıyor.
Yabancı Yatırımcı Çekiyor
Endeksa’nın verilerine göre, Kartal’da konut fiyatları son 4 yılda yüzde 39 artış gösterdi. Ortalama konut metrekare fiyatının 3 bin 467 lira olduğu ilçede ortalama konut satış fiyatı 381 bin 370 lira, konut yatırımlarının geri dönüş süresi ise 25 yıl. Bölgede yatırım yapan markalı konut üreticileri arasında Türkiye’nin en tanınmış müteahhitlerinin yanı sıra yabancı şirketler de bulunuyor. İlçede Teknik Yapı’dan Rönesansa, DKY’den AND Gayrimenkul’e, Dağ Mühendislik’ten Dap Yapı’ya kadar onlarca şirket, binlerce markalı konut inşa ediyor. Umran Yapı ve Amad Gayrimenkul otaklığında haşata geçirilen Kartal Wings, bölgedeki ilk yabancı konut yatırımı olarak öne çıkıyor.
Kartal’da satışa sunulan markalı konut projeleri, 1+0’dan 6+1’e kadar değişik konut tipleriyle ailelerden yalnız yaşayanlara kadar çok geniş bir alıcı kitlesine hitap ediyor. Çoğu dönüşüm projesi olarak hayata geçirile bu sitelerde her bütçeye uygun seçenekler yer alıyor.
Zaha Hadid İmzası
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP) tarafından 2006 yılında açılan yarışmayı kazanan dünyaca ünlü mimar Zaha Hadid’in, Kartal Kentsel Dönüşüm projesiyle ilçeye imzasını atmış oldu. Kartal – Pendik aksını İstanbul’un yeni merkezlerinden biri olarak tasarlayan Zaha Hadid’in projesi, 555 hektarlık bir alanı kapsıyor.
Polatlı Organize Sanayi Bölgesi’ne yapılacak 27 milyon lirayı bulan dev yatırım, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylandı.
Ankara’nın Polatlı ilçesinde bulunan, Polatlı Ticaret Odası Organize Sanayi Bölgesi’ne 27 milyon lirayı bulacak dev yatırım, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylandı. 100 hektarlık alanda yol, atık su, yağmur suyu ve içme suyu projelerinin gerçekleşeceğini belirten Polatlı Ticaret Odası Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ulvi Sakarya, bu adımların sadece projenin ilk etabı olduğunu aktardı.
Konuyla ilgili açıklama yapan Ulvi Sakarya, “Geçtiğimiz dönemlerde Organize Sanayi Bölgemizin yol, atık su, yağmur suyu, içme suyu altyapı işlerini kapsayan çalışmalarla alakalı Bakanlığımız kredilendirme talebimizi 27 Haziran 2019 tarihi itibariyle onayladı. Şu anda alt yapı inşaat yapımı ihale sürecini başlatacağız. İnşallah en kısa sürede ihaleyi gerçekleştirip, bu önemli yatırımı bölgemize kazandıracağız” dedi.Ayrıca Sakarya, yaklaşık 27 milyon lirayı bulacak olan bu yatırım ile daha fazla yatırımcıyla OSB’nin buluşacağını ve istihdamın da artacağını aktardı.
Yeni inşaat ruhsatı sayısı büyük bir hızla düşerken konut stoku ise erimeye devam ediyor. 2020 yılında inşaat sektörü ve konut satışlarında patlama bekleniyor.
Yılmaz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yılmaz konut sektörünün bugünkü durumu ve gelecek beklentileri hakkında AA haber ajansına özel bir röportaj verdi.
Konut satışlarının 2020 yılında patlama yaşayacağını belirten Yılmaz konut stokunun ise büyük bir hızla eridiğini, 1 sene içerisinde tamamen tüketileceğini açıkladı.
Konut Stoku Hızla Tükeniyor!
Düşen konut satışı rakamları sonrasında yeni inşaat ruhsatı sayısında rekor oranda düşüş olduğunu belirten Yılmaz “Konut stokumuz özellikle İstanbul’da fazlaydı. Konut satışları azalsa da hala yıllık bazda 1 milyona yaklaşacak gibi gözüküyor.
Geçen yıl ve bu yıl alınan ruhsat sayıları da ciddi anlamda düştü. Geçen yıl alınan ruhsat sayısında yüzde 55, bu yıl ilk 5 ayda ise 80 civarında düşüş yaşandı. Yani, yeni konut üretimi fazla yokken satışlar sürüyor. Halihazırda yapılan satışlar mevcut stoklardan gidiyor, yani stoklar eriyor.
230-240 bin adet konut stoku vardı. Baktığınız zaman şu andaki stok, önümüzdeki bir yıla ancak yetecek gibi gözüküyor.” diyerek konut stokunun hızla eridiğini vurguladı.
Ev Almanın Tam Zamanı, Konutta Fırsat Dönemi Başladı!
Konut fiyatlarının dip noktaya düştüğünü dile getiren Yılmaz konut yatırımının her zaman kazandırdığını söyleyerek “Gayrimenkule baktığınız zaman son 25 yılda hiç zarar ettirmemiş, hep kazandırmıştır.
Diğer yatırım araçları zaman zaman kaybettirse de konutta böyle bir durum söz konusu olmamıştır. Bu yüzden sektörün geleceğinden çok umutluyum. Özellikle 2020’de konut satışları hep yukarı yönlü olacak.” dedi.
Arsa yatırımı yapmak isteyen kişiler için büyük fırsat! Emlak Konut arsa satışı için ihale düzenleyeceğini duyurdu. Emlak Konut ihale ilanları haberimizde.
Türkiye’nin en büyük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı şirketleri arasında yer alan Emlak Konut Başakşehir Millet Bahçesi, Başakşehir Şehir Hastanesi, Kuzey Yakası Ofisleri ve Metro İstasyonu’na komşu arazileri satışa sunuyor.
Lokasyonu ile yatırım değeri yüksek arsa ihalesi düzenleyen Emlak Konut ihale tarihini 11 Temmuz 2019 olarak duyururken 2 adet arsa için teklif vermek isteyen kişiler 10 Temmuz 2019, saat 17:00’ye kadar teklif verme fırsatına sahip olacaklar.
Emlak Konut İhale Süreci
Birinci adım olarak istekliler geçici teminat bedellerini yatıracaklar.
Ardından geçici teminat mektubu ve ihale teklifleri ilgili belgeler ile Emlak Konut Genel Merkezi adresine teslim edilecek.
Tüm bu işlemleri tamamlayan kişiler Açık Artırmaya Katılım ve Yüklenim Belgesi imzalayacak ve Emlak Konut ihale bayrağını teslim alacak.
11 Temmuz 2019 tarihinde Emlak Konut Genel Merkezi adresinde bulunan binada ihale düzenlenecek ve arsa satışı tamamlanacak.
Meclis yaz mesaisinin bu haftaki bölümünde sporda şiddetin cezalarını ağırlaştıran teklif ile imar hukukundaki değişiklikleri görüşecek. Kentsel dönüşüm mağduriyetlerini önlemek amacıyla bazı şartlar getiriliyor. Müteahhitler, yapının yüzde 80’ini tamamlamadan satış yapamayacak.
TBMM Genel Kurulu, yarın AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa’da Değişiklik teklifini ele alacak.
Düzenlemeyle, müsabaka öncesinde, esnasında veya sonrasında taraftarların sürekli veya geçici olarak gruplar halinde toplandıkları yerler, müsabakanın yapılacağı yere gidiş ve geliş güzergâhları, takım veya taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlar ya da takımların kamp yaptığı yerler, “spor alanı” tanımı içerisine alınıyor. Böylece statlardaki önlemler buralarda da uygulanabilecek.
TFF Süper Lig ve 1. Lig dışındaki ligler ile futbol dışındaki branşlarda da elektronik kart ve elektronik bilet uygulamasına geçilecek.
Kentsel Dönüşüm Değişiyor
Genel Kurul’da daha sonra tapu ve imar yasaları ile afet riski altındaki alanların dönüşümüne ilişkin yasada değişiklik teklifinin görüşülmesi planlanıyor. Komisyonda teklif üzerinde yapılan değişikliklerle mülk sahiplerinin bazı hakları güçlendirildi. Buna göre, bu tekliften önce ilan edilen riskli alanlarda ya da bakanlıkça uygulamada bulunulan riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerekli şartların bulunması halinde daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, malikleri adına payları oranında tescil edilecek.
İmar Yasası’na da geçici bir madde eklenecek. Böylece, yürürlük tarihinden önce ilgili idare veya yetkili kurumca onaylanmış ancak tescil işlemi tamamlanmamış parselasyon planlarında hesaplanmış, düzenleme ortaklık payı kesintilerine göre yürütülen iş ve işlemlere 2 yıl daha devam edilecek.
Lehine Olan Korunacak
Yapılaşmaya elverişli olmaması nedeniyle birleştirilen parsellerin yapılaşmaya uygun yeniden parsellere ayrılması durumunda, uygulamadan önceki cephe, konum ve benzeri fiili kullanım durumu dikkate alınarak parsel sahiplerinin lehine olan haklar korunacak.
Yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması halinde, ortaklık payı oranını yüzde 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme yapılabilecek. Uygulama sonucunda oluşan değerin öncekinden az olmaması kaydıyla bu yola gidilecek. Bu hak, her türlü imar planını kapsayacak şekilde genişletildi.
Müteahhide Sınırlama Geliyor
Kentsel dönüşüm mağduriyetlerini önlemek amacıyla bazı şartlar getiriliyor. Müteahhitler, yapının yüzde 80’ini tamamlamadan satış yapamayacak.
Kentsel Dönüşüm Genel Müdür Yardımcısı Suna Kotan, müteahhide düşen hisselerin satılmasıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Şöyle bir durum var uygulamada: Kat irtifakı kuruluyor, yapı daha hiç yapılmadan, ortada hiç yapı yokken müteahhit kendi payını satabiliyor. İnşaatı yarım bırakıp gittiği zaman da hem o projede hak sahibi olan malikler mağdur oluyor hem de müteahhitten daha yapılmamış yapıyı satın alanlar mağdur oluyor. Bunu engellemek adına bir sınırlama getirildi. Şöyle diyoruz: İnşaat yüzde 80 oranında tamamlanmışsa müteahhidin payına düşen kaç daireyse bunun yüzde 70’ini satabilecek, yani yüzde 10 altındaki bir miktarı satacak. Aslında çok da müteahhidi mağdur edecek bir durum da değil. En azından şunu ortaya koyuyoruz: Ortada bir yapının olması lazım satabilmesi için, ortada hiçbir yapı yokken müteahhit proje üzerinden yapı olmadan kimseye gayrimenkul satmasın. Müteahhitler de buna ‘hayır’ demediler. Evet, müteahhitler yap-sat değil de sat-yap şeklinde çalıştıkları için buradaki kaynakla inşaatı tamamlıyorlar ama bu yüzde 10 onları çok mağdur edecek bir şey değil. Ama yapı olmadan satış işlemi olmayacak.”
CHP’li Üyeden Destek
İMAR teklifinin sahibi AK Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz, muhalefetten gelen eleştirilere karşı, “Kesinlikle bir rant oluşturma, herhangi bir şekilde bir tarım alanının, koruma kapsamında olan bir alanın imara açılması veya imarla bunların baskı altına alınması gibi bir düzenleme yasada olmadığı gibi, tam da aksi yönde, tarım arazileri üzerinde olabilecek baskıları kaldıran, özellikle köy yerleşim alanlarının dahi genişlemelerinin bile tarımsal izin kapsamına alındığı gibi temel maddeler var” dedi. CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız ise “Kanun doğru, yani en az yüzde 25, yüzde 30 parası olan müteahhit girsin kentsel dönüşüme” dedi. Yıldız, şöyle devam etti: “İşte 300 bin mağdur var. Katılıyorum, kanuna da katılıyorum ama elimizdeki fazlalık konutları muhakkak değerlendirmemiz gerekir. Bu ülkenin sorunu, sadece şahıs olarak müteahhidi düşünmemek lazım. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı TOKİ’yle işbirliği yaparak bu önümüzdeki ekonomik krizi çözmemiz lazım. Aksi takdirde müthiş derecede insanlar iflas edecek. Bankalarda şu an, benim bildiğim kadarıyla 16-17 bin daire var icralık. Elinde 300-400 dairesi olan, 50 dairesi olan, satmamış bir müteahhit de gelip o kentsel dönüşüme girmez bundan sonra. Öyle rant filan da yok şu an. Bizim bölgemizde, turizm bölgesinde bile yaptığımızı satamıyoruz. Ben 4 yıldan beri 3 tane daire bile satamadım, böyle bir durumdayız.”
35 yıldan bu yana, Suriye’den başlayıp Mısır ve Suudi Arabistan’a uzanan bir coğrafyada çok sayıda dev projeye imza atan Masar İnşaat, gayrimenkul ve inşaat sektöründe edindiği köklü tecrübeyle, rotasını Türkiye’ye çevirdi. Masar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ahmad Ghassan Altınawı “Tecrübemizle sektöre yeni projeler kazandıracağız” dedi.
Kendi öz kaynaklarından oluşan finansal gücünü, tecrübesiyle birleştiren şirket, 2019’da ilk etapta Düzce ve İstanbul-Pendik ’de yaklaşık 425 milyon TL’lik bir yatırımla iki projeye imza atacak. Bolu ve Akdeniz’de gerçekleştirmeyi planladığı iki dev tatil köyü projesini de bu yıl içinde olgunlaştıracak.
Gayrimenkul ve inşaat sektöründe yabancı yatırımcı akını, sadece konut satın alma odaklı olarak ilerlemiyor. Sektörün yatırım potansiyeli ve gelişim alanlarını gören şirketler de Türkiye’ye yatırıma geliyor. Suriye, Mısır ve Suudi Arabistan’da çok sayıda dev projeye imza atan Masar İnşaat, Türkiye pazarına iki konut ve 2 turizm projesiyle giriyor. Şirket, Türkiye’yi farklı ülkelerdeki tüm operasyonlarının üretim üssü olarak belirledi. 35 yıllık know how ve öz sermayesinden oluşan finansal olanaklarını, Türkiye için seferber edecek.
Kira Öder Gibi Ev Sahibi Yapacak
Türkiye’deki operasyonları aracılığıyla Türkiye’nin en iyi 10 inşaat firması arasında yer almayı hedefleyen şirket, bundan 5 ay önce Düzce’de temellerini attığı projesini yıl sonunda teslim edecek. Düzce Devlet Hastanesi ve Düzce Üniversitesi arasında giderek değerlenen bir bölgede, 65 milyon TL’lik yatırımla 18 bin metrekare arazi üzerinde yükselen, 228 adet daire ve 16 ticari alandan oluşan proje aracılığıyla, yatırımcıları kira öder gibi ev sahibi yapacak.
Pendik’te 360 Milyon TL’lik Dönüşüm
Bu yılın sonunda İstanbul- Pendik’te yaklaşık 360 milyon TL’lik bir yatırımla, 90 bin metrekare arazi üzerinde, 100 daireden oluşan bir kentsel dönüşüm projesine başlayacak. Adalar manzarasına sahip olan proje, Sabiha Gökçen Havalimanı’na, civardaki alışveriş merkezleri, hastaneler, okullar ve metro istasyonuna yürüyüş mesafesinde yer alıyor.
Teknokent’e de komşu olan proje ayrıca, bölgenin en büyük alışveriş merkezi Viaport’a da çok kısa sürede ve kolay bir şekilde ulaşma imkânı sunuyor.
Şirketin, turistlerin yeni gözdesi olan Bolu Dağı’nda 115, Akdeniz sahilinde ise 220 milyon TL değerinde yatırım için çalışmalarını sürdürüyor. Uzun vadede, her iki bölge üzerinde turizm odaklı 2 dev bir proje gerçekleştirmeyi planlıyor.
Sektöre Güven, Yatırıma Dönüşecek
Türkiye ekonomisi ile gayrimenkul ve inşaat sektörüne duydukları güvenle, tüm operasyonları ve finans kaynaklarını Türkiye üzerinden yönetme kararı aldıklarını vurgulayan Masar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ahmad Ghassan Altınawı, “Türk gayrimenkul ve inşaat sektörü tüm gelişim aşamalarıyla çok büyük bir potansiyel güce sahip. Biz de güçlü finansal duruşumuzla, Türkiye’yi radarımıza aldık. Suriye, Mısır ve Suudi Arabistan’da edindiğimiz 35 yıllık tecrübemizle sektöre yeni projeler kazandıracağız” dedi.
Kredi Kullanmadan, Kendi Öz Kaynaklarıyla Yatırım Yapacak
Projelerinde, öncelikle yerli yatırımcıya odaklanacaklarının altını çizen Ahmad Ghassan Altınawı, konuya ilişkin şunları söyledi:
“Türkiye’yi kendi evimiz gibi görüyoruz. Tüm gelişim alanları, güçlü ekonomisi ile hem yatırım hem de yaşamak için çok doğru bir ülke. Bugün Avrupa’nın herhangi bir yerine ya da Amerika’ya gitseniz, yeni yapılanmaya ilişkin çok az şey görürsünüz. Oysa dev ulaştırma, kentsel dönüşüm ve inşaat projeleriyle Türkiye’nin çehresini geliştiriyor. Üstüne üstlük; olağan üstü doğası, coğrafi konumu ve kültürel çeşitliliğiyle adeta bir altın madeni! Bu nedenlerden ötürü rotamızı Türk gayrimenkul ve inşaat sektörüne çevirdik. Kedi kullanmadan, kendi öz kaynaklarımızla, Düzce’deki arazimiz üzerinde proje geliştirdik. Sene sonunda teslim edeceğiz. Pendik’te bu senenin sonunda bir kentsel dönüşüm projesine başlayacağız. Antalya ve Bolu’daki arazilerimiz üzerinde, uzun vadede çok büyük turizm projeleri geliştireceğiz.”
Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından Kilis’te inşa edilen Yukarı Afrin Barajı’nda yüzde 100 doluluk oranına ulaşıldı.
Barajın da içinde yer aldığı Yukarı Afrin Projesi’nin tamamlanması ile Kilis’in 2060 yılına kadar olan içme suyu ihtiyacı karşılanacak.
2016, 2017 ve 2018 yıllarında bölgede yaşanan kuraklıklar hem de nüfus artışından dolayı Seve Barajı’ndan temin edilen içme suyunun Kilis’e yetmez hale gelmesi üzerine, DSİ bölgede kalıcı çözüm bulmak amacıyla Yukarı Afrin Projesi’ni hayata geçirmek için çalışmalarını başlattı.
Baraj Dolu
Bu çerçevede projenin ana bileşenlerinden birisi olan 60 metre yüksekliğe sahip Yukarı Afrin Barajının inşaatına hız veren DSİ, kısa sürede baraj inşaatı tamamlayarak su tutma işlemini gerçekleştirdi ve barajda bugün itibariyle doluluk oranı %100’e ulaştı.
43 Km’lik İsale Hattı Yapılacak
Proje kapsamında baraj ile beraber isale hattı inşaatı da başlayan DSİ, Yukarı Afrin Barajında depolanan içme suyunu Kilis’e ulaştıracak 43 km’lik isale hattının 22,3 km’lik kısmını da tamamladı. Yine proje içinde bulunan tefi merkezi ile 10 bin metreküp kapasiteli deponun temel kazılarını da bitirdi. Kalan işlerde yüzde 41 fiziki gerçekleşmeye ulaşan DSİ, projeyi bu yıl içerisinde tamamlamayı hedefliyor.
Projenin Maliyeti 600 Milyon Lira
Projenin toplam maliyeti 600 milyon lira olup, tamamlanması halinde Kilis’e yıllık 19 milyon metreküp su tahsisi yapılacak ve yoğun şekilde Suriyeli misafirlere ev sahipliği yapan Kilis’in 2060 yılına kadar içme suyu ihtiyacı karşılanacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum kentsel dönüşüm eylem planı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Detaylar haberimizde.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinde uzun süredir çalıştığı kentsel dönüşüm eylem planını sonunda tamamladı.
Konu hakkında açıklama yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum “Hisseli parseller müstakil parsele dönecek. Mülkiyet sorunu çözülecek.” dedi.
Kentsel Dönüşüm, Gönüllü, Hızlı ve Yerinde Olacak
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum kentsel dönüşümde vatandaşın isteklerinin yerine getirildiğini söyleyerek “Teklife konu olan tüm iyileştirmeler, değişiklikler ve düzenlemeler sahada yaptığımız gözlemler, vatandaşlarımızla yaptığımız istişareler sonucunda belirlendi. Bilhassa 2B, kentsel dönüşüm, tapu ve imar barışı gibi konularda vatandaşımızın, yaşadığı mağduriyet ve problemleri çözen, kapsamlı bir düzenleme oldu.” dedi.
Otopark Sorunu Çözülecek, Metruk Binalar Yıkılacak
Özellikle de büyük şehirlerde her geçen gün daha da büyük sorunlara yol açan otopark sorununu çözeceklerini belirten Bakan Murat Kurum, “Yaptığımız düzenleme ile bu haklar ve şerhlerin, yeni yapılar için kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi safhasında söz konusu haklar ve şerhlerden yükümlü olan malike düşecek bağımsız bölümler üzerinde devam ettirilmesi ve bu suretle alacaklı olanların herhangi bir zarara uğramamasını sağlıyoruz.” dedi.
Riskli Binalar İstisnasız Yıkılacak
Bazen tepki görmelerine rağmen riskli yapı tespiti yapılan tüm binaları tek tek yıkacaklarını belirten Bakan Murat Kurum “Bizim dayanıksız binalarda artık tek bir canın bile yitip gitmesine tahammülümüz yok. Ağır hasar gören veya ağır hasar görme riski bulunan yapıların bulunduğu alanlardaki dönüşüm uygulamalarımızda maliklerin ve ilgililerinin muvafakati aranmaksızın dönüşüm yapılacak.
Hiçkimseye de taşınmazının değerinin altında bir taşınmaz verilmeyecek. İstanbul’un yanı sıra örnek gösterilecek projelerle Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Samsun’da 5 ilde yeni rezerv konutlar üreteceğiz. Hedefimiz her il ve ilçeye dokunuşlar yapıp istenilen örnek gösterilen doğru dönüşümlere imza atmak.” dedi.
İmar Barışı Yapı Kayıt Bedeli Ödeme Süresinin Uzatılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 1267) 1 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Hem süre uzatıldı hem taksit geldi!
31/12/2017 Tarihinden Önce Yapılmış Ruhsatsız veya Ruhsat ve Eklerine Aykırı Yapılar İçin Yapı Kayıt Belgesi Almak Üzere Başvuruda Bulunmuş Olanların Yapı Kayıt Bedeli Ödeme Süresinin Uzatılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 1267) bugün yayımlanan Resmi Gazete’de yer aldı.
İmar Barışı / Affı Yapı Kayıt Belgesi Uzatıldı
1 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile imar barışı son ödeme tarihi uzatıldı. Yayımlanan yeni karar ile beraber imar barışı son ödeme tarihi 31 Temmuz 2019 tarihine kadar uzatıldı.
İmar barışı başvuru formu doldurarak yapı kayıt belgesi oluşturan kişiler yapı kayıt belgesi bedelinin en az yüzde 5 tutarını 31 Temmuz tarihine kadar ödemekle yükümlü tutulacak.
İmar Barışı Taksitlendirme Nasıl Yapılacak?
Yapı kayıt belgesinin yüzde 25’lik bölümünü 31 Temmuz 2019 tarihine kadar ödeyen kişiler isterlerse kalan tutarı taksitler halinde yıl sonuna kadar ödeme hakkına sahip olacaklar.
Ancak kalan kısım için her ayın birinde yüzde 2 oranında faiz hesaplanacak. Yani ödenen her tutarda kalan kısım için yüzde 2 oranında gecikme faizi tahsil edilecek.
İmar Barışı Ödemesi Nasıl Yapılır?
Yapı kayıt belgesi başvurusu yapan kişilere sistem otomatik olarak cep telefonlarına yapı kayıt belgesi başvuru numarası yolluyor.
Bu numara ile imar barışı tahsil eden bankalar üzerinden ya da internetten imar barışı ödemesi yapmak isteyenler için Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank internet şubesi üzerinden ödemeler bölümünden yapı kayıt belgesi ödemesi ekranına ulaşılarak yapı kayıt belgesi numarasıyla ödeme yapılabiliyor.
Hükümet açık veren bütçe için bir dizi yeni vergi getirmeye hazırlanırken konut sektöründe ise lüks konutlar için yeni vergi düzenlemesi yapıldığı belirtiliyor.
Dünya Gazetesi tarafından yapılan habere göre hükümet bir dizi yeni vergi düzenlemesine hazırlanıyor.
Lüks Konut Vergisi Artacak, Ultra Lüks Konut Projelerinden Ev Alanlar Daha Fazla Vergi Ödeyecek
“Makul şekilde giderlerin azaltılması gibi temel bir hedef var. Üstüne bir de gelir artırıcı, bütçeyi güçlendirecek bazı kararların alınması değerlendiriliyor.” diyen üst düzey yetkili, “Teklif metninde ultra lüks olarak tanımlanan konutların satışında vergi oranları artırılacak. Diğer konut alışlarında herhangi bir vergi düzenlemesi olmayacak” dedi.
İsmini vermek istemeyen yetkili tarafından yapılan açıklamalara göre ekonomi yönetiminin bazı makro ihtiyati tedbirler üzerinde de çalıştığını belirterek, “Başka bazı vergi adımları olabilir. Gelir artırıcı adımlar görebiliriz, bazı sektörler desteklenebilir de ancak bütçedeki bozulmanın daha fazla olmaması için yılın kalanında giderlerin ciddi şekilde kısılması söz konusu olabilir.” dedi.
Hazine Bütçe İçin Büyük Kaynak Sağlayacak
Yine yapılacak olan yasal düzenleme ile beraber Merkez Bankası karının yüzde 20’sine denk gelen tutar Türk Lirası olarak Merkez Bankası kasasında tutulur ifadesi değiştirilecek ve bunun yerine yüzde 10 ifadesi getirilecek.
Aradaki yüzde 10’luk fark hazinenin kasasına aktarılacak. Tek bir seferlik biriken tutarın tamamı hesaplara aktarılacak ve bundan sonra her yıl yüzde 10 para aktarımı devam edecek.
Merkez Bankası Eski Başkanı Yılmaz, Kararı Eleştirmişti
Hazine ve Maliye Bakanlığı bu şekilde para basmadan ve Merkez Bankası’na borçlanmadan 40 milyar liralık dev bir kaynak bulmuş olacak. Ancak ekonomistler bu durumu “kefen parasını harcamak” olarak yorumluyor ve büyük tepki gösteriyor.
Konu hakkında açıklama yapan Merkez Bankası eski başkanı Durmuş Yılmaz alınan kararı büyük bir skandal olarak nitelendirdi ve “Bir insan akşamdan sabaha düşünse, en yanlış iletişim politikasını nasıl uygulayabilirim dese bundan daha kötüsünü bulamaz. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı zaten yara almıştı, bu durumda çok daha fazla yara alacak.” uyarısında bulundu.
İzmir Ataşehir’de yükselen Nilüfer Ataşehir’de yaşam Eylül 2019’da başlayacak. Ailelere yönelik geniş metrekareli 3+1 dairelerden oluşan proje, lüks detaylarıyla öne çıkıyor.
Onag Yapı ve Hüseyin Divrik ortaklığıyla hayata geçirilen İzmir Ataşehir’de inşa edilen Nilüfer Ataşehir’de yaşam Eylül 2019’da başlayacak. Aileler için göre tasarlanan ve sadece geniş metrekareli 3+1 dairelere yer verilen projede 6 blokta 88 adet konut yer alıyor. Onag Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Gültekin, Nilüfer Ataşehir’de insan hayatını kolaylaştıracak tüm detayların düşünüldüğünü belirterek “Projemizin mimarisine çok önem gösterdik. Hem dış mimari hem de iç mimari için özel olarak çalıştık” dedi. Projede lüks detaylara da çok önem verildiğini anlatan Gültekin, “Dairelerde kullanılan tüm malzemeleri birinci sınıf kalite kullandık. Lükste en üst sınıra ulaştık. Örnek dairemizi ziyaret eden 100 müşteriden 99’u büyük memnuniyetle ayrılıyor” diye konuştu.
Karma Değil Aile Projesi
Projede küçük dairelere yer vermek istemediklerini belirten Gültekin, şunları söyledi: “Yeni yapılan konut projelerinin neredeyse tamamına yakını karma projelerden oluşuyor. Bizim yaptığımız büyüklükte daire yapan çok az firma kaldı. Karma projelerde oturmayı tercih etmeyen, aile konseptli proje isteyenlerin sayısı da çok fazla. Bizde bu projemizde tamamen ailelerin yaşayabileceği, geniş dairelere yer verdik. Aileler için güvenlik ve çocuk faktörü çok öneli. Bizde sosyal alanlarıyla içerisinde dopdolu bir yaşam sürecekleri, çocuklarını gönül rahatlığıyla bırakabilecekleri güvenli bir site yaptık. Şehrin tam merkezine tatil konforunu getirdik. Projemizdeki sosyal alanlar ve peyzaj alanlarımız otel konforunu aratmayacak.”
Nilüfer Ataşehir’in ortak alanlarında yüzme havuzu, fitness salonu, sauna, çocuk oyun alanı ve geniş peyzaj alanları yer alıyor. Yerden ısıtmalı olarak tasarlanan daireler; bulaşık makinası, fırın, ocak, davlumbaz ve mikrodalga fırından oluşan 5’li ankastre seti ile 4 adet klimasıyla birlikte teslim edilecek. Her daireye özel kapalı otopark alanı ayrılan sitede kapalı otoparktan asansörle bloklara giriş imkanı da bulunuyor.
Ulaşımı Kolay
Yeni yapıların yoğun olduğu, şehrin tüm ulaşım imkanlarına sahip, AVM’lere, hastanelere, metro ve diğer ulaşım araçlarına yürüme mesafesinde bulunan Nilüfer Ataşehir, Mavişehir otoban girişine 1 dakikalık mesafede yer alıyor. Projeden, Mavişehir’in trafiğine katılmadan otoban girişiyle İzmir’in her yerine kolayca ulaşmak mümkün. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacak olan Karşıyaka-Çiğli tramvayı da projenin yakınından geçecek
Bankaların faiz oranları elinde parası kişileri cezbetmeye devam ederken konut sektörünün öncü isimleri konuta yatırım yapanların kazanç sağlayacaklarını açıkladı.
Yükselen vadeli mevduat faiz oranları pek çok kişiyi konut yatırımından uzaklaştırarak faize yönlendirdi.
İnşaat sektörü yükselen faiz oranları nedeniyle sıkıntılı günler yaşarken sektörün öncü isimleri ise parayı faize değil konuta yatıranların kazanacağını iddia etti.
Konut Fiyatları Yüzde 100 Artacak
Konu hakkında açıklama yapan Yücesoy Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yücesoy konut yatırımının çok büyük önem kazanacağını söyleyerek “Bugün için arsa fiyatlarında hiçbir düşüş yaşanmadı. Ama maliyetler son 3 yılda neredeyse 3 kat arttı. Fakat bu durum fiyatlara çok yansıtılmadı.
Piyasaya baktığınızda satış fiyatlarının halen olması gerekenin yüzde 30 altında seyrettiğini görüyoruz. Yani bugün yeni bir konut yapmak isterseniz örneğin maliyeti 100 lira iken, 6 ay veya 1 yıl önce yapılmış benzer bir konutu 70 liraya bulabiliyorsunuz. Banka kredi faizlerinin düşmesiyle yeniden güncellenecek gayrimenkul fiyatlarında en az yüzde 20’lik bir artış olacak.
Fakat bu çok iyimser bir tahmin. Ben, inşaat sektöründe yaşanan maliyet artışları, arsaların artan değerleri, kredi faizlerindeki düşüş nedeniyle konuta talebin yükselmesi gibi etmenler sonucu fiyatta yüzde 100’e yakın bir artış olacağını öngörüyorum. Bu durum belki bazılarına abartılı gelebilir ama beyaz eşya, cep telefonu, otomobil gibi diğer ürünlerdeki fiyat artışıyla karşılaştırıldığında sonucu görecekler.
Özetle konut fiyatları tarihin en düşük seviyesinde. Konutlar bugüne kadar hiç bu kadar değersiz olmamıştı. Kısacası gerek ev sahibi olmak gerekse yatırım yapmak isteyenler önümüzdeki 1 aylık süreci iyi değerlendirsinler. Bu altın fırsat bir daha önlerine kesinlikle çıkmayacak.” diyerek konut fiyatlarının 2 katına çıkacağını iddia etti.
Bugün Ev Alanlar En Az Yüzde 50 Kazanç Sağlayacak
Bugün konuta yatırım yapanların sektör açıldığı anda birkaç ay sonra en az yüzde 50 kazanç sağlayacağını söyleyen Tanyer Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Münir Tanyer, “Bankaların faiz oranları vatandaşlara oldukça cazip geliyor. Belki bugüne kadar bu doğruydu ama bundan sonrası için tam tersini söyleyebiliriz.
Öncelikle vatandaşlarımız şu anda satılan konutların değerinin çok altında olduğunu bilmiyor. Gerek banka kredi faizlerinin yüksekliği satışları durma noktasına getirince gayrimenkul fiyatlarında da bir düşüş yaşandı. Örneğin 600 bin liralık ev bugün 400 bin liraya satılıyor. Fakat sanki evin gerçek fiyatı 400 bin liraymış gibi hareket ediliyor.
Çok değil, birkaç ay sonra kredi faiz oranları düşüp konut fiyatları olması gereken değere yükseldiğinde bugün ev alanlar yüzde 50 oranında kazanç sağlayacak. Bu oran bankaların mevduat faizine verdiği faizle kıyaslanamaz bile. O açıdan hem başını sokacağı bir eve sahip olmak isteyenler hem de yatırım amaçlı olarak bir ev almak isteyenler için önümüzdeki 1 ay çok önemli. Bizlerin önerisini dinleyen ve parasını gayrimenkule yatıranlar ne denli karlı bir işe imza attıklarını kısa vadede görecek.” dedi.
İmar barışı son ödeme tarihi 30 Haziran 2019 tarihinde sona eriyor. Bakan Kurum TOKİ İstanbul çekilişi canlı yayını esnasında ödemeler için müjde verdi.
İstanbul Başakşehir Kayabaşı TOKİ konutları kura çekilişi törenine katılan Bakan Murat Kurum önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Murat Kurum imar barışı ödemeleri hakkında açıklamada bulundu ve Ziraat Bankası şubelerinin hafta sonu çalışacağını duyurdu.
İmar Barışı Ödemeleri İçin Bankalar Hafta Sonu Açık Olacak mı?
İmar affı son ödeme tarihi 30 Haziran 2019 itibariyle sona erecek.
Bakan Murat Kurum TOKİ Başakşehir Kayaşehir çekilişi töreninde yapmış olduğu Cumartesi veya Pazar gününe denk gelen son ödeme günleri için bankaların açık olacağını duyurdu.
Ziraat Bankası şubeleri Cumartesi ve Pazar günü açık olacak ve imar barışı ödemeleri şubelerden kabul edilecek.
Bakan Murat Kurum yapmış olduğu açıklamasında “İmar barışı son başvuru tarihi doldu. İmar barışına 10 milyon 257 bin kişi başvuruda bulundu. Ödeme süresi 30 Haziran 2019 tarihinde sona erecek. Bu nedenle Ziraat Bankası Cumartesi ve Pazar günleri açık olacak.
Vatandaşlarımız ödemelerini yapabilsinler diye böyle bir düzenlemeye gittik.” dedi.
Kaçak Yapılar Yıkılacak
Bakan Murat Kurum 31 Aralık 2019 itibariyle yapılan kaçak yapıların yanı sıra sit alanları ve koruma alanlarına yapılan tüm yapıların yıkılacağını açıkladı.
Doğal Taş Sektöründe Bilgi ve Teknolojiye Dayalı Üretim Modeli Projesi kapsamında Avrupa Birliği finansmanıyla kurulan Bayburt Doğal Taş Fabrikası’ndan ihraç edilen Bayburt Siyah ve Beyaz Oniks taşı dünyanın en pahalı yerleşim yerlerinden biri olan New York Manhattan’da üst düzey daireleri içinde barındıran Steinway Tower binasının iç dekorasyonunda kullanılıyor.
İki yıl önce açılan Bayburt İl Özel İdaresi, Bayburt Belediyesi ve Bayburt Ticaret Odası ortaklı doğal taş fabrikası ulusal pazara yönelik çalışmalarını yeni gelişim stratejileriyle yurt dışına taşıyor. Geçen yıl 11 ülkeye gerçekleştirdiği doğal taş ihracatıyla üretim ve pazarlama hacmini artıran fabrika, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’de otoritelerce yılın en prestijli inşaat projesi olarak gösterilen Steinway Tower’ın iç dekorasyon tedarikçisi oldu.
Fabrikada üretilen beyaz ve siyah oniks mermerler New York’un Manhattan bölgesindeki Midtown Manhattan’da yapımına devam edilen Steinway Tower’a pazarlandı. Mermerler, Central Park manzaralı lüks dairelerin mutfak, banyo, zemin kaplamaları ile muhtelif iç dekorasyonlarında kullanılıyor. Dev projede bugüne kadar 60 dairenin çeşitli kısımları Bayburt’tan ihraç edilen siyah ve beyaz oniks mermerlerle döşendi.
İsmini dünyaca ünlü Steinway piyanolarından alan ve iki milyar dolara mâl olacak Steinway Tower’ın 495 metre yüksekliğe sahip olacağı belirtiliyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bayburt Valisi ve Doğal Taş Fabrikasının Yönetim Kurulu Başkanı Ali Hamza Pehlivan, “Uzun yıllara dayalı meşakkatli bir süreç sonunda tesis edilen fabrikamızın kuruluş amacı doğal taş rezervleri açısından çok zengin olan Bayburt İlimizde taş sektörünün gelişmesi, bu alanda faaliyet gösteren taş ocakları ve işletmelere uygun şartlarda plaka veya ebatlı taş kesimi yapmak suretiyle pazara hazır ürün sağlanması, fuarların takibi, ulusal ve uluslararası düzeyde yeni pazarlar bulunması gibi çalışma ve faaliyetlere öncülük etmektir. Taş ocakları ve taş işletmeleriyle işbirliği ve koordinasyon içinde fabrikamızdan kesilip plaka veya ebatlanarak çıkan taş çeşidimizi 6’dan 26’ya yükselttik. Ulusal düzeyde pek çok projede kullanıldığı gibi doğal taşlarımız, yabancı ülkelere de gidiyor ve Newyork’daki Steinway Tower binasında olduğu gibi prestij projelerde de kullanılıyor. Bu durum bizleri İlimiz ve doğal taş sektörü adına ziyadesiyle memnun ediyor. Müşterek çabalarla doğal taş üretim ve pazarlama hacmimiz inşallah giderek artacak ve ilimizin ekonomisine, istihdamına daha fazla katkılar sağlayacaktır.” dedi.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan, “İnşaat malzemeleri ihracatında zirve olarak 23 milyar dolarları gördükten sonra 15 milyar dolarlara inmiştik. Şimdi yeniden 23 milyar dolara doğru gidiyoruz” dedi.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, bu yıl ikincisi “Fırtınalı Havada Dümende Olmak” başlığıyla düzenlenen Türkiye İMSAD Gündem Buluşmalarının açılışında yaptığı konuşmada, inşaat malzemeleri sanayisine ilişkin verileri paylaştı.
Sektör büyüklüğünün son yıllarda özellikle iç pazarda inşaattaki daralma sonrası 100 milyar dolara gerilediğini dile getiren Erdoğan, bunun 21,5 milyar dolarının ihracat, geri kalanının ise iç pazarı temsil ettiğini söyledi.
Erdoğan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre Türkiye kara ve demir yollarında 950 milyon ton yük taşındığını kaydederek, bunun 250 milyon tonunun inşaat malzemeleri, 200 milyon tonunun da bu malzemeleri üretmek taşınan maden olduğunu, toplam taşınan yükün neredeyse yarısının inşaat malzemeleri sanayisinin oluşturduğu güçten kaynaklandığını anlattı.
Türkiye’nin tonaj bakımından ihracatının 120-130 milyon ton olduğunu aktaran Erdoğan, bunun 40 milyon tonunu inşaat malzemelerinin oluşturduğunu bildirdi. Erdoğan, bir dönem yurt dışında 30 milyar doları gören Türk müteahhitlik sektörünün, yaşanan olumsuzluklar sonrası karşılaştığı düşüşü atlattığını belirti.
İnşaat malzemeleri ihracatında da zirve olarak 23 milyar dolarları gördüklerini anımsatan Erdoğan, “Sonrasında her ne kadar 15 milyar dolarlara insek de şimdi yeniden 23 milyar dolar ihracata doğru gidiyoruz.” diye konuştu.
Türki Cumhuriyetler, Orta Doğu, Körfez ülkeleri ve Rusya gibi ülkelere yönelik ihracat potansiyelinden ve bu ülkelerin petrol fiyatının düşmesinden sonra yaşadığı ekonomik sıkıntılardan bahseden Erdoğan, “İnşaat malzemelerinde önemli pazarlarımız sanılanın aksine AB ülkeleri ve ABD. Gelişmiş ülkelere daha fazla ihracat yapıyoruz. İngiltere, Fransa, Almanya, ABD, Kanada, Orta Doğu’da İsrail ve Irak en önemli pazarlarımız.” ifadelerini kullandı.
İnşaatta Konut Geriledi Enerji Santralleri Devrede
Erdoğan, Batı standartları ile üretip Doğu fiyatlarıyla ihracat yaptıklarını belirterek, Afrika’nın potansiyelinin çok yüksek olduğunu ancak özellikle Kuzey Afrika’da Avrupalıların, Sahraaltı’nda ise Çinlilerin etkisiyle ihracatta istedikleri etkiyi yakalayamadıklarını söyledi.
İç pazarda konut satışlarında ve inşasında yaşanan daralmadan bahseden Erdoğan, geçen yıl inşaatta enerji santralleri, askeri tesisler, havalimanları, demir yolları gibi yatırımların öne çıktığını bildirdi.
Erdoğan, imar barışından sonra bazı binaların sisteme dahil edildiğini ve kentsel dönüşümün aslında şu anda yeni başladığını kaydederek, 20 milyon konuttan 7 milyonunun yeniden yapılması gerektiğini, kalan binaların da bakım ve tadilatla yenilenmesi gerektiğini anlattı.
Ferdi Erdoğan, “Sektörün yeniden canlanması için şantiye yerine yenileme pazarını devreye almalıyız. İşin kozmetiğinden yani boyadan vesaire bahsetmiyorum. Esas iklimlendirme, ısıtma-soğutma, aydınlatma, yangın güvenliği gibi konulardan bahsediyorum.” dedi.
İnşaat malzemelerinde kilogram başına düşen ihracat tutarının düşüklüğünden bahseden Erdoğan, ortalamanın altında olan bu tutarın artırılması gerektiğine işaret etti.
“Sıkıntıların üstesinden geleceğiz”
Eczacıbaşı Topluluğu Üst Yöneticisi (CEO) Atalay Gümrah ise belirsizliğin ve değişkenliğin yüksek olduğu ortamlarda pazarda daha çok bulunmanın, müşteriler ile daha çok zaman geçirmenin önemine dikkati çekti.
Gümrah, “Bütünde sıkıntılar, belirsizlikler olsa da, fırsatlar barındıran alt sektörler, coğrafyalar veya projeleri olan akıllı müşteriler her zaman vardır ve var olacaktır.” dedi.
İş insanının, hayalperest olma şansı olmadığı gibi umutsuz, çözümsüz olma şansının da bulunmadığını dile getiren Gümrah, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bizler rasyonel olmalıyız, çözüm üreten, fırsatlar yaratan kişiler olmak zorunluluğundayız. Aldığımız her kararın uzun dönem etkisini göz önüne almalıyız. İMSAD çatısı altındaki her bir yönetici eminim çok zor koşullarda dümende oldu. Biz bu ülkede profesyonel yöneticiler olarak arkasına rüzgarı almış, doğru dürüst dalga görmemiş, çarşaf gibi denizlerde süzülmüş kaptanlar değiliz. Fırtına yabancımız değil. Her fırtınada yeniden öğreniyoruz yüzmeyi, yüzdürmeyi, demir almayı, yeni limanlara varmayı. Bu zor günleri de atlatacağımıza, ülke olarak, sektör olarak sıkıntıların üstesinden geleceğimize inanıyorum.”
“Sektörü orta-yüksek teknoloji grubuna taşımalıyız”
Gümrah, süreklilik ve sürdürülebilirliğin ancak güçlü yapılar kurmak, geçmiş deneyimleri, birikimleri etkin kullanarak günün ihtiyaçlarına cevap vermek ve yarına hazır olmakla mümkün olabileceğini söyledi. Bugün sağlam temeller üzerine kurulmuş, deneyimli insan kaynağına sahip köklü kuruluşların yerel değil küresel düşünmesi gerektiğini dile getiren Gümrah, bunun yanı sıra yaratıcılığın, inovasyonun ve dijitalleşmenin ön plana çıkmasının önemli olduğunu, bu sayede şirketlerin gelecekte de güçlerini sürdüreceğini anlattı.
Gümrah, “Maalesef orta-düşük teknolojili sektörler arasında listelenen inşaat malzemeleri sektörümüzü teknoloji kullanımı ile geliştirerek, kısa vadede orta-yüksek gruba taşımalıyız.” diye konuştu.
Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel de inşaat sektöründe yaşanan daralmalardan ve muhtemel senaryolardan bahsederek, inşaat sektörüne yönelik yeni özel programa ihtiyaç odluğunu söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileriyle Aydın’daki TOKİ yatırımlarıyla ilgili görüşen AK Parti Milletvekili Bekir Kuvvet Erim, Nazilli’de eski Polis Meslek Yüksekokulu binasının bulunduğu yere Millet Bahçesi yapılmasının netlik kazandığını söyledi.
Ankara’da, Aydın’da hükümet tarafından 100 günlük eylem planı kapsamında yapılması planlanan yatırımlarla ilgili girişimlerini sıklaştıran AK Parti Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Fatma Varank ile ilin taleplerini kapsayan bazı konulara ilişkin görüşmede bulundu.
“Nazilli’ye yakışır bir millet bahçesi kurulacak”
Geçtiğimiz haftalarda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, Polis Meslek Yüksekokulu’nun ne olacağını sorduğunu hatırlatan AK Parti Aydın Milletvekili Erim, “Bakan Soylu Nazilli’de polis okuluna gerek duyulmadığını belirtmişti. Emniyet Genel Müdürlüğü İnşaat Daire Başkanlığı da polis okulu yapılmayacağı konusunda bize bilgi verdi. Nazilli’de Millet Bahçesi yapılması için TOKİ’nin çalışmaları netlik kazandı. TOKİ en kısa zamanda harekete geçecek ve polis meslek yüksekokulu binasının bulunduğu yere Nazillimize yakışır güzel bir Millet Bahçesi kazandıracağız” dedi.
“Umurlu’ya da TOKİ konutları kurulacak”
Efeler’de Umurlu Mahallesi’nde yapılacak olan okul inşaatı için ayrılan yaklaşık 50 dönümlük arazide TOKİ konutları yapılması için de girişimde bulunduklarını söyleyen Erim, “Daha önce de açıkladığımız gibi Aydın genelindeki TOKİ’nin konut projeleriyle ilgili çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Efeler, İncirliova ve Nazilli’de planlanan konut projeleri eş zamanlı olarak başlayacak. Ayrıca TOKİ Nazilli’de de Millet Bahçesi kuracak. İlerleyen süreçte diğer ilçelerimizde de tespit edilecek yerlere Millet Bahçesi kurulmasını sağlayacağız” diye konuştu.
Geniş Bir Alana Sahip
Erim’in yaptığı açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz yıl açıkladığı Millet Bahçesi Projesi ilk olarak Aydın’da Nazilli’de Polis Meslek Yüksekokulu’nun bulunduğu yerde hayata geçmiş olacak. Geçmişte Öğretmen Okulu, ardından Eğitim Enstitüsü olarak da hizmet veren Nazilli Polis Meslek Yüksekokulu’nun bulunduğu alanda, 1960’lardan bu yana yapılan ağaçlandırma sayesinde en az 50 yıllık ağaçların bulunduğu geniş bir yeşil alan bulunuyor.
Yusufeli Barajı giderek yükselmeye devam ederken şantiyede çalışmalar büyük bir özveri ile kesintisiz olarak sürüyor. Detaylar haberimizde…
Türkiye’nin en önemli projeleri arasında yer alan Yusufeli Barajı için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.
Bittiğinde dünyanın en yüksek üçüncü barajı unvanını el geçirecek olan Yusufeli Barajı için gövde betonunda yüzde 33 oranında gerçekleşme yaşandığı duyuruldu.
Şimdiye Kadar 7 Bin Metreküp Beton Döküldü
Projede bugüne kadar toplam 7 bin metreküp beton döküldüğü açıklanırken barajın gövdesi tamamlandığında 100 katlı bir gökdelen büyüklüğüne erişilecek.
DSİ 26. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklama ile projenin son durumu hakkında bilgi paylaşımı yapılırken gövde betonunda toplam %33 oranda gerçekleşmenin tamamlandığı belirtildi.
Yapılan açıklamada “Yusufeli Barajı ve HES tesisinin kurulu gücü 558 megavat ve yıllık enerji üretimi 1 milyar 888 milyon kilovat/saat’tir. Santral binası ve enerji yapılarında betonlama çalışmaları, planlandığı şekilde devam etmektedir. Ayrıca enerji santralinde elektromekanik parçalarının montajlarının da inşaat faaliyetlerine bağlı olarak devam ediliyor.” denildi.
Milli Bütçeye Yıllık 1 Milyar Liralık Katkı Sağlayacak
Tamamlandığında yıllık 600 bin kişinin enerji ihtiyacını tek başına karşılayacağı açıklanan proje hakkında DSİ “25 Haziran 2019 itibariyle Yusufeli Barajı’nda 1,3 milyon metreküp gövde betonu dökülerek gövde betonunda yüzde 33’lük gerçekleşme sağlanmıştır. Yusufeli Barajı’nın gövdesinde kullanılacak 4 milyon metreküp beton ile Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılabilir.” denilerek dökülen betonun hakkında bilgi verildi.
İstanbul-İzmir arasını 3,5 saate indirecek olan İstanbul – İzmir otoyolu Bursa’nın Karacabey ilçesine değer katacak.
Yapımı son sürat devam eden İstanbul-İzmir otoyolunun Bursa – Manisa arası tamamlandıktan sonra tamamen bitmiş olacak. Osmangazi Köprüsü – Bursa arası geçtiğimiz yıllarda hizmete girmişti. Otoyol yap-işlet-devret modeliyle hayata geçiriliyor. Özellikle tatillerde trafikte oluşan uzun kuyruklara çözüm olacak otoyolun tamamı Kurban Bayram öncesi açılması planlanıyor. 426 kilometrelik güzergahı kapsayan otoyolun 147 kilometrelik bölümü ile 21 kilometrelik bağlantı yolu işletmeye açılmıştı. İstanbul ile İzmir arasını 3,5 saate indirecek olan yol aynı zamanda bölgeye de değer katacak. Bursa Karacabey ilçesinin verimli tarım arazilerinde üretilecek ürünler de çok daha kısa sürelerde tüketiciye ulaşacak. Ayrıca otoyola yakın yere yapılan Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nde (TEKNOSAB) kurulacak fabrikalar bu yoldan faydalanacak.
“Marka değerini artıracak projelerden bir tanesi”
Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan, AK Parti hükümetinin Karacabey’e büyük yatırımlar gerçekleştirdiğini belirterek, “Bunlardan bir tanesi Gölecik Barajı’dır. İçme ve zirai sulamayla bölgemize katkı sağlayacak önemli bir projedir. İkincisi de Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan himayesinde Karacabey Taşpınar Mahallesi’nde 8 bin dönümlük bir alanda inşaat çalışmaları süren TEKNOSAB projesidir. Üzerinde bulunduğumuz İstanbul – İzmir Otoyolu da gerçekten Karacabey’e değer katacak, marka değerini arttıracak önemli projelerden bir tanesidir” dedi.
“İstanbul’a 1,5 saatte gideceğiz”
Karacabey’in Bandırma – Çanakkale, Mustafakemalpaşa – Balıkesir- Manisa – İzmir ve Bursa – İstanbul – Ankara yollarının kesişme noktası olduğunu vurgulayan Özkan, “İstanbul – İzmir otoyolu her anlamda bizim büyük Karacabey hedeflerimize ulaşmamızda çok önemli etki sağlayacak devasa projedir. Bu proje çerçevesinde İstanbul’a 1 buçuk saatte, İzmir’e 2 saatte gideceğiz. Türkiye’nin yaklaşık nüfusunun yarısına yakınını bünyesinde barındıran bölgelere komşu kapısı olacak bir mesafedeyiz” diye konuştu.
“Karacabey tarımına değer katacak”
Karacabey ‘in büyümesi için 3-T vizyonu ile hareket ettiklerini belirten Ali Özkan, “Bu 3-T’nin açılımı tarım, turizm ve teknolojik yatırımlar diyoruz. 3-T vizyonumuza ciddi manada bu otoyol katkı sağlayacaktır. Zaten TEKNOSAB projesinin yakınından da bu yolun giriş ve çıkışları olacak. Oradaki sanayi kuruluşlarının ürünlerinin, çok kısa sürede önemli pazarlara aktarılmasında avantaj sağlayacak. Karacabey tarım ve hayvancılığın başkenti olarak addedilen önemli bir ilçedir. Salçalık domatesin yüzde 40’ı Karacabey’in verimli topraklarında üretiliyor. Bunun gibi birçok tarıma dayalı, süt sektöründe faaliyet gösteren firmalar var. Hem burada yaşayan insanların bu pazarlara kısa mesafede, kısa sürede ulaşmasını sağlayacak hem de burada üretilen tarım ürünlerinin çok avantajlı bir şekilde aktarılmasına vesile olacak. Karacabey tarımına değer katacak. Özetlemek gerekirse İstanbul’un Anadolu Yakası’nda faaliyet gösteren bir manav kardeşimiz İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki Bayrampaşa Hal’ine gideceği zaman dilimi içerisinde, aradan aracıları çıkararak, direkt üreticilere ulaşma imkanını elde edecek. Karacabey’in tarımının gelişmesi, çeşitli alternatif üretmesi konusunda çok ciddi bir katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.
“Ziyaret eden turist sayısı her gün artacak”
“Karacabey Belediyesi olarak ekolojik turizme, kırsal turizme vurgu yapıyoruz. Eski Karaağaç leylek köyümüz bildiğiniz gibi Avrupa’da bizi temsil ediyor. Yaşayan göllerin en önemlilerinden bir tanesi Uluabat Gölü. 83 bin dönümlük Karacabey haramız var” diyerek sözlerini sürdüren, Özkan “Türkiye’de tek olan ayı rehabilitasyon merkezimiz var. Ihlamur, defne, kestane ormanlarımızın yanında, en önemlisi longoz ormanlarımız var. Marmara Denizi’ne kıyı bir sahil beldemiz, tatlı su ile tuzlu suyun birleştiği Dalyan gölümüz var. Yaklaşık 300 çeşit kuş türünü ve endemik bitkileri içerisinde barındıran longoz ormanları şu anda Türkiye’nin gündemine girmiş konumda. Biz tanıtım konusunda gayret gösterdikçe, burayı ziyaret eden turistlerin sayısı her gün artacaktır. Günü birlik turizm, hafta sonu turizm ve kalıcı turizm konusunda Karacabey’e önemli bir hareket getirecek ve o yörede yaşayan vatandaşlarımızın turizm pastasından daha fazla pay almasına katkısı olacaktır” dedi.